SAĞLIK - 22 Mart 2018 Perşembe 09:42

Görülemeyen tümörlere masada sıcak kemoterapi

A
A
A
Görülemeyen tümörlere masada sıcak kemoterapi

Antalya’da başlayan 7.

Antalya’da başlayan 7. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde konuşan Genel Cerrahi Profesörü ve Moleküler Onkoloji Doktoru Emel Canbay, Anadolu insanında kanser noktasında ’bıçak sürdürme ürer’ diye bir anlayışın olduğunu belirterek, "Ne yazık ki bu bir anlamda şu açıdan doğru. Biz tümörlerin gözle görülenleri alıp, görülemeyenlere ise etki edemiyoruz. Bunu önlemek içinde bizim ameliyat masasında aynı anda hastaya sıcak kemoterapiyi eklememiz gerekiyor. Tümör hücrelerini bitirebilmek, bütün amacımız bu" diye konuştu.


Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen Türk Tıbbı Onkoloji Kongresi’nde, Peritonitis Karsinomatozada (Karın kanseri) Güncel Tedavi Kursunun oturum başkanlığını Genel Cerrahi Profesörü ve Moleküler Onkoloji Doktoru Emel Canbay ve TTOD Üyesi Prof. Dr. Sezer Sağlam yaptı.


Kongrede cerrahlara Belçika, İsrail, Yunanistan ve Japonya’dan gelen misafirlerle birlikte kurs düzenlendiğini kaydeden Canbay, "Biz peritona karın zarına yayılan, mide, kolon, yumurtalık kanserlerinde tedavilerdeki yeni gelişmeleri ve uygulamaların nasıl olacağını ve sıcak kemoterapiyi konuştuk" diye konuştu.


Sıcak kemoterapi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Canbay, "Son yıllarda Türkiye’de uygulaması artan, dünyada son 40 yıldır başarıyla uygulanan başarılı bir yöntemdir. Bu işlem ameliyat esnasında uygulanıyor. O nedenle cerrahlarla medikal onkologlara çok iyi bir işbirliği içinde olması gerekiyor. Biz masadayken ameliyatla gözle görülebilir tümörleri temizledikten sonra, hangi kanser tipine hangi tür ilaç uygun ise onun da dozlarını ayarlayarak, uygulayabilen cerrahlarız" ifadelerini kaydetti.



"Cerrahi işlem sırasında masada sıcak kemoterapi veriyoruz"


Önlenebilir bir ölüm sebebinin önüne geçmeye çalıştıklarının altını çizen Prof. Dr. Emel Canbay, "Bizim Anadolu insanımızın bir anlayışı var. ’Bıçak sürdürme ürer’ diye. Ne yazık ki bu bir anlamda şu açıdan doğru. Eğer biz gözle görülenleri alıp, görülemeyenlere ise etki edemiyoruz. Ameliyattan sonra kötü durumda hastalarımız gelebiliyor bize. Bunu önlemek için de bizim ameliyat masasında aynı anda sıcak kemoterapiyi eklememiz gerekiyor. Hastanın masada işlemi bittikten sonra makine aracılığıyla belirli hastalara hangi ilacın etki edeceğini biliyoruz. İlacı, ısıtılmış suyla dönen makine vasıtasıyla belirli süre içinde, belirli bir protokol çerçevesinde masadan hastamızı daha kalkmadan içeriyi suyla kemotarapi ile yıkayarak, gözle görülemeyen tümörleri bitirebiliyoruz. Ama yinede yüzde 100 değil ama yine de yapıyoruz. Tümör hücrelerini bitirebilmek bütün amacımız bu" dedi.



"Görülmeyen tümörleri yok ediyor"


Sıcak kemoterapinin avantajlarını anlatan Emel Canbay, "Kemoterapi ile karşılaştırmalı değil ona tamamlayıcı ve hastayı kurtarıcı bir yöntem olarak kullanıyoruz. O nedenle medikal onkoloji kongresinin içinde bunu anlatıyoruz. Sistemik kemoterapi alan hastalarımız olsun istiyoruz biz, öncelikle birkaç kür aldıktan sonra cerrahla birlikte değerlendirip, eğer hasta ameliyatta fayda görebilecekse, hastayı ameliyat esnasında ısıtılmış su ile temizleyerek gözle göremediğimiz tümörleri yok ettikten sonra medikal onkoloğumuza tekrar teslim etmek istiyoruz ki başarı şansımız yükselsin, hastalarımız tedavi olabilsin. Ya da toplam sağ kalım süreleri uzasın, yaşam kalitesinin iyi olmasını istiyoruz" açıklamasında bulundu



"Geç kalkmaktan korkun"


Kanser hastalığında umudun bitmediğine vurgu yapan Prof. Dr. Canbay, "Burada psikolojik durum çok önemli. Son zamanlarda yeni ilaçlar ve yeni tedavi yolları bulundu. Hastaların artık kanserden korkmaması ve medikal tedaviye mutlaka başvurmalarını istiyoruz. Artık hastalıktan korkmayın, geç kalmaktan korkun. Geç kalanlara da çözümlerimiz var" diye konuştu.



"Ulusal bir standart"


Cerrahi olarak ulusal bir ülke standardını oluşturabilmeyi istediklerini dile getiren Canbay, "Kullandığımız ortak diller var. Biz hastalarımızı hem ulusal, hem uluslararası konseye danışabiliyoruz. Hepimizin ortak kullandığı bir dil var ve bunu yaygınlaştırmak istiyoruz. Hangi hasta ne kadar tedaviden yarar görür biz bunları biliyoruz. Buna göre hasta seçimi yapılarak, daha bilinçli, hem cerrahlarım hem medikal onkologların seviyelerini arttırarak, ulusal bir standart oluşturmak istiyoruz."



"İletişim ve birlikteliğin önemi"


TTOD Üyesi Prof. Dr. Sezer Sağlam, karın tümörlerinde tedavide tek başına bir kahramanın olmadığını bunun bir ekip işi olduğunu vurguladı.


Karın zarına bakan yaklaşık 9 organ olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sağlam, "Bu 9 organ karın zarına sirayet edebiliyor, var olan metastazı dışında. Karın zarına sirayet etiği zaman, karın içindeki dinamikler çok farklıdır ve damardan verilen kemoterapinin çalışma olasılığı düşüktür. O nedenle başka tekniklerin uygulanması gerekiyor. Burada cerrahi ve medikal onkoloji, nadiren de radyasyon onkolojisi beraber çalışıyor. Cerrahi önden temizlemeyi tercih edip, sonra biz kemoterapiyi karın zarına verebiliyoruz. Ya da önden biz karın zarına kemoterapiyi verip, cerrahiye hastayı hazırlayabiliyoruz. Hasta konseylerinde karar verilen bir durum. Ama ekibin mutlaka birlikte çalışması gerekiyor. Tek başına karar alınmaması gerekiyor" dedi.


Birlikteliği ve iletişimi arttırmak için kongre kapsamında bu kursu düzenlediklerine değinen Prof. Dr. Sezer Sağlam, medikal onkolojinin de hangi grupla çalışacağı konusunda yeteri kadar bilgiye ulaşmasını amaçladıklarını bildirdi.



"Önemli olan hasta"


Kursun katılımcılarından Belçikalı Genel Cerrah Prof. Dr. Kurt Van Der Speeten, kongreye davet edilmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, burada hep birlikte hastalar için daha iyi ne yapabileceklerini tartıştıklarını belirtti. Cerrah ile medikal onkoloğun bu yola el ele yürümesi gerektiğinin altını çizen Speeten, "Amacımız hastamızın yaşamını uzatabilmek ve bunu mümkünse tedavi edebilmektir. Eskiden cerrahlar ve medikal onkologlar birbirinden ayrı çalışırlardı. Şimdi biz bu sınırları aştık. Hepimiz bir arada hastalarımıza daha iyi bir sağ kalım, onların iyiliği için çalışabilir hale geldik" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."