KÜLTÜR SANAT - 27 Mayıs 2024 Pazartesi 12:13

500 bin yıllık Karain Mağarası’nda kazı ekibinin hedefi Neanderthal mezarı bulmak

A
A
A
500 bin yıllık Karain Mağarası’nda  kazı ekibinin hedefi Neanderthal mezarı bulmak

Karain Mağarası Kazı Başkanı Prof. Dr. Kadriye Özçelik, Karain mağarasının özelliklerini, kazı çalışmalarını ve yakın zamanda başlayacak olan kazı döneminden beklentilerini aktardı. Karain Mağarası’nda yüzyıllar boyunca kesintisiz bir yaşam sürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, her yıl devam eden kazı çalışmalarında Neanderthal insanlara ait kalıntılara rastladıkları mağarada bir mezar bulmayı hedeflediklerini açıkladı.


Prof. Dr. Kadriye Özçelik, mağaranın geçmişini ve kazı çalışmalarını, İhlas Haber Ajansı’na aktardı. Konuşmasına Karain Mağarası’nı tanıtarak başlayan Özçelik, Türkiye’nin en büyük doğal mağaralarından biri olan Karain’in Katran Dağı’nın kalkerli dik yamaçlarında bulunduğunu ifade etti.


Karain’in önünde dünyanın sayılı ovalarından biri uzanıyor


Prof. Dr. Özçelik, mağaranın bulunduğu konumu şu şekilde aktardı: “Antalya’da merkezin 30 km kuzeybatısında Katran Dağı’nın eteklerinde bulunuyor. Katran Dağı, Batı Toroslarda Beydağları silsilesi içinde yer alan dağ oluşumunun bir parçası, Karain, bu oluşumun içinde bulunan birçok mağaradan bir tanesi. Önünde uzanan Döşemealtı Ovası, dünyanın sayılı Tufa ovalarından. Mağaramız, hem arkeolojik hem doğal özellikleriyle önem taşıyor. Antalya’da, Türkiye’de ve dünya çapında insanlık tarihinin en uzak geçmişine ait kültürel veriler sunuyor. Yakınında Kırkgöz su kaynakları var, insanların çok uzun süre burayı mekan olarak iskan etmelerinin sebebi, doğal su kaynaklarına yakın olması. Ovanın önü Buzul Çağı dediğimiz dönemde göl şeklinde, gölün etrafında; hammadde, doğal su kaynakları çok fazla yer alıyor. O dönemde taş çok önemli, insanlar günlük yaşamında kullanmak üzere taşları yontuyor, av silahları, bıçak yapıyor. Onlara bu kaynakların yakın olması, yüzyıllar boyunca bu mağaranın kesintisiz bir şekilde iskan edilmesinde rol oynamıştır.”


500 bin yıl öncesinden Roma dönemi sonuna kadar iskan edilmiş


Karain Mağarası’nın tarihinin yaklaşık 500 bin yıl öncesine dayandığına işaret eden Prof. Dr. Kadriye Özçelik, mağarada yerleşimin sürekliliğine dikkat çekti. Mağarada süren kazı çalışmalarının geçmişine de değinen Özçelik, şu şekilde devam etti: “Alt Paleolitik dönemi içeren yaklaşık olarak 500 bin yıl öncesinden Roma dönemi sonuna kadar iskan edilmiş. Sonrasında Roma döneminde de adak yeri olarak kullanılmış. Karain Mağarası’nın bilimsel olarak tanınması 1946 yılında Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından gerçekleştiriliyor. 1974 yılına kadar Kökten hoca başkanlığında kazı çalışmaları yapılıyor. 1974 yılında hocanın vefatıyla kazılara 10 yıl ara veriliyor. 1985 yılında Prof. Dr. Işın Yalçınkaya tarafından yeniden kazı çalışmaları başlatılıyor. Uzun yıllar hocanın başkanlığında yapılan kazı çalışmaları, 2015 yılından itibaren de Prof. Dr. Harun Taşkıran ile devam etmiştir. 2023 yılında hocamızın emekli olması ile kazı çalışmaları benim başkanlığımda gerçekleştirilecektir”.


Türkiye’deki en yaşlı boz ayı kalıntısı Karain’de


Antalya’da, insanlık tarihinin başlangıcından Roma Dönemine kadar izler taşıyan Karain Mağarası’nda yapılan kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kadriye Özçelik, mağaranın 7 gözden oluştuğunu ifade ederek, E ve B gözünde çalışmaya devam ettiklerini kaydetti. E gözünün Alt ve Orta Paleolitik döneme dair buluntular içerdiğinin altını çizen Özçelik, “Günümüzden 400 bin yıl öncesine ait alanlara kadar kazı çalışmalarımızı devam ettirdik. Aşağıda yaklaşık 2 buçuk metrelik bir dolgu daha var, biz yaklaşık olarak en az 500 bin yıl öncesine ait kalıntılara da bu dolgularda rastlayabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü oradaki kültürel kalıntılara daha inmedik. Paleolitik Çağ’da insanlar avcı-toplayıcı, konar-göçer gruplar olarak E gözünde yaklaşık 500 bin yıl öncesinde iskana başlamışlar, yaklaşık 60 bin yıl öncesine kadar da yaşamışlar. Kesintisiz bir yaşam söz konusu. Daha çok en eski kültürlere ait taştan aletler, yaşam alanlarına ait izler buluyoruz. O dönemde insanların avladıkları hayvanların ya da o çevrede yaşamış hayvanların iskelet parçalarına ait kalıntılar buluyoruz. Mesela; mağara ayısı, boz ayı, mağara aslanı, sırtlan, vaşak, alageyik, kızıl geyik, at, gergedan, su aygırı, fil kalıntılarına rastladık. Boz ayı kalıntısı şu an Türkiye’de ki en yaşlı boz ayı kalıntısı. Hatta fil katı olarak Kılıç hocamızın adlandırdığı arkeolojik tabakamız var. Bu kalıntılar, bu dönemde yaşayan avcı toplayıcı grupların izleri."diye konuştu.


Seramiklerin üzerinde zeytinyağı kalıntıları tespit edildi


Kazı döneminin ardından ortaya çıkan buluntuların müze komisyonunun uygun görmesiyle sergiye alındığını dile getiren Prof. Dr. Özçelik, kazı çalışmalarının zorluğuna da değindi. Özçelik, “Bizim yaptığımız Paleolitik Çağ dönemine ait kazılar, ince fırçalarla malalarla gerçekleşiyor. Laboratuvar çalışmaları çok titiz yapılıyor. Çok küçük kalıntılar, masalarda penslerle ince ince ayrılarak tasnif ediliyor. Sonra incelenmek üzere uzmanlarına veriliyor. Kazılarımızın devam ettiği B gözünde de orta Paleolitik döneme uzanan seviyeler var. Bir de buz devrinin en son dönemlerine denk gelen, Üst Paleolitik dönemine dair izler var. Anadolu’da sadece iki yerde Üst Paleolitik kültürleri görebiliyoruz, Karain ve Hatay Üçağız Mağarası’nda. O döneme ait ne biliyorsak, bu iki yere bağlı. Karain B Gözü’nde Epipaleolitik, Neolitik, Kalkolitik, eski Tunç Çağı dönemlerine ait kalıntılara ulaşılmıştır. Roma dönemine ait kandiller ve sikkeler de bulundu. Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşegül Aykurt hocamız Kalkolitik seramikler üzerine çalışıyordu, birkaç tanesini analiz için verdiğinde seramiklerin üzerinde zeytinyağı kalıntıları tespit edildiğini söyledi. Zeytinyağının geçmişinin binlerce yıl öncesine gitmesi, çok önemli bir bulgu.”dedi.


Neanderthal insanlara ait kalıntılara rastlandı


E ve B gözünde kazıların devam edeceğini belirten Prof. Dr. Kadriye Özçelik, Paleolitik Çağ’ı kapsayan her buluntunun mağaranın geçmişini ortaya çıkarması açısından, çok kıymetli olacağını dile getirdi. Özçelik, “Üst Paleolitik kazılarımız devam edecek, o dönemden gelecek en ufak bir buluntu bile bizim için çok değerli. Aynı şekilde E gözündeki kazılarımız çok önemli. Onu özellikle vurguluyorum. Burası, Neanderthal insanına ait fosil iskelet kalıntılarının olduğu Türkiye’deki tek yerleşim. Neanderthal insanlara ait, günümüzden önce 160 bin ve 60 bin yılları arasına tarihlenen seviyelerden ele geçen parmak kemikleri, diş gibi bazı kalıntılara rastladık. O insanların iskeletine ait fosil buluntular veren tek yerleşim burası. Bizim özellikle yıllardır istediğimiz bir şey var, bu insanın dünyada bazı merkezlerde ölülerini gömdüğünü biliyoruz, o insanlara ait bir mezar bulmak istiyoruz. Şu an ekibimizin kafasındaki en önemli şey, bir mezar bulabilirsek hem mağaranın önemi tekrar gündeme gelecek, hem Antalya hem Türkiye arkeolojisi açısından çok kıymetli olacak. Dünyada örnekleri olduğu için çıkmasını çok ümit ediyoruz. Çünkü bir sürü maddi kültür kalıntısı var o insana ait. O kadar yoğun yaşamış ki burada, bir şekilde gömü olması gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.


“Karain’e vandal şekilde davranmayalım”


Kazı çalışmaları sırasında en büyük beklentilerinin E gözünde Neanderthal mezarı ve B gözünde bir sanat eserini ortaya çıkarmak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özçelik, mağara duvarlarına isimlerini kazıyarak zarar veren vatandaşlara da uyarılarda bulundu. Özçelik, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Dünyadaki birçok bilim adamının merak ettiği dünyaca ünlü mağaramıza çöpler bırakılıyor, mağara duvarlarına yazılar yazılıyor. Bu konuda vatandaşlarımızı biraz daha bilinçli olmaya çağırıyorum. Bunlar, kültürel doğal değerlerimiz. Karain’e vandal şekilde davranmayalım, itinayla gezilmeye değer bir mağara.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Milli Eğitim Bakanı Tekin’den Aydın’da ’Demokrasi ve Însan’ dersi Bir dizi program ve etkinlik için Aydın’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen özel programda Aydın’daki bir grup öğrenciye ‘Demokrasi ve İnsan’ konulu ders verdi. Yıllar sonra öğrencilerin karşısına geçip ders veren Bakan Tekin, yaklaşık 1 saatlik gecikme ile başladığı programına öğrencilerden helallik isteyerek başladı. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen programda Adnan Menderes Anadolu İmam Hatip Lisesi, Aydın Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Aydın Fen Lisesi ve Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi’nden seçilen öğrenciler ‘Demokrasi ve İnsan Dersi’ni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in anlatımı ile dinledi. Dersine; yasama, yürütme ve yargı sistemini anlatarak başlayan Bakan Tekin, Türkiye’de demokrasinin 1878’de başladığını ancak Adnan Menderes Dönemi’nde yaşananların demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, "Bizde demokrasi tartışması bize bu konuda akıl verenlerden çok önce 1878 de başlamıştır" dedi. "Nisan ayını Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı ilan ettik" Demokrasi ve milli egemenlik tarihi bakımından Nisan ayını önemsediklerini ve bu nedenle bu ayı ‘Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı’ ilan ettiklerini kaydeden Bakan Tekin, Demokrasi Müzesi’nde verdiği dersinde demokrasi şehidi Aydınlı Başvekil Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve o dönemde yaşananlardan bazı kesitlere yer verdi. Adnan Menderes’in içinde siyasete başladığı CHP’nin takip ettiği politikayı, ülke çıkarları adına beğenmeyerek Celal Bayar ile Demokrat Parti’yi kurduğunu belirten Tekin, Türkiye’de birden fazla siyasi partinin katıldığı ilk seçimde açık oy kullanılıp gizli sayım yapılan günleri anlattı. 27 Mayıs 1960’da halkın iradesi yok sayılarak yapılan darbeden de kısaca söz eden Bakan Tekin, millet iradesi ve demokrasinin önemine değindi. Dersin sonunda Bakan Tekin, öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’deki eğitim sistemi ülkemizin dünyadaki durumu hakkında da bilgiler veren Tekin, artık beceri odaklı bir eğitime odaklanıldığını kaydetti. "350 bin sınıftan 750 bin sınıfa geldik" Türkiye’nin 2002 yılındaki sınıf sayısının 350 bin civarında, öğretmen sayısının 500 bin civarında olduğunu geride kalan süreçte bu sınıfların yaklaşık 150 binin deprem veya çeşitli nedenlerle yok olduğunu belirten Tekin, "Bugün gelinen noktada 750 bin sınıf 1 milyon 250 bin öğretmen ile eğitim devam ediyor" dedi. Bakan Tekin, "Eskiden bilgiyi erişmek için tek enstrüman okul idi. O zaman bizim sistem bunun üzerine kurulu idi. Artık bilgi vermek değil beceri temelli bilginin hayata dönüştürüldüğü bir sistem önem kazandı. Beceri odaklı eğitim müfredatına geçtik. Türkiye’de 75 bin okulumuz var. Kararları alırken aldığımız kararın yan etkilerini de düşünerek alıyoruz" dedi. Program sonunda Bakan Tekin’e Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni tarafından anlık olarak çizilen bir portre hediye edildi.