KÜLTÜR SANAT - 22 Kasım 2025 Cumartesi 23:27

AGC’den İHA’ya 2 ödül

A
A
A
AGC’den İHA’ya 2 ödül

Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin (AGC) 2024 Yılın Gazetecileri Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İHA muhabirlerinden Süleyman Ekin ve Suat Metin’in ödül aldığı gecede, meslek yasasına yönelik mesajlar verildi.


Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin (AGC) 2024 Yılın Gazetecileri Ödülleri töreni Muratpaşa ilçesinde bir otelde gerçekleştirildi. Yarışmada İhlas Haber Ajansı muhabirlerinden Süleyman Ekin, "Namazı Kaçıran Cemaat Saldırganı Taşla Kovaladı" adlı çalışmasıyla En İyi Televizyon Haberi ödülünü aldı. Yılın En İyi Spor Fotoğrafı kategorisinde ise İHA muhabiri Suat Metin ise, "Gole Bakış" adlı fotoğrafıyla ödüle layık görüldü.



"Gazetecilik meslek yasası şart"


AGC Başkanı İdris Taş, açılış konuşmasında cemiyetin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Taş, gazetecilik meslek yasasının gerekliliğine vurgu yaparak, "Bugün Türkiye’de tüm meslek dallarının bir yasası, bir kuralı var. Maalesef şu an da Türkiye’de gazetecilik meslek yasası yok. Bu mesleğin kimlerin yapabileceği net bir şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bir sabah kalkıyorsun, bir haber sitesi açılıyor, bu site çevreyi rahatsız ediyor. Türkiye’nin bütün illerinde aynı sorun var, gazeteciliği kimlerin yapabileceği belli olsa bu sorunu yaşamayız" dedi.



"Gazetecilik toplumun vicdanı olmak demektir"


Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir ise gazeteciliğin kamu adına üstlendiği role dikkat çekerek, "Gazetecilik gerçeğin izini sürmenin, halkın haber alma özgürlüğünü yaşatmanın, toplumun vicdanı olmanın adıdır. Çoğu zaman görünmeyen, maddi ve manevi zorluklarla dolu yolculukta büyük bir cesaretle sorumluluk üstlenen kahramanlarsınız. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak, basın özgürlüğünü ve gazetecilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesini demokrasimizin doğal bir gereği olarak görüyoruz" dedi.



"Meslek yasası partiler üstü bir konudur"


Eski Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, gazeteciliğin şehirlerin doğru tanıtılmasındaki katkısına değinerek, "Bir taraftan şehrimizde yaşayan herkesi doğru bilgilendirme sorumluluğu, diğer taraftan da bu güzel şehrimizi tüm dünyaya tanıtma sorumluluğu. Bu hepimizin sorumluluğu ama özellikle basın mensuplarının, gazetecilerin bu anlamda sorumluluğu çok daha etkili. İşte bu nedenle cemiyetin ve gazetecilerin güçlü olması gerekiyor. Biz gazetecilerin tarafsız ve bağımsız olmasını istiyorsak, güçlendirmemiz gerekiyor. Meslek yasası, sadece işini doğru bir şekilde yapan gazeteciler için gerekli değil, hepimiz için gerekli. Bugün sosyal medya dediğimiz olgunun, nasıl bir canavara dönüştüğünü hepimiz görüyoruz. Kendisini savunabilen varsa savunuyor, savunamayan varsa mağdur oluyor. Böylesine bilgi kirliliğinin olduğu bir yer de gerçekten gazetecilerimize çok önemli bir görev düşüyor. Meslek yasası partiler üstü bir kanundur, dolayısıyla böyle bir haklı talebi yerine getirmek için birlikte çalışmaya varız" ifadelerini kullandı.



Ödüller sahiplerini buldu


Konuşmaların ardından ödüller sahiplerini buldu. İHA Muhabiri Süleyman Ekin, "Namazı Kaçıran Cemaat Saldırganı Taşla Kovaladı" adlı çalışmasıyla En İyi Televizyon Haberi ödülünü İbradı Belediye Başkanı Hatice Sekmen ve AK Parti İl Başkanı Ali Çetin’in elinden aldı. İHA muhabiri Suat Metin’e ise "Gole Bakış" adlı çalışmasıyla Yılın En İyi Spor Fotoğrafı ödülünü Basın İlan Kurumu Antalya Bölge Müdürü İdris Cirit ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan takdim etti.


Yazılı basında yılın gazetecileri kategorisinde; haber dalında Antalya Körfez Gazetesi’nden Ertuğrul Gün "Kaçak Turizm", araştırma-inceleme dalında Hürses Gazetesi’nden Ayla Çekiç, "Bu Bir İhbardır/YİKOB’dan Masallar/Sorumlular Ceza Alana Kadar Durmayacağız", röportaj dalında Akdeniz Manşet Gazetesi’nden Arzu Yavuz "Hedefi Antalya’yı Yeşilçam’a Çevirmek", köşe yazısı kategorisinde Antalya Ekspres Gazetesi’nden İhsan Coşkun "İSİAS", spor haberinde DHA’dan Semih Ersözler "Dedesinin İzinden Giden Belaruslu David Er Meydanında", ekonomi dalında ise Anadolu Ajansı’ndan Ayşe Yıldız "Tarımda Çığır Açacak Buluş" eseriyle ödüle layık görüldü.


Televizyon kategorisinde program dalında ödüle değer eser bulunamazken, En İyi Görüntü dalında TRT Antalya’dan Ömer Ufuk Ulusoy "Karda Elektrik Arızaları" çalışmasıyla ödül aldı.


Haber Fotoğrafı kategorisinde güncel haber fotoğrafı dalında Anadolu Ajansı’ndan Orhan Çiçek "Hayata Dokunuş", kültür-sanat haberi fotoğrafı dalında Akdeniz Gerçek Gazetesi’nden Nizamettin Özmen "Silyon’da Tarihi Dayanışma" eseriyle ödül aldı. Yılın Basın Fotoğrafı dalında ise AGC Üyesi Zülkif Yıldırım "Son Hamle" adlı fotoğrafıyla ödüle layık görüldü.


Yılın Radyocusu kategorisinde TRT Antalya Radyosu’ndan Emre Altınışık "Tahtacılar Semah ve Mengi", sayfa tasarımında Antalya Körfez Gazetesi’nden Abdullah Yüksel "14 Şubat 2024 1. Sayfa" ve Antalya Lider Gazetesi’nden Hamiyet Salman "10 Eylül 2024 1. Sayfa" çalışmasıyla ödül aldı.


Genç İletişimci Ödülü’ne AKİL Haber Ajansı’ndan Adilcan Özdemir ve Atakan Soylu "Engelleri Aşan Başarı Hikayesi" adlı çalışmayla, aynı ajansdan Kutay Tarık Akay da "Karanlığı Aydınlatan Kadınlar" eseriyle layık görüldü.


Jüri Özel Ödülü’ne Anadolu Ajansı’ndan Bekir Bektaş "Selgeli Yörük Fatma", DHA’dan B. Levent Yenigün, Alparslan Çınar ve Burak Yalman da "Keçileri Çalınınca İnsanlara Küstü" adlı çalışmasıyla layık görüldü. Nuri Dağtekin Özel Ödülü ise basın ve edebiyat emekçisi Nuri Erkal’ın oldu.


Törene AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir, Antalyaspor Başkanı Rıza Perçin, milletvekilleri, belediye başkanları, başkan vekilleri, STK temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.



AGC’den İHA’ya 2 ödül

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Başkan Taşkın Çarşıbaşı Yenileme Alanı’nda incelemelerde bulundu Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, yapımı süren Çarşıbaşı Yenileme Alanı’nda incelemelerde bulunarak çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Taşkın, projenin yaz aylarında vatandaşların kullanımına açılmasının hedeflendiğini söyledi. Battalgazi Belediyesi tarafından Orduzu Çınar Park ile Pınarbaşı Göleti arasında yaklaşık 180 bin metrekarelik alanda hayata geçirilen Çarşıbaşı Yenileme Projesi’nde çalışmalar sürüyor. Açık ve kapalı sosyal alanlar, yürüyüş ve bisiklet yolları, geniş yeşil alanlar, çocuk oyun parkı, kütüphane ve otopark alanlarının yer aldığı proje tamamlandığında vatandaşlara doğayla iç içe yeni bir yaşam alanı sunacak. Proje kapsamında ayrıca bölgede ilk ve tek olma özelliği taşıyan bin 400 metrekarelik akvaryum ile bin metrekare kapalı alana sahip çocuk oyun alanı da yer alacak. Çalışmaları yerinde inceleyen Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, teknik ekipten bilgi alarak proje alanında değerlendirmelerde bulundu. "Hemşerilerimize kesintisiz bir yaşam ve dinlenme alanı sunacağız" Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, projenin Malatya’nın önemli yaşam alanlarından biri olacağını belirterek, "Bugün Battalgazi’mize kazandıracağımız büyük eserin içerisinde şantiyede arkadaşlarımızla bir çalışma yaptık, brifing aldık. Daha önce de Malatya kamuoyu ile paylaşmıştık. Çınar Park’tan başlayıp Orduzu Pınarbaşı Göleti’ne kadar uzanan 180 dönümlük alanda geçtiğimiz yıl başlattığımız yenileme projemizde artık inşaat aşamasındayız. Hedefimiz, yeni yerleşim alanlarına taşınacak hemşerilerimiz buraya yerleşmeden bu alanı kullanılabilir hale getirmek. İnşallah haziran sonu, temmuzun ilk haftaları gibi vatandaşlarımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz. Şu anda kaba inşaat çalışmalarını tamamladık. Yağışlardan dolayı ince işçilikte zaman zaman gecikmeler yaşansa da hedefimiz önümüzdeki iki ay içerisinde tüm çalışmaları bitirmek. Çınar Park’ı da baştan sona yeniledik, alanını büyüttük. Nişan, kına ve toplu organizasyonların yapılabileceği sosyal bir mekâna dönüştürdük. Bu nedenle bölgede ciddi bir otopark planlaması yaptık. Hem Çınar Park çevresinde hem de gölet kısmında yaklaşık toplam bin araçlık otopark alanı oluşturuyoruz. Vatandaşlarımız hafta sonlarında ve akşam saatlerinde rahatlıkla gelip vakit geçirebilecek. Buradan başlayıp gölete kadar uzanan kesintisiz yürüyüş alanları, dinlenme noktaları ve sosyal yaşam alanları oluşturuyoruz. Suyun görselliğini daha görünür hale getirdik. Gelen vatandaşlarımız suyun sesiyle, doğayla ve korunmuş ağaçların gölgesinde huzurlu bir ortamla buluşacak. Yeşili mümkün olduğunca koruduk. Bu yönüyle sadece büyük bir park değil, aynı zamanda işlevselliğiyle de Malatya’nın en özel yaşam alanlarından biri olacak. Şimdiden Battalgazi’mize ve Malatya’mıza hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.
Van İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Vücut için gerekli bir mineral olan sodyumun, fazla tüketilmesi halinde kalp-damar hastalıkları, inme ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade ediliyor. Türkiye’deki günlük tuz kullanım miktarının sağlıklı sınırların yaklaşık 4 katına ulaştığı belirten uzmanlar, özellikle Van ve çevresindeki bölgesel yeme alışkanlıklarına dikkat çekiliyor. Bölgede yaygın olarak tüketilen otlu peynir, tuzlu balık ve salamura gibi gıdaların yüksek sodyum içeriği nedeniyle mide kanseri riskini artırdığı, bu nedenle yemeklere ekstradan tuz katma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaydediliyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Ayvaz Yeler, tuzun normal insan vücudu için gerekli olan bir mineral olduğunu belirtti. Ancak yetişkin bir insanın alması gereken günlük tuz miktarı yalnızca 5 gram olduğunu ifade eden Dr. Yeler, "Bu oran çocuklar için 3 gramla; tansiyon ve böbrek hastaları için ise yine 3 gramla sınırlandırılmıştır. Türkiye’de bu oran günlük 17 ile 20 gram arasında seyretmekte, yani ortalama almamız gereken sodyum miktarının yaklaşık 3 ya da 4 katı fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Bu durum, fazla tuzun vücutta yaptığı büyük hasarlara ve çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir" dedi. "Tuz günlük 5 gramla sınırlandırmalı" Fazla tuzun ciddi hastalıklara yol açabildiğini dile getiren Yeler, "Vücuda alınan fazla miktarda tuz; özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme, kronik baş ağrısı ve dahi kansere bile neden olmaktadır. Ağızdan alınan yüksek miktardaki tuz, midede ‘atrofik gastrit’ dediğimiz midenin küçülmesine ve bunun temelinde kanserlere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle tuzu günlük 5 gramla sınırlandırmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Vücudun ihtiyacı olan 5 gramdan fazla tuzun en önemli kaynakları özellikle bölgesel yeme alışkanlıklarıdır. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygın olan tuzlu balık ve tuzlu peynir gibi gıdalar; özellikle Van bölgesi için konuşursak, içerdikleri yüksek sodyum oranıyla mide kanseri, tansiyon, inme, felç, kalp krizi ve kronik baş ağrısına neden olabilmektedir. Bu konuda mutlaka yemeğe ekstradan tuz katmamak; salamura, turşu ve tuzlu balık gibi yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle edinmemiz gereken en önemli alışkanlık, yemek masaya geldikten sonra ekstradan tuz eklememektir" diye konuştu.
Kocaeli Otizmden üniversiteye uzanan Metehan’ın başarı hikayesi Kocaeli’de otizm tanısıyla başladığı yaşam mücadelesinde azmiyle örnek olan Metehan Altunışık, üniversite eğitimini de başarıyla tamamlayarak eğitim yolculuğunda hem kendini geliştirdi hem de "Otizm engel değil, farklılıktır" mesajıyla farkındalık oluşturdu. Seramikten pastacılığa uzanan üretim sürecinde sosyal hayata daha güçlü katılan Altunışık’ın başarı hikayesi ilham verdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren KO-MEK kursları, otizmli birey Metehan Altunışık’ın da hayatına dokundu. 2003 yılında İzmit’te dünyaya gelen Metehan Altunışık, henüz 17 aylıkken atipik otizm tanısı aldı. Ailesinin güçlü desteğiyle erken yaşlardan itibaren özel eğitimler ve sosyal kurslarla gelişimini sürdürerek, zamanla önemli ilerlemeler kaydetti. Üniversiteye hazırlık sürecinde ilk yıl istediği sonucu elde edemese de pes etmedi, ikinci yılında dershane ve eğitim koçu desteğiyle Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi Ön Lisans Programı’nı kazandı. Üniversite eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra stajını da KO-MEK’te bilgisayar alanında yaparak mezun olan Metehan Altunışık’ın bu başarı hikayesi herkese ilham oldu. KO-MEK’in sosyal eğitim anlayışı ile üretti Mezuniyet sonrası değişen hayat düzeni nedeniyle kaygı yaşayan Metehan, bu süreci KO-MEK Mehmet Ali Paşa Kurs Merkezi’nde aldığı seramik ve pastacılık eğitimleriyle aşmayı başardı. KO-MEK’in sosyal eğitim anlayışı sayesinde yeniden üretmenin mutluluğunu yaşayan Metehan, kurslar aracılığıyla sosyalleşmeye devam etti. Azmi ve kararlılığı takdir topladı Birçok sosyal sorumluluk projesinde aktif rol alan Metehan, KO-MEK İzmit İlçe Sergisi’nde seramik standında uygulama yaparak ziyaretçilere hem sanatını tanıttı hem de şu anlamlı mesajı verdi: "Otizm engel değil, farklılıktır." El emeğiyle ürettiği ürünleri sergileyip satışa sunarak aile ekonomisine katkı sağlayan Metehan Altunışık’ın azmi ve kararlılığı takdir topladı. "KOM-MEK hayata tutunduğum bir yer oldu" "KO-MEK benim için sadece kurs değil, hayata yeniden tutunduğum bir yer oldu" diyen Metehan Altunışık, "Burada hem öğrendim hem de kendime güvenimi yeniden kazandım. Ürettikçe mutlu oluyorum. Otizmin engel olmadığını ve doğru destekle herkesin başarabileceğini göstermek istiyorum" dedi.
Kırşehir Abdal geleneğini yaşatan öğrenciler, çaldıkları enstrümanları yapmayı da öğreniyor KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de abdal geleneğinden gelen öğrenciler, Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi’nde eğitim alarak hem kültürlerini yaşatıyor hem de çaldıkları enstrümanların yapımını öğreniyor. Proje kapsamında öğrenciler, saz, davul ve zurna gibi geleneksel enstrümanları kendi elleriyle üretmeyi hedefliyor. Kırşehir’de özellikle Abdallar Mahallesi’nde yaşayan ve küçük yaşlardan itibaren müzikle iç içe büyüyen öğrenciler, okulda aldıkları eğitimle yeni bir meslek edinme fırsatı yakalıyor. Projede yer alan öğrencilerden Fevziya Çelik, kendilerine verilen destek sayesinde geleneklerini sürdürdüklerini belirterek, "Elimize davul ve zurna verdiler. Bizler de abdal geleneğini devam ettiriyoruz" dedi. Öğrencilerden Ali Çekiç ise çocukluk yıllarından itibaren saz, davul ve zurna ile büyüdüklerini ifade ederek, "Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi’nde okuyorum. Zurna yapımını öğrendik. İnşallah kendi yaptığımız enstrümanlarla yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Yeni meslek kapıları da açılıyor Projenin önemine dikkat çeken Motor Bölümü Öğretmeni Atilla Sönmez de, abdal geleneğinden gelen çocukların kendi enstrümanlarını yapmayı öğrenmelerinin gelecekte kendilerine yeni bir meslek kapısı açacağını söyledi. Sönmez, farklı bölümlerde eğitim gören öğrencilerin el yatkınlıklarına göre belirlenerek projeye dahil edildiğini aktararak, "Öğrencilerimizin hem kültürel değerlerini korumasını hem de üretime katılmasını amaçlıyoruz. El becerileri doğrultusunda seçilen öğrencilerle projenin amacına ulaşacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.