ASAYİŞ - 01 Nisan 2026 Çarşamba 15:53

Aldatılma iddiası cinayet davasına girdi: Mahkemeden DNA incelemesi talebi

A
A
A
Aldatılma iddiası cinayet davasına girdi: Mahkemeden DNA incelemesi talebi

Antalya’da, 6 çocuk annesi eşi Hale Akbaş P.’yi tabancayla vurarak öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık Abdullah P.’nin davasında mahkeme, sanığın ortaya attığı aldatılma iddiaları üzerine otopsi raporunda yer alan erkek sperm hücresinin kendisine ait olup olmadığının belirlenmesini isteyerek, duruşmayı erteledi.


Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Abdullah P. ile taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı, önceki celsede sanığın ’eşe karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etmişti. Bu celsede ise mahkeme heyeti, sanığın cezaevinden gönderdiği, sürekli olarak aldatıldığı yönündeki iddialarına ilişkin dilekçeleri değerlendirdi.


İddialarına ilişkin savunması sorulan Abdullah P., "Olaydan önce yaklaşık 2 yıl boyunca hiç ilişki yaşamadık. Otopsi raporundaki spermlerin benimle bir ilgisi yok. Beni aldattığını düşünüyorum. Hatta eşim, en son beni aldattığı kişiyi eve almıştı. Daha önce de belirtmiştim, eve çiçekler geliyordu" dedi.


Sanığın savunmasının ardından mahkeme heyeti, DNA analiz çalışmaları kapsamında özlük örneklerinin alınarak genetik inceleme yapılmasına, otopsi raporuna yansıyan erkek sperm hücresinin Abdullah P.’ye ait olup olmadığının tespit edilmesine karar verdi. Heyet, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.


Abdullah P., esas hakkında mütalaaya ilişkin savunmasında, "Olaydan sonra karakola gidip teslim oldum. Ayrıca yazılı savunmamı da sunuyorum. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.



Olayın geçmişi


Olay, 27 Kasım 2024 tarihinde saat 15.50 sıralarında Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi 2238 Sokak’ta bulunan bir sitedeki apartmanın 3’üncü katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Abdullah P. (55) polis merkezine giderek, eşiyle arasında çıkan tartışma sırasında eşini tabancayla vurduğunu, silahı evde bırakarak ikametten ayrıldığını ve teslim olmak istediğini söyledi. Verilen adrese polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde Hale Akbaş P.’nin hayatını kaybettiği belirlendi.



Kızının feryatları yürekleri dağlamıştı


Olayın ardından adrese Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Olay Yeri İnceleme ekipleri sevk edildi. Bu sırada eve gelen Hale Akbaş P.’nin kızı, ekipler tarafından ikamete alınmadı. Annesine ne olduğunu öğrenmek isteyen küçük kızın, "Annemi bir kere gösterin bana, gidin bakın anneme bir şey mi oldu" diyerek gözyaşı döktüğü, komşuların ise çocuğu sakinleştirmek için yoğun çaba sarf ettiği öğrenildi.


Olay yerine gelen sağlık ekiplerine, "Bana değil gidin anneme bakın" diyen küçük kız ambulansa alınırken, savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından Hale Akbaş P.’nin cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Cenaze aracının hareketi sırasında maktulün kardeşinin, "Bacım nereye gidiyorsun" diyerek gözyaşı döktüğü görüldü.


Hale Akbaş P.’nin kızının, olayın yaşanmasının ardından kısa süre sonra eve geldiği, kapıyı açan olmayınca Abdullah P.’yi aradığı ve sanığın kendisine, "Çarşıdayım" dediği öğrenildi. Şüphelinin polisteki ilk ifadesinde, kıskançlık krizi sonrası eylemini gerçekleştirdiğini söylediği belirtildi.


Hale Akbaş P.’nin, ilk eşinden olan kızının doğum günü hazırlıkları yaptığı öğrenilirken, çiftin 4 küçük çocuğunun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koruma altına alındığı bildirildi. Adliyeye sevk edilen Abdullah P., çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.



İddianamede dinleme cihazı detayı


Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede cinayetin işlenişine ilişkin detaylara yer verilirken, sanık Abdullah P.’nin eşinin çantasına dinleme cihazı yerleştirdiğini itiraf ettiği kaydedildi.



Aldatılma iddiası cinayet davasına girdi: Mahkemeden DNA incelemesi talebi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir ESOGÜ Gündem programında ulaşım sorunları ve çözüm önerileri ele alındı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Gündem programında konuşan Prof. Dr. Murat Karacasu, "İnsanlarımız gittikleri yerlere tamamıyla özel araçlarıyla; evinin otoparkından gittiği dükkanın önüne kadar araçlarıyla gitmek istiyor. En büyük sorun da burada" dedi. ESOGÜ Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi, Medya Birimi tarafından hazırlanan video içeriği ESOGÜ Gündem’de bu hafta ESOGÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karacasu, Türkiye’de ve Eskişehir’de yaşanan ulaşım sorunlarını ele aldı. Kent içi trafik yoğunluğunun en önemli sebeplerinden birinin özel araç kullanımındaki artış olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Karacasu, toplu taşıma araçlarının daha verimli alan kullanımı sağladığını belirtti. Özel araçların kişi başına düşen yol işgalinin toplu taşımaya kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu vurgulayan Karacasu, bisiklet yolları ve yaya öncelikli ulaşım politikalarının önemine değinerek, bisiklet sürücülerine ve yayalara trafikte saygı gösterilmesinin önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Murat Karacasu ayrıca, Türkiye’de araç sahipliğinin artış eğiliminde olduğu ve önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde trafik sorunlarının daha da büyüyebileceğini ifade etti. "Özel araçlarla toplu taşıma aracı kullanmamız arasında 10 katı alan farkı var" Prof. Dr. Murat Karacasu, ESOGÜ Gündem’de yaptığı değerlendirmede, "İnsanlarımız trafik içerisinde gittikleri yerlere tamamıyla özel araçlarıyla evinin otoparkından gittiği dükkanın önüne kadar araçlarıyla gitmek istiyor. En büyük sorun da burada. Özel araçların boyutlarını düşünün 2,5 metreye 4 metre. İçinde 2 kişi olduğu zaman bu kişi başına trafikte 5 metrekare yer işgal ediyor anlamına gelir. Toplu taşıma araçlarını kullandığınız zaman yine 2,5 metreye 12 metrelik bir otobüs düşünün, içinde 60 kişi olduğu zaman siz burada kişi başına 0,5 metrekarelik bir yol işgal etmiş oluyorsunuz. Bu da demek oluyor ki, özel araçlarla toplu taşıma aracı kullanmamız arasında 10 katı alan farkı var. Kent içlerindeki trafik problemleri daha çok özel araç kullanımından kaynaklanıyor" dedi. "Kentlerimizdeki en büyük sorunlardan biri de merkezi iş alanları" 5 ila 10 yıl içinde trafik sorunlarının daha çok artacağını belirten Karacasu, "Bizim kentlerimizde problemlerimiz daha oluşmadı. Çünkü Amerika’da bin kişinin 850’sinde özel araç var. Avrupa’ya baktığınız zaman bin kişinin 700’inde araç var. Bizim ülkemizde Eskişehir ortalamalarını düşünürsek, bin kişiden şu anda 400 kişinin aracı var. Yani bizim problemlerimiz 5-10 yılda çok daha fazla artacak. Kent Merkezlerine alternatif yaşam merkezleri, uydu kentler oluşturmak gerekiyor. Kentlerimizdeki en büyük sorunlardan biri de merkezi iş alanları. Yabancı kaynaklarda bunu Central Business District (CBD) şeklinde görebilirsiniz. Bu ne demektir? Merkezi iş alanı. İnsanların sosyo-kültürel ihtiyaçlarının karşılandığı, eğlence hayatının karşılandığı, devlet işlerinin karşılandığı yerlerin bir arada toplandığı yerlere diyoruz. Bizim de Eskişehir özelinde örneğin Köprübaşı merkezi iş alanıdır. Peki ulaştırma planlamasında eğer kent merkezinde bu sorun varsa biz bunu nasıl çözebiliriz? Öncelikle bizim bu kent merkezindeki trafiği yoğunluğunu azaltmamız gerekiyor. Bunun için de şehrin dışında yeni yerleşim merkezleri, uydu kentler oluşturmamız gerekiyor. Ama bu uydu kentleri de oluştururken tabii ki insanların sosyo-kültürel ihtiyaçlarını, günlük ihtiyaçları karşılayacağı market, eğlence hayatı, okul, banka gibi yerleri de o uydu merkezlerinde mutlaka koymamız gerekiyor. Yani insanların şehir merkezine gelmelerini engelleyecek şekilde ihtiyaçlarını o bölgelerde karşılamak gerekiyor. Bu merkezleri de planladığınız zaman önce altyapısını, yollarını oluşturacaksınız. Sonradan bu yolların altyapısı oluşturulmuş yere gerektiği kadar insanı göndereceksiniz" ifadelerini kullandı. "Bisiklet yolları insanların gelişmişlik seviyesini gösterir" Trafik bakımından geleceğe yönelik bir planlama yapılmadığına dikkat çeken Karacasu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günübirlik çözümler düşünülüyor. Oysa ulaştırma planlamasında kısa vadede 20 yıl, uzun vadede 40 yıl gibi süreçler için çözümleri görüp buna göre planlamalarımızı yapmamız gerekiyor. Bisiklet yolları insanların gelişmişlik seviyesini gösterir. Son günlerde biliyorsunuz ülkemizde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da etkisiyle bisiklet yollarımız oluştu. Ayrıca tüm dünyada insanların yaya olarak dolaştığı meydanlar görüyorsunuz. Bisiklet yolları görüyorsunuz. Bu bisiklet yolları dikkat ettiyseniz taşıt trafiğiyle ayrı bir şekilde değil. Hem zemin olarak aynı seviyededir. Bu insanların gelişmişlik seviyesini de gösteriyor aslında. Bizim Eskişehir’imizde örneğin bisiklet yolları için bu banketler yüksek oldu diye bazı yorumlar oldu ama öncelikle aynı seviyede yapıldı. Sürücüler bu bisiklet yollarına park ettiler. Yüzeyindeki boyaların kalkmasına sebep oldu. Sonradan delinatörler yapıldı. Delinatörler yapıldıktan sonra da insanlar o delinatörlerle beraber park etmeye başladı. Tabii ki belediyede de, bizim üniversitemizde de söz konusu bisiklet yollarında mecburen sert tedbirler uygulanmak zorunda kalındı. Tüm dünyada yaya ve bisikletlere çok büyük saygı vardır. Biz de yaya ve bisikletlilere saygı göstermeli, öncelikleri onlara vermeliyiz. Lütfen yaya geçitlerinde ve bisiklet yollarında birazcık frenleyerek daha kontrollü bir şekilde geçelim."
Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde ’81 İlde Kitap Okuyoruz’ etkinliği düzenlendi Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı tarafından 62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında, kitap okuma alışkanlığını teşvik etmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla ’81 İlde Kitap Okuyoruz’ etkinliği gerçekleştirildi. Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Necmettin Oğur, etkinliğin açılış konuşmasında, "Her yıl mart ayının son pazartesi günüyle birlikte başlayan hafta, ülkemizde ‘Kütüphane Haftası’ olarak kutlanıyor. Kütüphaneler, yalnızca raflar arasında dizilmiş kitapların muhafaza edildiği mekânlar değil; bilginin izini süren zihinlere yol açan, merakı besleyen ve sorgulayan bireylerin yetişmesine zemin hazırlayan canlı merkezler olarak hayatımızda yer alıyor. Üniversitemiz öğrencileri ve çalışanlarımız çok şanslı çünkü kütüphanemiz, ülkemizin, bölgemizin ve şehrimizin en önemli kütüphanelerinden biridir. Kütüphanemiz, basılı ve elektronik kaynaklar açısından zengin bir kaynağa sahiptir. Kullanıcılarımıza veri tabanları, e-dergiler ve diğer elektronik kaynaklar aracılığıyla zaman ve mekân kavramından bağımsız olarak erişim sunuluyor. Kütüphane bünyesinde yürütülen özel projelerle Osmanlıca kitaplar, yerel gazeteler, el yazması eserler ve nadir basmalar dijital ortama aktarılıyor. Bu sayede fiziksel olarak yıpranmaya açık tarihi belgeler korunurken, araştırmacılar bu nadir kaynaklara dünyanın her yerinden ulaşabiliyor. Kullanıcıların bilgi okuryazarlık becerilerini artırmak ve kütüphaneden maksimum verim almalarını sağlamak amacıyla tanıtım faaliyetlerimiz sürüyor. Kütüphaneler sadece ders kitaplarının olduğu yerler değildir. Bu nedenle size önerimiz kütüphanede ders çalışın, sınavlara hazırlanın, fakat kitapların büyülü dünyasından da uzak durmayın" dedi. "Her kitap bir sonrakine yol açar" Etkinlikte konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir ise, şu ifadeleri kullandı: "Bütün kitaplar, bir sonraki okuyacağınız kitabı daha iyi anlamak için okunur. Çünkü her kitap, diğer kitaplara giden bir yol haritası sunar. Kütüphaneler, bilgiyi öğrenmek isteyenlerin en önemli adresi olmaya devam edecektir. Biz de kütüphanemizi geleceğe hazırlıyor, yeni nesillere nasıl daha faydalı olabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz." Anadolu Üniversitesi’nde en fazla ödünç kitap alan üç personel ve üç öğrenciye hediye takdim edildi. Toplu kitap okunması ile sona eren programa Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Necmettin Oğur ile çok sayıda akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.
Samsun Samsun’daki kazada kolu kopan öğrenciyle ilgili sevindirici gelişme: "Ameliyat başarılı geçti" Samsun’da öğrencileri taşıyan servis aracının karıştığı trafik kazasında sağ kolu kopan 16 yaşındaki öğrenci, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı ameliyatla yeniden hayata tutundu. Yaklaşık 11 saat süren operasyonun ardından kopan uzuvda kan dolaşımı sağlanırken, hastanın genel durumunun stabil olduğu bildirildi. Kaza, İlkadım ilçesi Kıran Mahallesi çevre yolunda meydana geldi. İstanbul’daki robot yarışmasından dönen Ünye Fen Lisesi öğrencilerini taşıyan Ünye Belediyesi’ne ait midibüsün devrilmesi sonucu 15 kişi yaralandı. Yaralılar çevredeki hastanelerde tedavi altına alınırken, öğrencilerden birinin kolu koptu. Ağır yaralanan 16 yaşındaki A.M.E., OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ameliyata alındı. "Ameliyat 11 saat sürdü, canlılık kazandı" Hastaneden yapılan açıklamada, "Hastanın acil serviste yapılan ilk değerlendirmelerinin ardından, kopan uzvun mikrocerrahi teknikle onarılması amacıyla Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı ile Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı ekiplerinin koordinasyonunda acil ameliyata alınmasına karar verilmiştir. Ortopedik kırıkların onarımı Doç. Dr. İsmail Büyükceran ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiş; takiben Plastik Cerrahi olarak; Prof. Dr. Ahmet Demir, Doç. Dr. Murat Sinan Engin ve ekibi tarafından mikrocerrahi yöntemlerle damar, sinir ve yumuşak doku onarımları başarıyla yapılmıştır. Gerçekleştirilen cerrahi girişim sonucunda uzuvda yeniden kan dolaşımı sağlanarak canlılık elde edilmiştir. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı’nın eşliğinde yaklaşık 11 saat süren ameliyat sonrasında hasta, yakın takip amacıyla yoğun bakım ünitesine alınmıştır. Hastanın tedavi ve izlem süreci, ilgili cerrahi branşlar ile yoğun bakım ekibi tarafından multidisipliner yaklaşımla sürdürülmektedir. Mevcut durumda hastanın genel durumu ve uzvun dolaşımı stabil seyretmektedir. Büyük uzuv kopmalarında klinik sonuçlar; yaralanmanın tipi, süresi ve eşlik eden faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bu tür olgularda özellikle ilk bir haftalık dönem kritik öneme sahip olup, hastanın yakın takibi titizlikle devam ettirilmektedir" denildi
Kayseri En ölümcül kanser türüne tarama önerisi Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi. ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, akciğer kanserinin erken tanı konmasıyla birlikte tedavi sürecinin çok daha rahat geçeceğini belirterek, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kesinlikle bu testi yaptırmalarını gerektiğinin altını çizdi. Sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerektiğini aktaran Yetkin "Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en ölümcül kanser türüdür. Bu kanser en çok sigarayla ilişkilidir. Bununla bağlantılı olarak 50 yaş üstü kişilerde belli bir hesaplamamız bulunmaktadır. Belirli miktarda sigara içmiş kişiler için Sağlık Bakanlığımız kanser taraması önermektedir. Bizler de hem tütünün zararlarının farkındalığını artırmak hem de kanser taramalarının kimlere yapılması gerektiğini ve sigaraya bağlı oluşmuş solunum fonksiyon anomalilerini tespit etmek için arkadaşlarımızla birlikte bu etkinlikte bulunduk. Sigaranın pasif maruziyetinde bile insanlar, sigaranın oluşturduğu kanser hastalıklarına ve sadece kanserle ilişkili değil, birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz kalıcı solunumsal sıkıntılara da sebep olabilmektedir. Sigara içmeyi bırakın; sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerekmektedir. Sigara içilen ortamda güvenli bir süre yoktur; mümkün olan en kısa sürede o teması kesmek gerekmektedir. Sigara içen insanların ailesinde eğer kanser öyküsü varsa, 20 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtilerse veya 10 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtilerse; uzun süreli öksürük şikâyetleri, iştahsızlık, gece terlemeleri ve kilo kaybı varsa mutlaka vakit geçmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurmaları gerekmektedir" dedi. "Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" Akciğer kanserinin tedavilerine değinen Yetkin, "Uzun yıllarda gelişen ilaçlar ve immünoterapiler ile daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bizim hedefimiz hastalığı erken dönemde yakalamak ve cerrahi ile birlikte hastaya uzun yıllar sağ kalım sağlayabilmektir. Cerrahi olamayan, sıçrama (metastaz) yaşanmış ve evresi ilerlemiş hastalarda ise tümörün tipine göre kullanılan ilaçlar değişiklik göstermektedir. Kemoterapiden daha masum sayılabilecek ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar ile tümörü stabil halde tutup hastaya uzun yıllar yaşam sağlanabilmektedir. Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" şeklide konuştu.
Bolu 2 yaşlı kadının kabusu olan dolandırıcı tutuklandı Bolu’da kendisini kamu görevlisi olarak tanıtıp "Adınız FETÖ’ye karıştı" yalanıyla 2 kadını toplam 4 milyon lira dolandıran ve Sakarya’da polis ekipleriyle yaşanan kovalamaca sonucu yakalanan şüpheli tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, 13 Mart’ta Gerede ilçesinde yaşayan 64 yaşındaki A.Y’.yi telefonla arayan şüpheli, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtarak, "Adınız FETÖ terör örgütüne karıştı" yalanıyla kadını korkuttu. A.Y.’nin 1,5 milyon lira değerindeki altınlarını İstanbul’dan Gerede’ye gelerek elden teslim alan zanlı, olayın ardından kayıplara karıştı. İhbar üzerine harekete geçen Bolu Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin kimliğini ve İstanbul’daki adresini tespit etti. Operasyon hazırlığındayken ikinci vurgun için geldi Ekipler zanlıyı yakalamak için operasyon hazırlığı yaparken, şüpheli A.C.B.’nin (36) 31 Mart’ta yeni bir dolandırıcılık için tekrar Bolu’ya geldiği belirlendi. Şüpheli, bu kez 81 yaşındaki H.L.B.’yi aynı yöntemle ağına düşürerek 2,5 milyon lira değerindeki nakit para ve ziynet eşyasını aldı. TEM Otoyolu’nda kovalamacayla yakalandı Aracıyla kentten ayrılmaya çalışırken polis ekiplerinin radarına takılan ve ihtara uymayarak kaçan zanlı ile ekipler arasında TEM Otoyolu’nda kovalamaca yaşandı. A.C.B., Sakarya’nın Hendek ilçesi sınırlarında polis ekiplerince önü kesilerek yakalandı. Araçta yapılan aramada, şüphelinin son dolandırıcılık eyleminden elde ettiği 2,5 milyon lira değerindeki para ve ziynet eşyaları poşet içerisinde ele geçirildi. Çıkarıldığı mahkemece tutuklandı Gözaltına alınarak Bolu’ya getirilen A.C.B., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Zanlı, savcılık sorgusunun ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.