ASAYİŞ - 23 Nisan 2026 Perşembe 09:29

Alevlerin sardığı işyerindeki araçları kurtarmak için seferber oldular

A
A
A
Alevlerin sardığı işyerindeki araçları kurtarmak için seferber oldular

Antalya’da gece saatlerinde Akdeniz Sanayi Sitesi’nde bulunan bir oto tamir ve bakım servisinde yangın çıktı. İtfaiye ekipleri alevlerin bitişik dükkanlara sıçramaması için mücadele ederken, işyeri çalışanları ve vatandaşlar ise içerde bulunan araçları kurtarmak için seferber oldu. Alevler arasında kalan 15 araçtan 5’i kullanılamaz hale gelirken bazı araçlarda yangın nedeniyle hasar aldı.


Yangın, gece 01.00 sıralarında Kepez ilçesi Şafak Mahallesi Akdeniz Sanayi Sitesi 5005 sokak üzerinde bulunan bir oto tamir ve bakım servisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, gece saatlerinde sanayi sitesi içerisinde devriye görevi yapan özel güvenlik görevlileri bir işyerinden dumanların yükseldiğini görünce durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdiler. İhbarla adrese Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı ekipler sevk edildi. Verilen adrese gelen ekipler yaklaşık 1300 metrekarelik kapalı alandaki işyerindeki yangına hızla müdahale etti.



Diğer dükkanlara sıçramaması için cansiparane mücadele


İçerisinde çok sayıda araç, boya ve yanıcı maddelerinde bulunduğu işyerindeki yangının bitişiğindeki diğer işyerlerine sıçramaması ekipler yoğun çaba harcarken takviye ekipler sevk edildi. İtfaiye ekipleri yanıcı maddelerin bulunduğu işyerinde ki yangına köpükle hem içeriden hem de dışarıdan merdiven yardımıyla müdahale etti. Alevlerin sardığı işlerinin çatısı çökerken, yangın bitişikteki bir işyerine de sıçradı. İtfaiye ekipleri yangının büyümemesi için dört bir yandan cansiparane mücadele etti.



Araçları çıkarmak için seferber oldular


Bu sırada yangını haber alarak gelen işyeri çalışanları ve vatandaşlar alevlerin kapladığı işyerinde bulunan araçları dışarı çıkarmak için seferber oldu. Müşterilere ait tamir için gelen otomobillerin bazıları forklift ve vatandaşların yardımıyla dışarı çıkarıldı. İçerişinde yaklaşık 15 aracın bulunduğu öğrenilen işyerinde 5 araç tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Bazı araçlarda ise kısmen yanma meydana geldi. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 3 saatlik çalışmasının ardından yangın kontrol altına alınarak işyerinde soğutma çalışması yapıldı.



Alevlerin sardığı işyerindeki araçları kurtarmak için seferber oldular

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Cemil Tugay: "En büyük gücümüz yetiştirdiğimiz nesillerdir" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle mesaj yayımladı. Başkan Tugay mesajında, "Bizim en büyük gücümüz yetiştirdiğimiz nesillerdir. Çünkü ‘Yurtta sulh, dünyada sulh’ diyen bir liderin evlatları olarak hayatın ancak barış ortamında, şiddetten uzakta, çocuk neşesiyle yeşereceğini biliyoruz. Başta çocuklarımız olmak üzere tüm İzmirlilerin ve milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106’ncı yılı için yayımladığı mesajında, sağlıklı, eğitimli ve mutlu nesiller için eşit fırsatlar sunmanın en temel sorumluluk olduğunu vurguladı. Tugay, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Milletlerin büyük mücadelelerde elde ettiği kazanımlar, büyük umutlar ve ideallerle atılan adımlarda anlamını bulur. Bizim büyük umutlarımızın ve ideallerimizin anlamı, çocuklarımız ile milli egemenliğimizin yan yana geldiği 23 Nisan’dır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı’nın en zor zamanlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açtığı 23 Nisan 1920, milletin iradesini her şeyin önüne koyan bir liderin, bağımsızlık andıdır. O gün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesini dünyaya ilan eden Atatürk, 23 Nisan’ı çocuklara armağan ederek Milli Mücadele ile elde ettiğimiz bağımsızlığımızı kalıcı hale getirmiştir. Onun gözünde çocuklar; milletin umudu, yenilenme gücü ve yarınlarıdır. Çocuklara bayram armağan eden ilk ve tek lidere sahip olmamız, bu bakışın en değerli göstergesidir. Türk milleti için 23 Nisan, millet iradesi ile çocuk neşesinin kol kola olduğu bir geleceğin ifadesidir. Bizim en büyük gücümüz silahlarımız değil, yetiştirdiğimiz nesillerdir. Çünkü ‘Yurtta sulh, dünyada sulh’ diyen bir liderin evlatları olarak hayatın ancak barış ortamında, şiddetten uzakta, çocuk neşesiyle yeşereceğini biliyoruz. İzmir, Cumhuriyet’in öncü kentlerinden biri olarak bu anlayışın hayata geçtiği kenttir. Atatürk, kentimize yaptığı ziyaretlerde okulları bizzat incelemiş, öğrencilerle bir araya gelmiş, onların umudunu büyüten çalışmaları yakından takip etmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük eksikliklerle başlayan eğitim seferberliği, kısa sürede önemli ilerlemeler kaydetmiş; okulların, öğretmenlerin ve öğrenci sayısının artışı Atatürk’ü en çok mutlu eden gelişmeler arasında yer almıştır. Çocukların sağlığı da Cumhuriyet’in öncelikli meselelerinden olmuştur. Sağlıklı nesiller yetiştirilmesi için büyük adımlar atılmış, İzmir örnek kentlerden biri haline gelmiştir. O yıllarda İzmir Belediyesi Çocuk Yuvası’nın açılması, Belediye Başkanımız Dr. Behçet Uz’un öncülüğünde çocuk hastanesinin kurulması gibi hizmetlerle belediyemiz bu sorumluluğu üstlenmiştir. Bugün içinde bulunduğumuz şartlar, çocuklara verdiğimiz değerin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor. Çocuklarımızı yoksulluktan, şiddetten, eşitsizlikten uzak; eğitimin, bilimin ve sanatın ışığında büyütmek zorundayız. Atatürk’ün ‘Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar her şartlarda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır’ ve ‘Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar’ sözleri, yolumuzu aydınlatıyor. Bugün bu bilinçle çalışıyoruz. Biliyoruz ki iyi bir gelecek, sağlıklı, eğitimli ve mutlu çocuklarla mümkündür. Onlara eşit fırsatlar ve güvenli bir hayat sunmak, hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir kent oluşturmak en temel görevimizdir. ‘Bayram çocuklara, egemenlik millete armağan’ diyerek geçmişten aldığımız güçle geleceğe yürüyoruz. Başta çocuklarımız olmak üzere tüm İzmirlilerin ve milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. Bizlere bu gururu miras bırakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm mücadele arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyorum."
İstanbul Uyuşturucu bağımlılığından kurtulduğu dernekte rehber oldu İstanbul’da yaşayan Sıla Akdaş, uyuşturucu bağımlılığını kadınlar tarafından kurulan dernekte bireysel terapi, grup çalışmaları ve farkındalık eğitimleriyle yendi. Aynı dernekte gönüllü olarak çalışmaya başlayarak kendisi gibi uyuşturucuyu yenmeye çalışanlara rehber olan Akdaş, "Burada ilk kez fikirlerimin önemsendiğini, insan yerine konulduğumu hissettim. En başta ailemle aram düzeldi. Kendimi geliştirmeye, öğrenmeye ve hayatı yeniden kurmaya başladım. Madde kullanırken duygularımızı bastırıyorduk. Ağlamamız gereken yerde ağlayamıyor, gülmemiz gereken yerde gülemiyorduk. Şimdi ise duygularımı gerçekten yaşayabiliyorum" dedi. Bahçeşehir’de faaliyet gösteren Beyaz Kelebekler ve Sadra Şifa Derneği ile Liman Ayık Yaşam Derneği, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden kadınlara ücretsiz rehabilitasyon desteği sağlıyor. Derneklerde uygulanan program kapsamında kadınlar yalnızca maddeyi bırakmaya değil, aynı zamanda maddesiz bir yaşam kurmaya hazırlanıyor. Ücretsiz olarak yürütülen süreçte bağımlı kadınlar güvenli bir ortamda konaklayarak, uzman psikologlar eşliğinde bireysel psikoterapi seanslarına katılıyor. Bunun yanı sıra grup eğitimleri, farkındalık odaklı çalışmalar ve sosyal uyum programlarıyla danışanların yeniden sağlıklı bir yaşam düzeni kurmaları amaçlanıyor. Tedavi programı ortalama 3 ay sürerken, bazı danışanlarda bu süre 6 aya kadar uzayabiliyor. Sürecin sonunda danışanlar, hem madde kullanımını bırakmış hem de sosyal hayata adapte olmuş, kendi yaşamlarını sürdürebilecek seviyeye ulaşmış bireyler oluyor. Uyuşturucu bağımlılığını yenen Sıla Akdaş, dernekte gönüllü olarak çalışmaya başlayarak kendisi gibi uyuşturucuyu yenmeye çalışanlara rehberlik yapıyor. "Birilerinin beni takip ettiğini düşünmeye başladığımda uyuşturucunun bana verdiği zararı gördüm" Bağımlılıktan kurtuluş sürecini anlatan Sıla Akdaş, "Ailemle problemler yaşadığım bir dönemde, Ankara’da yaşarken psikolojik olarak kendimi çok kötü hissediyordum. Bir anlık kararla İstanbul’a gelmeye karar verdim. Kendi ayaklarımın üzerinde durmaya çalıştığım, iş aradığım ve yalnız kaldığım bu süreçte bulunduğum ortamlarda uyuşturucuyla tanıştım. Yaklaşık üç yıl süren bir bağımlılık sürecim oldu. İlk başta yapay bir mutluluk, haz ve özgüven veriyordu. Uyuşturucu kullanmaya başladığımda bunun ne kadar yıkıcı bir şey olduğunu bilmiyordum. ’İstemezsem bırakırım’ diye düşünüyordum. Ancak zamanla vücudum buna alıştı ve bırakmak istediğimde bunun hiç de kolay olmadığını fark ettim. 3 yılın sonunda psikozlarım başladı. Olmayan kişileri görüyor, sesler duyuyor, kalabalıkların içinde eziliyormuş gibi hissediyordum. Sürekli birilerinin beni takip ettiğini ve kovaladığını düşünüyordum. O zaman uyuşturucunun bana verdiği zararı gerçekten gördüm" dedi. Uyuşturucuyu yendiği dernekte rehber oldu Telefonunun kırılmasıyla birlikte uyuşturucu kullandığı çevre ile bağlantısının koptuğunu söyleyen Akdaş, "O dönem ailem Ankara’daydı, ben ise İstanbul’daydım. Başka insanların telefonlarından aileme ulaşıp, ’Yeter ki beni yanınıza alın, ben maddeyi bırakmak istiyorum’ dedim. Daha sonra Ankara’ya döndüm. Ailem beni tedavi için çeşitli yerlere başvurdu. O sırada annem, Liman Ayık Yaşam Derneği’nden arandığımızı ve başvurumun kabul edildiğini söyledi ve böylece derneğe geldim. Şu anda Beyaz Kelebekler ve Liman Ayık Yaşam Derneği’nin ortak yürüttüğü bölümde rehberlik yapıyorum. Bu bağımlılığın temelinde ailemle yaşadığım problemler ve psikolojik olarak kendimi yalnız hissetmem vardı. Kilo problemim nedeniyle hem ailemden hem arkadaş çevremden sürekli baskı görüyordum. Bu durum beni çok yıpratıyordu. Ailemin yanından ayrılıp İstanbul’a gitmem ve orada yanlış insanlarla karşılaşmam en büyük sebeplerden biri oldu. Bana maddeyi ilk uzatan kişiler, bunun hem kilolarımı azaltacağını hem de yaşadığım sıkıntıları unutturacağını söyleyerek beni teşvik etti" diye konuştu. "Ağlayabildiğim için bile mutlu olduğum zamanlar oluyor, artık gerçekten hissedebiliyorum" Dışarıda kendine ait bir çevresi bulunmadığını söyleyen Akdaş, "Gerçek arkadaşlığı dernek sayesinde gördüm. İlk kez fikirlerimin önemsendiğini, insan yerine konulduğumu burada hissettim. Kapıdan girdiğim anda bavulumu alıp, beni karşılamaları çok kıymetliydi. İyileşme hala devam eden bir süreç. Yaklaşık 15-20 gün içinde programa uyum sağlamaya başladım. Şimdi neredeyse bir yıldır buradayım. Dışarıdayken maddeyi bırakmanın mümkün olduğuna hiç inanmıyordum. Bana bunu söyleyen insanlarla tartıştığım zamanlar oldu. Ama bugün bunun gerçekten mümkün olduğunu yaşayarak gördüm. Dışarıda hala kurtulamayacağını düşünen birçok kadın olduğunu biliyorum. Onlara söyleyebileceğim tek şey, bunun mümkün olduğu. Ben burada örnek aldığım insanları gördüm. Onların ayık kalabilmesi bana da umut verdi. En başta ailemle aram düzeldi. Madde kullanırken ailem küçük kardeşlerimle görüşmeme izin vermiyordu. Babam telefonu yüzüme kapatıyordu. Şimdi ise ben söylemeden telefonu kardeşime veriyor. Ayrıca kendimi geliştirmeye, öğrenmeye ve hayatı yeniden kurmaya başladım. Madde kullanırken duygularımızı bastırıyorduk. Ağlamamız gereken yerde ağlayamıyor, gülmemiz gereken yerde gülemiyorduk. Şimdi ise duygularımı gerçekten yaşayabiliyorum. Ağlayabildiğim için bile mutlu olduğum zamanlar oluyor. Artık gerçekten hissedebiliyorum" şeklinde konuştu. "Maddeyi bırakmak isteyen herkese kapılarımız sonuna kadar açık" Derneğin Müdür Yardımcısı Ayşenur Küçükboyacı, "Derneğimiz, tamamen gönüllü hanımlardan oluşuyor. Yıllardır yardım faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. 2020 yılında aşevi faaliyetimizi hayata geçirebilmek için dernek statüsüne geçtik. Aşevimizde haftanın 3 günü, ihtiyaç sahibi aileler için 350 kişilik yemek dağıtılıyor. Aşevimizde yalnızca şefimiz maaşlı ve profesyonel olarak görev yapmaktadır. Diğer bütün hanımlar tamamen gönüllü olarak, ev hanımı kimlikleriyle destek vermektedir. Kilolarca patates soyuluyor, soğanlar hazırlanıyor, yemekler pişiriliyor ve dağıtılıyor. Tüm bu süreç tamamen gönüllü hanımlar tarafından yürütülmektedir. 2025 yılının ağustos ayında uyuşturucuyla mücadele merkezimiz açıldı. 2026 yılı da zaten bağımsızlık yılı olarak ilan edildi. Burada, genç hanımlarımızın yeniden hayata katılabilmesi için ücretsiz ve ilaçsız bir şekilde rehberlik hizmeti verilmektedir. Derneğimiz, Beyaz Kelebekler Sadece Şifa ile Liman Ayık Yaşam Derneği iş birliğiyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Yeniden hayata başlamak isteyen, maddeyi bırakmak isteyen tüm gençlerimize ve özellikle genç kadınlarımıza kapılarımız sonuna kadar açıktır" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı insanların da hayatlarında olumsuz duygular yaşayabileceğinin farkındalığını kazanıyorlar" Bağımlı bireylerin yalnızca maddeyi bırakmalarını değil, aynı zamanda maddesiz bir hayatı nasıl inşa edeceklerini hedefleyen çalışmalar yürüttüklerini belirten Psikolog Seval Ekin ise "Bunu yaparken bireysel psikoterapi seanslarından, grup eğitimlerinden ve farkındalık odaklı çalışmalardan yararlanıyoruz. Tedavi programımız 3 ay ile 6 ay arasında sürmektedir. Altı ayın sonunda mezun ettiğimiz danışanlarımızı da takip etmeye devam ediyoruz ve gerekli destek süreçlerimiz sürüyor. Kalıcı iyileşmeyi sağlayabilmek adına aileleri de bu sürece dahil ediyoruz. Her çarşamba akşamı ailelerle online görüşmeler gerçekleştiriyoruz ve danışanlarımız mezun olduktan sonra da bu iletişim devam ediyor. Danışanlarımız, özel hayatlarında öncelikle yoğun bir yalnızlık duygusu hissediyor ve buna benzer zor duygular yaşıyorlar. Yaşadıkları bu olumsuz duyguları bastırmanın yolunun madde olduğunu düşündükleri için, yoğun duygularla baş edebilmek adına ilk başvurdukları şey madde oluyor. Ancak buraya geldikten sonraki süreçte, sağlıklı insanların da hayatlarında zaman zaman olumsuz duygular yaşayabileceğinin farkındalığını kazanıyorlar. Kişi artık zor duygular yaşadığında o duygunun içinde kalabilmeyi, anda kalabilmeyi ve bunu yönetebilmeyi öğreniyor" dedi. "Uyuşturduğu için problemleri çözmez, sadece problemler yokmuş gibi hissettirir" Tüm bireylerin hayatının inişli çıkışlı olduğunu söyleyen Psikolog Ekin, "Zor zamanlarımızda madde yalnızca bizi uyuşturduğu için problemleri çözmez, sadece problemler yokmuş gibi hissettirir. Oysa yaşamda sağlıklı bir şekilde kalabilmek, kendimizi koruyabilmek ve hayatımızı sürdürebilmek için zaman zaman acı hissetmenin de bize fayda sağladığını kabul etmek gerekir. Biz biliyoruz ki dışarıda şu anda bağımlılıkla mücadele eden birçok vatandaşımız var. Asla yalnız değiller ve bu süreci tek başlarına atlatamazlar. Biz onların yanındayız. Bize başvurarak, derneğimize gelerek, daha profesyonel bir ekiple ve daha sağlıklı bir destek sistemiyle bu problemi uzun vadede, kalıcı bir şekilde çözebiliriz. Aynı zamanda şuna da inanıyoruz; iyileşmenin gücü, iyileştirmektir. Derneğimizde eski bağımlılardan oluşan hocalarımız da bulunuyor. Kendileri geçmiş yaşamlarında bağımlılık yaşamış bireylerdi. Ancak bugün bizimle birlikte çalışan, danışanlara rehberlik eden ve bu hizmetin içinde aktif olarak yer alan kişiler haline geldiler" diye konuştu.
Kayseri Talas’ın yöresel lezzetleri tescillendi Talas Belediyesi bünyesinde; Osmanlı Kültür Sokağı’nda hizmet veren Tokana Yöresel Lezzetler, elde ettiği başarıyla Kayseri’de belediyeler arasında bir ilke imza attı. Bağımsız ve tarafsız değerlendirmelerle Türkiye genelinde en iyileri belirleyen EniyiBEST tarafından yapılan incelemeler sonucunda Tokana, mantı kategorisinde ’en iyi’ seçildi. Ankara merkezli akademisyenler ve uzmanlardan oluşan EniyiBEST’in yıl boyunca gerçekleştirdiği anketler, gizli müşteri deneyimleri ve yerinde incelemeler neticesinde belirlenen sonuçlarda Tokana Yöresel Lezzetler, 81,22 puan alarak zirveye yerleşti. Bu başarı, Kayseri’de belediyeler arasında verilen ilk ödül olması bakımından da ayrı bir önem taşıdı. Lezzetin yanı sıra hijyen, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti gibi birçok kriterde öne çıkan Tokana, Talas Belediyesinin sosyal belediyecilik anlayışının somut bir yansıması oldu. Tarihi dokunun içinde, kültürel mirasla harmanlanan bu lezzet noktası, hem geçmişin izlerini yaşatıyor hem de günümüzün kalite standartlarını yakalıyor. Elde edilen bu başarı Talas Belediyesinin kaliteyi merkeze alan hizmet anlayışının bir sonucu olurken, Tokana bu ödülle birlikte hem Talas’ın hem de Kayseri’nin gururu haline geldiği. Geleneksel lezzetleri özgün sunumlarla buluşturan Tokana Yöresel Lezzetler, tarihi dokunun içinde yükselen bu anlamlı başarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor.
Kocaeli Sanayinin başkenti Gebze’de bu kez sanayi değil tarih konuşuldu Türkiye’nin sanayi ve teknoloji üssü olarak bilinen Kocaeli’nin Gebze ilçesi, bu kez tarihi hafızası ve kültürel mirasıyla sahneye çıktı. Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş, sanayi kenti imajının yanına turizm vizyonunu da eklemek istediklerini belirterek, bölgenin kapsamlı tarih ve turizm haritasını çıkaracaklarını duyurdu. Gebze Ticaret Odası 24. Meslek Komitesi (Turizm Komitesi) öncülüğünde Turizm Haftası dolayısıyla tarihi su dolabında "Sanayinin Başkenti Gebze’de Kültür ve Turizm" programı düzenlendi. Kentin yalnızca fabrikalarıyla değil tarihi yapıları, doğal güzellikleri ve turizm potansiyeliyle de anılması gerektiği vurgulanan programda, Gebze’nin kültürel birikimi katılımcılarla paylaşıldı. Programda ney dinletisi eşliğinde ikramlarda bulunuldu. "Gebze’yi Gebze yapan tarihi yapıları göz ardı etmemeliyiz" GTO Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş yaptığı konuşmada, Gebze’nin sanayi kenti kimliğinin ardında köklü bir tarih yattığını belirtti. Kentin değerlerini açığa çıkarmaya ve bilinirliğini artırmaya yönelik faaliyetler yürüttüklerini ifade eden Aslantaş, "24. Meslek Komitemiz, yani Turizm Komitemiz Turizm Haftası’nda Gebze’nin değerlerini açığa çıkarma, bilinirliğini artırma adına bir faaliyet yaptı. Bunu da yapmamız gerekiyor. Gebze her ne kadar sanayiyle, üretimle, inovasyonla ve teknolojiyle anılsa da Gebze’yi Gebze yapan tarihi yapıları ve doğal güzellikleri göz ardı etmememiz gerekiyor" dedi. "Bölgemizin tarih ve turizm haritasını çıkarmak adına bir çalışmamız olacak" Tarihi yapıların korunmasını önemsediklerine dikkati çeken Aslantaş, şunları kaydetti: "İnsanoğlu sadece çalışmaktan, maddi bir hayattan ibaret değildir. İnsanın dinlenmesi, tarihi yapıları ziyaret ederek geçmişte neler yaşandığını görmesi ve asıl olanın geleceğe bir eser bırakmak olduğunun farkında olması anlamında tarihi binaları çok önemsiyoruz. Gebze Ticaret Odası olarak sadece sanayi ve üretim değil, turizmle, tarihi eserlerimiz ve doğal güzelliklerimizle ilgili de bir çalışma başlattık. Bölgemizin tarih ve turizm haritasını çıkarmak adına bir çalışmamız olacak. Tüm dünyaya ’Gebze bir sanayi kentidir’ anlayışının yanına bir de ’turizm kentidir’ vizyonunu eklemek istiyoruz. Bu haritanın çok katkı sunacağını düşünüyoruz." Aslantaş, bölgede bulunan tarihi yapıların gün yüzüne çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, bu eserlerin aslına uygun restore edilip farkındalığının artırılmasını istediklerini sözlerine ekledi.