SAĞLIK - 26 Mayıs 2024 Pazar 11:10

Çocuğunuzu obeziteden kurtarmak için bunlara dikkat edin

A
A
A
Çocuğunuzu obeziteden kurtarmak için bunlara dikkat edin

Çocukluk çağında aşırı kilo ve obezitenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerinde önemli etkileri olduğunu söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uz. Dr. Fatih Ay, kilo problemi olan çocukların yetişkinlikte de obeziteyle mücadele etme durumu olabileceğinin altını çizdi. Ay, “Çocuklukta obezite aynı zamanda özgüven eksikliğie ve depresyona da yol açabilir. Çocuklukta obeziteyi azaltmanın en iyi stratejilerinden biri, tüm ailenin yeme ve egzersiz alışkanlıklarını iyileştirmektir. Çocuk döneminde obeziteyi tedavi etmek ve önlemek, çocuğun sağlığının şimdi ve gelecekte korunmasına yardımcı olur.” dedi.



Obezite, kalori ve yağ alımındaki artışın sonucu


Çevresel faktörler, yaşam tarzı tercihleri ve kültürel çevre etkenlerinin, dünya çapında artan obezite oranlarında önemli rol oynadığına dikkat çeken Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Fatih Ay, genel olarak aşırı kilo ve obezitenin, kalori ve yağ alımındaki artışın sonucu olduğunu dile getirdi.


Uz. Dr. Ay, “Öte yandan, alkolsüz içeceklerle aşırı şeker tüketiminin, porsiyon büyüklüğünün artmasının ve fiziksel aktivitedeki sürekli düşüşün, tüm dünyada artan obezite oranlarında önemli rol oynadığına dair destekleyici kanıtlar da vardır. Çocuklarda obezite, pek çok etkenin bir araya gelmesi ile ortaya çıkabilir. Bunlar, annenin çocuk dünyaya gelmeden karşılaştığı problemlerden aile içindeki çatışmaya kadar geniş bir yelpazede görülebilir. Araştırmalar obez çocukların dış görünüş açısından arkadaşları tarafından daha zor kabul edildiğini, aileleriyle daha çok tartıştıklarını, sosyal aktivitelerle ilgilenmediklerini veya arkadaş edinmekten korktuklarını, dolayısıyla psikolojik olarak kötü etkilendiklerini göstermektedir. Obezite aynı zamanda çocuğun zayıf akademik performans ve yaşadığı daha düşük yaşam kalitesiyle de ilişkilidir.” diye konuştu.


Kilolu çocukların uzman kontrolünde olması gerekiyor


Çocukluk çağı obezitesini, 2 yaş ve üzeri çocuklarda vücut kitle indeksinin (BMI) yaş ve cinsiyete göre yüzde 95’lik dilimde veya üzerinde olması şeklinde tanımlayan Uz. Dr. Fatih Ay, çocukların BMI faktörleri yetişkinlerden farklı olduğunu aktardı.


Çocukların vücut kitle endeksinin yaşa ve cinsiyete göre belirlendiğini belirten Ay, şu şekilde devam etti: “Uzmanlar, çocuklar için sağlıklı bir BMI’yi değerlendirmek için özel büyüme çizelgeleri kullanır. Bu nedenle, fazla kilosu olan çocukların düzenli olarak uzman kontrolünde olması ve takiplerinin yapılması önem taşımaktadır. Çocukların büyüme ve gelişim süreci devam ettiği için çocuklara diyet önerilmemektedir. Onları sağlıklı ve dengeli beslenmeye yönelik davranış değişikliğine ve uygun bir egzersiz programına yönlendirerek, kilo kaybı sağlanmalıdır. Bu yöntemle tedavi süresince çocuklar kilo yüzünden stres altında kalmadan, sağlıklı diğer akranları gibi normal büyüme ve gelişme sürecini yakalayabilmektedirler. Ayrıca; obezitenin önlenmesi ve tedavi edilme sürecinde ebeveynlerin tutumu da çok önemlidir. Böyle bir durumda çocuklar kendilerini dışlanmış hissederler. Bu nedenle çocukta sorunun sadece kendi için kötü bir problem olmadığını anlamasına; ailenin kendisi için çaba harcadığını düşünmesini sağlamaya ve onu cesaretlendirmeye çalışmak gereklidir.”


Ailelere düşen görevler


Uzm. Dr. Fatih Ay, çocuklarda obezitenin önlenmesi için ailelere düşen görevleri ise şu şekilde açıkladı: “Kesinlikle “şişman çocuk sağlıklıdır, ileride boya gider” diye düşünmeyin. Çocuğunuzu kendiniz diyete sokmayın. Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak için mutlaka bir beslenme ve diyet uzmanından yardım alın. Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite yapmalarını sağlayacak ortam oluşturun. Çocuğunuzun okulun spor etkinliklerine katılmasını sağlayın. Beraberken basit yürüyüşler yapın, yürüme mesafesindeki yerlere arabayla değil yürüyerek gitmeye çalışın. Saatlerce televizyon ve bilgisayar önünde zaman geçirmesini önleyecek fiziksel aktivite içeren faaliyetler yapmaya özen gösterin ve gerektiğinde onlara eşlik edin. Yemek saatlerini düzene koyun ve beraber yemek masasına oturun. Çocuğunuza su içme alışkanlığı kazandırın. Çocuğunuzun tek tip beslenmesini önleyin, tabağında çeşitliliği sağlayın. Büyük porsiyonları azaltın ve ideal porsiyonlara alıştırın. Fast food, şeker, bisküvi ve çikolata gibi besinleri tamamen yasaklamayın, çünkü yasaklar onları daha çekici yapacağı için zaman zaman onları dengeli olarak tüketmesine izin verin. Çocuklarınızı ödüllendirirken pasta, tatlı, çikolata, şeker kullanmak yerine meyveyi tercih edin. Çocuğunuza beslenme çantası hazırlayın ve tercihiniz meyve, süt veya peynirli sandviç gibi kalorisi düşük, az yağlı besinler olsun.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Yalova’da atıl hale gelen “Engelsiz Plajı’nın son durumu tepki çekti Yalova Belediyesi tarafından 2015 yılında Akasya Plajı’nda hizmete açılan Engelsiz Plajı’nın son durumu engelli vatandaşların tepkisini çekti. Engelliler bakımsızlık ve ilgisizlikten kullanılmaz hale gelen Engelsiz Plajı’nın adına uygun hale getirilmesini istedi. Akasya Plajı’nda bulunan Engelsiz Plajı, kullanılmaz hale geldi. Plajda engelli bireylerin tekerlekli sandalyeleriyle kumsaldan iskeleye gittiği platform tamamen parçalandı. Parçalanan malzemeler ise bölgedeki duş kabinlerinin bulunduğu alana gelişi güzel bırakıldı. Öte yandan engellilerin denize giriş yaptığı iskele ise kullanılmaz hale geldi. Yazın tek eğlenceleri denize girmek olan engelliler, bu haklarının da ellerinden alınmasından dert yandı. Yalova Belediyesi’nin konuya duyarsız kaldığını ifade eden engelliler, yetkililerden bir an önce konunun çözülmesini istedi. Yalova Ortopedikler Spor Kulübü Basketbol Takımı sporcusu bedensel engelli Emirhan Faydalı, yaşanan sıkıntıyla ilgili Yalova Belediyesi’ne başvurduğunu fakat halen bir geri dönüş alamadıklarını ifade etti. Geçtiğimiz günlerde plaja arkadaşlarıyla geldiğini fakat denize giremediğini anlatan Faydalı, “Engelli bireyler de buraya gelip bu durumu görünce geri dönüyorlar. Çünkü denize ulaşmamız lazım bir şekilde. Burada geçiş vardı, köprü. Artık atıl durumda. Buranın yapılmasını talep ediyoruz. Burası tek engelsiz plaj. Çok kolaylıkla giriyorduk buraya. 2-3 aydır burası böyle. Ben 2 aydır sahilde geziyorum, hep görüyorum burayı. Üzücü bir durum. Yazın devamlı buraya geliyordum ama atıl durumda olduğu için maalesef giremiyoruz” dedi. "Engellilere destek olmamız lazım, köstek değil" Emirhan’ın babası Mustafa Faydalı ise herkesin bir engelli adayı olduğunu belirterek, “Her bir birey engelli adayıdır. Biz engellilere destek olmamız lazım, köstek değil. O yüzden bir an önce yetkililerden buranın yapılmasını talep ediyorum. Yaz bitmeden en azından. Denize girmeye engellilerin de hakkı var. Ben de engeli çocuğu olan biri olarak bunları görüyoruz, üzülüyoruz. Engellilere destek olmamız lazım. Onları hayatta tutmamız lazım. Hayata, topluma kazandırmamız lazım her şeyden önce. En kısa zamanda yapılmasını talep ediyoruz” ifadesini kullandı.
Muğla Göcek’te Mapa-Şamandıra sistemi ile denizlerin akciğerleri korunacak Son kabine toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamada, deniz eko sisteminin korunması için Fethiye Göcek Mapa Şamandıra projesi 805 kilometrekarelik alan pilot bölge ilan edildi. Denizlerin akciğerleri olan deniz çayırlarının korunmasına yönelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklaması ile önemli bir adım atıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından son kabine toplantısı sonrasında bizzat duyurulan; Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde kalan Göcek Deniz Koruma Alanlarında gerçekleştirilecek mapa-şamandıra sistemi projesi, deniz çayırlarının korunması için hayati bir önem taşıyor. Deniz ekosisteminin vazgeçilmez bir parçası olan deniz çayırlarına yönelik bu projenin, türün neslinin devamına etkisi büyük olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada şu sözlere yer vermişti: “Bakanlığımız deniz altı biyoçeşitliliğini, koylarımızın temizliğini ve deniz suyu kalitesini korumak üzere harekete geçiyor. Göcek Mapa Şamandıra projesi 805 kilometrekarelik alan pilot bölge ilan edildi. İnşallah bununla denizlerin ormanları olan deniz çayırlarının korunmasını sağlayacağız” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı önderliğinde gerçekleşecek çalışmayla aldığımız her nefesten birini karşılayan ve balıklar gibi birçok deniz canlısına yuva olan deniz çayırları korunacak ve deniz ekosistemi sağlıklı bir şekilde devam edebilecek. Pilot bölge olarak seçilen ve önemli turizm noktaları arasında olması sebebiyle yoğun tekne ve yat baskısı altında olan Göcek’te deniz çayırları üzerine demirleme faaliyetleri, türün üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Mapa ve şamandıra sistemleriyle bu tahribatın önüne geçilmesi hedefleniyor. Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde yer alan deniz koruma alanlarında 2019 yılından beri koruma çalışmaları gerçekleştiren Akdeniz Koruma Derneği (AKD) projeyi oldukça önemli bir gelişme olarak karşıladı. Bölgede deniz çayırlarına yönelik izleme istasyonları bulunan AKD, çalışmalarından elde ettiği sonuçları karar vericilerle paylaşıyor. 2022 yılında Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından ‘Ortak Geleceğimiz Denizlerimiz’ misyonuyla düzenlenen ‘Kıyı ve Deniz Ekosistemlerinin Korunması ve Yönetimi Mapa-Şamandıra Uygulama Modelleri Uluslararası Katılımlı Çalıştayı’nda, destekleyici kurumlardan biri olarak yer alan AKD, bu projenin özellikle deniz çayırlarının, dolayısıyla tüm deniz habitatlarının korunmasına büyük hizmet edeceğine inanıyor. Projeye yönelik açıklama yapan Akdeniz Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kızılkaya, “Geç kaldığımız ama Türkiye için ilk ve örnek olacak bir koruma yöntemi ve yönetimi olacak. Acil olarak aynı projeyi Gökova Körfezi ve Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgelerinde de geliştirmemiz gerekiyor” dedi. Deniz Koruma Alanları içerisinde yer alan Göcek’te gerçekleşecek bu proje ile koruma alanlarının etkisi artarken, uzun vadede hem türlerin, hem de denizden geçinen küçük ölçekli balıkçılık mesleğinin devamını sağlayacak. 805 kilometrekarelik bir alanı kapsayan bu mapa-şamandıra sistemi, deniz çayırlarının tahrip edilmesini önlemek ve deniz yaşamının devamını sağlamak adına hayati bir rol oynayacak.
Ankara Ankara’nın Ayaş ilçesinde dut hasadı başladı Ankara’nın Ayaş ilçesindeki dut bahçelerinde olgunlaşan dut meyvelerinin hasadı başladı. Ankara’nın dut meyvesiyle ünlü Ayaş ilçesinde dut hasadı başladı. İlçedeki köy ve bağ evlerinde dut yetiştiren üreticiler, her yıl haziran ayında olgunlaşan dutları toplamak için zorlu mesai harcıyor. Sabah erken saatlerde dut bahçesine gelen üreticiler, dutları olgunlaşma sürecine göre hasat ediyor. Ayrıca sıcak havalarda toplanması daha da güçleşen dutların sabah güneşin doğmasıyla beraber toplanması da büyük önem taşıyor. Ayaş ilçesine bağlı ılıca köyünde yaşayan Ersin Kaya, 20 yıllık dut bahçesinin hasat sürecini İHA muhabirine anlattı. Dut mevsimi haziranın ilk haftasında başladığını söyleyen Kaya, “Haziranın ilk haftası gün ışıması saat 04.30 05.00 arası olduğu için gün ışıyınca başlayabiliyoruz. Saat 08.00’de de dutları teslim etmemiz gerekiyor. Çünkü o dutlar Ankara’ya götürülüp pazarda yer bulacağı için vaktimiz çok dar. Hızlı bir şekilde 2 ile 2 buçuk saat içerisinde toplamayı gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. “File sistemiyle dutlar ziyan olmuyor” Dutları toplarken ağaçların altına file serdiklerini ve bu sayede daha kolay bir hasat gerçekleştirdiklerini ifade eden Kaya, “Daha önce yere çarşaflar seriyorduk. Tabii dut yapacağımız zaman seriyordu o çarşafları. Fakat gece rüzgar estiği zaman dutlarımız boşa gidiyordu çünkü çarşaf olmuyordu. Ayrıca yağmur yağdığı zaman da çarşaflarla dut yapamıyorduk. Dutçular dut almadan gidiyordu. Şimdi bu sistemi kurunca hem dutlar toprağa değmiyor, çamur olmuyor, toz kapmıyor hem de akşam rüzgarlardan dolayı hiçbir ziyan olmuyor dutlarımızı sabah topluyoruz” açıklamasında bulundu. “Dut bir gün durup bir gün olgunlaşan bir ürün” Kaya dut meyvesinin ağaçta aynı anda olgunlaşmadığını dile getirerek, “Dut bir gün durup bir gün olgunlaşan bir ürün. Dut çok çabuk olgunlaştığı için 2 gün beklersek erginleşir. Biz de bu yüzden bahçemizi ikiye bölüyoruz. Bir gün bir tarafı, öbür gün diğer tarafı hasat edip toplamayı bitiriyoruz” şeklinde konuştu. “Dut gübre ve ilaç istemez” Dut meyvesinin organik bir ürün olduğunun da altını çizen Kaya, “Dut gübre ve ilaç istemez. Gönül rahatlığıyla tüketilebilir bir ürün. Biz de tut yetiştirmeye kışın ağaçları sulamakla başlıyoruz. Çünkü suyu çok seven bir ürün. Kışın suluyoruz, baharda yaprakları açmadan budamasını ve çapasını yapıyoruz. Tabii tekrardan sulama işlemi de devam ediyor. Haziranın 1’ine kadar bu işlem devam ediyor. Olgunlaştıktan sonra da çapa işlemini bırakıyoruz zaten” dedi. “Dut işi dışardan göründüğü gibi kolay bir iş değil” Bir diğer dut üreticisi Uğur Güneş ise senelerdir dut üretimiyle uğraştıklarını belirterek, dut hasadında yaşanılan zorluklara değindi. Güneş, “Elemansız, destek eleman olmadan bu işler olmuyor. Toplayıcı olması lazım, çırpıcı olması lazım. Dut işi dışardan göründüğü gibi kolay bir iş değil. Biz zaten sistemli bir şekilde dut üretiyoruz fakat biz öncelikle kooperatif istiyoruz Ayaş’ta. Kooperatif kurulsun ve Ayaş’ın bütün bağcıları oraya dutlarını versin, Ankara’dan veya çevre illerden gelen alıcılar da dutları o kooperatiften alsın. Dut yeri geldiği zaman çok fazla çıkar. Havaların sıcak olduğu zamanlarda 20 kilo dut çıkan ağaçtan 100 kilo dut çıkabilir. O fazlalıkları da kurutma yapabilir, pekmez yapabilir, pestil yapabilir ve bu konularda da satış noktası olsa biz buradaki bu sorunlar çözebiliriz” ifadelerini kullandı.