GENEL - 08 Nisan 2019 Pazartesi 16:05

Dünyanın 3600 yıllık en eski ticaret gemisi batığı Antalya’da bulundu

A
A
A
Dünyanın 3600 yıllık en eski ticaret gemisi batığı Antalya’da bulundu

Antalya’nın batısında bulunan ve dünyanın en eski ticaret gemisi olduğu bilinen batığın, bilimsel tespitin ardından 3 bin 600 yıllık olduğu belirtildi.

Antalya’nın batısında bulunan ve dünyanın en eski ticaret gemisi olduğu bilinen batığın, bilimsel tespitin ardından 3 bin 600 yıllık olduğu belirtildi. Antalya Valisi Münir Karaloğlu, "Karada yapılan arkeolojik kazılarda ‘Göbeklitepe’ tarihin sıfır noktası olarak alınıyor. Sualtı arkeolojisinde de bu yeni batık sualtının Göbeklitepesi’dir. O kadar önemli bir batıktan bahsediyoruz" dedi.


Kültür ve Turizm Bakanlığının izinleriyle Akdeniz kıyılarında gerçekleşen arkeolojik sualtı araştırmaları sırasında dünyanın en eski ticaret gemisi bulundu. Türk sualtı arkeologları tarafından bilimsel tespiti yapılan batığın 3 bin 600 yıllık olduğu bildirildi.


Antalya’nın batısındaki batığın ana yükünün bakır külçelerden oluştuğu ve Kıbrıs’taki bakır madenlerinde işlenen bakır külçelerin, dünyanın ilk endüstriyel ürünlerini oluşturduğu söylendi.


Akdeniz ve Selçuk Üniversiteleri öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Öniz başkanlığında bir bilimsel araştırma ekibi tarafından yapılan çalışmalarda batığın yaklaşık 50 metre derinlikte olduğu ve en az bin 500 kiloluk külçe bakır yükü bulunduğu kanıtlandı.


Geçtiğimiz hafta uluslararası yayınlarda yayımlanarak bilimsel kabul gören batığın, dünyanın en eski ticaret gemisi batığı olabileceği ortaya koyuldu. Batıkta önümüzdeki aylarda Doç. Dr. Hakan Öniz Başkanlığında Antalya Müzesi uzmanları ve sualtı arkeoloğu Prof. Cemal Pulak’ın da katıldığı uluslararası bir ekiple kazılar başlatılacak. Batıktan çıkan eserlerin ise Antalya Kemer’de kurulması planlanan Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Müzesi’nde sergilenmesi planlanıyor.


Antalya Valisi Münir Karaloğlu, su altı arkeolojisinde çığır açacak yeni bir keşfi paylaştıklarını söyledi. Kemer bölgesinde Akdeniz Üniversitesine bağlı Sualtı Araştırmaları Merkezi olduğunu hatırlatan Karaloğlu, merkezdeki çalışanların çalışmaları sayesinde Antalya’nın batısında şu ana kadar bulunan en eski ticari gemisinin bulunduğunu kaydetti. Karaloğlu, "Antalya’nın batısında diyoruz. Şu anda noktasını maalesef söyleyemiyoruz. Söylersek maalesef biliyorsunuz meraklısı çok, talan edilme ihtimali olduğu için şu an için Batı Antalya Batığı diye isimlendiriyoruz. Antalya’nın batısında ama Antalya’nın sınırlarında" dedi.



"Sualtının Göbeklitepesi’dir"


Karaloğlu, "En eski batık olarak M.Ö. bin 400 yılına ait olduğu varsayılan bir Uluburun batığımız vardı. Orada çıkan eserler müzede sergileniyor. Bu batığımız Uluburun batığından 200 yıl daha olayı geriye götürdü. M.Ö. bin 600 yıllarına ait bir batık. Bu da 3 bin 600 yaşında olan bir batıktan bahsediyoruz. Yükü bakır külçelerden oluşuyor. Geminin boyu 14 metre, taşıdığı yükün ağırlığı da bin 500 kilogramlık bakır külçe. Karada yapılan arkeolojik kazılarda Göbeklitepe tarihin sıfır noktası olarak alınıyor. Sualtı arkeolojisinde de bu yeni batık sualtının Göbeklitepesi’dir. O kadar önemli bir batıktan bahsediyoruz. Batı Antalya batığı da yeni bulunan, Kültür Turizm Bakanlığımız Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle kazı çalışmalarına başlayacağımız bu batık da su altının Göbeklitepesi’dir" ifadelerini kullandı.



"Batıktan çıkan buluntular, Kemer’de sergilenecek"


Kazı çalışmalarında çıkan eserlerin ne olacağı hakkında bilgilendirmelerde bulunan Vali Münir Karaloğlu, "Daha önce Kültür ve Turizm Bakanımıza 2 defa Hakan hocayla Kemer’de Akdeniz Sualtı Arkeoloji Müzesiyle ilgili bir proje sunduk. İnşallah Kemer’de yapacağımız müzede buradan çıkacak olan buluntular sergilenecek. Bu müzeyle birlikte Kemer ilçemiz aslında sualtı arkeolojinin denizciliğin merkezi haline gelmiş olacak" diye konuştu.



Karaloğlu’ndan Kekova dalış turizmi açıklaması


Kekova’da dalış turizmine ne zaman başlanacağı konusunda da açıklamalarda bulunan Karaloğlu, "Kekova ile ilgili 2 seneden beri çalışma yapıyoruz. Bakanımıza konuyu aktardık. Bakanlığımızın şu andaki Kekova’nın kontrollü dalışa açılmasından bahsediyoruz, kontrolsüz bir dalıştan bahsetmiyoruz. Sualtı altı arkeologlarının gözetimi altında bir dalış izninden bahsediyoruz. Bunun için bakanlığımızın çalışması var. Sadece Kekova’yla ilgili değil diğer alanlarla ilgili yeni bir sistem oturtma noktasında çalışması var" ifadelerini kaydetti.


Batığın bilimsel olarak tespitini gerçekleştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Hakan Öniz, "Batık günümüzden 3 bin 600 sene önce Kıbrıs Adası’ndan Ege’de bir bölgeye giderken yolda fırtınaya yakalanarak batıyor. Batığın ana yükü bakır külçeler. Külçelerin tipolojisinden M.Ö. 16’ncı yüzyıla ait bir ticaret gemisi olduğu ortaya çıkıyor. Muhtemelen dünyanın ilk en erken endüstriyel ürünlerini taşıyan bir gemi. Bu özellikleriyle bilimsel olarak dünyada sualtı arkeoloji kapsamında çığır açtı diyebiliriz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da ralli heyecanı başlıyor Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası kapsamında düzenlenen Rally Bodrum’un ikinci ayağı, 30 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında Bodrum ve Milas’ta gerçekleştirilecek. Organizasyon, Karya Otomobil Spor Kulübü (KAROSK) tarafından düzenlenecek. Bodrum Yarımadası’nın en büyük spor organizasyonları arasında yer alan ralli, asfalt zeminli etaplarda koşulacak ve bölgenin doğal güzelliklerini sporla buluşturacak. İlk kez merkezde seyirci etabı düzenlenecek Rally Bodrum’da bu yıl ilk kez ilçe merkezinde seyirci özel etabı gerçekleşecek. Ortakent’te Kerem Aydınlar Ortaokulu ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi arasındaki 2,80 kilometrelik parkurda koşulacak etap, 30 Nisan Perşembe günü saat 18.50’de start alacak. 12 özel etapta kıyasıya mücadele Organizasyon kapsamında 1 Mayıs Cuma günü Milas-Bodrum hattında Karacahisar, Fesleğen ve Mazı bölgelerinde 6 özel etap geçilecek. 2 Mayıs Cumartesi sabahı saat 09.00’da yeniden direksiyon başına geçecek ekipler; Bodrum’daki Çamlık, Alazeytin ve Etrim etaplarında 6 özel etap daha tamamlayacak. Yarış, saat 15.45’ten itibaren Titanic Luxury Collection Bodrum’da düzenlenecek finiş seremonisi ve ödül töreni ile sona erecek. Çevreye duyarlı ralli KAROSK, organizasyonda çevre bilincine yönelik çalışmalar da yürütüyor. Fosil yakıtlı araçların oluşturduğu karbon ayak izi, uluslararası standartlara uygun şekilde raporlanacak. Elde edilen verilere göre, aynı miktarda karbon emisyonunu dengelemek amacıyla Bodrum’da çevre projelerine destek sağlanacak. Ayrıca mikroplastik içermeyen, bitki bazlı ve doğada çözülebilen çöp torbaları kullanılarak seyirci alanlarında temizlik çalışmaları yapılacak. Görevlilere tohumlu kurşun kalem dağıtımı gerçekleştirilirken, çevre farkındalığını artırmaya yönelik uygulamalar hayata geçirilecek. Güvenlik ve bilgilendirme toplantısı yapıldı Yarışlar öncesinde Duja Bodrum Hotel’de düzenlenen toplantıda, güvenlik ve organizasyon detayları ele alındı. Toplantıya Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı, İlçe Spor Müdürü Oktay Dumruk ile KAROSK yetkilileri katıldı. Toplantıda etaplar, güvenlik önlemleri ve yarış programına ilişkin bilgilendirmeler yapıldı.
Konya Uzmanlardan çocukların duygu değişimlerini göz ardı etmeyin uyarısı Okullarda şiddet ve zorbalığın yalnızca fiziksel boyutla sınırlı kalmadığını belirten uzmanlar, çocukların şiddet temalı yazı, çizim, sosyal medya paylaşımları, silah veya saldırı araçlarına yoğun ilgi duymaları, arkadaş çevrelerinden kopmaları gibi davranışlarına dikkat edilerek tedbir alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle şiddet içerikli oyunlar ve dijital içeriklere kolay erişimin çocuklar üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade eden uzmanlar, bu noktada ilk sorumluluğun ailelere düştüğünü, öğretmen gözlemlerinin de mutlaka dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Psikolog Meryem İlhan, "Benim çocuğum öyle biri değil" yaklaşımının doğru olmadığını anlatarak, "Şiddet aslında zorbalıkla birlikte okullarda görmeye başladığımız bir kavram olmaya başladı. Yalnızca fiziksel olarak görmüyoruz şiddeti, psikolojik şiddet zorbalıkla birlikte özellikle çocukların okul ortamında hayatına dahil oldu ve bu normalleşti. Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmak çocuklar için bunun normalleşmesi demek oluyor. Şiddet içerikli oyunlar, bu tarz içeriklere yoğun erişim çocuklarda aslında kısıtlanması gereken bir durum. Bunu önce ebeveynlerden bekliyoruz; ailede gözlemleyerek sonrasında öğretmen gözlemini de dikkate almalarını rica ediyoruz. Çünkü her çocuk bakıldığı zaman okulda ve evde farklı karakterler ortaya koyuyor. Bu noktada öğretmenlerin gözlemini ‘Benim çocuğum öyle biri değil ki’ şeklinde görmezden gelmek hiç doğru değil. Okuldaki davranışlarına da tedbir almak önem arz ediyor" dedi. "En sağlıklı nokta çocuğumuzu karşımıza alıp onu anladığımızı ona hissettirmektir" Çocuklardaki davranış değişikliğinin dikkate alınması gerektiğinin altını çizen İlhan, "Çocukların şiddet temalı yazı, çizim ya da sosyal medya paylaşımları, silah ya da saldırı araçlarına yoğun ilgi duymaları, arkadaş çevrelerinden kopmaları, ani duygu değişimleri, öfke patlamaları, intikam, ölüm, zarar vermeye yönelik söylemleri kesinlikle dikkate alınmalı ve tedbir alınmalıdır. Ebeveyn olarak yapabileceğimiz en sağlıklı nokta çocuğumuzu karşımıza alıp onu anladığımızı ona hissettirmektir. Çocuklar anlaşılmak ister aslında birçok şeyi de bunun için yaparlar. Birçok davranışın temelinde bu yatar. Ebeveyn olarak onu anladığımızı, aslında onu güvende hissettirebiliriz, sonrasında bu davranışlar devam ederse ya da bu davranışların temeli ebeveyni endişelendirirse kesinlikle bir psikolojik destek almak sağlıklı olacaktır. Şiddet içerikli şeyleri öğreniyorlar. Bu oyunlarla birlikte bu planları, nasıl yapabileceklerini keşfediyorlar. Normalleşiyor bu durum. Kesinlikle bunun normalleşmesinin önüne geçmek gerekiyor" şeklinde konuştu. "Çocuğumuzun yaptığı şeyleri meşrulaştırmak, bu davranışının pekişmesine neden olur" Psikolog İlhan, "Aileler çocuklarına hiçbir olumsuzluğu yakıştıramıyorlar. Bunu çok iyi anlayabiliyoruz. Ancak çocuklarımızın bir problemi varsa buna önce bir farkındalık geliştirmek, sonrasında da çözüm aramak en sağlıklı olanı. ‘Benim çocuğum yapmaz’ mantığıyla çocuğumuzun yaptığı şeyleri meşrulaştırmak çocuğun bu davranışının pekişmesine neden olur" diye konuştu.