SAĞLIK - 29 Eylül 2025 Pazartesi 10:16

Kalp hastalıklarının bilinmeyen sebebi: "Gizli açlık"

A
A
A
Kalp hastalıklarının bilinmeyen sebebi: "Gizli açlık"

Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, 29 Eylül Dünya Kalp Günü" nedeniyle kalp hastalıklarının başka bir nedeni gizli açlık hakkında bilgi verdi.


Kalp hastalıkları, dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden biri olarak kabul edildiğini hatırlatan Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, "Son yıllarda yapılan araştırmalar, mikrobesin eksikliğinin kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Magnezyum, çinko, demir, selenyum gibi mineraller ile A, D, B, K gibi vitaminler, vücut ve kalp fonksiyonlarının düzgün çalışmasında kritik rol oynuyor. Eksiklikleri durumunda ise yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor" dedi.



"Gizli açlık sağlığımızı tehdit ediyor"


Gizli açlığın, yeterli kalori alınmasına rağmen vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin yani mikrobesinlerin eksik olması durumu olduğunu kaydeden Şahin, "Bugün ABD’de nüfusun yaklaşık yüzde 30’u bu durumdan etkilenmektedir. Ülkemizde 2017 yılında yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nda D vitamini eksikliği yüzde 85, folik asit eksikliği yüzde 45, B12 eksikliği ise yüzde 20 oranında saptanmıştır. Bu ve diğer mikrobesinlerin eksikliği; kronik enflamasyon, oksidatif stres ve damar iç yüzeyinde bozulma gibi temel sorunlara neden olarak kalp hastalığı riskini artırmaktadır. Ayrıca bu durumun diğer bir sonucu da kanser oluşumunu kolaylaştırmasıdır" diye konuştu.



"Son 50 yılda meyve sebzelerdeki besin değerleri çok azaldı"


Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, yapılan araştırmalarla sebze ve besin değerlerin son 50 yılda ciddi oranda azaldığını ortaya koyduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:


"1970’lerde hız kazanan ve "Yeşil Tarım Devrimi" olarak isimlendirilen yeni tarım metotları, kimyasal gübreler, hibrit tohumların geliştirilmesi ve yoğun toprak işleme ile birim alandan elde edilen verim 2 kattan fazla artırıldı. Nüfus da eşzamanlı olarak yaklaşık 3 kat civarında arttı. Günümüzde tartışmalı olsa da " Yeşil Tarım Devrimi’nin yoksulluğu, açlığı azalttığı düşünülmektedir. Ancak bu durum gıdalarda besin değerinde düşüşe neden olarak başka bir soruna yol açtı. Yapılan araştırmalar, modern tarım yöntemleriyle yetiştirilen sebze ve meyvelerin besin değerlerinin son 50 yılda ciddi oranda azaldığını göstermektedir. Gıdaların içerdiği çeşitli mineral, protein, vitamin ve fitobesinler yüzde 10 ile yüzde 60 oranında azaldı. Örneğin 1960 yılındaki bir domatese göre 2000’li yıllardaki bir domates yüzde 36 daha az magnezyum içeriyor. yüzde 14 daha az C vitamini, yüzde 30 daha az B1 vitamini, yüzde 19 daha az B3 vitamini ihtiva ediyor. "Modern" domatesin önemli antioksidanlar olan flavanon, polifenol gibi fitobesinleri de daha az içerdiği biliniyor. Dünyanın en uzun soluklu tarımsal deneyi olan Broadbalk Deneyi’nde 1845 yılından 1960’lara kadar buğdayın çinko, demir, bakır, manganez, magnezyum içeriğinin büyük ölçüde sabit kaldığı görülürken, 1960 yılından sonra kademeli olarak yüzde 30 ila yüzde 20 azalma saptanmıştır."



"Mikrobesin eksikliği kanserde de risk faktörü"


Oksidatif stres ve serbest radikallerin kanserin başlama aşamasında önemli rol oynadığına işaret eden Uzm. Dr. Şahin, vücudun bu riskler ile savaşmasında önemli koruyucu mekanizmaları olduğunu ancak bu mekanizmaların ise mikrobesinlere ihtiyaç duyduğuna vurgu yaptı. Şahin, "Ülkemizde konvasyonel tarım 1990’lı yıllardan itibaren yaygınlaştığına göre çoğu insanın 30 yıldır eksik mikrobesin içeren gıdalar ile beslendiğini varsaymak yanlış olmaz. Kalp ve kanser hastalıklarının başlama yaşının giderek düşmesinin bir sebebi de gıdaların kimyasal kirliliği ile besleyiciliğinin azalmasıdır" dedi.



"Kalp hastalıkları riskini artırıyor"


Yedi veya daha fazla mikrobesin eksikliği olan kalp yetmezliği hastalarının yatış ve ölüm riskinin iki kat arttığına dikkati çeken Şahin, "Uzmanlara göre, mikrobesin eksikliği doğrudan kalp hastalıklarına neden olmasa da, risk faktörlerini artırarak dolaylı yoldan katkıda bulunur. Örneğin, magnezyum eksikliği yüksek tansiyon ve kalp ritim bozukluklarıyla ilişkilendirilmektedir. Benzer şekilde, D ve K vitamini eksikliği kalp damar hastalığına yakalanma riskini artırırken; potasyum, selenyum ve çinko gibi minerallerin yetersiz alımı da kalp yetmezliğinin kötüleşmesine zemin hazırlayabilir. Yedi veya daha fazla mikrobesin eksikliği olan kalp yetmezliği hastalarının hastaneye yatış ve ölüm riskinin neredeyse iki kat arttığı gözlemlenmiştir" ifadelerine yer verdi.


Şahin, mikrobesin eksikliğinin kalp hastalıklarının önemli bir parçası olsa da önlenebilir bir risk faktörü olduğunu, çeşitli ve dengeli bir diyetin hastaneye yatışları ve yaşam kayıplarını önleyebileceğini belirtti.


Uzm. Dr. Şahin, dengeli beslenme odaklı olunması, risk gruplarının izlenmesi, yaşam tarzında değişiklik ve vitamin takviyeleri için hastanın doktoruna danışmasının önemli olduğunu da sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
Kırşehir Kırşehir’de belde belediye başkanının şizofreni hastasını darbettiği iddiası KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’in Özbağ Belde Belediye Başkanı İsmail Çanakçı’nın bir şizofreni hastasını darbettiği iddiasıyla hakkında şikayette bulunuldu. İddiaya göre, Özbağ beldesi Yeni Mahalle’de ikamet eden S.B., sosyal medya paylaşımları nedeniyle kardeşinin belediye başkanı tarafından darbedildiğini öne sürdü. S.B. ifadesinde, bir araca bindiklerini ve evlerine gittiklerini, belediye başkanının da araçta bulunduğunu belirtti. S.B., evlerine vardıklarında belediye başkanının şizofreni hastası olan kardeşi B.B.’ye kafa attığını ve silah çektiğini iddia etti. Olayla ilgili konuşan Gülay Gündüz, Özbağ kasabasında oturan dayısı B.B.’nin şizofreni hastası olduğunu ve belediye başkanı tarafından darbedildiğini öne sürdü. Olayla ilgili darp raporu alındığını ve şikayetçi olunduğunu ifade eden Gündüz, "Özbağ kasabasında ikamet eden şizofren hastası dayım, Belediye Başkanı İsmail Çanakçı tarafından darbedilmiş. Şizofren hastası dayımla konuşurken kafa atıp, alnına silah dayamış. Olayın peşini bırakmayacağım. Ben belediye başkanından yardımcı olmasını beklerdim" dedi. Özbağ Belediye Başkanı İsmail Çanakçı ise, iddialarla ilgili yaptığı açıklamada, son günlerde sosyal medyada yer alan paylaşımlar üzerine kendilerinin de suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Çanakçı, kasabada vatandaşlarla birlik ve beraberlik içerisinde olduklarını ifade ederek, kimseyle husumetlerinin olmadığını ve olamayacağını, vatandaşların can ve mal güvenliğinin kendilerine emanet olduğunu söyledi. Olayla ilgili adli sürecin devam ettiği öğrenildi.