SAĞLIK - 17 Nisan 2026 Cuma 09:29

Prof. Dr. Zülfikar’dan hemofilide yerli Ar-Ge çağrısı

A
A
A
Prof. Dr. Zülfikar’dan hemofilide yerli Ar-Ge çağrısı

Antalya’da düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi’nde konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, hemofili tedavisinde Türkiye’nin halen ithal ilaçlara bağımlı olduğunu belirterek, "Hastalarımızı hala ithal ilaçlarla tedavi ediyoruz. Öncü, özgün ve çığır açıcı araştırmalarımızın ürüne dönüşmesi gerekiyor" dedi.


Türkiye Hemofili Derneği ile Hemofili Dernekleri Federasyonu iş birliğinde düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi, 15-17 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Belek turizm merkezinde gerçekleştiriliyor. Kongre kapsamında İHA’ya açıklamalarda bulunan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye’nin hemofili tedavisinde ithal ilaçlara bağımlılığını sonlandırması gerektiğini belirterek, yerli araştırma ve geliştirme çalışmalarıyla özgün ilaç üretimine geçilmesinin önemine işaret etti.



"Hala ithal ilaçlarla hastalarımızı tedavi ediyoruz"


Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye’nin sağlık alanında önemli bir noktada bulunduğunu ancak tıbbın sürekli gelişen bir alan olduğunu belirterek, bu gelişimin parçası olabilmek için araştırma sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.


Türkiye’nin hemofili alanında kendi üretim kapasitesini geliştirmesi gerektiğini ifade eden Zülfikar, "Şu ana kadar hastalarımızı hala ithal ilaçlarla tedavi ediyoruz. Burada öncelik vermemiz gereken hususlardan biri, ülkemizin her alanda olduğu gibi kendi yatırımlarını kendisinin yapması ve ülkemizdeki araştırmacılardan istifade etmesidir. Böylelikle öncü, özgün ve çığır açıcı araştırmalarımız ürüne dönüşebilir" dedi.


Bu alanda yalnızca hekimlerin değil, farklı disiplinlerden araştırmacıların da birlikte çalışması gerektiğini vurgulayan Zülfikar, sanayi, iş dünyası ve kamu kurumlarının da sürece yatırım yapmasının önem taşıdığını dile getirdi.



"Sürekli satın alarak bir yere kadar ilerleyebiliyoruz"


Türkiye’nin sağlık alanındaki birikiminin üretime dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çeken Zülfikar, "Bu alanda yalnızca biz uzmanlar ve hekimler değil, diğer araştırmacılar da birlikte çalışmalı. Endüstrinin, iş insanlarının ve resmi kurumların da yatırım yapması gerekiyor ki ülkemiz bu alanda yeni ürünler üretebilsin. Aksi halde sürekli satın alarak bir yere kadar ilerleyebiliyoruz" ifadelerini kullandı.



"Bir kısım hasta ürüne ve tedaviye ulaşmakta zorluk çekiyor"


Hemofili tedavisinde bazı hastaların ürüne erişimde güçlük yaşayabildiğini belirten Zülfikar, "Bir noktadan sonra daha ucuz ve daha fazla bulunan ürünlere yönelmek zorunda kalıyoruz. Ülkemizde hastaların bir kısmı ürüne ve tedaviye ulaşmakta da zorluk çekiyor. Sağlıkta çok ilerideyiz, çok şükür, bu yönlerimiz oldukça iyi. Ama tıp burada durmuyor" diye konuştu.


Tıbbın geldiği noktada yalnızca mevcut uygulamaları sürdürmenin yeterli olmadığını ifade eden Zülfikar, daha ileriye gidilebilmesi için araştırmanın merkezde olması gerektiğini söyledi.



"Yeni bilgi ancak araştırmayla elde edilir"


Araştırmanın sağlık alanındaki gelişimin temel unsuru olduğunu vurgulayan Zülfikar, "Tıbbın daha ileriye gidebilmesi için bizim de mutlaka araştırma sisteminin içinde olmamız gerekiyor. Yeni bilgi ancak araştırmayla elde edilir. Bizim ısrarla söylediğimiz şey, ülkemizde araştırmaları artırmak, araştırmacı sayısını çoğaltmak, onları yüreklendirmek ve onlara güven vermektir" dedi.


Araştırmacıların yalnızca hasta muayenesiyle sınırlı bir meslek hayatı sürmemesi gerektiğini belirten Zülfikar, bilimsel üretimin fikri mülkiyet ve patent gibi alanlarla da desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Zülfikar, "Hekimlerimizin yalnızca hasta muayenesiyle sınırlı kalmaması, fikri mülkiyet ve patent gibi alanlarda da kendilerine yeni gelecekler kurması gerekir. Böylece arkalarından önemli meslektaşlarını da bu alana çekebilirler" ifadelerine yer verdi.



"Bu bir anlayış değişikliğidir"


Türkiye’de hemofili alanında ticarileşebilecek bir ürün üretme aşamasına gelinip gelinmediğine ilişkin de değerlendirmede bulunan Zülfikar, bu noktada henüz istenilen seviyeye ulaşılmadığını söyledi. Ancak temel bilgi ve uygulama tecrübesinin bulunduğunu vurgulayan Zülfikar, bunun bir zihniyet değişimiyle mümkün olabileceğini dile getirdi.


Zülfikar, "Türkiye’nin herhangi bir yerinde hemofilinin ticariye yansıyacak bir ürününü üretme aşamasına gelmiş biri var mı diye sorarsanız, buna ‘hayır’ derim. Ama bunun temel bilgisine sahip, uygulamadaki bilgi birikimini taşıyan insanlar var mı? Evet, var. Ancak bunu hayata geçirebilmek bir anlayış değişikliğidir, gerçekten bir tarz değişikliğidir. Öncelikle kamuoyunun buna inanması lazım, bu olabilir. Bilim dünyasının buna inanması lazım, bu olabilir. Akademisyenlerimizin de 40 yıllık uzun akademik ömürlerine bu gözle bakmaları ve bunun için çaba göstermeleri gerekiyor. Biz de üniversiteler olarak bu heyecanı duyuyor, sürdürmek istiyoruz. Eminim Sosyal Güvenlik Kurumu da, Sağlık Bakanlığı da bu arzunun içinde. Nitekim Sağlık Bakanlığının da ‘Üreten Sağlık’ şeklinde bir sloganı var. Onlar da bu isteği taşıyor. Niye olmasın" dedi.



Prof. Dr. Zülfikar’dan hemofilide yerli Ar-Ge çağrısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla Orman Bölge Müdürlüğü bölge şampiyonu oldu Orman Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Türkiye Ormancılık Yarışmaları (TOY) bölge elemelerinde, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri tüm rakiplerini geride bırakarak birincilik kürsüsüne çıktı. Ormancılık faaliyetlerinde hız, koordinasyon ve teknik bilgiyi ölçmek amacıyla hayata geçirilen TOY (Türkiye Ormancılık Yarışmaları) bölge elemeleri Denizli’de gerçekleştirildi. 14-15 Nisan tarihlerinde düzenlenen ve kıyasıya mücadeleye sahne olan yarışmalarda, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü (OBM) sergilediği üstün performansla şampiyonluğunu ilan etti. Denizli’de kurulan özel parkurda gerçekleştirilen elemelere; Muğla, İzmir, Eskişehir, Denizli, Isparta ve Antalya Orman Bölge Müdürlüklerinden gelen ekipler katıldı. Orman kahramanlarının sahada karşılaştıkları zorlukları simüle eden yarışmalarda sıralama şu şekilde oluştu: Muğla OBM (Birinci),İzmir OBM (İkinci),Eskişehir OBM (Üçüncü) oldu. Ekipler, sadece fiziksel dayanıklılıklarını değil, aynı zamanda profesyonel uzmanlıklarını da sergiledi. Yarışmaları Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger ve Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya yakından takip ederek ekiplere moral verdi. Tüm etapları başarıyla tamamlayarak birinciliği göğüsleyen Muğla ekibine ödüllerini Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya takdim etti. Şampiyonluk kupasını Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür ve Bölge Müdür Yardımcısı Özgür Cılız, ekipleriyle birlikte büyük bir gururla kaldırdı. Bu başarının ardından Muğla OBM, Türkiye finallerinde bölgeyi temsil etme hakkı kazandı.
Adıyaman Savran konutlarında sona gelindi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2 Nisan tarihinde açılışı yapılan Çetintepe Barajı’nın suları altında kalacak olan Savran köyü sakinleri için yapılan konutlarda sona gelindi. Dolgu hacmi bakımından ülkemizin 10. Büyük barajı olan Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesindeki Çetintepe Barajı, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerinde toplam 600 bin dekar tarım arazisini sulayarak bölge ekonomisine yıllık 14 milyar TL katkı sağlaması ve yıllık 24 GWh enerji üretmesi hedeflenen bir proje olarak hayata geçirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşirken, Çetintepe Barajı’nda su seviyesi her gecen gün yükseliyor. Savran köyünün bir kısmı da Çetintepe Barajı sularının altında kalacak. 6 Şubat depremlerinde evleri hasar gören hak sahipleri ve evleri baraj suları altında kalan hak sahipleri için devlet tarafından toplam 164 konut, mevcut köyün kuzeyinde 280 bin metrekare olan üzerinde yapılıyor. Yapımında sona gelinen 164 konut, 120 metrekare ve 3+1 olarak yapıldı. Konutların birkaç ay içerisinde teslim edilmesi bekleniyor. Çalışmalarla ilgili bilgi veren Şantiye Şefi Murat Tekin, "280 bin metrekare üzerinde yerleşimimiz var. Biz geçen 1 Ekim’de başladık buranın kaba hafriyatına başlamasına. 1 Martta da ilk betonumuzu döktür ve 13 ayda da yüzde 90 bitirme aşamasına geldik. Şu an bütün alt yapımız ve binalarımız, ince işlerimiz bitti. Sert zeminlere başladık. Sert zeminlerimizde bir 40 gün içerişinde onlarda bitecek ve evleri teslim edeceğiz" dedi. Köylülerden Necati Uzungüney ise "Şu anda su tutuldu. Araziler kamulaştı. Evlerimiz yapılıyor. Evler bittiği zaman buradan vatandaş oraya gidecek" diye konuştu.
Mersin MTSO Başkanı Çakır’dan KOBİ’ler için ’Teknoloji Yatırım Bankası’ çağrısı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandırmak amacıyla teknoloji odaklı bir ’Yatırım Bankası’ kurulması gerektiğini belirterek, "Nasıl Ziraat Bankası tarımı destekliyorsa, KOBİ’lerin dönüşümünü destekleyecek bir yapıya ihtiyaç var" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, KOSGEB iş birliği ve MTSO ev sahipliğinde düzenlenen ’KOBİ’ler için Destek ve Dönüşüm Programı’, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol ile çok sayıda finans ve iş dünyası temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildi. Programda konuşan Çakır, Türkiye’de yaklaşık 4 milyon KOBİ bulunduğunu belirterek, bu işletmelerin ekonominin temel direğini oluşturduğunu söyledi. Sağlanan desteklerin önemli olduğunu ancak KOBİ sayısının fazlalığı nedeniyle yetersiz kaldığını ifade eden Çakır, "Ciddi kaynaklar dağıtılıyor ancak bu kaynaklar geniş kitlelere yayıldığı için etkisi sınırlı kalıyor. Bu nedenle doğru firmaları seçip daha güçlü desteklemeliyiz" diye konuştu. "Büyüme potansiyeli olan firmalara odaklanmalıyız" KOBİ’lerin farklı yapılara sahip olduğunu dile getiren Çakır, büyüme potansiyeli yüksek işletmelerin önceliklendirilmesi gerektiğini vurguladı. Çakır, "Gerçekten üretip büyüyen firmalarla, finansmana ihtiyacı olmayan ya da verim üretmeyen yapıları ayırmak zorundayız. Odağımız ülkeye katma değer sağlayan işletmeler olmalı" ifadelerini kullandı. Yeşil ve dijital dönüşümün artık zorunluluk haline geldiğini belirten Çakır, bu süreçte en kritik unsurun finansman olduğuna dikkat çekti. Çakır, "Bu dönüşümü gerçekleştirecek firmaları analiz eden, uzun vadeli finansman sağlayan ve aynı zamanda danışmanlık hizmeti sunan teknoloji odaklı bir yatırım bankasına ihtiyaç var. Bu yaklaşım kurumsal değil, ulusal bir politika haline gelmeli" dedi. KOBİ’lerin sürdürülebilirliğinin önemine de değinen Çakır, gençlerin iş kurmaya mesafeli olduğuna dikkat çekerek mevcut işletmelerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Finansman imkanları genişletildi" KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise konuşmasında kurumun destek mekanizmalarına ilişkin bilgi verdi. KOBİ’lerin küresel değişime uyum sağlaması için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten İbrahimcioğlu, finansman imkanlarının genişletildiğini ve sahadan elde edilen veriler doğrultusunda yeni destek modellerinin hayata geçirildiğini ifade etti. İbrahimcioğlu, KOSGEB’in bugüne kadar yüz milyarlarca liralık destek sağladığını belirterek, Mersin’in de bu desteklerden önemli ölçüde yararlandığını kaydetti. Desteklerde istihdam, ihracat ve üretim odaklı büyümenin önceliklendirildiğini sözlerine ekledi.