ÇEVRE - 12 Haziran 2025 Perşembe 10:15

Sahile yanaşamayan tur tekneleri kornalı eylem yaptı

A
A
A
Sahile yanaşamayan tur tekneleri kornalı eylem yaptı

Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı turizm merkezlerinden Adrasan’da tekneciler tekne yanaşma yerinin yapılmaması gerekçesiyle kornalı eylem yaptı. Tekne sahipleri kıyıdan uzak noktandan korna çalarak saat 20.00’ye kadar yanaşmaları yasak olan kıyıya saat 19.00’da gelip demirlediler.


Her yıl teknelerinin hareket alanlarının kısıtlandığını ve akşam saat 20.00’ ye kadar kıyıya yaklaşmalarının yasaklandığını belirten Adrasan Tekneciler Birliği Kooperatifi Başkanı Deniz Şeşen Adrsanlı tekneciler olarak büyük sıkıntılar içinde olduklarını ve sahipsiz kaldıklarını söyledi.


Adrsandaki tekne sayısının artmasını teknecilerin suçu olarak gösterildiğini söyleyen Şeşen, her sene yüzme alanlarının daraldığını kaydetti. Buradaki teknelerin evraklarının hiç birini kooperatif olarak kendilerinin vermediğini, hepsini Kumluca Kaymakamlığı’nın verdiğini iddia eden Şeşen, "Ancak bu teknelere ne bir barınma yapılmasında önderlik ediyor, ne de yanaşacak yer gösteriyor. İnsanlar birbirleriyle bıçaklı kavga etmeye başladılar. Her sene yüzme hatlarımızı daraltıyorlar. Büyüyen tekneleri evraklandırmaya devam ediyorlar. Buraya bir liman yapılmasını talep ediyoruz. Liman olmadığı sürece Bizim yüzümüz gülmeyecek sesimizi kimse duymayacak" dedi.


Protesto için gerekli mercilerimizden izin almalarına rağmen Kumluca Belediyesi tarafından tehdit edildiklerini ileri süren Şeşen şöyle devam etti: "Bugün eğer onlar hakkında kötü bir şey söylersek kooperatifimize ait kafemizi mühürlemekle tehdit ettiler. Bu tehditler Bin 500 kişilik bir topluluğu yıldıramaz. Teknelerimizde çalıştırdığımız personellerle beraber biz 10 Bin kişilik bir topluluğuz. Ve zulme uğrayan bir topluluğuz. İçişleri Bakanımızın buradaki liman projesine el atmasını ve bizim çığlıklarımızı duymasını istiyoruz".



Yılda 1 milyon insana hizmet veriyoruz


Deniz Ticaret Odası Meclis Üyesi Tahir Arslan ise Antalya’daki deniz turizminin yüzde 60 gibi büyük bir oranına hizmet eden kooperatif olduklarını belirterek, "Günlük 6 ile 8 bin arası insan taşıyoruz. Günlük 80 kişi ile 150 tekne sayısını çarparsanız yıllık bir milyon insanımıza hizmet veriyoruz. Devletimizden Sayın Valimizden Sayın Adrasan’a yardımcı olmalarını istiyoruz. Tekne yanaşma yerinin yapılmasını istiyoruz" dedi.


Tekne Kaptanı Duygu Fatma Tuncer’de 4 yıldır teknelerde kaptanlık yaptığını söyleyerek, "150 tane teknenin ailesi var, çocuğu var. Biz neden akşam saat 20.00’ye kadar açıkta beklemek zorunda kalıyoruz. Biz size hizmet ettiğimiz için turizmi kalkındırdığımız için ve gerçekten Türkiye’nin kalbi olduğumuz için mi bu savaş, artık savaşmayalım. Gerçekten savaşmayalım" dedi.



Sahile yanaşamayan tur tekneleri kornalı eylem yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Başkan Sadıkoğlu’ndan pestisit kalıntısı değerlendirmesi Son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte tarım ürünlerinde artan pestisit kalıntılarına değinen Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, "Bilinçsiz ilaçlama hem ürüne hem de ekonomiye zarar veriyor. Malatya olarak, ekonomimizin bel kemiği olan kayısımızda pestisit sorunu yaşamamak adına her türlü mücadeleyi gösteriyoruz. Yaşadığımız tüm doğal afetlere ve değişen dünya standartlarına rağmen üreticimizle, tüccarımızla ve ihracatçımızla omuz omuza çalışarak dünya kayısı başkenti unvanımızı koruyacağız" dedi. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, TRT GAP Diyarbakır Radyosu’nda yayınlanan "Bölge Gündemi" programının konuğu olarak Malatya Kayısısı üzerine değerlendirmelerde bulundu. "Bilinçsiz ilaçlama hem ürüne hem de ekonomiye zarar veriyor" Son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte tarım ürünlerinde artmaya başlayan pestisit kalıntılarının Malatya Kayısısının üretimine ve ihracatına etkilerini değerlendiren Başkan Sadıkoğlu, "İklim değişikliğiyle birlikte ülkemizde üretilen birçok tarım ürününde pestisit kalıntısı, yani zirai ilaç kalıntısı sorunuyla karşı karşıyayız. Bu sorunu zaman zaman Malatya Kayısısında da yaşıyoruz. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede denetimler sıkılaştı. Bilinçsiz ilaçlama hem ürüne hem de ekonomiye zarar veriyor. Bu konu Malatya Ticaret ve Sanayi Odası olarak son yıllarda üzerine eğildiğimiz ana konulardan biri. Kayısı, Avrupa Birliği tescilli bir ürün olduğu için, daha hassas olmamız gerektiğine inanıyoruz. İklim şartlarıyla değişen hastalıklara karşı Malatya Ticaret ve Sanayi Odamız ile Tarım İl Müdürlüğümüz tam bir seferberlik halindeyiz. Hem üreticilerimizi hem de zirai ilaç satışı yapan üyelerimizi bilgilendirmek amacıyla eğitimler düzenledik, düzenlemeye de devam edeceğiz. Pestisit kalıntısını sıfıra indirmek için özellikle üreticimize "reçetesiz ilaç kullanmama" bilincini aşılıyoruz" dedi. "Avrupa’da kimyasal ilaçlar artık ilk değil, son çare olarak kabul edilmekte" Dünya ülkelerinin pestisit kalıntılarıyla mücadele modellerinden örnekler veren Başkan Sadıkoğlu, "Avrupa ülkeleri bu sorunla nasıl mücadele ediyor diye araştırmalar yapıp, örnek modelleri üreticimize sunuyoruz. Mesela önümüzde Lüksemburg Örneği var. Lüksemburg, 2021 yılından itibaren dünya genelinde tartışılan ve yaygın olarak kullanılan zirai ot öldürücü ilaçları yasaklayan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. Ayrıca üzüm üretiminde kimyasal böcek ilaçlarını tamamen terk edip, biyolojik alternatiflere geçmek için özel devlet teşvikleri sunmaktadır. Danimarka dünyada pestisit kullanımını en çok düşüren ülkelerden biridir. Bu başarıyı bugün değil, 1970’lerden itibaren uygulamaya koyduğu "Pestisit Vergisi" ile sağlamıştır. Üründeki kimyasalın derecesine göre artan bu vergi yükü, çiftçileri ekonomik olarak daha güvenli ve biyolojik yöntemlere yönlendirmiştir. Avrupa’da çiftçiler için kimyasal ilaçlar artık ilk değil, "son çare" olarak kabul edilmektedir" diye konuştu. "Dünya kayısı başkenti unvanımızı koruyacağız" Malatya kayısısında pestisit sorunu yaşanmaması adına her türlü mücadeleyi göstereceklerini kaydeden Başkan Sadıkoğlu, "İhracat odaklı büyüyen bir ekonomiye sahip olan ülkemizde Pestisit kalıntısını en aza indirmek için farkındalık oluştuğuna inanıyoruz. Malatya olarak, ekonomimizin bel kemiği olan kayısımızda Pestisit sorunu yaşamamak adına her türlü mücadeleyi verdiğimizin altınız çizmek isterim. Malatya Kayısısı sadece lezzetiyle değil, "güvenilir gıda" olarak da dünya sofralarında yer almaya devam edecek. Kalıntı sorunu bizim için bir engel değil, standartlarımızı yükseltmek için bir fırsattır. Yaşadığımız tüm doğal afetlere ve değişen dünya standartlarına rağmen üreticimizle, tüccarımızla ve ihracatçımızla omuz omuza çalışarak "dünya kayısı başkenti" unvanımızı koruyacağız" diye konuştu.
Samsun KBB uzmanından burun estetiğinde kişiye özel tasarım vurgusu Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen "herkese aynı burun yapılır mı?" sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti. Son yıllarda sosyal medya etkisiyle benzer burun taleplerinin arttığını belirten Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Erdoğan Maral, bu yaklaşımın doğru sonuçlar vermediğine dikkat çekti. Her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimik dengesi farklı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Erdoğan Maral, "Bu nedenle başka bir yüz için tasarlanmış bir burnu kopyalamak, çoğu zaman doğallıktan uzak ve yapay sonuçlara neden olur. Bizim yaklaşımımızda hedef, bir modeli taklit etmek değil; o yüze ait en doğru burnu ameliyat öncesi hasta ile yapılan detaylı ön görüşme ve muayene ile tasarlamaktır" dedi. Doğal görünümün üst segment rinoplastinin en önemli kriteri olduğunu belirten Dr. Maral, "Başarılı bir rinoplasti dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz. İnsanlar değişimi hisseder ama neyin değiştiğini tam olarak tanımlayamaz. İşte bu, estetik cerrahinin en üst seviyesidir" diye konuştu. "Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir" Fonksiyonel mükemmelliğin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Dr. Maral estetik ile birlikte nefes kalitesinin de optimize edilmesi gerektiğini belirtti.Maral, "İyi bir rinoplasti yalnızca görünümü değil, yaşam kalitesini de iyileştirir. Nefes alma problemlerinin aynı operasyon içinde çözülmesi, modern cerrahinin standartlarından biridir.. Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir. Detaylı yüz analizi, ileri cerrahi teknikler ve tecrübenin birleşimiyle hem estetik hem fonksiyonel açıdan üst düzey sonuçlar elde edilir. Önemli olan, hastaya en çok yakışan ve yıllar içinde doğallığını koruyacak burunu tasarlamaktır" şeklinde konuştu.