TEKNOLOJİ - 14 Şubat 2026 Cumartesi 15:38

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: "120 milyar liralık yatırımı harekete geçirdik"

A
A
A
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: "120 milyar liralık yatırımı harekete geçirdik"

Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent yerleşkesinde yapımı tamamlanan Ar-Ge 4 Binası ile GO Girişim Ofisi’nin açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin Ar-Ge ve teknoloji girişimciliği vizyonunu anlatarak, milyar dolar değerlemeyi aşan Türk teknoloji girişimlerinin ekosistemdeki rolüne dikkat çekti. Kacır, "2030 yılına kadar ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını ve Turcorn’larımızın toplam değerlemesinin 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz" dedi.


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Antalya Teknokent Ar-Ge 4 Binası ve GO Girişim Ofisi Açılış Töreni’ne katıldı. Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent alanında faaliyete geçen yeni hizmet binasının açılışında konuşan Kacır, teknoloji girişimciliği ve Türkiye’nin 2030 hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.


Teknoloji dönüşümünün altını çizdi


Açılış töreninde konuşan Bakan Kacır, insanlığın tarihindeki en hızlı dönüşüm süreçlerinden birinin yaşandığını belirterek, teknolojinin sosyal hayatı, üretim biçimlerini ve kalkınma modellerini yeniden tanımladığını söyledi. Kacır, "Özellikle yapay zekâ, büyük veri, bulut bilişim ve nesnelerin interneti gibi yenilikçi teknolojilerde inşa edilen birikim; ülkelerin büyüme ve kalkınma rotasını tayin ediyor. Bu nedenle teknoloji girişimciliğini; Türkiye Yüzyılı’nda daha müreffeh ve tam bağımsız Türkiye’nin anahtarı olarak görüyoruz" dedi.


"120 milyar liralık yatırımı harekete geçirdik"


Son 23 yılda girişimcilik ekosistemine yönelik bütüncül bir destek altyapısı oluşturduklarını kaydeden Kacır, kamu kaynakları ve çarpan etkisine dikkat çekti. Kacır, "Fonların fonu ve eş finansman modelleriyle 4,6 milyar liralık kamu kaynağını girişimlerimize yönlendirdik. Sağladığımız finansmanın oluşturduğu çarpan etkisiyle 120 milyar liralık yatırımı harekete geçirdik" dedi.


"Turcorn" hedefi


Türkiye’de milyar dolar değerlemeyi aşan teknoloji girişimlerinin sayısındaki artışa işaret eden Kacır, 2019’da bu ölçekte girişim bulunmadığını, bugün ise 7 unicorn seviyesine ulaşıldığını belirtti. Kacır, 2030 vizyonunu şu sözlerle açıkladı: "2019’da ülkemizde milyar dolar değerlemeyi aşmış tek bir teknoloji girişimi bulunmuyorken; bugün küresel arenada bayrak gösteren 7 unicorn’umuz, bizim özgün tabirimizle 7 Turcorn’umuz var. Bu başarı girişimcilerimizin; doğru vizyon, güçlü altyapı ve etkin finansman imkânlarıyla desteklendiğinde neleri başarabileceğinin en somut kanıtıdır. 2030 yılına kadar ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını ve Turcorn’larımızın toplam değerlemesinin 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz."


Teknoparkların rolü


Teknoparkların Ar-Ge’den ticarileşmeye uzanan zincirin merkezinde yer aldığını vurgulayan Kacır, teknopark sayısının son 23 yılda 2’den 114’e, girişim sayısının ise 56’dan 12 binin üzerine çıktığını söyledi. Antalya’nın teknoloji girişimciliği açısından eşsiz bir potansiyel sunduğunu belirten Kacır, turizm ve tarım ölçeğinin yenilikçi teknolojiler için doğal bir test ve uygulama alanı oluşturduğunu dile getirdi.


235 milyon liralık destek


Bakanlığın yaklaşık 235 milyon lira desteğiyle hayata geçirilen Ar-Ge 4 binasının 7 bin 200 metrekare kapalı alana sahip olduğunu belirten Kacır, binanın hem Türk teknoloji girişimleri hem de küresel firmalar için Ar-Ge merkezi olma vizyonuyla inşa edildiğini söyledi. Kacır, binada yer alan GO Girişim Ofisi’nin kuluçka ve kuluçka öncesi aşamadaki girişimlere mentorluk, yatırımcı buluşmaları, hızlandırma programları ile prototipleme ve test imkânları sunacağını kaydeden Kacır, binanın hem Türk teknoloji girişimleri hem de küresel firmalar için Ar-Ge merkezi olma vizyonuyla inşa edildiğini söyledi. Kacır, binada yer alan GO Girişim Ofisi’nin kuluçka ve kuluçka öncesi aşamadaki girişimlere mentorluk, yatırımcı buluşmaları, hızlandırma programları ile prototipleme ve test imkânları sunacağını kaydetti. Cumhurbaşkanı kararıyla yaklaşık bin 100 dekarlık alanın Antalya Tarım Teknokenti olarak ilan edildiğini hatırlatan Kacır, bu adımın tarım teknolojilerinde dönüşümü hızlandıracağını söyledi.


"Antalya’ya yıllardır çizilen bu elbise dar geliyor"


Cumhurbaşkanı kararıyla yaklaşık bin 100 dekarlık alanın Antalya Tarım Teknokenti olarak ilan edildiğini hatırlatan Kacır, bu adımın tarım teknolojilerinde dönüşümü hızlandıracağını söyledi.


Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise Antalya’nın yalnızca turizm ve tarımla anılmasının kentin potansiyelini tam olarak yansıtmadığını söyledi. Özkan, "Bugün burada, Antalya için yüreğimizde taşıdığımız güçlü inancın somut bir adım haline gelişine hep birlikte tanıklık etmenin heyecanını yaşıyoruz. Antalya denilince akla çoğu zaman oteller ve seralar geliyor. Doğru; ama eksik. Çünkü Antalya’ya yıllardır çizilen bu elbise dar geliyor. Antalya, turizmin ve tarımın başkenti olduğu gibi; bilimsel üretimin ve ileri teknolojinin de başkenti olmalı" şeklinde konuştu.


Göreve geldikleri ilk günden itibaren Antalya Teknokent’i stratejik bir merkez olarak konumlandırdıklarını belirten Özkan, teknokentin şehirdeki teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin lokomotifi olması gerektiğini vurguladı. Antalya Teknokent’in Türkiye’deki Teknoloji Geliştirme Bölgeleri arasındaki konumuna dikkat çeken Özkan, ulaşılan kapasiteyi şu sözlerle değerlendirdi: "Bugün Türkiye’deki 114 Teknoloji Geliştirme Bölgesi arasında en büyük 6’ncı teknokente sahibiz. İstanbul ve Ankara’dan sonra, Anadolu’nun tartışmasız lideriyiz."


Prof. Dr. Özkan, Antalya Teknokent’in büyüme sürecine değinerek şöyle devam etti: "Dört yıl önce Ar-Ge 5 Binamız ve TUSAŞ Milli Muharip Uçak Ar-Ge Ofisi’nin açılışını gerçekleştirmiştik. Bugün de Ar-Ge 4 Binamızı ve GO Girişim Ofisimizi hizmete alıyoruz. Bu yatırım "Biz yaparız" diyen bir ülkenin, "en iyisini hedefleriz" diyen bir milletin kendine güvenidir. Açılışını yaptığımız Ar-Ge 4 Binamız, toplam 7 bin 189 metrekarelik modern ve teknolojik altyapısıyla; girişimcilerin ve teknoloji firmalarının fikirlerini prototipe dönüştürebileceği, yenilikçi projelerini geliştirebileceği ve uluslararası pazarlara taşıyabileceği bir merkez olarak tasarlandı. Aynı zamanda Antalya’nın inovasyon merkezi olma iddiasını büyüten; genç girişimciler için cazibe oluşturan; küresel ölçekte firmaların operasyonlarını yürütebileceği stratejik bir kapasiteyi de temsil ediyor. Burada girişimcilerimize modern bir çalışma zemini sunuyoruz. Mentörlük, sektör rehberliği, eğitim ve hızlandırma programlarıyla fikirler hızla olgunlaşıyor; girişimler güçlü iş birliklerine ve ulusal-uluslararası ağlara açılıyor. Kısaca Antalya’dan dünyaya uzanan sürdürülebilir bir girişim ekosistemi sunuyor."


Açılış törenine, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, AK Parti Antalya Milletvekilleri, Antalya Teknokent Genel Müdürü Dr. İbrahim Yavuz, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.



Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: "120 milyar liralık yatırımı harekete geçirdik"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da kene sezonu açıldı Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerde çıkmaya başladı. Kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da kene ısırması sonucu 1 kişi hastanede tedavi altına alındı. Erzincan’da her yıl Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından, köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri "Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın" sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır."