EKONOMİ - 22 Kasım 2025 Cumartesi 13:09

Tarım, ülkelerin yumuşak gücü

A
A
A
Tarım, ülkelerin yumuşak gücü

Growtech Antalya kapsamında düzenlenen Uluslararası Tarım Diplomasisi konferansları, sektörün uluslararası arenadaki önemli isimlerini bir araya geldi.


Türk Tarım Diplomasi Grubu (TTDG) Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu ve Genel Sekreter İsmail Uğural’ın moderatörlüğünde gerçekleşen konferanslara Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac, Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar, Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) Genel Sekreteri Adrian Bell, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Genel Sekreteri Doç. Dr. Hamit Ayanoğlu ve Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Temsilcisi Mahmut Ali Cengiz Körosmanoğlu konuşmacı olarak katıldı.



"Tarım, ülkelerin yumuşak gücüdür"


Tarımın yalnızca üretimle sınırlanamayacağını belirten TTDG Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, tarım sektörünün stratejik, ekonomik, jeopolitik ve uluslararası ilişkileri de kapsayan ’yumuşak güç’ olduğunu vurguladı.


Dünyada 8 milyar insanın yaşadığını ve her 9 kişiden birinin yetersiz beslendiğini vurgulayan Mutlu, "Nüfus artıyor; fakat globalde yaşanan iklim değişikliği ve su kıtlığı gibi nedenlerle tarımsal üretim azalıyor. Uluslararası verilere göre küresel su kullanımı son yüzyılda 6 kat arttı. Tarım sektörü ise tatlı suyun yüzde 72’sini kullanıyor. İklim değişikliği en önemli sorunlardan biri. Gıda ve su yalnızca ekonomik değil artık jeopolitik varlıklar haline geldi. Bunların korunması için tarım diplomasisinin önemi daha da büyük. Bu konuda uluslararası arenada, politika yapıcıları, devletler, STK’lar ve firmalar tarımsal sürdürülebilirlik ve su kaynaklarının korunması konusunda geleceğin nasıl kurgulanabileceğini de konuşmalı. Ülkeler kapsamlı birer strateji geliştirmeli. Uluslararası tarım diplomasisiyle bu süreçlerin sürdürülebilir hale getirilmesi gerekiyor" diye konuştu.



"Tarım diplomasisi çiftçiler için önemli"


Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac da, "WFO, 80 birliğin birleşmesiyle meydana gelen küresel bir organizasyon. Yaklaşık 1 milyar çiftçiyi temsil ediyoruz. Her kıtada lider ülke bulunuyor; şu anda Asya’nın temsilcisi Nepal mesela. Belki de önümüzdeki yıllarda Türkiye, yeni temsilci olur. Dünyada çiftçiler adına hem iyi hem de kötü gelişmeler aynı anda yaşanıyor. Enerji ve gübre fiyatları son dönemde çok arttı. Tahıl fiyatlarında düşüş yaşanıyor. Öte yandan gübre fiyatları da düşmeye başladı. Canlı hayvan üretimi de arttı. Et, hala günlük beslenmenin önemli bir parçası. Dünyada tarım ihracatı yapan ülke sayısı dünyanın 4’te biri. Yani 4’te 3’ü tarımsal ürün ithal ediyor. Türkiye de hem ürün çeşitliliği hem de tarım alanlarının genişliğiyle birlikte önemli bir tarım ülkesi. Dünya tarımında ise önemli aktörlerden birisi. Tarımsal diplomasi ise özellikle ithalat, ihracat ve lojistik süreçlerinde belirleyici bir unsur. Üreticiler alıcılarla sözleşmeler imzalıyor. Bu süreçlerin sözleşmelerle kayıt altında olması sürdürülebilirlik açısından da çok önemli. Çiftçilerin gelir elde etmesi için de önemli bir araç" ifadesini kullandı.


Growtech Antalya’yı ilk defa ziyaret ettiğini ve çok etkilendiğini dile getiren WFO Başkanı d’Alissac, şunları söyledi: "Türkiye’ye ilk kez geliyorum ve Growtech fuarına da ilk kez katılıyorum. Fuarı keşfetmekten büyük mutluluk duyuyorum. Growtech, benim gözümde dünyanın en profesyonel tarım fuarlarından biri. Buraya gelmeden önce net bir fikrim yoktu; ama şimdi bu fuarın ne kadar yüksek kaliteye sahip olduğunu görüyorum. Çok ciddi firmalar, nitelikli ziyaretçiler ve olağanüstü bir organizasyon var. 725’ten fazla katılımcı, 136’dan fazla ülke ve dört gün boyunca 40 binden fazla ziyaretçi sayısı gerçekten etkileyici. Henüz Türkiye üyemiz değil, ancak bu ziyaretin ardından bunun değişmesini gerçekten umuyorum. Bugün dünya, tarıma her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye bana göre çok önemli bir noktada. Avrupa, Slav ülkeleri, Orta Doğu ve Afrika ile iletişim kurabilen bir köprü konumunda. Tarım açısından da küresel üretimin merkezinde olabilecek jeostratejik bir ülke. Growtech’e tekrar gelmeyi çok isterim. Bu ilk gelişimde fuar hakkında genel bir izlenim edindim, bir sonraki gelişimde randevularımı ve ziyaretlerimi planlayarak geleceğim."



"Kaliteli gıdayı, insanlarla buluşturmalıyız"


Tohumun tarımın vazgeçilmezi olduğunu dile getiren Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar ise şu bilgileri verdi: "Tüm dünyada 90 ülkeden üyemiz var. Hem ulusal hem de bölgesel tohum federasyonlarıyla çalışıyoruz. Türkiye tohum federasyonu ile de İstanbul’da güzel bir buluşma yaptık, 101. yılımızı da kutladık. Öte yandan sektöre baktığımızda iklim değişikliği bizler için de önemli bir sorun. Hem tohum üretimini, hem de gıda üretimini kısıtlıyor. En önemli amacımız üretilen tohumların ülkelerden zamanında ve sorunsuzca geçebilmesi. Bu konuda ülkeler arasında çeşitli bürokratik sorunlar yaşanıyor. Gıda ve tohum nakliyesi için bir çok politika ve farklı kanun var. Kaliteli tohum üretimi için de bir çok prosedür var. Devletler tarımsal diplomasiyi daha iyi anlamalı. Bu konferans da tarım diplomasisi adına atılan önemli adımlardan biri. İnsanlar gıdaya ulaşmada zorluklar yaşıyor ve yüz milyonlarca kişi her gün açlıkla karşı karşıya kalıyor. Bunu önlemek adına bir araya gelerek çalışabilir, devletlere sesimizi daha iyi duyurabiliriz. İnsanlara daha iyi kaliteli ve hızlı şekilde gıda ürünlerine ulaşması konusunda yardımcı olabiliriz."


İklim değişikliği ve su krizinin artık bir realite haline geldiğini de kaydeden Attavar, "Aşırı kuraklık kadar aşırı yağmurlar ve seller de ekili arazilere zarar veriyor. Üyeler olarak bir araya gelerek farklı iklim şartlarına dayanan özellikteki en iyi tohumları kullanmaya ve yaymaya çalışıyoruz. Tohum ıslahı alanında en iyi genetiği elde etmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Hedefimize bir adım daha yaklaşmış olduk"


Türkiye’nin tarım, gıda ve ormancılıkta sahip olduğu potansiyelin dünyaya açılması ve tanıtılması için yola çıktıklarını belirten TTDG Genel Sekreteri İsmail Uğural da, Growtech Antalya’da dünyada ilk defa uluslararası tarım diplomasisi zirvesine imza attıklarının altını çizdi.


Uğural sözlerine şöyle devam etti: "Bu yılın ocak ayında başlayıp nisan sonunda tamamlanan Tarım ve Orman Şurası kapsamında yer alan Tarımsal Diplomasi Grubu olarak, Türk tarım, gıda ve ormancılık sektörlerinin dış tanıtımı ve uluslararası düzeyde temsil gücünün artırılması için çalışıyoruz. Küresel iş birliklerinin güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek; bu alandaki farkındalığı artırmak, dünya ile entegre olmuş bir tarımsal diplomasi anlayışı geliştirmek, lobi faaliyetleri gerçekleştirmek ve tüm süreci sektörel bir seferberlik ruhuyla ele almayı hedefliyoruz. Tarım, gıda ve ormancılık alanında 117 sektörel temsilcinin bir araya gelerek ve gönüllülük esasıyla oluşturduğu Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG) yenilikçi bir vizyon ortaya koyuyor. TTDG olarak bu amaçla tarım ve gıda ihracatının gelişmesi için 9 ayrı çalışma grubu da kurduk. Growtech Antalya’da düzenlediğimiz bu konferanslarla hedefimize bir adım daha yaklaşmış olduk"


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kızılay Genel Sekreteri Saygılı: "Kızılay her zaman milletin yanında yer aldı" Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, Balkan Harbi’nden Çanakkale Cephesi’ne, Kurtuluş Savaşı’ndan günümüze kadar uzanan süreçte Kızılay’ın milletin yanında yer aldığını vurgulayarak, bu mirasın sadece bir tarih değil, aynı zamanda güçlü bir sorumluluk olduğunu söyledi. Üniversiteli genç Kızılay gönüllülerinin öncülüğünde düzenlenen etkinlikte, Türk Kızılayı’nın tarihî mirası ve geleceğe uzanan iyilik vizyonu ele alındı. Etkinlik kapsamında, Kızılay’ın kurucu isimlerinden Kırımlı Aziz Bey’in hayatı anlatılırken, tıp tarihinin önemli şahsiyetlerinden İbn-i Sina üzerine bilgilendirmeler yapıldı. Ayrıca Kızılay’ın geçmişten günümüze uzanan tarihî yolculuğunu konu alan film gösterimi gerçekleştirildi. "Bizim bir hikayemiz var" Programda konuşan Saygılı, Kızılay’ın köklü geçmişine dikkat çekerek, "Bizim bir hikâyemiz var ve bu hikâyeyi milletimizle birlikte yazdık" dedi. Balkan Harbi’nden Çanakkale Cephesi’ne, Kurtuluş Savaşı’ndan günümüze kadar uzanan süreçte Kızılay’ın milletin yanında yer aldığını vurgulayan Saygılı, bu mirasın sadece bir tarih değil, aynı zamanda güçlü bir sorumluluk olduğuna işaret etti. Saygılı, geçmişte cephe gerisinde hem yaraların sarıldığını hem de ihtiyaç sahiplerine destek olunduğunu belirterek, "Bir yandan kırık buğday çorbaları ikram edilirken, diğer yandan yaralar sarıldı. Bu ruh, bugün de aynı kararlılıkla devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Birlik olduğumuz sürece geleceği şekillendiririz" Konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Saygılı, "Biz birlik olduğumuz sürece hem bugünümüzü hem de yarınımızı birlikte şekillendiririz. İyilik adına, güzellik adına atılan her adım, bu ülkenin geleceğini güçlendirir" dedi. Gençlere özel bir mesaj da veren Saygılı, Anadolu’nun köklü kültürünü "ilmek ilmek dokunan bir kilim" benzetmesiyle anlatarak, gençlerin bu değerleri geleceğe taşıma sorumluluğu bulunduğunu ifade etti. "Sizler, bu toprakların iyilik mirasını büyütecek olan nesilsiniz. Kendi hikâyenizi, kendi iyiliğinizle yazmalısınız" sözleriyle gençlere çağrıda bulundu.
Sivas Köylünün suyla imtihanı, mezarlar bir görülüyor bir kayboluyor Sivas’ın Hafik ilçesinde bulunan Pusat-Özen Barajı’nda kuraklıkla ortaya çıkan ve köylülerin düzenlediği köy mezarlığı, su seviyesinin artmasıyla yeniden sular altında kaldı, köy sakinleri yürüyerek gittikleri mezarlığa geçmişte olduğu gibi uzaktan bakmak zorunda kaldı. Sivas’ın Hafik ilçesinde inşa edilen ve 2009 yılında su tutan Pusat-Özen Barajı, bir çok köyü sular altında bırakmıştı. Son yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle ilçeye bağlı Maden ve Alanyurt köylerinin mezarları ortaya çıkmıştı. Köy sakinleri yıllar sonra tamamen ortaya çıkan mezarlıklarına yaya olarak gidip, mezarlıkları yeniden düzenlemişti. Ancak bu iki yıl sürdü. Geçtiğimiz kış mevsiminde yağan yoğun karların erimesi barajda su seviyesini yükseltti. Mezarlık 2 yıl sonra yeniden baraj sularına gömüldü. Köy sakinleri, 2 yıl önce yaya gidip onardıkları mezarlığa tekrar uzaktan bakıp dua etmek zorunda kaldı. Onarılan mezarların büyük bir bölümü sular altında kalırken, mezarlıktan geriye kalan küçük bir adacık ve bir kaç mezar oldu. "Bu sene geçme şansımız yok" Alanyurt köyünde yaşayan ve yakınlarının mezarına gitmek isteyen Fuat Yıldız, "Gördüğünüz baraj geçen yıl bu şekilde dolmamıştı. Bu sene güzel doldu, kar ve yağmur yağışı iyiydi. Seviye 4 metre kadar yükseldi. Geçen yıl mezarın oraya çıkmıştık, çekim yapmıştık ama bu sene geçme şansımız yok. Karşısına geçip duamızı edeceğiz" dedi. Kuraklık yıllarında mezarlara ulaşabildiklerini ifade eden Harun Keskin ise, "Bu baraj oldu olalı yollar kesildi. Mezarların karşısına geçip dua edeceğiz, yapacak bir şeyimiz yok" şeklinde konuştu.
Muğla Kadın emeği ile üretilen çiçekler Muğla sokaklarını süslüyor Köyceğiz’in Beyobası Mahallesi’nde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile başlatılan, özellikle kadınların üretime katılmasını sağlayan alım garantili çiçek üretimi kent estetiğini güzelleştirmeye, bölge ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin, Beyobası Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve üç üreticiyle başlattığı alım garantili çiçek üretimi projesi, bugün 30 üretici ve çok sayıda seraya ulaşarak büyümeye devam ediyor. Yaz ve kış sezonu olmak üzere iki dönemde dikimi yapılan çiçek üretimi ile bugüne kadar 28 milyon çiçek üretildi. 2026 yaz sezonu içinde 1 Milyona yakın çiçeğin dikimine başlandı. Bugüne kadar piyasa değeri yaklaşık 80 milyon TL olan çiçek üretimi yapılarak hem üretici hem de Muğla kazandı. Muğla’nın sokaklarını muğla’nın çiçekleri süslüyor Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Beyobası Mahallesi’nde kadın emeğiyle üretilen alım garantili süs bitkileri, kentin cadde, sokak ve refüjlerini süsleyerek şehir estetiğine katkı sağlıyor. Bugüne kadar 14 milyon adet çiçek satın alarak üreticilere önemli ölçüde ekonomik destek sağladı. Yerli üreticiye can suyu olan bu çiçekler, yalnızca Muğla’da değil; Antalya, Denizli, Isparta, Burdur ve Afyon gibi illerle birlikte ilçe belediyeleri tarafından da tercih edilmeye devam ediyor. Başkan Aras: "Üreten kadınların emeğiyle Muğla’nın sokaklarını güzelleştiriyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Yerel üretimi destekleyen, özellikle kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren projeler bizim için büyük önem taşıyor. Beyobasında başlattığımız alım garantili çiçek üretimi modeliyle hem üreticimize güvence sağladık hem de kentimizin estetik görünümüne kendi değerlerimizle katkı sunduk. Bugün 30 üreticiye ulaşan bu başarı hikâyesi, doğru planlama ve dayanışmanın bir sonucudur. Üreten kadınların emeğiyle Muğla’nın sokaklarını güzelleştirmeye, kırsal kalkınmayı desteklemeye ve yerel ekonomiyi büyütmeye devam edeceğiz" dedi.
Şırnak Şırnak’ta dünyaevine giren gelin, asırlık gelenekle baba evinden alındı Şırnak’ta dünyaevine giren bir çift, asırlık geleneği sürdürdü. Gelin, yöresel kıyafetli davetliler eşliğinde at sırtında baba evinden alındı. Kent merkezinde dünyaevine giren 23 yaşındaki Nazlı Kadırhan ile 25 yaşındaki Yunus Baysal çifti, düğünlerini modern alışkanlıkların dışında, geçmişten bugüne uzanan örf ve adetlere bağlı kalarak gerçekleştirdi. Çift, son dönemde düğün harcamaları ve sadeleşme tartışmalarının gündemde olduğu kentte, geleneksel düğün tercihiyle dikkat çekti. Düğün töreninde herhangi bir çalgı kullanılmadı, program mevlüt ile başladı. Gelin, baba evinden at sırtında alınarak damat evine getirildi. O anlar davetliler tarafından ilgiyle izlenirken, törene katılan kadınların rengarenk kıras-fistan, erkeklerin ise geleneksel şal-u şapik giymesi düğüne renk kattı. Şırnak’ın kültürel zenginliğini yansıtan bu görüntüler, düğünü adeta geçmişe uzanan bir zaman yolculuğuna dönüştürdü. Kürtçe yöresel türküler eşliğinde gerçekleşen törende, geleneksel motifler ön plana çıktı. Düğün boyunca sergilenen kültürel detaylar, genç kuşaklara örnek olacak nitelikte bulundu. Damat Yunus Baysal, atalarından miras kalan bu geleneği sürdürmenin gururunu yaşadıklarını ifade ederek, "Dedelerimizden duyduğumuz kadarıyla eskiden gelinler atla getirilirdi. Ailece karar aldık ve örf-adetimizi yeniden canlandırmak istedik. Bu bizim için sadece bir düğün değil, kültürümüzü yaşatma meselesidir" dedi. Damadın ağabeyi Muhyettin Baysal, eski örf ve adetleri yaşatmak istediklerini belirterek, "Bugün kardeşimin düğününü eski geleneklerimize göre yapıyoruz. Gelinimizi beygir ile getirmeyi düşündük. Kültürümüzü yaşatmak istiyoruz. Darısı tüm bekar gençlerimizin başına" diye konuştu.