SAĞLIK - 19 Aralık 2023 Salı 09:59

Uzmanından travma sonrası stres bozukluğunda dikkat edilmesi gereken 7 kural

A
A
A
Uzmanından travma sonrası stres bozukluğunda dikkat edilmesi gereken 7 kural

Travma sonrası stres bozukluğunda dikkat edilmesi gereken 7 kural hakkında açıklamalarda bulunan Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Yalçın Kahya, “Kişi dinlenmek için kendisine zaman vermelidir. Spor yapmak stresi azaltmanın en iyi yollarından biridir. Alkol veya madde gibi kısa süreli rahatlık veren ancak sonrasında travmanın etkilerini derinleştirecek durumlardan uzak durmak gerekir” dedi.


Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), korkunç bir olay tarafından tetiklenen bir zihinsel sağlık durumu olarak değerlendiriliyor. TSSB yaşayan kişilerde geçmişe dönüşler, kabuslar ve şiddetli kaygının yanı sıra olayla ilgili kontrol edilemeyen düşünceler görülebiliyor. Belirtiler zamanla veya kişiden kişiye değişebiliyor. Bir aydan uzun bir süredir rahatsız eden duygu durumları ve düşünceler varsa bir uzmana başvurmak gerekiyor. Mümkün olan en kısa sürede tedavi almak, TSSB semptomlarının kötüleşmesini önlemeye yardımcı oluyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Yalçın Kahya travma sonrası stres bozukluğu hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.



“Baş edilebilenden daha yüksek bir yoğunlukta yaşanıyor”


Pek çok insan hayatı boyunca defalarca üzüntülü, gergin, kaygılı hissettiği olaylarla karşılaştığının bilgisini veren Uz. Dr. Yalçın Kahya, “Ancak bunların çok az bir kısmı gerçekten travma niteliği taşır. Kişinin baş edebileceğinin çok üzerinde bir şiddet ve yoğunlukta yaşadığı, sınırlarının zorlandığı; korku ve çaresizlik yaşatan durumlar ruhsal travma olarak kabul edilebilir. Bu durumlar kişinin olağan deneyim sınırlarının ötesindedir. Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), ağır bir psikolojik travma sonrasında ortaya çıkan, travmatik olayın tekrar tekrar yaşanması, olayı hatırlatan uyaranlardan kaçınma ve artmış uyarılmışlık gibi özgül semptomlarla kendini gösteren bir bozukluktur” dedi.



“Herkeste farklı şekilde ortaya çıkabiliyor”


Semptomlar üç aydan kısa sürdüğünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adı verildiğini belirten Uz. Dr. Yalçın Kahya, “Klinik açıdan önemli bir özellik de travmatik yaşantıdan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çıkan tiplerdir. Bunlara “gecikmeli başlangıçlı” adı verilmektedir. TSSB’nin ortaya çıkmasında travmanın o kişi için niteliği, şiddeti, daha önce yaşadığı travmatik olaylar ve travma sonrası içinde yaşadığı koşullar belirleyici faktörler olarak dikkati çekmektedir” ifadelerine yer verdi.


Uz. Dr. Yalçın Kahya, travma sonrası stres bozukluğuna neden olan olayları ise şöyle açıkladı:


“Savaşa maruz kalmak, kaza, çocuklukta fiziksel istismar, cinsel şiddet, fiziksel şiddet gibi durumlar travma sonrası stres bozukluğuna neden olabilir. Ayrıca yangın, doğal afet, soygun, uçak kazası, işkence, adam kaçırma, yaşamı tehdit eden tıbbi teşhis, terör saldırısı gibi yaşamı tehdit eden ve birçok travmatik olay da TSSB’ye yol açabilir.”


Uz. Dr. Yalçın Kahya, TSSB için kişisel yatkınlığı oluşturan faktörler arasında ise şu etkenleri sıraladı:


“Bekar, dul veya boşanmış olmak, düşük sosyoekonomik düzey, düşük eğitim düzeyi, çocukluk çağına ait olumsuz yaşam olayları (cinsel taciz, kaçırılma öyküsü gibi), kadın cinsiyet, yetersiz sosyal destek, kişilik özellikleri (borderline, paranoid, antisosyal ya da bağımlı kişilik özellikleri)."



“Tepkilerde veya duygularda aşırılaşma gelişiyor”


“TSSB gelişen kişi aşırı telaş ve korku içindedir, uyaranlara karşı aşırı duyarlıdır ve en küçük uyarana irkilme tepkisi verir” diyen Uz. Dr. Yalçın Kahya, “İlişkilerde duygu azalması, ilgisizlik ortaya çıkabilir. Çevreye ilgisizlik, tepkisizlik, haz alamama, çabuk sinirlenme, öfke patlamaları olan kişiler bir yakınları ya da kendi istekleri ile ruh sağlığı uzmanına başvurabilirler. Tanı bir psikiyatri uzmanı tarafından konur. Klinisyen tarafından uygulanan Travma Sonrası Stres Bozukuğu Ölçeği (CAPS) tanı konması, belirtilerin değerlendirilmesi, tedavi etkinliğinin izlenmesi amacı ile kullanılabilir” ifadelerini kullandı.



“Travma sonrası stres bozukluğunda psikoterapi yüz güldürüyor”


TSSB tedavisinde hem ilaçların hem de psikolojik tedavilerin etkili olduğu belirten Uz. Dr. Yalçın Kahya, “TSSB tedavisinde antidepresan ilaçlar birçok hastalık belirtisini yatıştırmakta yararlı olur. Özellikle depresyonla birlikte görüldüğünde TSSB tedavisinde antidepresanlar kullanılması gerekir. Psikoterapiler ile kişinin belirtilerinin sürmesine neden olan hatalı düşüncelerinin sağlıklı düşüncelerle değiştirilmesi amaçlanır. Ayrıca korku nedeniyle kaçındığı durumların üstüne gitmesi sağlanarak bu durumlarda yaşadığı korkunun azaltılması hedeflenir” açıklamasında bulundu.


Uz. Dr. Yalçın Kahya, son olarak TSSB olan kişilerin şu konularda dikkatli olması konusunda uyardı:


“TSSB olan kişinin verdiği tepkileri normal kabul etmesi gerekir. Yaşanan olayın kişinin kontrolünün dışında geliştiğini ve ne yaparsa yapsın, bu gibi durumlar karşısında hazırlıklı olunamayacağını hatırlaması gerekir. Kişi dinlenmek için kendisine zaman vermelidir. Spor yapmak stresi azaltmanın en iyi yollarından biridir. Alkol veya madde gibi kısa süreli rahatlık veren ancak sonrasında travmanın etkilerini derinleştirecek durumlardan uzak durmak gerekir. Kişide organik bir engel yoksa en kısa zamanda işine, görevine dönmesi gerekir. Kişi bolca bilgi edinmelidir. Yasını yaşamak için kendine izin vermeli, güçlü gözükmek için çaba göstermemelidir. Kendisini anlayan ve destekleyen kişiler ile bağlantısını koparmamalıdır. Çevresinden veya gerekiyorsa profesyonel birinden destek istemeli ve sıkıntılarını paylaşmalıdır.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.