ASAYİŞ - 26 Temmuz 2025 Cumartesi 12:16

Ardahan’da kamyonet ile otomobil çarpıştı: 1 yaralı

A
A
A
Ardahan’da kamyonet ile otomobil çarpıştı: 1 yaralı

Ardahan’da kamyonet ile otomobilin çarpıştığı kazada 1 kişi yaralandı.


Edinilen bilgiye göre kaza Ardahan-Göle Karayolu Poladik köyü mevkiinde meydana geldi. İddiaya göre, M.K.’nin kullandığı 31 O 7280 plakalı otomobil, köy yolu kavşağında ’U’ dönüşü yapan ve henüz sürücüsü belirlenemeyen 06 CLB 512 plakalı kamyonetle çarpıştı. Kazada 1 kişi yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi.


Kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van TSO’da "Gözetim ve Analiz Programı" toplantısı düzenlendi Van Ticaret ve Sanayi Odası ile Van Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası iş birliğinde ‘Vergi İdaresince Başlatılan Gözetim ve Analiz Programı Kapsamında Vergi Mükelleflerini Neler Bekliyor? Nelere Dikkat Etmeliler?’ konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantının açılışında konuşan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, "Bugün; Vergi İdaresince Başlatılan Gözetim ve Analiz Programı hakkında bilgilenmek üzere bir aradayız. Yeminli Mali Müşavir İlhan Güneri ile Vergi ve Yatırım Danışmanı, Eski Maliye Başmüfettişi Mehmet Abanoz’un yapacağı bilgilendirmeler büyük önem taşıyor. İl Defterdarımız ve deftardalık yetkililerimiz yine bugün aramızdalar. Yaşanabilecek muhtemel riskleri ortadan kaldırmaya yönelik Van SMMMO ile birlikte böyle bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Hızlı bir değişim, dönüşüm var. Üyelerimizde; yeni uygulamalar konusunda değişim, dönüşüm ve alınacak tedbirler hakkında bizlere bilgilendirme yapılması konusunda talepleri oluyor. Bizde bu doğrultuda böyle bir programı gerçekleştiriyoruz" dedi. Van SMMMO Başkanı Yakup Örenci ise "Günümüzde vergi idareleri, klasik denetim anlayışından hızla uzaklaşmakta; bunun yerine veri analitiğine dayalı, risk odaklı ve proaktif denetim modellerine geçmektedir. Ülkemizde de bu dönüşümün en somut örneklerinden biri; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen gözetim ve analiz programlarıdır. Artık vergi denetimi sadece geçmişe dönük bir inceleme süreci değil; aynı zamanda eş zamanlı izleme, karşılaştırma ve risk tespiti üzerine kurulu bir yapıya dönüşmüştür" dedi. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken çok önemli hususlar bulunduğunu vurgulayan Örenci, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu yeni dönemde; mükelleflerin beyanları, sektörel ortalamalarla anlık olarak karşılaştırılmakta, elektronik belgeler, banka hareketleri ve üçüncü taraf verileri entegre şekilde analiz edilmekte, uyum düzeyi düşük görülen mükellefler sistem tarafından otomatik olarak riskli kategorilere alınmaktadır. Bu gelişmeler mükellefler açısından yalnızca bir denetim baskısı olarak görülmemelidir. Aksine, doğru okunduğunda bu sistem; kayıt dışı ile mücadelede adaleti güçlendiren, dürüst mükellefi koruyan, vergide gönüllü uyumu teşvik eden bir yapıyı da beraberinde getirmektedir. Ancak bu süreçte dikkat edilmesi gereken çok önemli hususlar bulunmaktadır. Beyan ile fiili durum arasındaki tutarlılık, sektörel kârlılık oranlarına uyum, nakit ve banka hareketlerinin açıklanabilirliği, elektronik belge düzenine tam uyum ve en önemlisi, mali kayıtların şeffaf, izlenebilir ve savunulabilir olması gerekmektedir. Biz mali müşavirler olarak bu yeni dönemde yalnızca kayıt tutan değil; aynı zamanda riskleri önceden öngören, rehberlik eden ve stratejik danışmanlık yapan bir rol üstlenmekteyiz. Ancak bunun gerçekleştirebilmek için iş ve işlemlerinize ait tüm bilgileri zamanında mali müşavirlerinize teslim etmeniz, bu konularda mali müşavirinizi bilgilendirmeniz son derecece önem arz etmektedir. Bugünkü seminerimizin amacı da tam olarak budur. Sizleri bu yeni denetim yaklaşımı hakkında bilgilendirmek, karşılaşılabilecek riskleri ortaya koymak ve alınması gereken önlemleri somut şekilde paylaşmak." Toplantı; Yeminli Mali Müşavir İlhan Güneri ile Vergi ve Yatırım Danışmanı Eski Maliye Başmüfettişi Mehmet Abanoz’un ’Vergi İdaresi Gözetim ve Analiz Programı’ hakkındaki sunumları ile devam etti. ’Vergi Mükelleflerini Neler Bekliyor?’ ve ’Nelere Dikkat Edilmeli?’ gibi akıllarda yer alan sorularla ilgili bilgilendirmelerin yapıldığı toplantı, soru-cevap bölümü ile son buldu.
Sivas Şiddetin tek kaynağı dijital araçlar değil Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kanak, çocukluk döneminde şiddet eğiliminin erken belirtileri ve bu eğilimin önlenmesine yönelik ailelere ve eğitimcilere düşen sorumluluklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kanak, şiddetin ani ve tek nedenli bir olgu olmadığını; biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreç olduğunu ifade etti. Özellikle 0-6 yaş aralığının, çocukların beyin gelişimi ve kişilik inşasının en yoğun yaşandığı dönem olduğuna dikkat çekerek, bu dönemde çocukların çevrelerinden gözlem yoluyla öğrendiklerini vurguladı. İhmal, istismar, aile içi şiddet ve şiddete dayalı iletişim biçimlerine maruz kalan çocukların, zamanla bu durumu normalleştirebildiğini ve şiddeti bir yaşam tarzı hâline getirebildiğini belirtti. "Şiddet eğilimli çocuk kendini ifade etmede zorluk yaşıyor" Şiddet eğilimi gösteren çocukların çoğunlukla duygularını düzenleme ve ifade etme konusunda zorluk yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Kanak, bu çocuklarda empati yoksunluğu ve dürtü kontrolünde güçlüklerin sıklıkla gözlemlendiğini ifade etti. Hayvanlara ve bitkilere zarar verme gibi davranışların bu çocuklar için sıradan hâle gelebildiğini belirten Kanak, bu belirtilerin erken fark edilmesinin müdahale açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Aile içindeki sevgi ve güvene dayalı ilişkilerin, sağlıklı çocuk gelişiminin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kanak, çocukların duygularını ifade etmelerine fırsat verilmesi gerektiğini kaydetti. Üzüntü, öfke ve mutluluk gibi temel duyguların tanınması ve doğru şekilde yaşanmasının desteklenmesinin, şiddetin bir iletişim dili olarak benimsenmesinin önüne geçebileceğini ifade etti. Bu kapsamda yapılandırılmış ve kurallı oyunların, çocuklara beklemeyi, duygularını kontrol etmeyi, empati kurmayı ve kazanma kadar kaybetmenin de doğal bir süreç olduğunu öğretmede önemli bir araç olduğunun altını çizdi. Eğitimcilerin de sınıf ortamında hoşgörüye dayalı sosyal becerileri kazandırmaya yönelik yapılandırılmış programlar uygulamasının önemine değinen Prof. Dr. Kanak, çocukları yakından tanımanın, onların duygularını anlamanın ve bu duygulara eğilmenin sosyal beceri kazandırmanın temel adımı olduğunu belirtti. Yardımlaşma, paylaşma, sağlıklı iletişim, teşekkür etme ve özür dileme gibi davranışların çocuklara kazandırılması gerektiğini ifade eden Kanak, tüm bunların temelinde merhametli olmayı öğretmenin yer aldığını vurguladı. Son dönemde sıkça tartışılan dijital medya ve çocuklarda şiddet eğilimi ilişkisine de değinen Prof. Dr. Kanak, yapılan araştırmaların şiddet içerikli dijital oyunların çocukların şiddete yönelmesinde etkili olabildiğini ortaya koyduğunu belirtti. Ancak şiddetin tek kaynağının dijital araçlar olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade eden Kanak, dijital araçların kontrollü kullanımının sağlanması, süre sınırlarının yanı sıra içeriklerin de denetlenmesinin ebeveynlerin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Bu noktada ebeveynlerin, çağın gereklerine uygun şekilde dijital ebeveynlik becerilerini geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
Bursa Mudanya Çayönü Mahallesi’nde yağlık ay çiçek tohumu dağıtımı yapıldı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Tarım Alanlarının Kullanımını Etkinleştirilmesi (TAKE) Proje çalışmaları sürerken, Bursa’da toplamda 369 üreticiye 9 bin 262 dekar alanda uygulanmak üzere 3 ton 720 kilogram ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen işlenmeyen veya işlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda uygun tarımsal üretim yöntemleri kullanılarak bitkisel üretimin arttırılmasına yönelik projeler Bursa’da uygulanmaya devam ediyor. Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt’un verdiği bilgilerde, Proje Kapsamında Mudanya İlçesi Çayönü Mahallesinde gerçekleşen tohum dağıtım programına katılan Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, dağıtılan yağlık ayçiçek tohum çeşidinin ürün verimi olarak üstün bir çeşit olduğunu belirtti. Ayçiçek tohumunun yetiştirilme süreci hakkında İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde bilgi alınabileceğini vurgulayan Sülün, dağıtılan tohumların tüm üreticilere ve ülkemize hayırlı olmasını temenni etti. 2026 yılında Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında Müdürlüğümüzce teklif edilen projelerden Ayçiçeği Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi (Bakanlık Katkısı 1 milyon 593 bin TL) kabul edilmiştir. Bu yıl İlimizde yürütülecek olan Yağlık Ayçiçeği projemiz Kestel, Karacabey ve Mudanya İlçelerimizde gerçekleşecektir. Dağıtım törenine Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Mudanya İlçe Tarım Müdürü Ergün Karadağ, İlçe Emniyet Müdürü Serdar Makineci, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ercan Yavuz, AK Parti Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak katılım gösterdiler.
Bursa Öğretmen ve öğrenciler çiçeklerle karşılandı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olayların ardından, Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden bir gurup öğrenci, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çiçeklerle karşıladı. Bursa Osmangazi Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınlarından sonra farkındalık oluşturmak adına anlamlı bir etkinliğe imza attı. Sabah okula gelen öğretmenlerini çiçeklerle ve pankartlarla karşıladı. Öğrenciler, ‘öğretmene silah değil, çiçek uzatılır’ ve ‘Vatanı korumak çocukları korumaktan başlar’ pankartlarıyla arkadaşlarını karışlayan öğrenciler, ayrıca tüm öğretmen ve öğrencilere karanfil dağıttı. Öğrencilerinin bu duyarlılığının kendilerini çok duygulandırdığını ifade eden Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Mehmet Niyazi Köse, "Eğitimci olarak bizler on iki günde meslek hayatlarının en zor dönemini yaşadık. Bu süreç öğrencilerimiz için çok daha zordu. Ancak onlar kendi zorluklarını unutarak arkadaşlarına ve bizlere büyük bir sürpriz yaptı. Kendileri küçük de olsa kalplerinin ne kadar büyük olduğunu bize gösterdiler. Bizim tahayyül ettiğimiz Türk Gençliği işte tam olarak budur. Öğrencilerimiz kutluyor ve onların öğretmenleri olmaktan gurur duyuyoruz" dedi.