ÇEVRE - 18 Nisan 2026 Cumartesi 09:21

Çoruh Nehri üzerindeki asma köprüler tarihe meydan okuyor

A
A
A
Çoruh Nehri üzerindeki asma köprüler tarihe meydan okuyor

Artvin’de Çoruh Nehri üzerinde yer alan asma köprüler, zorlu coğrafyaya rağmen yıllardır bölge halkının ulaşımını sağlamayı sürdürüyor.


Artvin’de Çoruh Nehri üzerindeki asma köprüler, yıllara meydan okuyarak hem ulaşımı sağlıyor hem de kültürel miras olarak varlığını sürdürüyor Sarp ve dağlık yapısıyla dikkat çeken Çoruh Vadisi’nde mahalle ve köyler arasındaki ulaşım, uzun yıllar çelik halatlı asma köprülerle sağlandı. Günümüzde modern köprüler ve viyadükler inşa edilse de asma köprüler özellikle yaya ulaşımında önemini koruyor. Çoruh havzasında yapılan barajlar nedeniyle bazı asma köprüler sular altında kalırken, ayakta kalan köprüler bölge halkı tarafından aktif olarak kullanılmaya devam ediyor.


Artvin merkez ve Borçka ilçesinde bulunan asma köprüler, mahalleleri birbirine bağlayarak günlük yaşamın önemli bir parçası olmayı sürdürüyor. Borçka ilçesinde yer alan 105 metre uzunluğundaki asma köprü Karadeniz’in en uzun asma köprüsü olurken, yine aynı ilçedeki 90 metrelik köprü ikinci sırada yer alıyor. Özellikle öğrencilerin okul yolunu kısaltan köprüler, şehir trafiğinden uzak güvenli bir yaya geçişi sunarken, bölgeye gelen ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor.


Bölgede yaşayan İsmail Demirhan ise köprülerin geçmişten bugüne önemini anlatarak, "ben doğmadan önce yapılan bir köprü. Eskiden beri bilirdim. Sadece tahtaları değişti. Burası yerel halkın geçiş noktası. Biz küçükken yüzmek için de gelirdik. Halk ulaşım için kullanıyor, dışarıdan gelenler ise fotoğraf çektiriyor’ ifadelerini kullandı.



Çoruh Nehri üzerindeki asma köprüler tarihe meydan okuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Altın değil, su kaçağı arıyorlar Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden birisi olan ve yıllık 3 milyon 500 bini yabancı olmak üzere 10 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlayan Muğla, son yıllarda kuraklık ve iklim değişikliğinin etkisi ile özellikle Bodrum ilçesinde su sıkıntısı yaşıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri yeni su kaynakları arayışını sürdürürken, mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımı için teknolojinin yeniliklerinden faydalanarak gece gündüz mesai yapıyor. Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri gelişen teknolojiyi kullanarak su isale hatlarındaki kayıp-kaçak ve patlakları ’akustik dinleme cihazı’ ile tespit ediyor. Su patlak ve kaçaklarını hassas dinleme cihazı ile dinleyen ekipler, patlayan ve kaçak olan suyun yüzeye çıkmadığı ve yer altına karıştığı bölgelerde kaçak ve patlakları hassas dinleme cihazı ile tespit ediyor. Akustik dinleme cihazını kullanan ekipler 7/24 görev yaparken, su isale hatlarının bulunduğu bölgelerde sürekli olarak akustik dinleme cihazı ile dinleme yaparak devriye geziyor. Yılda 400 bin kişinin kullanacağı su geri kazandırılıyor Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Su Kayıpları ve Basınç Yönetimi Şube Müdürü Görkem Kocabıyık, 13 ilçede yıllık 2 bin 500 arıza tespiti yaparak 350-400 bin kişinin kullanacağı suyun geri kazanımı sağladıklarını açıkladı. Kocabıyık, "Suyumuz şu anda, Türkiye ve dünya şartlarında çok az olduğu için altın değerinde bizim için. Onu geri geri kazanmak için elimizden geleni yapıyoruz. Gece gündüz ekiplerimiz isale hatları, terfi hatlarında devamlı çalışmakta. 13 ilçede 2 bin kilometre üzerinde hat tespiti ve 2 bin 500 civarında arıza tespiti yapıyoruz yıllık olarak. Yıllık olarak ortalama 350-400 bin kişinin kullanacağı suyu geri kazanımını sağlıyoruz" dedi. Sokak sokak gezerek kayıp kaçaklar tespit ediliyor MUSKİ Şube Müdürü Kocabıyık, kayıp kaçak ve patlak olan hatlarda akustik dinleme cihazı ile yüzeye çıkmayan su patlak hatları ses sinyalleri ile sokak sokak, geceleri de dahil gezerek tespit ettiklerini belirterek, "Bu işlemleri akustik dinleme cihazı, debimetre, korelatör cihazlarıyla yapmaya devam ediyoruz. Akustik dinleme cihazımız ses sinyalleri ile çalışıyor ve ses ile tespitini yapıyoruz. Yüzeye çıkmayan suyu her yeri, sokak, sokak tarıyoruz. O şekilde tespitini yapıyoruz, işaretliyoruz. Buna bir iş emri modülü açıyoruz. Arıza ekiplerimiz kazıp müdahale ediyorlar. Basınç yönetimi kapsamında gece debilerini kontrol edip, gece debisi yüksek olan yerlere akustik dinleme ekiplerimizi gönderip detaylı çalışmalar yapıp, arızaların tespitini yapıyoruz. Mesai mefhumumuz yok. Gece gündüz arıza olduğu zaman müdahale ediyoruz" dedi.
Bursa Psikiyatride geleceğin yol haritası belirlendi Antalya’nın Belek turizm merkezinde 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen ‘17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi’, bilim dünyasında bıraktığı güçlü izlerle tamamlandı. Psikofarmakoloji Derneği’nin (PD) ev sahipliğinde, ‘Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek’ ana temasıyla gerçekleştirilen kongre hem içerik zenginliği hem de uluslararası katılımıyla dikkat çekti. Psikiyatri alanında Türkiye’nin en önemli bilimsel buluşmalarından biri olarak gösterilen kongrede; biyolojik psikiyatri, sinirbilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme başta olmak üzere güncel gelişmeler masaya yatırıldı. Farklı ülkelerden gelen bilim insanları ile Türkiye’den genç hekimleri bir araya getiren organizasyon, bilgi paylaşımının yanı sıra güçlü bir akademik etkileşim ortamı sundu. Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, kongrenin ardından yaptığı değerlendirmede organizasyonun ulaştığı seviyeye vurgu yaparak, "Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi, ülkemizin en önemli psikiyatri buluşmalarından biri olmayı sürdürüyor. Bu yıl da yurt dışından yaklaşık 50 bilim insanını ve Türkiye’den bine yakın katılımcıyı ağırladık. Her yıl çıtayı daha yukarı taşıyarak, dünyadaki güncel gelişmeleri meslektaşlarımızla buluşturuyoruz. Genç hekimlerimizin, alanında öncü isimlerle doğrudan temas kurması bizim için son derece kıymetli. Ayrıca 200’ün üzerinde katılımcıya burs sağlayarak ve 200 asistanımıza ücretsiz katılım imkânı sunarak bilimsel erişimi genişletmeye devam ediyoruz. Burası aynı zamanda bilginin üretildiği ve paylaşıldığı bir bilim platformudur" dedi. Kongrenin Onursal Başkanı Prof. Dr. Mesut Çetin de özellikle gençlerin alanında uzman bilim insanlarıyla temasa geçmesi, sorular sorarak bilgi alışverişinde bulunmuş olması yönüyle çok verimli geçtiğini belirtirken, "Ortaklaşa çalışmalarda yer alabilmeleri de önemli. Kongre kapsamında tüm sunumlar anında tercüme edildi. Katılımcılar kendi dilinde soru sorabildiler, bu da iletişim ve etkileşimi kuvvetlendirdi" diye konuştu. Kongre Başkanı Doç. Dr. Ayşe Sakallı Kani ise organizasyonun bilimsel derinliğine ve etkileşim gücüne vurgu yaptı. Kani, "2005 yılından bu yana düzenlediğimiz kongremizin 17’ncisini bu yıl büyük bir başarıyla gerçekleştirdik. 10 farklı ülkeden yabancı konuşmacı, 280’in üzerinde bilim insanı ve 650’ye yakın katılımcıyla son derece canlı, zengin ve doyurucu bir bilimsel ortam oluştu. Kongremiz yalnızca bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda kültürlerarası etkileşim açısından da önemli bir platform sunuyor. Yapay zekâ destekli yeni tedavi algoritmaları ve kişiye özgü tedavi yaklaşımları bu yılın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı" dedi. Kongrenin Eş Başkanı Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Alperen Bıkmazer de yoğun ilginin bilimsel kaliteyi yansıttığını belirterek, "Kongremize hem yurt içinden hem de yurt dışından çok sayıda bildiri ve panel başvurusu geldi. Bu yoğunluk, kongremizin bilimsel derinliğinin ve uluslararası niteliğinin güçlü bir göstergesidir. Türkiye’de düzenlenen kongreler arasında en fazla uluslararası konuşmacıya ev sahipliği yapan organizasyonlardan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Özellikle genç meslektaşlarımıza sağladığımız burslar, yabancı konuşmacılarla kurulan temas ve oluşturulan akademik ağlar, onların mesleki gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır" diye konuştu. Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen ve Bilimsel oturumların yanı sıra anlık çeviri imkânı sayesinde katılımcıların kendi dillerinde iletişim kurabildiği kongre, disiplinler arası yaklaşımı ve kapsayıcı yapısıyla öne çıktı. Genç araştırmacıların uluslararası bilim insanlarıyla bir araya gelerek ortak projelere zemin hazırladığı organizasyon, psikofarmakoloji alanında yeni iş birliklerinin kapısını araladı. Yoğun katılım, güçlü akademik içerik ve uluslararası etkileşimle tamamlanan kongre, psikiyatri alanında hem Türkiye’nin hem de bölgenin en önemli bilimsel platformlarından biri olma niteliğini bir kez daha pekiştirdi.