ÇEVRE - 07 Şubat 2026 Cumartesi 10:20

Danıştay kararı Karadeniz’de atmacacılığı tartışmaya açtı

A
A
A
Danıştay kararı Karadeniz’de atmacacılığı tartışmaya açtı

Danıştay’ın, kızıl sırtlı örümcek kuşunun avlanmasına izin veren düzenlemeyi iptal etmesi, Karadeniz’de nesillerdir sürdürülen geleneksel atmacacılığı fiilen durma noktasına getirirken bölgede tartışma ve tepkilere yol açtı.


Ülkemizde Artvin, Rize ve Trabzon illerinde nesillerdir sürdürülen atmaca geleneği, son dönemde yaşanan hukuki gelişmelerin ardından tartışmalara neden oldu. Bölgede kültürel yaşamın önemli bir parçası haline gelen atmacacılık geleneği, asırlardır yaşatılırken yöre insanı için de vazgeçilmez bir tutku olmayı sürdürüyor.


Doğa Derneği tarafından, 2021-2022 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu (MAK) Kararı’nın iptali istemiyle açılan davada, Danıştay 10. Dairesi kısmi iptal kararı verdi. Mahkeme, atmacanın yakalanmasında yem olarak kullanılan kızıl sırtlı örümcek kuşunun avlanmasına izin veren düzenlemeyi uluslararası sözleşmelere aykırı bularak iptal etti. MAK kararının diğer maddeleri yönünden ise davanın büyük bölümü reddedildi.


Kararla birlikte, mutlak koruma altında bulunan kızıl sırtlı örümcek kuşunun yakalanması yasaklandı. Atmacanın kendisi için açık bir yasak getirilmezken, yem kuşunun yasaklanmasının atmacacılığı uygulamada durma noktasına getirdiği ifade ediliyor.


Karar sonrası Arhavi’de toplantı yapıldı


Danıştay kararının ardından Artvin’in Arhavi ilçesinde, atmaca kültürü ve yasak sürecine ilişkin geniş katılımlı bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, yörede "ğaço / ciciyen" olarak bilinen kızıl sırtlı örümcek kuşunun yasaklanmasının atmaca geleneğine etkileri ele alındı. Ev sahipliğini Turgay Ataselim’in yaptığı toplantıya, bölgedeki atmaca severler, Avcılar ve Atmacacılar Dernek başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.


"Bu kültürümüze yapılmış bir saldırıdır"


Fındıklı Avcılar ve Atmacacılar Derneği Başkanı Hüseyin Uzunhasanoğlu ise, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:


"Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantı telekonferans yoluyla oldukça olumlu geçti. Siyasi partilerimizin tamamı bize gerekli desteği verdi. Artvin Milletvekilimiz Sayın Faruk Çelik, konuyu anlatmak üzere bizi Ankara’ya davet etti. Hukuksal boyutta yapmamız gereken tüm itirazları yapacağız. Bu karar, kültürümüze yapılmış bir saldırıdır. Yeterli araştırma yapılmadan verildiğini düşündüğümüz bu kararı kabul etmiyoruz. Atmaca, dedelerimizden bize kalan bir kültürdür. Açıklamalarımız, ‘ğaço’ serbest olana kadar devam edecek."


"Kendimizi savunma fırsatı bulamadık"


Arhavi Avcılar, Atıcılar ve Atmacacılar Derneği Başkanı Refik Lakerta ise da, "Son günlerde gündeme gelen ve atmacacılıkta kullandığımız kızıl sırtlı örümcek kuşunun, yani halk arasında ‘ğaço’ olarak bilinen türün Danıştay kararıyla yasaklanmasıyla karşı karşıya kaldık. Dava sürecinden haberimiz olmadı, kendimizi savunma fırsatı bulamadık. Atmaca kuşunu seviyoruz. Onun davranışlarında kendimizi görüyoruz. Atmacacılar olarak geleneksel kültürümüzün zarar görmesine kesinlikle izin vermeyiz. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız" dedi.


Karar öncesi gençlere tanıtıldı


Öte yandan Danıştay kararından yaklaşık iki hafta önce, Arhavi Gençlik Merkezi tarafından düzenlenen bir etkinlikte atmaca kültürü gençlere tanıtılmıştı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Günlük hayatta sürdürülebilirlik bilinci ele alındı Anadolu Üniversitesindeki seminerde konuşan Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, bireylerin çevre dostu niyetlerine rağmen alışkanlıklarından vazgeçemediklerini belirterek, gerçek bir değişim için geri dönüşümden fazlasının; yani kültürel bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) tarafından "Günlük Hayat ve İş Yaşamından Örneklerle Bireylerin Yeşil Davranışları - Kişisel Faktörler ve Duygusal Açıklamalar" başlıklı seminer gerçekleştirildi. EMYO öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, davranış anatomisi ile yeşil davranışın temelleri ve etkileri ele alındı. Gündelik tercihler, büyük etkiler Seminerde konuşan Doç. Dr. Başpınar, günlük hayatta ve iş yaşamında yapılan tercihlerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek çevresel olumsuzlukları azaltmaya ve mümkünse iyileştirmeye yönelik davranışların "yeşil davranışlar" olarak tanımlandığını ifade etti. Yeşil davranışın gündelik yaşamın içinde yer alan ancak etkisi büyük bir sorumluluk alanı olduğunu vurguladı. Konfor alanı yeşil davranışın önünde engel olabiliyor Çevre dostu niyetlerle eylemler arasındaki çelişkiye değinen Doç. Dr. Başpınar, yeşil davranışın soyut bir doğa sevgisinden ibaret olmadığını, ölçülebilir ve somut eylemler bütünü olduğunu belirtti. Bireylerin çevreyi önemsediklerini dile getirmelerine rağmen yeterince yeşil davranış sergileyememelerinin temel nedeninin "konfor ve alışkanlıklar" olduğunu ifade etti. Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak ya da tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak gibi konfor alanının dışına çıkan tercihlerden kaçınılmasının bu süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Bireysel adımlar kolektif etki oluşturuyor Seminerde, "Tek başıma neyi değiştirebilirim?" düşüncesinin aşılması gerektiği üzerinde duruldu. Doç. Dr. Başpınar, her bireysel adımın kolektif bir etki oluşturduğunu belirterek, yeşil davranışın süreklilik kazanmamasının nedenlerinden birinin bu davranışların görünmez olması ve yeterince takdir edilmemesi olduğunu ifade etti. Suçluluk, gurur ve kayıtsızlık gibi duyguların çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca geri dönüşümün yeterli olmadığını; kültürel dönüşümün prosedürlerden daha güçlü bir değişim aracı olduğunu vurguladı.
Aydın EKODOSD Başkanı Sürücü: "Söke Ovası antik dönemdeki deniz görünümüne döndü" Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, son yağışların ardından Söke Ovası’nda yaşanan taşkınlara dikkat çekerek ovanın antik dönemlerdeki deniz görünümünü andırdığını söyledi. Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyu olan Büyük Menderes Nehri’nin binlerce yıldır taşıdığı alüvyonlarla verimli ovalar oluşturduğunu hatırlatan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, nehrin aynı zamanda zaman zaman taşkınlara yol açtığını belirtti. Sürücü, "Nehir, tarih boyunca hem bereketin hem de taşkının kaynağı olmuştur" dedi. Yaşanan taşkınların sadece iklim değişikliğine bağlanmasının doğru olmadığını ifade eden Sürücü, nehir ve dere yataklarında yapılan hatalı düzenlemelerin, devrilen ağaç kütüklerinin temizlenmemesinin ve havza boyunca taşınan çöplerin köprü ayaklarını tıkamasının taşkın riskini artırdığını söyledi. Ovanın güneyi su altında kaldı Sürücü, özellikle Akçakaya, Burunköy ve Bağarası ovalarında tarım arazilerinin tamamen su altında kaldığını belirterek, "Bugün Söke Ovası’nın güneyine gidildiğinde binlerce yıl önceki coğrafi görünümü hatırlatan manzaralarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Azmaklar doğal tampon görevi görüyor Büyük Menderes’in tarih boyunca yatak değiştirmesi sonucu oluşan azmakların taşkın dönemlerinde doğal rezervuar görevi gördüğünü kaydeden Sürücü, bu alanların fazla suyu depolayarak taşkının etkisini azalttığını dile getirdi. Kurak dönemlerde ise azmakların bölgenin adeta yaşam sigortası olduğunu belirten Sürücü, bu alanların göçmen kuşlardan su samurlarına kadar birçok canlıya ev sahipliği yaptığını söyledi. "Azmaklara sahip çıkalım" çağrısı Bazı azmakların doldurulduğunu ve sanayi atıklarıyla kirletildiğini ifade eden Sürücü, "Taşkın günlerinde suyu depolayan, kurak günlerde yaşamı ayakta tutan azmaklara sahip çıkalım. Onları korumak Söke Ovası’nın tarımsal geleceğini de korumaktır" dedi.