ASAYİŞ
21 Mart 2026 Cumartesi - 17:37 Ordu’da kıyıya vuran insansız deniz aracı imha edildi   Olay, ilçeye bağlı Yüceler Mahallesi sahilinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinde sahilde bir cismin bulunduğunu fark eden vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemede cismin insansız deniz aracı (İDA) olduğu değerlendirildi. Bölgede jandarma ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alınırken, çevre güvenlik çemberine alındı. Bölgeye SAS ekipleri sevk edildi Bölgede alınan tedbirlerin ardından olay yerine intikal eden SAS ekipleri, gerekli inceleme ve güvenlik önlemlerinin ardından insansız deniz aracını kıyıdan yaklaşık 1,5 mil açığa çekti. Deniz aracı, burada yapılan kontrollerin ve alınan güvenlik önlemlerinin ardından kontrollü olarak imha edildi. Patlama ile birlikte deniz suyu yüzeyin yaklaşık 100 metre yukarısına yükseldi. Bu esnada büyük bir ses duyuldu. İçerisinde mühimmat olduğu değerlendirilen insansız deniz aracının 10 metre uzunluğa sahip AEGIR-W olduğu, azami 900 kilometre menzile sahip ve 300 kilogram yük kapasitesine sahip olduğu öğrenildi. "Ses duyunca korktuk, füze zannettik" Öte yan Yüceler Mahallesi’nde ikamet eden patlamayı duyan Muhammet Can, "Bayramın 2. günü kuzenlerimizle oturduğumuz esnada bir patlama oldu. Patlama ile birlikte evimizin camları yüksek bir sesle sallandı. Biz füze düştü zannettik, ailemizde de korkanlar oldu, çocuklar da çok korktu. Öğrendiğimiz bilgiye göre kıyıya vuran insansız deniz aracı imha edilmiş. Bunu duyunca oldukça rahatladık. Sadece ev halkı değil, mahalledeki vatandaşlar da dışarıya çıktı, patlamanın şiddeti çok yüksekti" dedi. Hamza Alp  
İlk duruşmada karar çıktı: Eşini ve iki kızını öldüren polis memuruna 3 kez ağırlaştırılmış müebbet
09 Mart 2026 Pazartesi - 17:30 İlk duruşmada karar çıktı: Eşini ve iki kızını öldüren polis memuruna 3 kez ağırlaştırılmış müebbet Antalya’da eşi ile 10 ve 4 yaşındaki iki kızını beylik tabancasıyla öldüren polis memurunun yargılandığı davada ilk duruşmada karar çıktı. Mahkeme heyeti, sanığı "eşe karşı kasten öldürme" ve "altsoya karşı kasten öldürme" suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkemede son sözleri sorulan sanık, "Psikolojimi altüst etti ve bir nevi beni bu noktaya kendisi taşıdı. Böyle bir olay yaşansın istemezdim, tahliyemi istiyorum" dedi. Olay, 12 Kasım 2025 tarihinde saat 16.30 sıralarında Kepez ilçesi Varsak Demirel Mahallesi 1964. Sokak’ta bulunan iki katlı binanın birinci katında meydana geldi. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen silahla yaralama ihbarı üzerine adrese çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, apartman kapısında oturan Antalya Emniyet Müdürlüğü Varsak Polis Merkezi Amirliği’nde görevli polis memuru Muharrem Giyar’ı gördü. Polis ekipleri sanığın elindeki silahı aldıktan sonra eve girdiklerinde salonda Fatma Giyar’ı (31), oturma odasında ise kızları Meral Ebrar Giyar (10) ve Merve Giyar’ı (4) hareketsiz halde buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde anne ve iki kızının hayatını kaybettiği belirlendi. Otopsi raporları dosyada İddianamede yer verilen ölü muayene ve otopsi raporlarına göre, Fatma Giyar’ın ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası ve kemik kırıkları ile birlikte gelişen beyin kanaması ve iç organ yaralanmaları sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Meral Ebrar Giyar ve Merve Giyar’ın ise ateşli silah yaralanmasına bağlı ağır kafa ve vücut travması ile gelişen kanama sonucu yaşamlarını yitirdiği ifade edildi. Cumhuriyet savcısı, sanığın eşi Fatma Giyar’a yönelik "eşe karşı kasten öldürme", çocukları Meral Ebrar Giyar ve Merve Giyar’a yönelik ise ayrı ayrı "çocuğa karşı kasten öldürme" suçlarını işlediğini belirterek, sanığın 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti. "Eşimin psikolojik sorunları vardı" Polis memuru Muharrem Giyar’ın yargılandığı davanın ilk duruşması Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya sanık Muharrem Giyar, taraf avukatları ile sanık ve müşteki yakınları katıldı. Sanık Muharrem Giyar, mahkemede yaptığı savunmada eşiyle akraba olduklarını ve evliliklerinin ailelerin isteği doğrultusunda gerçekleştiğini belirterek, evlilik sürecinde ve sonrasında eşinin psikolojik sorunlar yaşadığını ileri sürdü. Giyar, "Eşimin o dönem rahatsızlığını fark ettim ama evleneceğimizi herkese duyurmuştuk. Sonra Antalya’ya geldik. Babamların evdeyken babamla, kardeşimle kavga etmeye başladı. Taşınmak istedi, kiraya çıktık. Temmuzda evlendik, eşimin ailesi kasımda çocuk sormaya başladı. Eşim de istiyordu, 2015 Şubat’ta eşim hamile kaldı. Hamilelikle birlikte bir şeylerin düzeleceğini sandım ancak sürekli tartışmalar devam ediyordu. Yemeği hazırlayıp koyuyor, sonrasında ‘Afiyet zıkkım olsun. Allah belanı versin’ gibi ithamlarda bulunuyordu" dedi. "Kız kardeşi ile cinsellik yaşadığımı söyledi" Giyar, ilk çocuklarının doğumundan sonra yaşananları da anlattı. Eşinin kız kardeşinin bir süre bebek bakımına yardımcı olmak için yanlarında kaldığını belirten Giyar, eşinin bu süreçte kendisine çeşitli suçlamalar yönelttiğini ileri sürdü. Olaydan bir gün önce yaşananları da anlatan Giyar, eşini diş randevusunun ardından psikiyatri kliniğine yatırmaya çalıştığını söyleyerek, "Olaydan bir gün önce Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Kliniğine yatırmaya çalıştım, dönüşte maddi hasarlı kaza yaptırdı bana. Boğazımı sıktı, yakamı yırttı. Ertesi gün evdeydik, evde sürekli beni suçlamaya devam etti. Kafama silahı dayadım, kızlarıma doğru gidince ne yaptığımı hatırlamıyorum. Çocukların ölmediğini düşündüm, amcamı ’Çocukları al’ diye aradım. Eşime hiç şiddet uygulamadım. Genelde o bana ve çocuklara şiddet uyguladı. Suçluyum, kabul ediyorum, pişmanım, beraatımı istiyorum" diye konuştu. "Amca ben çoluğu çocuğu vurdum dedi" Mahkemede tanık olarak dinlenen sanığın amcası Ekrem B., olaydan sonra sanığın kendisini aradığını belirterek, "’Amca ben çoluğu çocuğu vurdum’ dedi. ’Niye yaptın’ dedim, ’Çıkar yolu bulamadım’ dedi. O sırada çalışıyordum. Olay yerine gittiğimde polisler çevreyi güvenlik altına almıştı." Sanığın komşusu Tülay Ş. ise olay günü 3-4 el silah sesi duyduğunu, daha önce aileden herhangi bir kavga sesi duymadığını söyledi. Cumhuriyet savcısının mütalaasının ardından son sözleri sorulan Muharrem Giyar, "Psikolojimi altüst etti ve bir nevi beni bu noktaya kendisi taşıdı. Böyle bir olay yaşansın istemezdim, tahliyemi istiyorum" dedi. İlk duruşmada karar çıktı Mahkeme heyeti, sanık Muharrem Giyar’ı "eşe karşı kasten öldürme" ve "altsoya karşı kasten öldürme" suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Barajdaki kemiklerle 18 yıllık cinayetin sırrı çözüldü
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:47 Barajdaki kemiklerle 18 yıllık cinayetin sırrı çözüldü Zonguldak’ta 18 yıl önce beş çocuk babası Ahmet Yılmaz’ın boğularak öldürüldükten sonra cesedinin önce maden ocağına ardından baraja atıldığı ortaya çıktı. 2’si tutuklu 4 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede şüpheliler hakkında müebbet hapis cezası talep edildi. Zonguldak’ın Terakki Mahallesi’nde 2008 yılında yaşanan olayda, 39 yaşındaki Ahmet Yılmaz, "arkadaşlarıma gidiyorum" diyerek evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Beş çocuk babası Yılmaz’ın kayıp ihbarının ardından 2010 yılında Ulutan Barajı mevkisinde bir balıkçı tarafından insan kemikleri bulundu. Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderilen parçalar üzerinde yapılan DNA eşleşmesi sonucunda, 2012 yılında bu kemiklerin kayıp olarak aranan Ahmet Yılmaz’a ait olduğu kesinleşti. Ancak olayın failleri uzun süre belirlenemeyince dosya "faili meçhul" olarak rafa kaldırıldı. Yakın çevresine cinayeti anlatmış Dosyanın 16 yıl sonra yeniden açılmasındaki dönüm noktası, başka bir davanın sanığı olan H.P.’nin "B.İ.; İ.E. ile baraja getirdiğimiz Ahmet’e ateş ederek öldürdü" şeklindeki beyanları ile şüpheli İ.E.’nin yakın çevresinde işlenen cinayeti anlatması oldu. Ancak H.P.’nin diğer şüphelilerin ifadeleri ve süreçle uyumsuz olduğu tespit edildi. Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, 2025 yılında başka suçtan tutuklanan İ.E.’nin ifadeleri doğrultusunda soruşturmayı derinleştirdi. Polis ekiplerinin titiz teknik takibi ve HTS (telefon trafiği) kayıtlarını incelemesi sonucu düğmeye basıldı. Düzenlenen operasyonla E.İ., K.A. ve T.Y. yakalandı. Üç şüpheliden K.A. ve T.Y. tutuklandı. E.İ. hakkında ev hapsi kararı verilirken, halihazırda başka bir suçtan cezaevinde bulunan İ.E. hakkında ise bu cinayet dosyası kapsamında adli kontrol hükümleri uygulandı. Polise ihbar etmesinden endişe duymuşlar Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan ve 20 kişinin ifadesine başvurulan iddianamede, cinayetin ardındaki nedenler de gün yüzüne çıktı. Soruşturma dosyasına giren tutanaklara ve alınan ifadelere göre, şüphelilerin Ahmet Yılmaz’ın ortak karıştıkları bir hırsızlık olayını polise ihbar etmesinden endişe duydukları belirlendi. Ayrıca, daha önce hayatını kaybeden şüphelilerden B.İ. ile Ahmet Yılmaz’ın eşi arasında yaşandığı iddia edilen yasak ilişki de cinayet iddiaları arasında yer aldı. Şüphelilerden T.Y., iddianamede yer alan ek savunmasında vicdanının rahatsız olması sebebiyle bildiği her şeyi anlatacağını belirterek, "İlk ifademde bazı gerçekleri söylememiştim. Ancak yeni yapılan tespitler ve vicdanımın rahatsız olması sebebiyle bildiğim her şeyi anlatacağım. Ahmet Yılmaz, E.İ.’yi şikayet edeceğini çok kez konuşmalarda dile getiriyordu. Hatta Ahmet bir keresinde elinde bulunan dilekçeyi hepimizin bulunduğu bir ortamda gösterip bizi şikayet edeceğini söyledi" ifadelerini kullandı. Araçla gezdikten sonra boğarak öldürülmüş İddianameye yansıyan detaylara göre, olay günü Ahmet Yılmaz, K.A., T.Y. ve B.İ. ile araçla bir müddet gezdikten sonra yaşanan tartışma sırasında boğularak öldürüldü. Cinayetin ardından cesedin bir çuvala konularak önce kullanılmayan atıl bir maden ocağına gizlendiği, bir süre sonra da oradan alınarak Ulutan Barajı’na atıldığı tespit edildi. "Ahmet İstanbul’da yaşıyor" şeklinde sahte beyanlar vermişler Cinayetin faillerinin, olayı yıllarca gizlemek için planlı bir şekilde hareket ettikleri de ortaya çıkarıldı. Şüphelilerin, cinayetin ardından hedef şaşırtmak amacıyla "Ahmet İstanbul’da yaşıyor" şeklinde sahte beyanlar verdikleri ve başka suçlardan tutuklu bulundukları dönemde cezaevinden birbirlerine şifreli notlar göndererek süreci örtbas etmeye çalıştıkları saptandı. Müebbet hapis cezası talep ediliyor Tutuklanan şüpheliler K.A. ve T.Y., ev hapsinde bulunan E.İ. ve başka bir suçtan tutuklu bulunan İ.E. hakkında "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası talep edilen iddianamenin Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesi bekleniyor.