ASAYİŞ
18 Nisan 2026 Cumartesi - 22:06 Gülistan Doku dosyasında firari şüphelinin ağabeyi Silar Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı Gülistan Doku dosyasında firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Silar Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı. Gülistan Doku dosyasında firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Silar Altaş’ın savcıya verdiği ifade ortaya çıktı. Altaş ifadesinde, "Umut Tunceli’deyse, bu olay büyük ihtimalle onun 18 yaşına girdiği zamanlara denk geliyor. Şu an 24 yaşında, yani yaklaşık 5-6 yıl öncesinden bahsediyoruz. İlkay, ‘Ben bir kızla birlikte oldum, hamile kaldı’ demiş. Ben de Umut’un çok üstüne gittim, sürekli sorguladım. En sonunda ‘Umut, nedir bu mevzu?’ diye sordum. Bana sadece evet-hayır şeklinde cevaplar verdi. ‘Kız hamile mi kalmış?’ dedim, ‘Evet’ dedi. ‘Aldırmak istememiş mi?’ dedim, ‘Evet’ dedi. Hep kaçamak cevaplar veriyordu. Anlattığına göre Türkay, ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım’ demiş. Bu ‘kafasına sıktım’ ifadesini birkaç kez tekrar etti. Büyük ihtimalle tek bir mermi sıkmış. Türkay, olayı kısaca şöyle anlatıyormuş: ‘Birinin kafasına sıktım.’ Hatta silahı önceden başkalarına da gösterdiği söyleniyor. Türkay’ın silahı tabancaydı. Ben de o silahı gördüm sanırım. Onu bana arabada göstermişti. Arabası BMW 420’ydi, koyu mavi-siyah arası bir renkti. Silahı torpidoya koyuyordu. Arabayı Umut’a da veriyordu. Sürekli araçlarla geziyorlardı. Hatta çoğu zaman arabaları çalıp getiriyorlardı; yaptıkları şey genelde buydu. En ufak bir yalanım varsa Allah belamı versin" dedi. Mustafa Türkay Sonel’in "Birinin kafasına sıktım" dediği kişinin yüzde yüz Gülistan Doku olduğuna emin olduğunu ifade eden Altaş, "Bu kızın Gülistan olma ihtimali nedir diye sorarsanız, bence yüzde yüz. Ben de istiyorum ki, eğer kardeşimin bu işte en ufak bir dahli varsa, o da ortaya çıksın. Ona çok kızdım. ‘Sen ne yaptın Umut, öldürdün mü?’ dedim. O da bana şöyle dedi: ‘Abi, bana bunu anlattı. Ben korktum. Birini öldürmüş bir adamdan korktum. O yüzden sesimi çıkaramadım.’ Valinin kötü biri olduğunu düşündüğü için de korkmuş olabilir" diye konuştu. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile kardeşi Umut Altaş arasında geçen konuşmalardan bahseden Silar Altaş, şunları kaydetti: "Umut’a dedim ki: ‘Bak, bu kadar şey olmuş, ortada bu kadar ciddi iddia var. Bu adam bu işin içindedir.’ Çünkü bazı şeylerin silindiğini, ortadan kaldırıldığını söylüyordu. Bir keresinde bana şunu anlattı: ‘İstanbul’daki evine gittim’ dedi. ‘Bir gün babası durduk yere geldi, beni alnımdan öptü. Halbuki normalde yüzüme bile bakmayan bir insan, gelip böyle davranınca dikkatimi çekti’ dedi. Babası vali. Umut’un, Türkay’ın İstanbul’daki evine gittiği bir zamanda bu olayın yaşandığını söyledi. Ya İstanbul’da ya da Tunceli’de karşılaşmışlar. Ben de Umut’un üzerine gittim. ‘Ne olduysa açık açık anlat. Babasıyla ilgili farklı bir durum var mı? Onun bir şeylerden haberi var mı?’ diye sürekli sordum. Aslında olayın Zeynal’ın üzerine kalacağı konuşuluyordu. Ama Zeynal geri dönünce, sanki yön başka birine çevrildi. Bize göre bunu yapabilecek, bu kadar şeyi saklayabilecek kişi belliydi." Altaş, "Umut’un bana anlattığına göre; Türkay, kız hamile kaldığı için kürtaj yaptırmak istemiş. Kız kabul etmeyince aralarında sorun çıkmış. Türkay da, bağlantılarından dolayı korktuğu için kızı vurmuş olabilir. Babasının vali olması da bu korkuyu artırmış olabilir. Çünkü Umut’un anlattığına göre Türkay her şeyden çekinen biriydi. Umut’a, ‘Bunu hiç sorgulamadın mı? Bu işin aslı nedir diye hiç üzerine gitmedin mi?’ diye sordum. ‘Abi, o sırada çok korktum’ dedi. Umut’un anlattığına göre Türkay, ‘Ben bir kızı vurdum. Hamile kaldı, aldırmak istemedi. Tartıştık’ demiş. Özellikle ‘kafasına sıktım’ ifadesini kullanmış. Umut da buna tepki göstermiş, aralarında kısa bir tartışma yaşanmış ama sonra konuyu kapatmışlar. Çünkü ‘Birini öldüren biri bana da zarar verebilir’ diye korkmuş. Umut’un konuşması gerektiğinin farkındayım. Daha sonra dayım geldi. ‘Savcılık ve Adalet Bakanlığı devrede, artık kimse bir şeyden korkmasın, ne biliyorsanız anlatın’ dedi. O noktadan sonra biz aile olarak korkmayı bıraktık" şeklinde konuştu. Vali Sonel’in korumaları hakkında bildiklerini aktaran Altaş, "Bu olaya birçok kişi dahil edilmiş. Olay büyük; öyle kolayca üstü örtülecek bir şey değil. Bunun farkındayız. Artık gerçekten korkmuyoruz, korku aşamasını geçtik. Çünkü mesele bizi de aşmış durumda. Bundan sonra bize ne olacaksa olsun. Sonuçta kızın ailesi aylardır, yıllardır büyük acı çekiyor. Olay artık sadece onların değil, çok daha büyük bir hale geldi. Benim şu an aklıma gelen tek isim ‘Sütlü Bey’. Onu da sadece vali koruması olduğu için biliyorum. Umut’la konuştuğumda ona şunu sordum: ‘Bu işe kimler karışmış olabilir, nasıl olmuş olabilir?’ Koruması var mı? Vardır, olabilir. Ama kimdir, nedir, bilmiyoruz. ‘Bu kızı kim götürdü, kim gömdü, kim sakladı? Nasıl oldu da bu kız aylardır kayıp?’ diye sordum. Umut da ‘Bilmiyorum abi’ dedi. ‘Koruma olabilir mi?’ dedim, ‘Olabilir’ dedi. Koruma olarak Şükrü ismini duydum. Erdoğan ismini de duydum. Bu kişiler; Umut, Türkay ve koruma, sürekli birlikte takılıyorlarmış. Hatta bir evleri olduğunu da duydum ama nerede olduğunu bilmiyorum. Sadece bir ev olduğundan bahsedildi" sözlerini söyledi. Umut’un telefonu ile görüşen kişinin Türkay Sonel olduğunu anlatan Altaş, "Ev kimin adına diye sorulduğunda; İlker, Uğurcan ve Ercan Ç. isimlerini duydum. Bunlar aynı arkadaş grubundaydı, birlikte vakit geçiriyorlardı. Daha sonra bir süre sonra yolları ayrılmış. Umut 19 yaşına geldiğinde, yani olaydan yaklaşık 1-2 yıl sonra araları açılmış. Mektup meselesini de şöyle anlattı: Mektubu Türkay götürüp bırakmış. Vali’nin oğlu olan Türkay’ın bunu yaptığı söyleniyor. Nereye bıraktığını tam bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kızın ablasına bırakıldığı söyleniyor, en azından haberlerde bu şekilde geçiyor. Bu konuyu duyduğumda Umut’a çok sert tepki gösterdim. ‘Nasıl olur da telefonunu verirsin?’ dedim. O da ‘Ben değilim’ dedi. ‘Türkay konuşmuştur’ diye cevap verdi. ‘Neden telefonunu veriyorsun, ne konuşuldu bilmiyor musun?’ diye sordum. Zaten ne konuşulduğunu bilse ve anlatsa doğrudan hapse girecek bir durum olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Aile olarak Umut’a bu olayları sorduklarını vurgulayan Altaş, "Umut, olayın detaylarını tam bilmediğini söylüyor. Sadece Türkay’ın arabada kendisine ‘Birini vurdum’ dediğini aktarıyor. ‘Bir kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de vurdum’ şeklinde konuştuğunu söylüyor. Silahı getirip getirmediğini ya da gösterip göstermediğini ise net bilmiyor. Biz aile olarak Umut’u sorguladık. ‘Bu adamın kimlerle takıldığını bilmiyor musun? Bu kız ne zamandır kayıp, bunları hiç mi düşünmedin? Telefonunu vermişsin, bir yere gitmişsin, bırakmışsın’ diye üzerine gittik. Mektup konusunda da şunu anlattı: Türkay, Umut’u bir yere bırakmış ve ‘Git, bunu bırak’ demiş. Umut mektubu bırakıp geri dönmüş. Daha sonra Türkay gelip onu tekrar almış. Bu durumun Umut’un üzerine suç atmak için mi yapıldığı, yoksa neden böyle bir yol izlendiği net değil. Umut da aynı şeyi söyledi; mektupta da benzer şekilde yazdığını ifade etti" dedi.
Antalya’nın yüksek kesimlerinde karla mücadele, sahilinde deniz keyfi
29 Mart 2026 Pazar - 15:06 Antalya’nın yüksek kesimlerinde karla mücadele, sahilinde deniz keyfi Antalya’da mart ayının sonu olmasına rağmen yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili olurken, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde yabancı turistler ve vatandaşlar dalgalara rağmen denizin keyfini çıkardı. Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nün uyarısının sonrası dün kent merkezinde yağış ve fırtına etkili olurken, Akseki başta olmak üzere yüksek kesimlerinde ise yağmur sabah saatlerinde yerini kar yağışına bıraktı. Antalya ile Konya’yı birbirine bağlayan Alacabel’de kar kalınlığı 10 santimetreyi bulurken, ekiplerin yolu açık tutmak için çalışması sürüyor. Kent merkezinde yağış sabah saatlerinde etkisini kaybederek yerini güneşli havaya bıraktı. Hava sıcaklığının 17, deniz suyu sıcaklığının ise 18 derece olarak ölçüldüğü turizm kenti Antalya’da güneşli havayı fırsat bilen kent sakinleri ve yabancı turistler soluğu dünyaca ünlü Konyaaltı Sahilinde aldı. "Antalya’nın 4 mevsimi güzel" Sahile akın eden vatandaşların bazıları kumsalda taşların üzerinde güneşin keyfini çıkartırken, kimileri ise dalgalara rağmen denize girmeyi tercih etti. Konyaaltı sahilinde denize giren vatandaşlardan Abdullah Kaplan yıllardır Antalya’da kış aylarında denize girdiğini belirterek, "Biraz dalgalı ama gayet normal. Yıllardır burada denize girdiğim için benim için normal, soğuk değil. İlk anda birkaç saniye üşüyor insan, daha sonra alışıyor. Antalya’nın 4 mevsimi güzel, sabah, öğlen, akşam farklı olabiliyor. Ama Antalya’nın özelliği bu" dedi. "Antalya’da her zaman denize girilir" Konyaaltı Sahili’nde dalgalara rağmen denize giren vatandaşlardan Hasan Baysal ise "Kışın 5 ay burada denize giriyorum. Yaz aylarını ise memlekette geçiriyorum. Deniz burada her zaman güzel, benim için deniz hayattır. Antalya’da her zaman denize girilir. Kışın bile ülkenin en sıcak yeri burasıdır. Yazında çok sıcak olur, bende yazın kaçıyorum buralardan. Burada deniz hayattır, ben her gün denize gelirim. Mutlaka denize girer güneşlenirim. Arkadaşlarımla birlikte en az 5 saat deniz kenarındayızdır. Çok faydasını gördüm, 40 yıldır denize girerim. Nezle veya grip olduğumu hatırlamam ben denizin suyundan dolayı. Şu anda denizin sıcaklığı ile burasının sıcaklığı aynıdır. Suya girdim mi alışırsın, çıkarken az bir üşüme gelir. Onun haricinde sıcaklıklar aynıdır" ifadelerini kullandı.
Şehit babaya son dokunuş: Yürek yakan veda
29 Mart 2026 Pazar - 14:38 Şehit babaya son dokunuş: Yürek yakan veda Mersin’de ekip aracıyla geçirdiği kazanın ardından şehit olan polis memuru Serkan Ünal, memleketi Kırıkkale’nin Kazmaca Köyü’nde öğle namazını müteakip son yolculuğuna uğurlandı. Cenazede 7 yaşındaki oğlu İdris Bartu’nun tabuta son kez dokunarak babasına veda etmesi, törene katılanların yüreğini dağladı. Mersin İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru Serkan Ünal (37), 23 Mart’ta ekip aracıyla geçirdiği kazada ağır yaralandı. Hastanede 5 gün tedavi gören, evli ve bir çocuk babası Ünal, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Türk bayrağına sarılı şehidin naaşı, memleketi Kırıkkale’nin Kazmaca Köyü’ne getirildi. Şehit polis memuru için burada cenaze töreni düzenlendi. Babaya son dokunuş Törende, şehidin 7 yaşındaki oğlu İdris Bartu, eşi Hatice Ünal ve annesi Zeynep Ünal tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Şehidin fotoğrafını öpen yakınlarının yaşadığı acı, törene katılanları da duygulandırdı. Şehidin ağabeyleri Hakan ve Lütfi Ünal da gözyaşlarını tutamadı. Şehit polis memuru Serkan Ünal, İl Müftüsü Abdurrahman Kotan tarafından öğle namazına müteakip kıldırılan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze törenine Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Kaplan, Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ali Haluk Karakuş, Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanı Güven Çopur, il protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı.