ASAYİŞ - 16 Nisan 2026 Perşembe 11:09

Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel’in avukatlarından açıklama

A
A
A
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel’in avukatlarından açıklama

Tunceli’deki Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan Mustafa Türkay Sonel’in avukatı Merve Güldür, "Müvekkilimiz, üzerine atılı iddialar ve isnat edilen suçlar nedeniyle derin bir üzüntü ve şaşkınlık içerisindedir. Kendisi masumiyetinin ancak bu şekilde ortaya konulacağına inanarak tüm delillerin titizlikle incelenmesini, olduğu varsayılan görüntülerin tek tek tespit edilmesini bizzat talep etmekte ve adalete güvendiğini açıkça beyan etmektedir" dedi.


Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Gözaltında bulunan Mustafa Türkay Sonel’in avukatları Merve Güldür ve Haydar Can Ünlü, Tunceli’ye giderek müvekkiliyle görüştü. Soruşturma hakkında bilgi alan avukatlar, ardından açıklama yaptı.


Aileye bir ’itibar suikastı’ olduğunu savunan Avukat Merve Güldür, "Sözlerimize öncelikle acılı aileye sabır dileyerek başlamak istiyoruz. Süreci büyük bir hassasiyetle takip ediyoruz. Aynı sizlerin gayesinin olayın aydınlanması olduğu gibi, bizim de en büyük isteğimiz bu olayın bir an evvel aydınlanmasıdır. Bugün Tunceli’ye geldik ve gözaltında bulunan müvekkilimiz Türkay Bey ile görüştük. Müvekkilimiz, üzerine atılı iddialar ve isnat edilen suçlar nedeniyle derin bir üzüntü ve şaşkınlık içerisindedir. Kendisi masumiyetinin ancak bu şekilde ortaya konulacağına inanarak tüm delillerin titizlikle incelenmesini, olduğu varsayılan görüntülerin tek tek tespit edilmesini bizzat talep etmekte ve adalete güvendiğini açıkça beyan etmektedir" diye konuştu.



"-Olaylar örtbas ediliyor- algısı tamamen asılsızdır"


Bu meselenin sosyal mecralarda yargısız infaz yapılacak bir konu olmadığını, adli bir olay olduğunu ifade eden Güldür, "Olayın bu şekilde dijital platformlara düşmesi sürecin ciddiyetini ve şeffaflığını etkilemektedir. Bugüne kadar oluşturulmaya çalışılan ’olaylar örtbas ediliyor’ algısı tamamen asılsızdır. Tarafımızca örtbas edilmesi gereken bir durum olmadığı gibi, bu saldırılarla ilgili yargı yoluna başvurulmuştur. Eleştiri sınırlarını aşan her türlü bilgi kirliliği hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı bildirir, resmi makamlar dışındaki bilgilere itibar edilmemesini rica ederiz" ifadelerini kullandı.


Avukat Haydar Can Ünlü ise, "Meslektaşımın da ifade ettiği üzere süreci büyük bir hassasiyetle takip etmekteyiz. Şu aşamada resmi makam ve merciler tarafından aktarılanlar dışındaki bilgi ve belgelere itibar edilmemesi gerekmektedir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Afyon Eber Gölüne bir can suyu daha akmaya başladı Afyonkarahisar’da geçtiğimiz yıl doluluk oranı ciddi oranda düşen ve kuruma tehlikesinin baş gösterdiği Bolvadin ilçesine bağlı Kemerkaya köyündeki Yapraklı Barajı’nda su seviyesinin artmasıyla baraj kapakları açılırken, göletten akan sular Eber Gölü’ne bir can suyu daha olacak. Yapraklı Barajı’nda, son günlerde etkili olan yoğun yağışlar sonrası su seviyesinin yükselmesiyle birlikte kontrollü tahliye işlemlerine başlandı. Bölgede etkisini gösteren yağışların ardından barajdaki doluluk oranının kritik seviyeye yaklaşması üzerine, muhtemel bir taşkın riskini önlemek amacıyla baraj kapakları açıldı. Yetkililer, suyun tahliyesinin güvenli bir şekilde gerçekleştirildiğini ve sürecin yakından takip edildiğini bildirdi. Kapakların açılmasıyla birlikte suyun tahliye edildiği dere yatağı güzergahında bulunan yerleşim yerleri ve tarım arazileri için vatandaşlara dikkatli olmaları yönünde çağrı yapıldı. Özellikle hayvan otlatan çobanların ve dere kenarında arazisi bulunan çiftçilerin, su seviyesindeki ani artışlara karşı tedbirli olmaları istendi. Yağışların barajı tam kapasiteye ulaştırması, bölgedeki çiftçiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Yaz aylarında tarımsal sulama için hayati önem taşıyan Yapraklı Barajı’ndaki bu doluluk oranının, önümüzdeki sulama sezonunda bereketli bir yılın habercisi olduğu belirtiliyor. Öte yandan, barajdan tahliye edilen suyun aynı zamanda Eber Gölüne akması da bir başka sevindirici gelişme oldu.
Denizli DENİB Başkanı Osman Uğurlu: "Doğal taş ihracatına katkı sunmaya devam edeceğiz." Denizli’nin işlenmiş doğal taş ihracatında ülke çapında liderliğini sürdürdüğünü belirten Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu, "Sektör temsilcileriyle güçlü diyaloğumuzu sürdürerek katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi. Doğal taş sektörünü bir araya getiren Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı bu sene 31. kez kapılarını açtı. 17 Nisan 2025 tarihine kadar 4 gün boyunca devam edecek olan fuarda Denizli’den 41 katılımcı, sektörlerini bir kez daha güçlü bir şekilde temsil ediyor. Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri Cüneyt Demirkan, Murat Tosunoğlu, Süreyya Çalışkan, Celil Kılınç ile Genel Sekreter Uğur Dayıoğlu fuar katılımcısı firmaları ziyaret ederek başarı dileklerini iletti. Fuar katılımcısı üye firmaları ziyaret eden ve fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, şunları söyledi: "Marble İzmir Fuarı, doğal taş sektörümüzün küresel ölçekte en önemli buluşma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Bu platformun sadece ticaret açısından değil, aynı zamanda bilgi, teknoloji ve vizyon paylaşımı açısından da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu yıl fuara Denizli’den 41 firmamızla katılım sağladık. 15 firmamız makine ve doğal taş teknolojileri alanında faaliyet gösteriyor. Üye firmalarımızın stantlarını tek tek ziyaret ederek kendilerine başarı dileklerimizi ilettik. Bu vesileyle tekrardan tüm firmalarımız adına verimli bir fuar olmasını diliyorum. Fuarın ilk gününün ardından düzenlenen buluşmada hem değerli isimlerle hem de sektör temsilcileriyle bir araya geldik. Doğal taş sektörünün mevcut durumunu, küresel pazarlardaki gelişmeleri ve sektörün rekabet gücünü artırmaya yönelik atılabilecek adımları samimi bir ortamda ele aldık. Birliğimizin doğal taş sektörüne yönelik yürüttüğü çalışmaları ve yeni dönem hedeflerini paylaştığımız bu buluşmayı, sektör temsilcileriyle kurulan güçlü diyalog ve görüş alışverişiyle tamamladık. Denizli olarak doğal taş sektöründe en büyük gücümüzün antik döneme dayanan deneyimimiz olduğuna inanıyorum. İlimizde yapılan kazı çalışmaları sırasında keşfedilen taş kesme makinesi kabartması bizim günümüzde geldiğimiz noktanın tesadüf değil, ilimizin doğasında olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Bugün ilimizden gerçekleşen mermer ihracatının yüzde 90’ı işlenmiş doğal taştan oluşuyor. Bu oran, yıllık 250 milyon dolara tekabül ediyor. Rekabet gücümüzü katma değerli üretim anlayışımızla elde ediyoruz. Hatta bu başarımızı işlenmiş doğal taş ihracatında ülke çapında birincilikle taçlandırıyoruz. İhracat rakamlarına değinecek olursak; 2025 yılında Denizli olarak blok mermer ve işlenmiş doğal taşta 277 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirdik. Maden sektörü ilimizin toplam ihracatından yüzde 6 oranında pay alıyor. 2026 yılına da artışla başladık. Yılın başından bu yana; yüzde 7 oranında artışla 76,2 milyon dolarlık blok mermer ve doğal taş ihracatına ulaştık. Nisan ayının ilk yarısında da sektör ihracatımızda artış olduğunu görüyoruz. Bu veriler, sektörümüzün istikrarlı yapısını ortaya koyuyor. Bugün Denizli ihracatçısı olarak sadece üretim gücümüzle değil, aynı zamanda geniş coğrafyalara erişim kabiliyetimizle de öne çıkıyoruz. İşlenmiş doğal taşta 110 ülkeye, blok mermerde ise 37 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. İşlenmiş ürünlerde Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Romanya gibi yüksek katma değerli pazarlarda etkiniz. Blok mermerde ise Çin, Hindistan, Brezilya, Cezayir ve Birleşik Arap Emirlikleri öne çıkan pazarlarımız arasında yer alıyor." Çevre dostu üretim anlayışımızla rekabette öne çıkıyoruz Günümüzde küresel ticarette rekabetin yalnızca fiyatla değil; aynı zamanda çevre dostu üretim anlayışıyla belirlendiğine de değinen Başkan Uğurlu, "Denizli’nin doğal taş sektörü, yalnızca estetik ve kaliteyle değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik vizyonuyla da ilerliyor. Birliğimizde maden sektörüne yönelik sürdürülebilirlik, AB Yeşil Mutabakatı ve SKDM başlıklarında eğitim programlarına yoğun bir ilgi olduğunu görüyoruz. Denizlili ihracatçıların, sürdürülebilir üretimi bir tercih değil, bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade edebilirim. İlimizde, çevreye duyarlı madencilik uygulamaları, atık yönetimi, enerji verimliliği ve geri kazanım odaklı üretim anlayışıyla, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma vizyonuyla hareket ediliyor. Kalite, tasarım, katma değer odaklı ve temelinde doğaya saygının yer aldığı üretim anlayışımızla uluslararası pazarlardaki güçlü konumumuzu daha da ileri taşıyacağımıza inanarak Marble İzmir Fuarı’nın sektörümüz için yeni iş birliklerine kapı aralamasını temenni ediyor, tüm katılımcılara başarılı ve bereketli bir fuar diliyorum." değerlendirmelerinde bulundu.
Manisa Hemofili hayat boyu sürüyor, erken farkındalık hayat kurtarıyor Manisa Şehir Hastanesi Hematoloji Hekimi Uzm. Dr. Abdullah Katgı, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hemofilinin erken tanı ve doğru yönetimle kontrol altına alınabileceğini belirterek toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı. Her yıl 17 Nisan’ın "Dünya Hemofili Günü" olarak kabul edildiğini hatırlatan Uzm. Dr. Abdullah Katgı, bu özel gün kapsamında hastalığın tanıtılması, farkındalık oluşturulması ve hastaların yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendiğini ifade etti. Hemofilinin pıhtılaşma faktörlerinin doğuştan eksikliği ya da yokluğu sonucu ortaya çıkan, ömür boyu süren nadir bir kanama bozukluğu olduğunu belirten Katgı, hastalığın genellikle taşıyıcı annelerden erkek çocuklara geçtiğini söyledi. Uzun süren kanamalar en önemli belirti Hastalığın belirtilerine değinen Katgı, "Hemofili hastalarında kolay morarma, eklem içi ve kas içi kanamalar sık görülür. Ayrıca ameliyat, diş çekimi veya sünnet gibi durumlarda beklenenden uzun süren kanamalar hastalığın en önemli işaretlerindendir" dedi. Hemofilinin iki ana tipi bulunduğunu ifade eden Katgı, "Faktör 8 eksikliğine bağlı olan Hemofili A, Faktör 9 eksikliğine bağlı olan ise Hemofili B olarak adlandırılır. Tanı ise pıhtılaşma testleri ile konulmaktadır" diye konuştu. Doğru yaşam tarzı ile kontrol mümkün Hastalığın tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını ancak doğru yaklaşımlarla kontrol altına alınabildiğini belirten Katgı, "Hastaların kendi durumlarının farkında olması, yaşam tarzlarını buna göre düzenlemesi, uygun fiziksel aktiviteler yapması ve düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemesi kanama sıklığını azaltır" ifadelerini kullandı. Genetik geçişli bir hastalık olan hemofilide bilinçli yaklaşımın önemine dikkat çeken Katgı, doğru uygulamalar ve genetik danışmanlık sayesinde hastalığın gelecek nesillere aktarımının önlenebileceğini belirterek, toplumun bu konuda bilinçlenmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.