ASAYİŞ
Samsun’un mart ayı trafik kaza bilançosu: 7 ölü
07 Nisan 2026 Salı - 15:01 Samsun’un mart ayı trafik kaza bilançosu: 7 ölü Samsun’da mart ayında meydana gelen trafik kazalarında 7 kişi hayatını kaybetti. Kurallara uyulmaması nedeniyle yaşanan kazalar, can kaybı ve yaralanmalara yol açtı. Samsun genelinde polis sorumluluk alanında mart ayında 413’ü ölümlü veya yaralanmalı, 550’si maddi hasarlı olmak üzere toplam 963 trafik kazası meydana geldi. İl genelinde kazalarda 7 kişi hayatını yitirdi. Meydana gelen kazalar 13 Mart’ta Atakum ilçesinde 45 yaşındaki bir vatandaş kamyonetin çarpması sonucu kaldırıldığı hastanede 10 gün sonra hayatını kaybetti. 16 Mart’ta İlkadım ilçesinde motosiklet kazasında 21 yaşındaki sürücü hayatını yitirdi. 17 Mart’ta Çarşamba ilçesinde vakaya giden ambulansın kamyona çarpması sonucu 34 yaşındaki sürücü hayatını kaybetti. Aynı gün Terme ilçesinde tıra çarpan bir motosiklet sürücüsü hayatını yitirdi. 20 Mart’ta Atakum’da meydana gelen motosiklet kazasında ağır yaralanan 30 yaşındaki sürücü hastanede kurtarılamadı. 20 Mart’ta Kavak, Kuzalan Mahallesi Samsun-Ankara kara yolunda, motosiklet sürücüsü otomobille çarpıştı. Ağır yaralanan motosiklet sürücüsü, Samsun Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı ve 9 gün süren hayat mücadelesini kaybetti. 28 Mart’ta Ladik ilçesinde virajı alamayan motosiklet, karşı yönden gelen kamyonla çarpıştı; motosiklet sürücüsü hayatını yitirdi. Mart ayındaki kazalar, özellikle motosiklet sürücülerinin ve yaya güvenliğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Akaryakıt istasyonu faciasında acılı anne mahkemede konuştu: "Çocuklarımın kokusuna hasretim"
07 Nisan 2026 Salı - 14:38 Akaryakıt istasyonu faciasında acılı anne mahkemede konuştu: "Çocuklarımın kokusuna hasretim" Samsun’da geçen yıl akaryakıt istasyonunda meydana gelen ve baba ile iki kızının hayatını kaybettiği heyelan faciasına ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşmada acılı anne Çiğdem Kaya’nın sözleri yürekleri dağlarken, sanıkların savunmaları ise dikkat çekti. Samsun’un Canik ilçesinde, Lovelet AVM yanındaki akaryakıt istasyonunda 27 Nisan 2025 gecesi meydana gelen olayda, oto yıkama bölümünde aracını yıkayan Adem Kaya (35), kızları Açelya Mina (7) ve Ayla (5) toprak kayması sonucu göçük altında kalarak hayatlarını kaybetmiş, anne Çiğdem Kaya (32) ise yaralı olarak kurtulmuştu. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olayın "iş güvenliği ihmali" sonucu meydana geldiği vurgulanırken, istasyon sahibi Mehmet Zeki Gedikli ile işletmede fiilen müdür gibi hareket ettiği belirtilen Kemal Yıldırım hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli, tutuksuz sanık Kemal Yıldırım, mağdur Çiğdem Kaya, aile yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada tanık olarak dinlenen akaryakıt istasyonu çalışanları ve iş güvenliği sorumlusu, risk analiz raporlarının kazadan sonra imzalatıldığını ve olay öncesine ait eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Tanık beyanlarında, risk analiz ve acil durum raporlarının olaydan birkaç gün sonra hazırlandığı ve çalışanlara sonradan imzalatıldığı yönünde ifadeler yer aldı. Tutuksuz sanık Kemal Yıldırım, "Risk analiz formunda adıma atılan imza bana aittir. Ancak bu imzayı kazadan 3 gün sonra attım. Olaydan sonra işyerinde acil evrakların hazırlanması gerektiği söylendi. Daha önce bu rapor bana gelmedi, gelseydi imzalatırdım. Mehmet Zeki Gedikli gözaltında olmasaydı o da imzalardı" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli ise savunmasında, "Ben bu rapora imza atmadım. Biz bu adamlara niye maaş verdik, sorumlu yaptık. Benim ticari işyerimde yetkililerin onayladığı ruhsat vardır. Yıkamadaki boşlukta o zaman ruhsat yoktu. Kimse bize ruhsat alın diye uyarmadı. Yer benim yerim değildir, devlete ait yerden toprak kaydı. Ben 82 yaşındayım. Suçum varsa ben de cezalandırılmayı kabul ederim. Ancak suçsuzum, tahliyemi istiyorum " dedi. Duruşmada söz alan Çiğdem Kaya, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: "20 gün sonra bir yıl olacak. 2 bayram geçti, çok zor oldu. Herkes çocuklarına bayramlık alırken ben resimlerime baktım. Hala sakatlığım devam ediyor. Çocukları ile insanlar görünce gözyaşına boğuluyorum. Bu süreç beni mahvetti. Cezalarını almalarını istiyorum. Hayatımı mahvettiler. Gece uyuyamıyorum. 2 ilaç kullandığım halde uyuyamıyorum. Çocuklarımın kokusuna hasret kaldım. Cezalandırılmasını istiyorum" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, Çiğdem Kaya hakkında kati rapor alınmasına ve Mehmet Zeki Gedik’in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 1 Ekim 2026 tarihine erteledi. Duruşma çıkışında açıklama yapan Çiğdem Kaya ise şunları söyledi: "20 gün sonra kazanın bir yılı olacak. Acım hâlâ devam ediyor. Eşimin ve çocuklarımın hakkını sonuna kadar arayacağım. Benim hayatımı mahvettiler. Bu süreç beni çok yıprattı. Hala ilaçlarımı kullanmaya devam ediyorum, sakatlığım devam ediyor. İnsanların acınarak bakması ve bu sakatlığım yüzünden bir toplum içine giremiyorum. İnşallah adalet yerini bulur, cezalarını alırlar. Keşke önlemini alıp takdiri Allah’a bıraksalardı" dedi. Kaya ailesinin avukatı Kartal Akcan da duruşma çıkışında yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Bir aile araçlarını yıkamak için gidiyorlar ve üzerlerine büyük bir kütle düşüyor. İki tane ufacık kız çocuğu beş ve yedi yaşında ve babaları vefat ediyor. İki aile yok oluyor. Bir ailede iki çocuk ve baba, baba da öbür ailenin tek çocuğu. Ben hukuki anlamda daha çok vicdani anlamda açıklama yapmak istiyorum. Bütün Türkiye’nin bilmesi anlamında. Hani hepimiz deriz Rabb’im düşmanıma bile evlat acısı vermesin. Biz bu olayda bunu yaşıyoruz. Benim söylemek istediğim şu hepimizin çoluğu çocuğu var. Bizler bir restorana gittiğimizde oyun parkı olan bir yer arıyoruz değil mi. Saçlarının teline zarar gelmesini istemiyoruz. Burada iki tane çocuk ve babaları vefat etti. Bu evlatlar Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkesin evlatları. Bütün kamu kurumlarının evlatları. Bizler anne baba olarak evlatlarımızın güvenliği için yaşıyoruz. Keşke bizi yönetenler en alttan en tepeye kadar herkes kendi evlatları gibi tedbir alsa. Trafik anlamında, iş güvenliği anlamında gerekli önlemler alınsa evlatlarımızı kaybetmeyiz. Ben bu davanın bundan sonra ağlayan anne babaların olmamasına vesile olacağına inanıyorum."
Dükkanın önüne duvar ördü, kiracısı isyan etti: "Bizi açık cezaevine çevirdi"
07 Nisan 2026 Salı - 14:35 Dükkanın önüne duvar ördü, kiracısı isyan etti: "Bizi açık cezaevine çevirdi" Bursa’da iddiaya göre diğer 2 ortak ile anlaşmazlık yaşayan yer sahibi, mevcut kiracıyı çıkarmak ve alanı plazaya dönüştürmek için oto lastikçi dükkanının önüne duvar ördürdü. Duvar nedeniyle araçlar içeride mahsur kalırken, işletmenin faaliyetleri durma noktasına geldi. Olay, Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir oto lastikçi dükkanında meydana geldi. İddiaya göre, ortaklardan Aslan T., diğer ortaklarla yaşadığı anlaşmazlığın ardından kiracı olarak işletmeyi sürdüren Turgut Yalım’ı çıkarmak için harekete geçti. Aslan T.’nin alanı plazaya çevirmek istediği ve bu doğrultuda işletmeciyi yıldırmak amacıyla dükkanın önünden geçen servis yolunu kapatarak duvar ördürdüğü öne sürüldü. İddiaya göre bununla da yetinmeyen Aslan T., arazinin içerisine vinç yardımıyla konteyner koydurdu. Duvar örme çalışmaları sırasında tutulan işçilerin dükkan içerisinde bulunan bazı araçları da kimseden izin almadan iterek dışarı çıkardığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Yaşananlar sonrası bazı araçlar içeride mahsur kalırken, müşteri girişinin tamamen kesildiği belirtildi. İşletme sahibi Turgut Yalım, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Burada 3 ortak var. İkisi kardeş, bir de bu şahıs sonradan ortak olmuş. Ben uzun süredir burada kiracı olarak işletmeciyim. 5 kişi bu dükkandan geçimini sağlıyor. Bu şahıs bizi yıldırıp çıkarmak ve burayı farklı bir projeye dönüştürmek istiyor. Servis yolunu kapatıp duvar ördü. İçeride araçlarım mahsur kaldı. Şu an hiçbir müşteri alamıyoruz. Bize öyle bir alan bıraktı ki kendimiz bile zor geçiyoruz. Burasını adeta açık cezaevine çevirdi. Üstelik bir de konteyner koydu. Kanunsuz iş yapıyor, ne belediyeyi ne de kanunları dinliyor. Bu sorunun bir an önce çözülmesini istiyoruz." Dükkanın önüne duvar ördürdüğü iddia edilen Aslan T. ise suçlamaları reddederek, söz konusu alanın kendisine ait olduğunu savundu. Olayla ilgili Aslan T. hakkında suç duyurusunda bulunulurken, aradan geçen yaklaşık 1 aylık sürede henüz bir çözüm sağlanamadığı öğrenildi. Mağdur işletmeci, yaşanan mağduriyetin giderilmesini istedi.