ASAYİŞ - 15 Mayıs 2018 Salı 15:36

Türkiye, Arnavutluk’un kara kutusunu 12 yıl sonra iade etti

A
A
A
Türkiye, Arnavutluk’un kara kutusunu 12 yıl sonra iade etti

Arnavutluk’un kara kutusu olarak bilinen ve muhalif lider Azem Hajdari’nin cinayet zanlısı olarak kırmızı bültenle aranan İzet Haxhia Türkiye tarafından 12 yıl sonra Arnuvatluk’a iade edildi.

Arnavutluk’un kara kutusu olarak bilinen ve muhalif lider Azem Hajdari’nin cinayet zanlısı olarak kırmızı bültenle aranan İzet Haxhia Türkiye tarafından 12 yıl sonra Arnuvatluk’a iade edildi.


Dönemin Arnavutluk Cumhurbaşkanı Sali Berisha’nın koruma müdürü olan İzet Haxia, 12 Eylül 1998 yılında Arnavutluk’ta muhalif lider Azem Hajdari ile korumasının öldürülmesinin ardından bu olayın baş zanlısı olarak yargılanmış ve başına ödül konduktan sonra hakkında İnterpol kanalıyla da hakkında tüm dünyada yakalama kararı çıkmıştı. 8 yıl sonra 4 Haziran 2006 Kuşadası’nda yakalanan Arnavutluk vatandaşı İzet Haxhia, Türkiye’de sahte nüfus cüzdanı ve pasaport bulundurmak suçundan yargılanmış ve hüküm giydikten sonra da cezaevine konmuştu.



Mahkeme “yeniden yargılanma “ şartıyla iadesine karar verdi


Arnavutluk’ta 12 Eylül 1998 tarihinden beri aranan ve 4 Haziran 2006’da Kuşadası’nda sahte kimlik ve pasaportla yakalanan İzet Haxhia için bir yandan sahte kimlik ve pasaport kullanmak suçundan dava açılırken, bir yandan da Arnavutluk’un iade başvurusu için de mahkeme kararı beklendi. Arnavutluk’tan gelen dosyanın ardından mahkeme, suikastçının Arnavutluk’a iadesine karar verdi. Söke Cezaevi’nde bulunan Haxhia, Türk interpolu tarafından Tiran’dan gelen Arnavutluk polisine teslim edildi.


Arnavutluk’u karıştıran suikast


12 Eylül 1998 tarihinde Arnavutluk’un başkenti Tiran’da meydana gelen olayda, zamanın Cumhurbaşkanı Sali Berisha’nın koruma müdürü olan Albay rütbeli İzet Haxhia, muhalefet lideri olan ve aynı zamanda Arnavutluk Demokrat Partisi Genel Başkan Yardımcılığı, milletvekili ve Arnavutluk Meclis Savunma Komisyonu Başkanı olan Azem Hajdari ile korumasına düzenlenen suikastın zanlısı olarak görülüyordu. Bu suikastın ardından Arnavutluk karışmış, muhalifler Arnavutluk Meclisi’ni, Arnavutluk radyo ve televizyonunu ile Başbakanlık Konutu’nu basmış, ardından da cinayetle suçlanan eski Cumhurbaşkanı Sali Berisha ile Başbakan Fatos Nano istifa etmek zorunda kalmıştı.


FETÖ elebaşlarına karşılık iade mi edildi ?


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ Arnavutluk FETÖ istilası altında “ açıklaması ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın “ FETÖ tehlikeli bir ağ “ olduğunun söylemesinin ardından FETÖ’nün Arnavutluk’taki yapılanmasına yönelik çalışmalar hız kazandı. Türkiye’nin Arnavutluk’taki FETÖ elebaşlarının iadesine yönelik talebin ardından Arnavutluk’un da Türkiye’de cezaevinde bulunan Azem Hajdari suikastinin zanlılarından ve kırmızı bültenle aranan İzzet Haxhia ile ilgili iade talebinde bulunduğu ortaya çıktı. Türkiye’nin Arnavutluk’un bu talebi üzerine Kuşadası’nda yaşayan ve Söke Cezaevi’nde tutuklu bulunan “ Arnavutluk’un kara kutusu “ olarak da bilinen İzet Haxhia’yı Arnavutluğa iade ettiği ileri sürüldü.


İzet Haxhia İHA’ya konuşmuştu


Arnavutluk’un kara kutusu İzet Haxhia 17 Ağustos 2015 tarihinde İHA’ya özel açıklamalar yapmıştı. İzet Haxhia, ülkesinde o dönemde yaşanan olayların uluslararası bir senaryo olduğunu söyledi. Muhalif lider Azem Hajdari ve korumasını pusuya düşüren kişinin dönemin Cumhurbaşkanı Sali Berisha olduğunu iddia eden Haxhia’nın o dönem İHA’ya yaptığı açıklamalarının tamamı şöyle: “Bu senaryo uluslararası bir senaryo. Bu senaryonun içerisinde Amerikan devleti var, Yunan devleti var. O zamanlarda bu senaryonun son parçası, Arnavutluğun parçalanmasının son halkası Sali Berisha’nın kaçışıydı. O zamanda ben Sali Berisha’nın kaçışını 13 Mart 1997 de durdurdum. Devle iflas ettiği için herkes Sali Berisha’yı suçlu olarak görüyorlar bizim partide rakibi de onu tahtan indirmek istiyorlardı. En büyük rakibi de Azem Hajdari idi. Zaten öldürülmeden önce Azem Hajdari bana teklif etti kurultayda destek istedi. Ben ise kabul etmedim. Kurultaydan sonra bir gecede belli kişilerde Azem Hajdari’yi öldürüyorlar” demişti. Şok açıklamalarda bulunan ve akrabaları tarafından korunan İzet Haxhia, hala ölüm tehditleri aldığını anlattı. İnterpol tarafından hale kırmızı bültenle arandığını dile getiren Haxhia, yaşanan sır cinayetle ilgili bazı önemli sorulara da cevap arayarak yetkililere çağrıda bulundu. Haxhia, “Cenaze törenindeki protesto bir silahlı ayaklanmaya döndü. Bu ayaklanma hükümeti yıkmaya dönüştü. O zamanlar biz Başbakanlık binasına saldırdık, devlet televizyonunu ele geçirdik. Sonra Amerika, Avrupa Birliği baskı yaptığı için Sali Berisha geri çekildi biz ortada kaldık. 1999 yılında ben Türkiye’ye geldim. Darbeden sonra benim için bir emir verildi. Tüm gizli servislerden, askeriyeden nerde görülürse vurma emri verildi. İstanbul’a geldiğimde de beni öldürmek için profesyonel suikastçı tutulduğunu öğrendim. Ben bu senaryonun hepsini biliyorum. Suikaste Sali Berisha ve adamlarının parmağı var. Ben Azem Hajdari’yi telefonla aramışım, çağırmışım; sonrada benim adamlar onu öldürmüşler. Ben soruyorum şimdi, Azem Hajdari’nin telefonu niye yok oldu. Telefon yok ortada. Öldürmeden sonra bir otopsi yapılmamış. Silahlar ortada yok hiçbir şey yok. Azem Hajdari suikasçilerin olduğu arabaya susturucu silahla gidiyor. Ne işi var? Kim yönlendirdi? Ben suçlanıyorum, ben pusuya düşürmüşüm; ama pusuya düşüren kişi Sali Berish" demişti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Tunceli’de otizm farkındalığı paneli düzenlendi Tunceli’de düzenlenen "Otizmi Anlamak" adlı farkındalık paneli düzenlendi. Tunceli’de otizm farkındalığını artırmak amacıyla "Otizmi Anlamak" konulu panel düzenlendi. Tunceli Valiliği himayesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinasyonunda Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; Vali Yardımcısı Adem Eser, protokol üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, otizmli bireyler ve aileleri yoğun ilgi gösterdi. Panelde, alanında uzman isimler otizmi çok yönlü ele alarak hem bilimsel hem de toplumsal boyutlarıyla değerlendirdi. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hüseyin Okan, otizmin bir engel değil, insan doğasının bir zenginliği olduğunu vurguladı. Okan, "Bakanlığımızın 2’nci Ulusal Eylem Planı çerçevesinde, Tunceli’de engelli bireylerimizi sadece hizmet alan değil, toplumun aktif ve üreten özneleri olarak konumlandırıyoruz. 2025 Eylül ayı itibarıyla hayata geçirdiğimiz ’Engelli Dostu Üniversite’ ve ’Engelsiz İş Gücü’ programlarıyla Türkiye’de öncü bir modeli uyguluyoruz. Şimdi ise 6.4 milyon TL bütçeli ’Tunceli Engelsiz Nefes Evi’ projemizle ilimizde ilk kez gündüzlü bakım merkezini kuracağız. Amacımız hem evlatlarımızın gelişimini desteklemek hem de fedakâr ailelerimize, özellikle annelerimize bir nefes aldırmaktır" dedi.
İstanbul 72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri sahiplerini buldu Bu yıl 72.’si düzenlenen Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri’nde 7 kategoride yılın en başarılı sporcuları seçildi. İstanbul’da düzenlenen ödül törenine Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın yanı sıra spor, sanat ve iş dünyasından birçok isim katıldı. Törende; Yılın Sporcusu, Yılın Antrenörü, Yılın Kadın Sporcusu, Yılın Futbolcusu, Yılın Takımı, Yılın Çıkış Yapan Sporcusu ile Yılın Paralimpik/Engelli Sporcusu-Takımı olmak üzere toplam 7 kategoride ödüller sahiplerini buldu. Milliyet Yılın Sporcusu Ödül Töreni’nin 72. kez düzenlendiğini hatırlatan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödül Töreni’nde bir aradayız. Bu da benim herhalde 10, 15 olmuştur. Hem federasyon başkanıyken hem önceki dönemdeki bakanlığımızda hem de diğer süreçlerde bir aradaydık. Güreş Federasyonu Başkanı’yken güreşçilerimizin olimpiyat şampiyonlukları varken özellikle onlara oy kullanılması için baya organizasyon yapardık kendi aramızda, çalışırdık. Güreşle başlamıştık bu işlere ama onun öncesinde hepimiz Milliyet kuponları biriktirip, kutulara atarken o zamanlarda spor aşkı içimizdeydi. Güzel bir gelenek, 72.’si yapılıyor" diye konuştu. "Biz milli duyguları yüksek olan bir milletiz" 2025 yılı Türk sporu için önemli başarıların kazanıldığının altını çizen Bakan Bak, "Başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Türk sporuna verdiği destek için, spor tesislerini yapımında dünyada en fazla yatırım yapan ülkemizde, sporcuların başarılarını gördükçe her zaman gururumuz artıyor. Millet olarak seviniyoruz. Biz milli duyguları yüksek olan bir milletiz. Yine hep beraber en son A Milli Futbol Takımımızın 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılmasının sevincini tüm ülke olarak yaşadık. Oradaydık, Kosova’da millilerimizle beraber güzel bir duygu yaşadık. Basketbol Milli Takımızın, şampiyonadaki maçların yine onlarla beraberdik. Burada emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Voleybol ile devam edeyim. Kadın Voleybol Takımımızın finalinde oradaydık. Onlar da daha fazla sayı almalarına rağmen finalde kaybettik ama bizim gönlümüzde onlar şampiyon" ifadelerini kullandı. "Türk sporu için gurur duyuyoruz" Bakan Osman Aşkın Bak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bireysel branşlarda halterde dünya şampiyonluğu, özellikle yüzmede gelen Kuzey Tunçelli’nin gelen Avrupa ve dünya şampiyonu olması. Bunların hepsi spora yapılan yatırımlar, değişik branşlarda elde edilen başarıları ortaya koyuyor. Yine gururlu bir süreç. Basketbolda Fenerbahçe’nin başarısı, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki başarıları hepsi bizi gururlandırıyor. Türk sporu için gurur duyuyoruz. Bunları ödüllendirmek çok kıymetli. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Türk sporunun daha iyi işler yapacağını daha başarılı süreçler elde edeceğine yürekten inanıyoruz. A Milli Futbol Takımımıza Amerika’da başarılar diliyoruz. İnanıyoruz ki kupaya kadar gideceğiz. Çünkü buna yürekten inanıyoruz. 86 milyonun desteği ve duası var. Bu çok önemli. Federasyon başkanına, teknik ekibe teşekkür ediyoruz. Yine A Milli Basketbol Takımımız, 2027 Dünya Şampiyonası için pencere maçları oynuyor. Onlara başarılar diliyoruz. Onlar da iyi işler yapıyor. Voleybolda Avrupa Şampiyonası burada olacak. Pek çok organizasyon 2027 Avrupa Oyunları burada olacak. Türk sporu; tesisleriyle, sporcularıyla, antrenörleriyle, enerjisiyle beraber tüm dünyada Türk’ün gücünü gösterecek." Törende bir konuşma gerçekleştiren Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören de, "72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödül Töreni’nde sizlerle olmaktan gurur duyuyoruz. Normalde ben çıkmayacaktım. Rahmetli babamın torunları Murat Oktay ve Cemal Demirören’in çıkmasını istedim. Bizler hep buralara çıktık, bu ödülleri hak edenlere verdik. Artık gençlerin dönemi diye özellikle onların çıkmasını talep ettik" dedi. 72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri’nde kazanan isimler şekilde: Yılın Sporcusu: Alperen Şengün Erdoğan Demirören Büyük Ödülü: Türkiye Basketbol Federasyonu Yılın Takımı: A Milli Kadın Voleybol Takımı Yılın Kadın Sporcusu: Melissa Vargas Yılın Futbolcusu: Victor Osimhen Yılın Antrenörü: Sarunas Jasikevicius Altınyıldız Classics Ödülü: Uğurcan Çakır Sürdürülebilirlik Özel Ödülü: Bengisu Avcı Namık Sevik Ödülü: Ayşe Yeşin Yılın Paralimpik Sporcusu: Defne Kurt Renkli Sporcu Ödülü: Dusan Alimpijevic Yılın Çıkış Yapan Sporcusu: Zeynep Sönmez