ÇEVRE - 22 Temmuz 2021 Perşembe 14:46

Dört mevsim huzurun adresi Belenova Sosyal Tesisleri

A
A
A
Dört mevsim huzurun adresi Belenova Sosyal Tesisleri

Aydın’ın rakımı en yüksek yerleri arasında yer alan Kuyucak ilçesine bağlı bin 200 rakımlı Gedik mevkiinde bulunan Belenova Sosyal Tesisleri, muhteşem manzarası ile dört mevsim ziyaretçi akınına uğruyor.

Aydın’ın rakımı en yüksek yerleri arasında yer alan Kuyucak ilçesine bağlı bin 200 rakımlı Gedik mevkiinde bulunan Belenova Sosyal Tesisleri, muhteşem manzarası ile dört mevsim ziyaretçi akınına uğruyor. Ziyaretçiler tarafından Aydın’ın Uludağ’ı olarak adlandırılan tesislerin çam ormanı içerisinde huzurlu yaşamın da adresi olacağını ifade eden Kuyucak Belediye Başkanı Metin Ertürk, “Bu güzellikleri herkesin yaşamasını, çam kokulu bol oksijenli, temiz havada nefes almalarını tavsiye ediyorum. Kuyucak Belenova Sosyal Tesisleri’mize herkesi bekliyoruz” dedi.


Kuyucak Belediyesi’nin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan tahsis ettiği çam ormanları ve gölün de bulunduğu 150 dönüm arazi üzerine kurulan Belenova Sosyal Tesisleri, yılın dört mevsiminde ziyaretçi akınına uğruyor. Bin 200 ile bin 400 rakım arasında değişen ormanlık alanda bulunan tesiste her türlü sosyal aktivite yapılabiliyor. Doğal güzellikleri ve belediye tarafından işletilen tesisin sunduğu hizmetlerden faydalanan ziyaretçiler de duydukları memnuniyetle herkesi bu tesise davet ediyor. Havadan da drone kamerası ile görüntülenen tesis ve çevresi, muhteşem manzarasıyla ziyaretçilerini hayran bırakıyor.


“Burası da Aydın’ın Uludağ’ı”


Çok sayıda ziyaretçinin de uğrak yeri haline gelen Belenova Sosyal Tesisleri, ilk kez gelenlerde büyük etki yapıyor. “Bizler ‘Bursa’nın Uludağ’ı var’ biliyorduk. Ama burası da Aydın’ın Uludağ’ıymış” diyen İstanbul’dan gelen ziyaretçilerden Elif Deniz; “Buraya İstanbul’dan geliyorum. 10 yıl önce üniversiteyi burada okumuştum. Tekrar gelmek nasip oldu. Ama 10 yıl önce burası ve böyle imkanları yoktu. Gezip gördüğümüzde gerçekten de buranın Aydın’ın Uludağ’ı olduğunu gördüm. Pandemi sürecinde çocuklarımızla çok sıkılmıştık. Temiz havası, şahane manzarası, gölü, çam ormanları, kuş sesleri, muhteşem doğası, oyun alanları, sosyal tesisleri, hizmeti ve ortamı ile her şeyden çok memnun kaldık. Çocuklarımız burada çok eğlendi. Kendisini tanımıyorum ama bu eseri buraya kazandıran Kuyucak Belediye Başkanına çok teşekkür ediyorum. Kendisine bu muhteşem eseri halkla buluşturduğu için çok çok teşekkür ediyorum. Tüm Türkiye’yi de buraya davet ediyorum. Gelsinler, görsünler ve bu muhteşem ortamı yaşasınlar” dedi.


“Sosyal imkanları ile dört dörtlük bir yer”


Aydın’dan gelen misafirler; “Burada her türlü imkan var ve çok uygun fiyatlarla sunuluyor. Etimizi yanımızda getirip kendimiz pişirip yiyoruz. Kömür ve çay gibi birçok imkan var. Herkesin rahat edebileceği, spor yapabileceği, dinlenebileceği, gezebileceği, kahvaltı yapabileceği ve ailecek dinlenebileceği her türlü imkan var. Herkese tavsiye ederiz” dedi.


“Dört mevsim huzurun ve muhteşem manzaranın adresi”


Dört mevsim huzurun ve muhteşem manzaranın adresi olan Kuyucak Belenova Sosyal Tesislerinin 2019 yılında bölgeye kazandırıldığını ifade eden Kuyucak Belediye Başkanı Metin Ertürk; “Bu tesisler belediyemiz tarafından yapıldı. Şu anda bulunduğumuz alan 15 hektarlık yani 150 dönümlük bir orman alanı. Biz burada ormanı ve ağaçlara hiç dokunmadan, mevcut orman florasını değerlendirmek suretiyle bu tesislerimizi boş alanlara oturttuk. Kuyucak başta olmak üzere çevre ilçelerde ve Aydınlı halkımızın yaz ve kış aylarında orman havasını yaşayabilecekleri sosyal tesisler bugüne kadar yoktu. Biz 2018 yılında bunu planladık. Orman Bakanlığı’mızla yaptığımız görüşmeler neticesinde Gedik gölgesi dediğimiz Belenova Sosyal Tesisleri’ni bu bölgede yapmaya karar verdik. Projemizi yaptık ve bu alanın Orman Bakanlığı’ndan belediyemize tahsisini sağladık. Bu tesislerin yapımına 2019 yılı aralık aylarında başladık ve 2020 yılında da inşaatını bitirerek tesisimizi arkalık ayında hizmete açtık. Burada gördüğünüz gibi lokantasıyla, kafeteryasıyla, çocuk oyun parkıyla, tenis kortu, voleybol, basketbol sahası ile sosyal donatıları ile beraber halkımızın ailesi ile birlikte huzur içerisinde rahat bir ortamda dinlenebileceği, vakit geçirebileceği ve her türlü sosyal aktivitesini yerine getirebilecek bir alan oluşturmayı planlamıştık ve bunu da başardık. Burası bin 400 rakımlara yaklaşan bir yükseklikte. Menderes Ovasının bulunduğu yerleşim alanlarında sıcaklık ile buradaki sıcaklık arasında 10 derece fark vardır" dedi.


“Vatandaşlarımıza huzur vadediyoruz”


Belenova Sosyal Tesislerine gelen ziyaretçilere huzur vaat ettiklerini ifade eden Başkan Ertürk, “Bizim vatandaşlarımıza buradaki sumak istediğimiz en önemli şeylerden birisi huzur. Biz vatandaşlarımıza burada huzur vadediyoruz. Hakikaten endemik bitkileri ile, florası ile burası insana huzur veren bir yapıya sahip. Yani buraya geldiğinizde çam ormanının kokusunu dahi hissedebiliyorsunuz. Burası Belenova, Sarıcaova, Musakolu, Yeşildere, Ovacık mahallelerimizin tam ortasında ve Ödemiş-İzmir-Aydın karayolu üzerinde yer alıyor. İl dışından olduğu kadar yakın mahallelerimizden de çok sayıda ziyaretçimiz geliyor. Zengin doğal örtüsü ile hem mahalle sakinlerimiz hem de ziyaretçilerimiz hayatlarından memnun. Buraya gelen misafirlerimiz bu yerleşim alanlarındaki insanlarımızı da tanıma fırsatı yakalayabilir ve o köylerimizi ziyaret edebilirler. Yürüyüşler yapabilirler. Bisiklet turları yapabilirler. Bu mahallelerimizdeki sulak arazilerde yetişen bol çeşitli sebze ve meyvelerden, Kestane ve Kirazlardan tadabilirler. Çok verimli bir bölge olan bu alanda yaşayan vatandaşlarımıza da her alanda destek olmaya, ürünlerine de değer katmaya çalışıyoruz” diyerek herkesi Belenova Sosyal Tesisleri’ne davet etti.


Mevsimine göre açan gelincik gibi birçok endemik çiçeğin yanı sıra yayla iklimi nedeniyle yeni yeni çiçeklerini açan lavantaların bulunduğu alanlar ise fotoğraf tutkunlarını tesislere çekiyor. Kanarya ve bülbüller ise muhteşem melodileri ile ziyaretçilere gün boyu konser vermeye devam ediyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ege Üniversitesinden "Yapay Zekâ Destekli Eğitim ve Araştırma" atılımı Yapay zekâ ve kriptoloji alanında dünyanın sayılı akademisyenlerinden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı’yı ziyaret etti. Ziyarette, Ege Üniversitesinde gerçekleştirilen eğitim ve araştırma faaliyetlerine yapay zekanın ne şekillerde dahil edilebileceğine dair fikir alışverişinde bulunuldu. Yapay zekânın eğitimde kullanımın artık kaçınılmaz bir dünya gerçeği olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Üniversite eğitimine ve araştırmalarına yapay zekânın entegrasyonu yalnızca teknolojik bir yükseltme değildir; bilgi aktarımında, öğrenmede ve uygulamada köklü bir değişimi temsil eder. Yapay zekâyı benimseyerek, üniversiteler eğitim deneyimini geliştirebilir, araştırmalarda yeniliği teşvik edebilir ve öğrencileri giderek daha karmaşık ve yapay zekâ odaklı bir dünyada başarılı olmaları için daha iyi bir şekilde hazırlayabilirler. Eğitime ve araştırmalara yapay zekânın entegrasyonu; Kişiselleştirilmiş Öğrenme Deneyimleri, Geliştirilmiş Öğretim Verimliliği, Gelişmiş Araştırma Yetenekleri, Öğrencileri Gelecek İş Gücüne Hazırlama, Eşitlik ve Erişilebilirliğin İlerlemesi, Akademik Programlarda Yenilik ve Toplumsal Sorunların Çözülmesine Katkı gibi alanlarda önemli katkılar sağlama potansiyeline sahiptir" dedi. "Kaynaklarımızı yapay zekâ odaklı eğitime yönlendireceğiz" Ege Üniversitesinin yapay zekâ odaklı eğitime yönelik planlarını anlatan Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi kurumsal bir planla bu yönde kararlı bir şekilde ilerleyecektir. Bir yandan müfredatta değişiklikler yaparken, diğer yandan yapay zekâ destekli eğitim ve araştırmaya odaklanmış doktora öğrencileri ve öğretim üyelerini üniversitemize getirmeyi planlıyoruz. Tüm bölümlerin müfredatına ‘Yapay Zekâ Okuryazarlığı’ dersi ilave edeceğiz. Çalışma alanında yapay zekâ destekli araştırmalar yapan yeni öğretim elemanlarını Üniversitemize çekmek için, vakıf kaynaklarından araştırma desteği sağlayacağız. ABD, AB, Çin, Japonya ve Singapur’dan yapay zekâ destekli araştırmalar yapan öğretim üyelerini Üniversitemize en az bir dönem misafir olarak getirmek için kaynaklarımızdan faydalanacağız. Tersine Beyin Göçü Programı ile Türkiye’ye gelen öğretim üyelerinin Üniversitemize gelmeleri için imkânlar yaratıp, laboratuvar imkânı ve vakıf desteği türünden teşvikler vereceğiz. Araştırmacılarımızı yerel öneme sahip; Su, Güneş Enerjisi, Ekoloji gibi alanlarda araştırmalar yapmaya teşvik edeceğiz ve onlara gereken kaynakları yerel endüstriden sağlamak için bir çalışma ekibi kuracağız. Teknoparkımızın imkânlarını artırıp, firmalarımıza gereken imkânları ve teşvikleri sağlayıp Üniversitemize davet edeceğiz. Yeni öğretim üyeleri, yeni laboratuvar, araştırma teşviklerinde bölüm ve fakültelere odaklanıp, yapılan çalışmaların kalıcı olmasını sağlayacağız. Yapay Zeka konusunda öğretim üyelerine ilaveten, doktora öğrencilerini Üniversitemize çeşitli teşviklerle davet edeceğiz" dedi. Prof. Dr. Çetin Kaya Koç’un ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Alcı, "Kriptoloji alanında ulusal ve uluslararası arenada pek çok ödül alan ve bu alanda pek çok komiteye öncülük eden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç’u Üniversitemizde ağırlamaktan memnuniyet duyduk. Yapay zekânın eğitim ve araştırma alanlarında kullanımı konusunda değerli hocamızın deneyimlerini dinledik. Kendisine nazik ziyaretlerinden ötürü teşekkür ediyorum" diye konuştu. Rektör Prof. Dr. Alcı’nın belirttiği hususlarda bütün tecrübesini Ege Üniversitesinin hizmetine sunmaktan memnun olacağını ifade eden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, bu sayede üniversitenin kısa sürede gerek lisans gerekse lisansüstü eğitim ve araştırma alanlarında atılım yapma potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çetin Kaya Koç Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğini birincilikle bitirdi. Doktorasını Kaliforniya Üniversitesinde yaptı. ABD’deki Oregon Eyalet Üniversitesinde Bilgi Güvenliği Merkezi kurdu. Buradaki çalışmaları sonucunda "Olağanüstü ve Sürdürülebilir Araştırma Liderliği" ödülüne layık görüldü. Kriptografi mühendisliğine yaptığı katkılarından dolayı 2007 yılında "IEEE Fellow" (alanında çok değerli işler yapmış bilim insanları) unvanı aldı. 50’den fazla kriptografik cihaz, yazılım ve donanımın tasarım ile geliştirilmesine katkıda bulundu. Kriptoloji ve şifreleme alanında en çok doktora öğrencisi yetiştiren dünyadaki üç akademisyeninden birisi olan Prof. Dr. Koç, Kriptografik mühendisliğe yaptığı sürekli katkılar nedeniyle IEEE (Elektrik- Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) Yaşam Boyu Üyesidir.
İstanbul Trafikte üst üste kornaya basarken dikkat Yargıtay, trafikte bir kişiyi hedef alarak kasıtlı ve ısrarlı şekilde korna çalmanın sadece uyarı değil, hakaret ve huzur bozma suçu kapsamında değerlendirilebileceğine karar verdi. Hukukçular, öfkeyle yapılan her trafik davranışının mahkeme salonuna taşınabileceğine dikkat çekiyor. Trafikte yaşanan tartışmalar, günümüzde çoğu zaman sözlü sataşmaların ötesine geçerek ciddi hukuki boyutlar kazanabiliyor. Özellikle ısrarlı ve kasıtlı şekilde korna çalmak, sürücüler arasında sıkça rastlanan ancak genellikle "basit bir tepki" olarak değerlendirilen bir davranış olarak öne çıkıyor. Ancak Yargıtay kararları, bu tür eylemlerin sadece trafik kuralı ihlali olarak görülmeyeceğini, hakaret ve huzur bozma suçları kapsamında da değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor. Yargıtay, bir kişiyi hedef alarak sürekli korna çalınmasını, karşı tarafı rahatsız edici ve küçük düşürücü bir eylem olarak kabul etti. Bu noktada, söz konusu davranışın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve somut olayın özelliklerine göre cezai sorumluluk doğurabileceği vurgulandı. "Yargıtay’a göre korna, yalnızca uyarı amacıyla kullanılabilir" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Burak Evci, trafikteki agresif davranışların hukuki sonuçlarının hafife alınmaması gerektiğini belirtti. Avukat Burak Evci, "Yargıtay’a göre korna, yalnızca uyarı amacıyla kullanılabilir. Bir kişiyi hedef alarak, kasıtlı ve ısrarlı biçimde korna çalmak, karşı tarafı rencide edici nitelik taşıyorsa hakaret suçunu oluşturabilmektedir. Trafikte yapılan her davranış masum değildir. Özellikle olayın kasıt, süreklilik ve hedef gözetme unsurlarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir anlık refleksle yapılan kısa uyarı ile öfke amacıyla sürekli korna çalmak arasında hukuken ciddi fark vardır. Yargıtay, bu tür eylemleri kişinin huzur ve sükununu bozacak nitelikte görmektedir" diye konuştu. "Trafikte öfkeyle yapılan bir davranış, sanık sıfatıyla mahkeme salonuna taşınabilir" Bu tür davranışların yalnızca ceza davasına değil, aynı zamanda manevi tazminat taleplerine de konu olduğunu aktaran Evci, "Trafikte yaşanan her agresif tutumun, ilerleyen süreçte bir mahkeme dosyasına dönüşebileceği uyarısı yapılmaktadır. Direksiyon başında yapılan her hareket hukukun denetimindedir. Korna bir silah değildir. Trafikte öfkeyle yapılan bir davranış, sanık sıfatıyla mahkeme salonuna taşınabilir. Artan trafik gerilimi karşısında sürücülerin daha dikkatli olması gerekiyor. Öfke kontrolünün artık sadece ahlaki değil, hukuki zorunluluk haline geldi" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.