YEREL HABERLER - 29 Ocak 2012 Pazar 12:36

TÜRK OCAĞI NAZİLLİ ŞUBESİ’NDEN MİSAK-I MİLLİ AÇIKLAMASI

A
A
A
TÜRK OCAĞI NAZİLLİ ŞUBESİ’NDEN MİSAK-I MİLLİ AÇIKLAMASI

Türk Ocağı Nazilli Şubesi, ulusal ant anlamına gelen Misak-i Milli’nin 92. yılında, Kurtuluş Savaşının siyasal manifestosu olan altı maddelik bildirinin adı olduğunu hatırlattı.
28. Ocak.1920’de İstanbul’da Mebusan Meclisinin gizli oturumunda oy birliğiyle aldığı karardır diyen Türk Ocağı Nazilli Şube Başkanı Ahmet Çekim; “Misak-ı Milli, bazı ayrıntıları dışında genç Türkiye Cumhuriyetinin sınırlarını oluşturmuştur. Ankara’da 8 madde olarak hazırlanan metin, İstanbul’da 6 madde olarak ilan edilmiştir. Mütareke sınırı ve savaş suçlularının cezalandırılması Müslüman halkın bölünmezliği tek maddeye indirilmiştir. Erzurum ve Sivas Kongrelerinin sonuçları ülkede sevinç ve büyük bir coşkuyla karşılandığından Mebusan Meclisinin kararları temel ilke olarak Vatanın ve Milletin bölünmezliği’ni tespit ediyordu. Misak-ı Milli’nin maddeleri şunlardır: 1- İstanbul, Çanakkale Boğalarının güvenliğinin sağlanması şartıyla boğazların, dünya ulaşım ve ticaretine açılması için bizimle birlikte ilgili devletlerin verecekleri kararlar yeterli olmalıdır. 2- Arap topraklarının geleceği burada yaşayan halkın geleceği oylarla belirlenmelidir. 3- Kars, Ardahan, Batum, Artvin ve Batı Trakya’nın hukuki durumunu belirlemek için, halk oylamasını kabul ederiz. 4- Ülkemizdeki Hıristiyan azınlıklara komşu ülkelerde Müslümanlara tanınan haklardan fazlası verilemez. 5- Milli ve Ekonomik gelişmemizi engelleyen, siyasi, adli ve mali anlaşmalar(Kapütilasyonlar) kaldırılmalıdır. 6- Mondros Ateşkes Anlaşmasının imzalandığı sırada(30.Ekim.1918) Türk askerlerinin koruduğu sınırlar içindeki Türk Vatanı’nın bütünü, hiçbir biçimde parçalanamaz. Bunun üzerine yabancı ülkeler, başta İngilizler, 16. Mart.1920’de İstanbul’u işgal ettiler. Yüzlerce aydın tutuklandı. Meclis-i Mebusan basıldı. Fiilen Osmanlı Devleti sona erdi.”
“TÜRK KÜLTÜRÜ BÜTÜN TÜRKLERİN KÜLTÜRÜDÜR”
2012 yılında bu coğrafyada, coğrafi ve tarihi yönden tek güçlü hakim ülke olan Türkiye’yi yok saymak, ciddiye almamaya yönelik çalışmalar ve görüşler kabul edilemez diyen Çekim; “Çünkü Türk Kültürü bütün Türklerin kültürüdür. Bu kültür nerede olursa olsun Türk’ün malıdır. Her Türk’ü ve Türkiye’yi alakadar eder. Türkiye nerede olursa olsun, Türk Kültürünü yakından ilgilenmeye, takip etmeye, ona yardım etmeye mecburdur. Çünkü Türk Kültürü bir bütündür. Dış Türklerle kültür varlıklarımızı koruma ve yeni nesillere aktarma çerçevesinde ilgilenmesi, her şeyden önce kendi varlığı için önemlidir. Atatürk’ün kültür politikası etkili olmuş 30.06.1939 yılında Hatay Türkiye’ye iltihak etmiştir. Hatay’lı olan Adana’da Milli Mücadeleyi yöneten Tayfur Sökmen Bey Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çekerek, ‘Sancağımız Hatay Milli Misak’a dahil midir ?’ diye sorar. Paşa ise cevabı telgrafta şöyle söyler; ‘Türklerin yaşadığı her yer Milli Misak’a dahildir’” dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Johannes Brahms’ın ’Ein deutsches Requiem’ eseri Ankaralı sanatseverlerle buluştu Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu (DÇK), DenizBank Konserleri kapsamında Johannes Brahms’ın "Ein deutsches Requiem" eserini Ankaralı sanatseverlerle buluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, romantik dönem repertuvarının en derinlikli ve etkileyici eserlerinden biri olan Johannes Brahms’ın ’Ein deutsches Requiem’ adlı eserini sanatseverlerle buluşturdu. CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da şef Jan Schumacher’in yönettiği konserde, soprano Ceren Aydın ve bariton Kartal Karagedik solist olarak sahne aldı. Piyanoda Gülce Sevgen ve Filiz Peker, timpanide ise Can Kıyıcı yer aldı. "Benim için çok özel bir şehir Ankara" Konser öncesinde İHA muhabirinin sorularını yanıtlayan müzik direktörü Jan Schumacher, "Frankfurt Üniversitesi müzik direktörüyüm ve tüm dünyada şeflik yapıyorum. Bu akşam çok özel bir konserimiz var. Yohannes Brahms’ın Requiem’ini seyrediyoruz. Bu harika bir konser. Burada olduğum ve Devlet Çok Sesli Korosu sanatçıları ile çalışmaktan çok mutluyum. İki harika piyanistimiz var. Onlar, Filiz ve Gülçin, her zaman Requiem’le çalışıyorlar. Ve iki mükemmel solistleri var: Ceren ve Kartal. Daha önce de Ankara’daydım ama hiç bu kadar harika bir alanda olmadım. Konser için çok heyecanlıyım. Benim için çok özel bir şehir Ankara. Ankara’da daha önce birçok kez bulundum ama bu salonda ilk kez konser yapıyorum" diye konuştu.