POLİTİKA - 30 Mart 2026 Pazartesi 16:33

Başkan Çerçioğlu’na Aydınlıların desteği sürüyor

A
A
A
Başkan Çerçioğlu’na Aydınlıların desteği sürüyor

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, "Seçmen Eğilimleri Araştırması" anketinde Aydınlıların yüzde 47,3’lük desteğini aldı.


Özel bir araştırma şirketi tarafından "Bu Pazar Yerel Seçim olsa, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Özlem Çerçioğlu’na oy veriri misiniz?" Seçmen Eğilimleri Araştırması, 16-19 Mart 2026 tarihleri arasında 2 bin 855 kişi ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Araştırmada Aydınlıların 47,3’ü Başkan Çerçioğlu’na evet oy veririm, yüzde 43,5’i hayır vermem, yüzde 9,2’si kararsızım seçeneğini işaretledi.


Araştırma ilçeler bazında ayrı ayrı sunularak analiz edildi. Araştırmaya katılan vatandaşlar Efeler’de yüzde 45, 8 oy veririm, yüzde 44,9 oy vermem, yüzde 9,3 kararsızım, Nazilli’de yüzde 46,1 oy veririm, yüzde 44,2 oy vermem, yüzde 9,7 kararsızım, Kuşadası’nda yüzde 43,1 oy veririm, yüzde 46,6 oy vermem, yüzde 10,3 kararsızım, Söke’de yüzde 45,2 oy veririm, yüzde 43,4 oy vermem, yüzde 11,4 kararsızım, Didim’de yüzde 39,4 oy veririm, yüzde 48,9 oy vermem, yüzde 11,7 kararsızım, İncirliova’da yüzde 50,3 oy veririm, yüzde 41,9 oy vermem, yüzde 7,8 kararsızım, Çine’de yüzde 48,9 oy veririm, yüzde 43,5 oy vermem, yüzde 7,6 kararsızım, Germencik’te yüzde 43,2 oy veririm, yüzde 45,5 oy vermem, yüzde 11, 3 kararsızım, dedi.



Başkan Çerçioğlu’na Aydınlıların desteği sürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Yaya geçidinde otomobilin çarptığı kadının ölümüne ilişkin davada sanığa tahliye Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde yaya geçidinde otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 13 gün sonra hayatını kaybeden Songül Baş’ın ölümüne ilişkin davada, tutuklu sanığın tahliyesine karar verildi. Acılı abla Şengül Baş, "Biz kardeşimizi toprağa verdik. Onu hayattan koparan kişi ise dışarıda, özgürce hayatına devam ediyor ve ailesiyle birlikte. Bu bizim canımızı daha da yakıyor" dedi. Olay, 12 Ocak’ta Yeni Mahalle Fatih Caddesi’nde meydana gelmişti. Yaya geçidinden yolun karşısına geçmeye çalışan Songül Baş’a (41), E.A. idaresindeki 34 PGE 784 plakalı otomobil çarpmıştı. Çarpmanın etkisiyle savrulan Baş, sürücü tarafından araca bindirilerek önce yakındaki bir polikliniğe, ardından Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne götürülmüştü. Vücudunda çok sayıda kırık oluşan ve durumu ağır olan Baş, 13 gün süren yaşam mücadelesini kaybetmişti. Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü E.A, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe adli kontrol şartıyla salıverilmişti. İlerleyen süreçte tutuklanan sanık, yargılandığı davanın ilk duruşmasında tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ardından, görülen ikinci duruşmada tahliye edildi. "Frene bile dokunmadan kardeşime çarptı" Songül Baş’ın kız kardeşi Şengül Baş, kardeşinin kurallara uygun şekilde yaya geçidinden geçtiği sırada kazanın meydana geldiğini belirterek, "Kardeşim yaya geçidinden karşıya geçiyordu. Olması gereken yerdeydi. Ancak bir araç çok hızlı şekilde, trafik kurallarını hiçe sayarak, diğer araçları sollayıp yaya geçidinde frene bile dokunmadan kardeşime çarptı. Çarptıktan sonra manevra yaptı, kardeşimi kaldırmaya çalıştı ama gücü yetmeyince yere bıraktı. Ardından kendi aracıyla bir tıp merkezine götürdü. Kardeşim 13 gün boyunca direndi. Biz de umutla bekledik ama olmadı. Onu kaybettik. Sonrasında şahıs tutuklandı. Tutuklanınca adalet yerini buldu diye düşündük ama ikinci mahkemede serbest bırakıldı" dedi. "Biz kardeşimizi toprağa verdik, o özgür" Sanığın ikinci duruşmada tahliye edilmesinin acılarını daha da artırdığını dile getiren Baş, "Biz kardeşimizi toprağa verdik. Onu hayattan koparan kişi ise dışarıda, özgürce hayatına devam ediyor ve ailesiyle birlikte. Bu bizim canımızı daha da yakıyor. Bu nasıl adalet? Yaya geçidinde insanlar ölüyor ve bunun bir karşılığı yok. Kardeşim geri gelmeyecek biliyoruz ama onun hayatını alan kişinin de cezasını çekmesini istiyoruz. İnsan hayatı bu kadar ucuz değil. Lütfen sessiz kalmayın. Bugün bizim başımıza gelen yarın sizin de başınıza gelebilir. Adalet istiyoruz" diye konuştu.
Zonguldak İHA muhabiri hem işini yaptı hem de en çok kitap okuyarak ödüllendirildi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde Kütüphaneler Haftası çerçevesinde ilçede çok kitap okuyan ve İlçe Halk Kütüphanesi’ni de sürekli kitap alıp okuma alışkanlığını geliştirenlere İlçe Kaymakamlığı tarafından ödül verildi. Törende İhlas Haber Ajansı muhabiri Özlem Kelezoğlu da ödüle layık görüldü. 30 Mart-5 Nisan tarihleri arasında kutlanan 62. Kütüphane Haftası kapsamında Çaycuma Kütüphane Sorumlusu Şeyma Özlem Sofu, kütüphane personelleri Emre Köse ve Beyza Düzcük, 2025 yılı boyunca kütüphaneden en fazla yararlanan ve en çok kitap okuyan kullanıcılarla birlikte, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya’yı makamında ziyaret etti. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette, kütüphanelerin sadece kitap ödünç alınan yerler olmanın ötesinde, aynı zamanda bilgiye erişimin en önemli merkezlerinden biri olduğu ifade edildi. Ziyaretin en dikkat çeken anlarından biri ise, 2025 yılı boyunca en çok kitap okuyan kullanıcıların Kaymakam Adem Kaya tarafından tebrik edilmesi oldu. Başarılı okuyuculara çeşitli hediyeler İlçe Kaymakamı Adem Kaya tarafından takdim edilirken, ödüllerin diğer vatandaşlara da örnek olması temennisinde bulunuldu. Öte yandan en çok kitap okuyanlar arasında yetişkin kategorisinde Gülsüm Ünsal, Nuray Kamit ve İHA muhabiri Özlem Kelezoğlu, çocuk kategorisinde Yunus Emre Kurt, Alperen Kurt ve Hira Çökelez’e İlçe Kaymakamı Adem Kaya tarafından ödülleri ile teşekkür belgeleri takdim edildi. En çok kitap okuma alışkanlığını yaptığı mesleği ile alışkanlık haline getiren Kelezoğlu; "Benim asıl mesleğim gazetecilik, yıllardır gazetecilik mesleği ile uğraşıyorum. Fakat iş ne kadar yoğun olursa olsun, kitap okumak için ise vakit ve zaman bulabiliyorum. Şuanda günümüzde ne kadar sosyal medya, televizyon ve internet aktif olursa olsun bence insanlar kitap okumamak için bahane üretiyor. Kitap okumak, dizi seyretmekle aynı bir şey olarak düşünüyorum. Sadece karakterleri kafanızda canlandırıyorsunuz. Bir diziyi devamın öğrenmek için bir hafta beklemek gerekiyor. Kitapta ise bir sayfa çevirmeniz yeterlidir. İşimi yapıyorum, aynı zamanda işimi yapmaktan da vazgeçmiyorum. Bence herkes bir fırsat bulup kitap okuyabilir. Çok fazla kitap okuduğum için bunu dışarıdan temin etmektense İlçe Halk Kütüphanemizden temin ediyorum. Kütüphaneler Haftası olduğu için ben ve birkaç arkadaşımızı ödüle layık gördüler ve onlara da teşekkür ediyorum. Herkesi kitap okumaya davet ediyorum, okumanın yaşı yoktur" şeklinde konuştu.
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "1923’te başlayan diriliş ve uyanış hamlemizle atalarımızın izinden yürüyeceğiz" Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, "Tarihimizle bağımızı kesemeyeceksiniz, sizin gibi habis yüklerimizden kurtulacak, 1923’te başlayan diriliş ve uyanış hamlemizle atalarımızın izinden yürüyecek ve 21. yüzyılı Türk asrı yapacağız" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, eğitim hizmet kolu yetkili sendika başkanının sarf ettiği sözlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Geylan, cumhuriyetten ve onun temsil ettiği değerlerin temsili olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten rahatsızlık duyanların Anadolu’daki emellerine ulaşamayan emperyalizmin uşakları ve işbirlikçi kalıntıları olduğunu belirtti. Genel Başkan Geylan, "Ne yaparsanız yapın gaflet ve ihanetle narkozlanmış zihinlerinizle irademizi zayıflatamayacak, tarihimizle bağımızı koparamayacaksınız. Sizin gibi zararlı yüklerden kurtulacak, 1923’te başlayan diriliş ve uyanış hamlemizle atalarımızın izinden yürüyerek 21. yüzyılı Türk Asrı yapacağız" dedi. Geylan, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Sözde yetkili sendikanın başkanı ‘Yiğit düştüğü yerden kalkar, derler. Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor. Yeni bir diriliş, yeni bir uyanış hamlesi yaşıyoruz. İradesi örselenmiş, tarihiyle bağı kesilmiş eski Türkiye yok artık. Yüklerinden kurtulan bir Türkiye var’ demiş. Aslında, bir çuval süslü lakırdıyla içindeki Atatürk ve Cumhuriyet hazımsızlığını bir kez daha kusmuş. Her fırsatta bunu görmüyor muyuz zaten? Bu güruhun, milli bayram ve anma günlerimizdeki paylaşımlarını bir gözden geçirin. TBMM’nin açılış yıl dönümü olan 23 Nisan bayramlarında TBMM’nin ilk başkanı olan Atatürk’ün adını ağızlarına almazlar. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Büyük Taarruzun Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa’nın ismini dahi zikretmezler. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarlar fakat ilk Cumhurbaşkanı Atatürk’ü hatırlamazlar. 10 Kasım’ları söylemeye bile gerek yok. Hatta 10 Kasım 2025’te Atatürk için camilerde mevlit okutulduğunda ‘Camiler ne laiklik ne de Kemalizm testi yeridir. Din görevlileri laikçi baskılara boyun eğmez’ diye kabızca höykürerek kinlerini kusmadılar mı? Allah sizi ıslah etsin. Evet, yiğit düştüğü yerden kalktı. Yedi düvel emperyalizmi, imani ve destansı bir mücadeleyle denize döküp Cumhuriyet’i ilan ederek düştüğü yerden kalktı. Ey aklı evveller; Cumhuriyeti kuran kudret; askeri, fikri ve bürokratik bakımdan Osmanlı’nın kurmay kadrosuydu. Ebed müddet devletimizin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti ile biz sadece yönetim şeklimizi değiştirmedik mi? Asıl dertleri, Anadolu’daki bin asırlık Türk hakimiyetidir. Aslında gerçek şudur; Cumhuriyet’ten ve Cumhuriyet’in temsil ettiği değerlerin temsili olan Atatürk’ten rahatsız olanlar; Anadolu’daki emellerine ulaşamayan emperyalizmin uşakları, işbirlikçilerin kalıntıları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte aleme yeniden nizam verecek yeni medeniyetimizden rahatsız olanlardır. Ne yaparsanız yapın; gaflet ve ihanetle narkozlanmış zihinlerinizle irademizi örseleyemeyeceksiniz, tarihimizle bağımızı kesemeyeceksiniz, sizin gibi habis yüklerimizden kurtulacak, 1923’te başlayan diriliş ve uyanış hamlemizle atalarımızın izinden yürüyecek ve 21. yüzyılı Türk asrı yapacağız."
İstanbul Küçükçekmece’de serseri kurşunla ölen 19 yaşındaki Muhammet’in davasında sanıklar ilk kez hakim karşısında İstanbul Küçükçekmece’de arkadaşlarıyla halı saha maçına giderken serseri kurşunun hedefi olan Muhammet Mutluay’ın ölümüne ilişkin 4 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Çekdar Ilık, "Hep beraberken bir anda çatışma çıktı. Mustafa da onlara ateş etti, karşılıklı çatıştılar. Kurşunların araca isabet ettiğini görmedik. Yasin isimli şahıstan silah istedim, Yasin’in de bana borcu vardı. O borç karşılığında yanımda bulunması için istedim silahı ancak silahı ateşlemedim" dedi. Küçükçekmece’de 30 Ekim 2024 tarihinde çalıntı araç içerisinde bulunan maskeli 3 şahsın tabancalarıyla bir başka araca rastgele ateş edip, etrafı kurşun yağmuruna tuttuğu sırada halı sahaya giden Muhammet Mutluay’ın (19) serseri kurşunların hedefi olması sonucu başından vurularak ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı. Tamamı tutuklu 4 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Küçükçekmece 6. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada, 4 tutuklu sanık ile müşteki anne Derya Mutluay, baba Tanju Mutluay ve tarafların avukatları hazır bulundu. "Borç karşılığında yanımda bulunması için silah istedim" Tutuklu sanık Çekdar Ilık, acılı aileden özür dileyerek ve olayın içerisinde bulunduğu için üzgün olduğunu belirterek savunmasına başladı. Sanık Ilık, "Ben olay yerindeki sanıklarla arkadaştım. Olay günü öncesinde Ramazan ve Mustafa isimli sanıklarla aramda tartışma yaşandı. Olay günü de beni yanlarına çağırdılar. Gelmem için beni tehdit ettiler. Ben oraya giderken, yanlarında silah olduğunu tahmin etmiştim. Olay yerinde ben ateşli eylem gerçekleştirmedim. Ramazan silah çıkardı, Yiğit Erdem isimli bir arkadaş ise olay yerinden gecen bir araca ateş etti. Ben karşı tarafı tanımıyorum. Biz normal bir şekilde gezme amacıyla hareket ettik. Yiğit Erdem’in bana borcu vardı. Buna rağmen bana küfürler ediyordu. Mustafa’nın olduğu yere Yiğit Erdem de geldi. Hep beraberken bir anda çatışma çıktı. Mustafa da onlara ateş etti, karşılıklı çatıştılar. Kurşunların araca isabet ettiğini görmedik, hatta aramızda, ‘kimseye bir şey olmadı’ diye konuştuk. Yasin isimli şahıstan silah istedim, Yasin’in de bana borcu vardı. O borç karşılığında yanımda bulunması için silahı istedim, ancak silahı ateşlemedim. Yüzümüzde maske yoktu" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı sanığa, "Emniyet ifadende yüzünüzde kuru kafalı maske olduğundan bahsetmişsin. Dosyada yer alan ifadelerin ile duruşmada yaptığın savunma farklı" dedi. Bunun üzerine sanık, "Emniyet ifademi sağlıklı verdiğimi düşünmüyorum. O gün olay sırasında darbedilmiştim, yaşadığım olayın heyecanı vardı üzerimde. Olay gününden önce bir plaka çalma olayına karıştık. Eyüp Kaya ile beraber yaptık, Yiğit ile beraber de orijinalleri ile değiştirdik" dedi. "Çekdar benden para istedi, ben de paramın olmadığını, 2 tane silahım ve telefonumun olduğunu söyledim" Savunma yapan tutuklu sanık Eyüp Kaya ise, "Müştekilerden kimseyi tanımıyorum. Sanıklardan da çatışmada yer alan kişileri tanımıyorum. Böyle bir olayın yaşanacağını da bilmiyordum. Ben olay günü gezmeye çıkmıştım, her şey çok ani gelişti. Olay sonrası gidip kendim teslim oldum. Sanıklardan Çekdar ve Yiğit Erdem’i tanıyorum. Olay sırasında Yiğit Erdem’in yüzünde maske vardı" dedi. Tutuklu sanık Yasin Ünal ise savunmasında, "Bu olaydan 15 gün önce sanıklardan Ramazan ile tartıştım. Tartışma sırasında Ramazan’ı yaralamak zorunda kaldım. Ramazan’ın abileri vasıtasıyla biz geri barıştık. Bu olay yaşanmadan önce Çekdar benden para istedi, ben de paramın olmadığını, 2 tane silahım ve telefonumun olduğunu söyledim. O da bana, ’Telefon senin olsun, silahları bana getir’ dedi. Ben, bu silahlardan biriyle yaralama olayına karıştım, bunu Çekdar’a söyledim. Çekdar silah kullanmasını bilmediği için bu rahatlıkla ona verdim silahı. Ramazan’ın yakalandığında firariydim" şeklinde konuştu. Duruşmada beyanda bulunan acılı anne müşteki Derya Mutluay, "Oğlumun katillerinden şikayetçiyim. Benim oğlum 17 aydır toprak altında. Ben, bu olaydan sonra davadan çekilmem için tehdit mesajları aldım. Eşime de geldi bu mesajlar. Evlat acısıyla yanıp kavruluyorum. 17 aydır akşam yemekleri yemiyoruz, sofra kurmuyoruz, sağlık sorunlarımız çoğaldı" diye konuştu. Çatışma sırasında Muhammet’in bulunduğu aracı kullanan müşteki Oğuz Berk Başpınar ise, "Ben Muhammet’in kuzeniyim. Olay günü Muhammet ile halı sahaya gidecektik. Bir anda silah sesleri duyduk. Sonra Muhammet’in vurulduğunu gördük. Orada hayatımız bitti. Kafasından vurulmuştu. Olaydan 2 gün sonra hayatını kaybetti. Davada adı gecen herkesten şikayetçiyim" dedi. Sanıkların tutukluluk hali devam edecek Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, dava dosyasındaki tüm sanıkların, olayın ağırlığı, işlenen suçun vasıf ve mahiyeti göz önünde bulundurularak, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. "O acıyı daha dün gibi olmuş gibi yaşadık" Duruşma sonrası adliye önünde açıklamalarda bulunan Muhammed Mutluay’ın babası Tanju Mutluay, "En zor günümüzü yaşadık. Onlarla göz göze geldik. O günü tekrar yaşadık. O acıyı daha dün gibi olmuş gibi yaşadık. Ne yazık ki suçluları 5-6 tane avukat savundu. Yazıklar olsun diyorum. Onların da muhakkak çocukları vardır. Oğlumun kanlı parasını nasıl alıp yiyecekler merak ediyorum. İnşallah ben adaletime güveniyorum. Allah herkesi vicdan sahibi yapsın. Bu ceza sistemi değişmezse bu cinayetler bitmeyecek. Muhakkak bu ceza sistemini değiştirme adına bir çalışma yapacaklardır. Bu cinayetler, bu çocuklar, gençler ölmeye devam edecek. Olaydan sonra 17 ay önce Muhammed katledildikten sonra benim gibi ailelerle görüşmeye başladık. Sonra ben bir platform kurdum. Maalesef şu an 109 mağdur ailemiz var. Ne yazık ki bu sayı her gün artıyor. Biz bu sayı bitsin artık. Bu olaylar olmasın dedikçe her gün bu olaylar devam ediyor. Suçlular suçu işlerken, ne kadar ceza alacağının, yatacağının hesabını yapıyorlar" dedi. İddianameden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, sanıklar Çekdar Ilık ve Eyüp Kaya hakkında maktul Muhammet Mutluay’a yönelik ‘olası kastla ölüme neden olma’, olay yerindeki 3 müştekiye yönelik ‘kasten öldürmeye teşebbüs’, 2 müştekiye yönelik ise ‘çocuğa karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçlarından toplamda 42’şer yıl 4’er aydan 68’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. İddianamede, diğer sanık Yiğit Erdem Yağmur hakkında Mutluay’a karşı ‘olası kastla ölüme neden olma’, ‘çocuğa karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlarından toplam 40 yıldan 53 yıla kadar hapis cezasıyla, sanık Yasin Ünal hakkında ise ‘olası kastla kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar ve diğer müştekilere karşı da işlenen çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.