GÜNDEM - 29 Eylül 2025 Pazartesi 14:07

Didim’de "Büyük Menderes Havzası Su-Çevre-Ürün Güvenliği Çalıştayı" başladı

A
A
A
Didim’de "Büyük Menderes Havzası Su-Çevre-Ürün Güvenliği Çalıştayı" başladı

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Didim’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının ortaklığında düzenlenen "Büyük Menderes Havzası Su-Çevre-Ürün Güvenliği Çalıştayı" başladı.


Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi.


"Su yalnızca toprak için değil, yaşamın kendisi"


ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent konuşmasında Büyük Menderes nehrinin Ege’nin en uzun akarsuyu olduğunu ve toprağa bereket verdiğini ifade ederek " Tarım bakanlığı verilerine göre, Büyük Menderes havzasında 134 yer üstün su kütlesi bulunmasına rağmen 41 su kütlesi yüksek risk altında görülmektedir. Bu tablo bize şunu göstermektedir. Su yalnızca toprak için değil, yaşamın kendisi için vardır. Nüfus artışı, sanayi faaliyetleri ve geniş tarım alanlarında kontrolsüz üretim havzanın yükünü ağırlaştırmıştır. Kirliliği arttırmış, geleceğimizi tehdit eder hale getirmiştir. Giderek azalan sulak alanlar kuruyan topraklar bozulan biyoçeşitlilik, bunların hepsi aslında bize tek bir şey anlatmaktadır. Suyu koruyun yoksa hayatı kaybedersiniz? Bizlere düşen sorumluluk büyüktür. Bu sorumluluk sadece bilim insanlarının değil, her bir vatandaşın her bir kurumun sorumluluğudur. Bunun için kişi başı su tüketimini azaltmaya yönelik bilinçlendirme kampanyaları hayata geçirilmeli. İçme suyu şebekelerindeki kayıp ve izinsiz kullanımlar önlenmeli, tarımsal alanlarda doğru sulama ve gübreleme yöntemleri yaygınlaştırılmalı. Evsel, kentsel ve endüstriyel atıklara karşı etkin önlemler alınmalıdır. Bu çalıştın, yalnızca sorunları tartışmakla kalmayıp çözüm yollarına ışık tutacağına inanıyorum" dedi.


"Su yönetiminde sorumluluk bilinci ile hareket edilmeli"


Aydın Valisi Yakup Canbolat ise konuşmasının başında çalıştay’ın somut ve uygulanabilir kalıcı çözümlerin yalnızca bölgeyi değil, ülkenin genel kalkınmasında katkılar sunacağını ifade ederek "Bu doğrultuda hepimize önemli görevler ve sorumluluklar şüphesiz düşmektedir. Tatlı, su kaynaklarının en yoğun kullandığı alanlardan biridir. Bu nedenle, tarımsal faaliyetlerin verimli ve planlı yürütülmesi su yönetimi açısından büyük önem taşımaktadır. Öte yandan birçok ülke, su kaynaklarının azalmasıyla karşı karşıya kalmakta milyonlarca insan temiz suya erişimde güçlük yaşamaktadır. Bu durum, suyun stratejik bir kaynak olduğunu da açıkça göstermektedir. Suyun bu denli kritik hale geldiği bir dönemde, mevcut kaynakların korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi daha da önem kazanmıştır. Yeraltı sularının izlenememesi ve atık suların arıtılmadan doğaya bırakılması, sadece çevreyi değil, balıkçılık, tarım ve sanayi sektörlerini de olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, su yönetimde sorumluluk bilinciyle hareket etmeli. Bilimsel verilere dayalı politikalar geliştirmeli ve altyapı yatırımlarını da artırmalıyız. Elbette ayrıca, bireysel ölçekte de su kullanma alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmemiz israfı önlememiz ve suyun gerçek değerini kavramamız gerekmektedir" diye konuştu.


Vali Canbolat Aydın başta olmak üzere B. Menderes havzasında açık kanal yerine basınçlı sulama sistemine geçilmesinin önem arz ettiğini belirterek "Büyük Menderes havzası genelinde açık kanal sistemlerinden kapalı basınçlı sulama sistemlerine geçilmesi, suyun daha verimli kullanılması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu sistemler, suyun buharlaşma ve sızma kaybını en aza indirerek hem tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlamakta hem de su israfını önlemektedir. Aynı zamanda bu sistemlerin yaygınlaştırılmasıyla birlikte sulama verimliliği artmakta ve çiftçimizin emeği daha bereketli hale gelmektedir. Bununla birlikte, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla daha az su tüketen ürün çeşitlerine yönelmekte artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Geleneksel ürün desenimizi korurken, suya daha az ihtiyaç duyan ve piyasa değeri yüksek alternatif ürünlerin teşvik edilmesi, hem su kaynaklarımızı koruyacak hem de üreticilerimizin ekonomik sürdürülebilirliğini artıracaktır. Tarım ve orman Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu tarımsal üretim planlaması ve yeni destekleme modeli bu noktada büyük önem taşımaktadır. Kuru ve sulu tarım alanlarında ürün değişimi ile birlikte su tüketimi düşük olan alternatif ürünlerin doğru sulama teknikleriyle kullanımı teşvik edilerek su kaynaklarının tasarruflu ve verimli kullanımı sağlanacak. Böylece daha az suyla daha fazla ürün elde edilmesi mümkün olacaktır" dedi.


"İl Kuraklık Kriz Merkezi kuruldu"


2025 yılındaki kuraklık sebebiyle Aydın İl genelinde il kuraklık kriz merkezi kurulduğunu hatırlatan Vali Canbolat, "2026 su yolu içinde benzer yağışların devam edeceği tahmin edilmekte ve tüm paydaşlarla birlikte Ekim Eylül sonu ve Ekim başı itibariyle hazırlıklarımız kararlarımız alınmak üzeredir. Aydın’da bugüne kadar işe sulama amacıyla 7 baraj ve 26 gölet inşa edilmiştir. Yapımı süren 2 baraj ve 18 göletinde tamamlanmasıyla birlikte mevcut su depolama kapasitesi artacak ve bu yatırımlar, kuraklıkla mücadelede ve tarımsal sulamanın sürdürülebilirliğinde önemli katkılar sağlayacaktır. Ancak elbette sadece üretimi değil, çevresel etkileri de aynı hassasiyetle yönetmek durumundayız. Havzada bulunan kentsel yerleşimler, sanayi tesisleri ve düzenli depo depolama alanlarından kaynaklanan noktasal kirlilik ile tarımsal faaliyetlerden ve yüzeysel akıştan kaynaklanan yayılı kirlilik unsurları, su kalitesi üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır. Bu nedenle, tüm kirletici kaynakların belirlenmesi, izlenmesi ve kontrol altına alınması amacıyla kapsamlı analiz ve değerlendirme çalışmaları yürütmekteyiz. İlimizde kanalizasyon altyapısı bulunan yerleşim alanlardan kaynaklanan atık suların yaklaşık yüzde sekseni mevcut arıtma tesislerinde arıtılarak alıcı ortama bırakılmaktadır. Geriye kalan yüzde yirmilik kısmı için ise projelendirme çalışmaları tamamlanmış yapım süreçleri devam etmektedir. Bizler de tüm bu çabalara destek olmak, üzerimize düşen sorumlulukları kararlılıkla yerine getirmek durumundayız. Bu vesileyle, bugün burada yapılan bu çalışma koruma ve tarımsal üretim açısından çözüm odaklı bir perspektif ortaya koyacağına inanıyor. Toplantımızdan hayırlı sonuçlar çıkmasını temenni ediyorum" ifadelerine yer verdi.


Konuşmaların ardından Vali Canbolat, çalıştayın oturumlarında görev yapacak akademisyen ve oda başkanlarına teşekkür belgesi verdi. Konuşmaların ardından ara verildi.


Aranın ardından düzenlenen ilk oturumda Tarım Yazar Ali Ekber Yıldırım’ın moderatörlüğünü yaptığı "Büyük Menderes havzasında su kaynakları ve yönetimi" paneli düzenlendi.


İki gün sürecek çalıştay’da "Büyük Menderes havzasında su kaynakları ve yönetimi, Büyük Menderes havzasında tarımsal üretim ve ürün güvenliği, Büyük menderes havzasında ürün bazlı su yönetimi ve sürdürülebilirlik, Büyük Menderes havzasında çevre ve ekosistem güvenliği, Büyük Menderes havzasında iklim değişikliğinin etkileri, çözüm ve Politika önerileri başlıklarında 6 farklı oturum olacak.


29-30 Eylül 2025 tarihlerinde Ankara Üniversitesi Didim ÖRSEM Tesislerinde yapılan çalıştayın açılışına Aydın Valisi Yakup Canbolat, AK Parti ve CHP Aydın Milletvekilleri, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, Didim Kaymakamı Mesut Çoban, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, kurum müdürleri, akademisyenler, Aydın’daki oda başkanları ve yöneticileri, ASKİ yöneticileri İl ve İlçe Tarım Müdürlüğü personelleri, Sivil Toplum kuruluş temsilcileri, muhtarlar ve davetliler katıldı.



Didim’de "Büyük Menderes Havzası Su-Çevre-Ürün Güvenliği Çalıştayı" başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde açıldı. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" dedi. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
Kırklareli Bakan Bayraktar: "Enerji, kalkınmanın ve milli güvenliğin temel unsurudur" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji geleceğinde nükleer projelerin kritik rol üstlendiğini belirterek, "Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde ENKA Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin açılışında yaptığı konuşmada enerjinin kalkınma, milli güvenlik ve bağımsızlığın en temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin enerji alanında güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak ve uzun vadeli enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla nükleer enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, Türkiye’nin yeni enerji vizyonunda nükleer projelerin stratejik bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek adına doğal gaz, yenilenebilir enerji ve nükleer yatırımları birlikte hayata geçirerek daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha bağımsız bir enerji sistemi inşa ettiklerini ifade etti. "Türkiye’nin bu yeni enerji mimarisinde" Bakan Bayraktar, "Türkiye olarak sanayisi büyüyen, nüfusu artan ve kentleşmesi süren bir ülkeyiz. Kalkınıyoruz, refah seviyemiz yükseliyor. Bununla bağlantılı olarak da enerji talebimiz her geçen yıl artıyor. Geçtiğimiz 23 yılda 3 kat artan elektrik talebimizin önümüzdeki 30 yılda da en az 3 kat büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Zira, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir elektrikleşme trendi ile karşı karşıyayız. Yapay zekâ, veri merkezleri, elektrikli otomobiller Hepsi daha fazla, kaliteli ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sürekli artacak olan bu elektrik talebini yönetmek için mevcut durumla yetinemeyiz. Bugünden planlı, akılcı ve uzun vadeli adımlar atmak zorundayız. Bu yıl, Milli Enerji ve Maden Politikamızın 10. yılında, ülkemizin uzun dönemli enerji planlamasını güncelliyoruz. Daha dirençli, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmek için kapsamlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Türkiye’nin bu Yeni enerji mimarisinde Yenilenebilir enerji yatırımlarını daha da arttıracağız, Doğal gaz ve elektrik altyapımızı güçlendireceğiz, Nükleer enerji projelerimizi hayata geçireceğiz, Enerjimizi verimli kullanacak enerji yoğunluğumuzu her yıl iyileştireceğiz, Dijitalleşme ile enerji sistemimizi daha akıllı hale getireceğiz. Aynı zamanda uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye’yi enerjide bir merkez ülke yapma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Doğal gaz santralleri arz güvenliğimizin adeta güvencesi" Bakan Bayraktar, "Enerji politikalarımızı şekillendiren üç temel önceliğimiz var: Arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi. Bu doğrultuda son 20 yılda çok büyük bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada kurulu gücümüz 125 bin megavatı aşmış durumda. Bunun yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde tarihi bir hamle gerçekleştirdik. Sadece 13 yılda bu alanlarda kurulu gücümüzü neredeyse sıfırdan 41 bin megavatın üzerine taşıdık. Biraz önce ifade ettiğim gibi önümüzdeki dönemde de bu yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek. Ancak burada altını çizmemiz gereken çok önemli bir şey var. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğası gereği kesintili kaynaklardır. Geçtiğimiz yıl Avrupa’da yaşanan ve 60 milyon insanı etkileyen kesintiler, sadece yenilenebilir enerjiye bağlı risklerini göstermiş oldu. Dolayısıyla enerji sisteminin sağlıklı, dengeli ve kesintisiz çalışabilmesi için bu kaynakları destekleyecek güçlü bir altyapıya ihtiyaç var. İşte bu noktada doğal gaz çevrim santralleri devreye giriyor. Doğal gaz santralleri, 7 gün 24 saat, hava şartlarında bağımsız, kesintisiz üretim yapabilen, yenilenebilir enerjinin esnekliğini dengeleyen, arz güvenliğimizin adeta güvencesi olan santralleridir. Esnek üretim kabiliyetleri sayesinde sistemin sigortası konumundadır" şeklinde konuştu. "Türkiye enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor" Bakan Bayraktar, "Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir kararlılıkla, inançla enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor. Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyor, bir yandan da bugün burada olduğu gibi modern doğal gaz çevrim santrallerimizi devreye alıyoruz. Bu önemli yatırımın ülkemizin enerji piyasalarına olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını tekrar çizmek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralimizin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı.