GÜNDEM - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 13:22

Hayvan çiftliği kuran 17 yıllık avukattan ’taşıyıcı anne’ sistemiyle sıra dışı üretim modeli

A
A
A
Hayvan çiftliği kuran 17 yıllık avukattan ’taşıyıcı anne’ sistemiyle sıra dışı üretim modeli

İstanbul’da 17 yıl avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönüp avukatlığın yanında hayvancılık da yapmaya başlayan Mücahit Kibar, hobi olarak başladığı hayvancılığı kısa sürede profesyonel bir üretim modeline dönüştürdü. ’Anası 50 lira, danası 100 lira’ sloganıyla özetlediği sığırlarda ’taşıyıcı anne’ sistemi ile Kibar, çiftliğiyle hem et verimini artırmayı hem de maliyetleri düşürmeyi hedefliyor.


İstanbul’da uzun yıllar avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönen Mücahit Kibar, mesleğini sürdürürken aynı zamanda tarım ve hayvancılık alanında yeni bir girişime imza attı. Küçük bir başlangıçla kurduğu çiftlikte zamanla üretim modelini geliştiren Kibar, besi materyalini dışarıdan temin etmek yerine kendi işletmesi içinde üretmeye yöneldi. Yerli ırkları ’taşıyıcı anne’ olarak kullandıkları sistemde, etçi ırklardan elde edilen spermlerle yüksek verimli buzağı üretimi hedeflediklerini kaydeden Kibar, bu yöntemle hem maliyetlerin düşürüldüğünü hem de daha sürdürülebilir bir besicilik modeli oluşturulduğunu belirterek üretimde verimliliği ön planda tuttuklarını ifade etti. Küçük bir başlangıçla hayvancılığa adım attığını belirten Kibar, "Aydınlıyım ve uzun süre İstanbul’da avukatlık yaptım. Daha sonra memleketime dönerek Aydın’a yerleştim. Buraya geldikten sonra hayvancılığa başladık. Üç dört hayvanla başladık, öğrendikçe geliştirdik, değiştirdik. Besi materyali dediğimiz küçük danaları dışarıdan almak çok maliyetliydi. Biz de bunu kendimiz üretmeye karar verdik. Araştırmalarımız neticesinde bu işi hem yapanlarla hem de uzmanlarla konuştuk ve yerli ırklarla çalışmaya başladık" dedi.


"Anası 50 lira, danası 100 lira"


Üretim sisteminin temelinde ’taşıyıcı anne’ modeli olduğunu belirten Kibar, yerli ırkların dayanıklılığına dikkat çekti. Kibar, "Yerli anaç hayvanlar çok ucuz. Bu bölgenin hava şartlarına ve mikroplara çok alışkın ve dayanıklılar. Diken yese de, çöp yese de büyüyorlar, gelişiyorlar ve buzağı veriyorlar. Bizim işimiz bir nevi koyunculuğun büyükbaş hali. Koyuncular süt sağmaz sadece kuzuya çalışırlar, biz de burada sadece buzağıya çalışıyoruz. Bizim amacımız iyi spermadan kaliteli buzağılar elde etmek. Bizim için anne hiç önemli değil. Bir anne melez olursa gen aktarımı hemen hemen olmuyora yakın. Baba daha baskın karakter oluyor. Dolayısıyla da çıkacak olan yavru babaya benziyor. Biz de buradan iyi bir ırk elde ediyoruz. Anayı taşıyıcı olarak kullanıyoruz. Yerli ırklarla melezleme yapıyoruz, et üretmek için yaptığımız besi materyalini buradan alıyoruz. Örnek veriyorum, bizim burada bir tane beyaz Simental kırığı bir danamızı var, hemen yanında da annesi var. Annesinin boyuna gelmek üzere. O dana 4-5 aylık. Kimse onu bilmez o anneden olduğunu. ’Bu hayvanın doğuracağı ne işe yarar?, hayvan küçücük, anası ne ki danası ne olsun?’ derler. Benim sloganım da ’anası 50 lira, danası 100 lira.’ Bu anlayış ile burada çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu.


Üretim modelinin karlılığını anlattı


Üretim modelini anlatan Kibar, karlılık ve doğal yetiştiriciliğe dikkat çekerek, "2025 Kurban Bayramı sonrası buradaki anneleri ortalama 42’şer bin liraya topladım. Hepsinden de bir sefer buzağı aldım. Buzağıların en düşüğünü de 110 bin TL’den sattım. Dolayısıyla ben burada karlı bir iş yaptım. Bakım maliyetlerim diğer kültür ırklarına göre çok düşük. Çünkü ben bunlardan süt sağmıyorum. Hayvanın günlük verdiği süt 4-5 kilogram civarında. Onu da buzağı istediği kadar emebiliyor. Böyle yapınca inek mastitis olmaz, buzağı ishal olmaz. Buzağı doğar doğmaz annesindeki ağız sütünü yani kolostrumu alır ve bağışıklığını kazanır. Biz buzağının peşinde koşacağız, ’aman ishal olacak, aman ayıralım, 2 kilo süt verdik, 5 kilo süt verdik, sütün ısısını ayarladık, ayarlamadık’ gibi bunlarla uğraşmayız. Anneden nasıl geliyorsa süt, doğal bir şekilde buzağı emer" ifadelerini kullandı.


"Yerli ırkla melezleme et açığına çözüm olabilir"


Sistemin en önemli avantajlarından birinin düşük bakım maliyeti ve doğal üretim süreci olduğunu vurgulayan Kibar, hayvan sağlığı açısından da önemli bir kolaylık sağladıklarını söyledi. Kibar, "Burada bir üretim modeli var. Yerli dişi ırklarla kaliteli erkek etçi ırkları melezlemenin ülkedeki et açığına çok büyük katkısı olacağını düşünüyoruz. Bir örnek daha vermek gerekirse, burada bir anne var ve çok büyük çaplı bir anne değil. İlk yavrusu Angus’tu, sattık. Şimdi içinde Hereford var. Aslında bizim hayvanlarımızın onlardan hiçbir farkı yok. Bunların doğuracağı angusların, Uruguay’dan gelen angustan hiçbir farkı yok. Aksine ondan fazla kilo alır, ondan aşağı kilo almaz. Ama biz ne yapıyoruz? Bütün paramızı döviz yapıp yurt dışına gönderiyoruz. Yerli üreticimiz de bıkıyor artık. Sütün, etin para etmediğini söylüyor. Etmez. Çünkü ben 200 bin liralık bir anne alıp günün sonunda 100 bin lira kazanıyorsam benim yaptığım iş mantıklı değil. Ama 50 bin liralık bir anne alıp 100 bin kazanıyorsam benim işim mantıklı" dedi.


"Daha az insan, daha çok huzur"


Hem avukatlık mesleğini sürdürdüğünü hem de hayvancılığın kendisine farklı bir huzur verdiğini dile getiren Kibar konuşmasını şu sözlerle noktaladı;


"Başta babam bu işi yapmamı istemiyor. ’Ben seni okuttum, büyüttüm, avukat oldun. Avukatlık yap’ diyor. Ben avukatlığımı zaten yapıyorum. Ama şimdi ben avukatlıkta elde ettiğim stresimi dama geldiğim zaman çobanlık yaparak atıyorum. Yani ben ’çobanlıktan mutluyum, avukatlıktan mutluyum?’ Avukatlığı 17 yıldır yapıyorum, mesleğimi seviyorum. Ama çobanlıkta daha mutluyum. Daha az stresliyim, daha az insan, daha çok huzur."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bingöl Bingöl’de doğal oluşan gelincik tarlası vatandaşların ilgi odağı oldu Bingöl’de yol kenarında doğal olarak oluşan gelincik tarlası, Kurban Bayramı dönüş yolundaki vatandaşların ilgi odağı oldu. Bingöl-Muş karayolu üzerinde yol kenarında geniş bir alana yayılan kırmızı gelincikler, bayram ziyaretlerinden dönen vatandaşların dikkatini çekti. Araçlarını yol kenarına park eden vatandaşlar, eşsiz manzara eşliğinde fotoğraf çektirip görüntü aldı. Gelincik tarlasını görünce durduklarını belirten Gülfidan Göztaşı, "Solhan’dan Bingöl’e bayram ziyaretlerinden dönüyoruz. Yol üzerinde şu eşsiz manzarayı gördük, çok etkilendik" dedi. Muhammed Göztaşı ise "Bayram ziyaretlerinden dönüyoruz. Yoldan geçerken bu eşsiz manzarayı gördük. Çok güzel, çok harika. Hemen hemen 100 araçtan 95’i durmuş vaziyette bu eşsiz manzarayı ve güzelliği kaçırmamak için burada duruyor. Bingöl zaten coğrafyasıyla çok güzel bir şehir. Bence herkesin görmesi gereken bir yer. Bu manzarayı da kaçırmayın derim" diye konuştu. Hava Göztaşı da gördükleri manzaradan etkilendiklerini ifade ederek, "Bayram ziyaretine giderken bu mükemmel manzarayı gördük. Gerçekten eşsiz bir manzara. Bayram ziyaretinden dönen herkes fotoğraf çekmek için buraya geldi. Biz de görünce değerlendirelim dedik" şeklinde konuştu. Doğal güzelliğiyle dikkat çeken gelincik tarlası, vatandaşların uğrak noktalarından biri haline geldi.
Osmaniye Bayramda evlatlarının mezarı başında buluştular Kahramanmaraş’ta okulda yaşanan saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil’in mezarı, Kurban Bayramı dolayısıyla saldırıda yaşamını yitiren diğer öğrencilerin aileleri tarafından ziyaret edildi. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde 15 Nisan 2026 tarihinde Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil, Kurban Bayramı’nda mezarı başında anıldı. Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde bulunan Adnan Göktürk Yeşil’in mezarını, aynı saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerin aileleri ziyaret etti. Kurban Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen ziyarette dualar edilirken, duygusal anlar yaşandı. Ziyarete Düziçi Belediye Başkanı Mustafa İba da katılarak ailelere başsağlığı dileklerini iletti. Başkan İba, hayatını kaybeden öğrencilere Allah’tan rahmet, ailelerine ise sabır temennisinde bulundu. Kabir başında Kur’an-ı Kerim okunup dualar edilirken, aileler evlatlarını özlemle andı. Bayramların kendileri için artık buruk geçtiğini ifade eden aileler, çocuklarının hatıralarını yaşatmaya devam edeceklerini söyledi. Bayramlarda elimizi öpmesi, bizi ziyaret etmesi gereken çocuklarımızı biz mezarları başında ziyaret ediyoruz diyen Belinay Nur Poyraz’ın babası Murat Poyraz, "Bugün burada Adnan kardeşimizin ve diğer şehit ailelerimizin bayram ziyaretine geldik. Acımız çok büyük. Bayramlarda elimizi öpmesi, bizi ziyaret etmesi gereken çocuklarımızı biz mezarları başında ziyaret ediyoruz. Adnan kardeşimizi ve evlatlarımızı ziyaret ettik. Acımızın tarifi yok. Yaşadığımız acının büyüklüğünü anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Devlet büyüklerimizin bu acımıza bir nebze olsun su serpmesini istiyoruz. Bu olayı gerçekleştiren şahsın ve varsa sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını devletimizden talep ediyoruz. Halkımızın da her zaman yanımızda olduğuna inanıyoruz. Ülkemizin ve milletimizin başı sağ olsun. Biz bu bayramı bayram gibi yaşayamadık ama tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı kutluyor, hayırlı bayramlar diliyorum" diye konuştu. "Bizim geleceğe dair planlarımız çocuklarımızdı" Bizim geleceğe dair bütün planlarımız çocuklarımızla birlikteydi, şimdi ise mezarlıklarda diyen Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, "Bugün Cevdet abimizin evladı, oğlumuzun okul arkadaşı Adnan’ı ziyaret etmek için buraya geldik. Bayram diyorlar ama bizim için bayram değil. Yaşadığımız acı çok büyük. Olayda hayatını kaybeden çocuklarımız oldu, yaralanan çocuklarımız da var. Tedavileri devam eden tüm evlatlarımıza acil şifalar diliyorum. Ailelerine de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İnşallah en kısa sürede sağlıklarına kavuşurlar. Bizim geleceğe dair bütün planlarımız çocuklarımızla birlikteydi. Şimdi ise mezarlıklarda evlatlarımızın kabirlerini ziyaret ediyoruz. Bu acının tarifi gerçekten yok. Tek isteğimiz adaletin yerini bulmasıdır. Yaşananların sorumlularının hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz. Bu süreçte yanımızda olan, acımızı paylaşan herkese teşekkür ediyorum. Allah herkesten razı olsun" ifadelerini kullandı. "Bize bu bayram gelmedi" Evlatlarımızı ve öğretmenimizi hiçbir zaman unutmayacağız diye Adnan Göktürk Yeşil’in babası Abdullah Cevdet Yeşil, "Bugün sağ olsun Kahramanmaraş’tan diğer şehit çocuklarımızın anne ve babaları oğlumuzu ziyarete geldiler. Bu ziyaret bizleri çok mutlu etti. Allah hepsinden razı olsun. Bize bu bayram gelmedi. Bayram yapamadık. Hiçbir ailemiz bayram yapamadı. Ama birlik ve beraberlik içerisinde, ailelerimizle dayanışma içinde ayakta durmaya çalışıyoruz. Milletimizden de Allah razı olsun. Her zaman yanımızda oldular, olmaya da devam ediyorlar. Evlatlarımızı ve öğretmenimizi hiçbir zaman unutmayacağız. Destek veren, acımızı paylaşan herkese teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun" dedi.