YEREL HABERLER - 22 Nisan 2012 Pazar 15:45

AYVALIK BELEDİYESİ`NDEN BREMEN MIZIKACILARI

A
A
A
AYVALIK BELEDİYESİ`NDEN BREMEN MIZIKACILARI

Balıkesir`in Ayvalık ilçesinde, Ayvalık Belediyesi`nin Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında organize edilen; İstanbul Çizgi Tiyatrosu`nun sahnelediği Bremen Mızıkacıları adlı çizgi kukla tiyatro oyununa minikler büyük ilgi gösterdi.
19 Nisan`da Ayvalık Belediyesine ait İsmet İnönü Kültür Merkezinde, 20 Nisan`da ise Ayvalık`a bağlı Akçapınar köyü İlköğretim Okulunda, Akçapınar ve çevresindeki köylerin öğrencilerine yönelik ikişer seans yapılan gösterimleri izleyebilmeleri için miniklerin ulaşım sorunu Ayvalık Belediyesine ait otobüslerle çözüldü. İsmet İnönü Kültür Merkezi ve Akçapınar İlköğretim Okulu`nda düzenlenen, Bremen Mızıkacıları adını taşıyan çizgi kukla gösterimlerine yaklaşık 2 bin miniğin izlediği gözlendi.
İstanbul Çizgi-Kukla Tiyatrosu tarafından gerçekleştirilen ücretsiz gösterimlerde, Grimm Kardeşler`in ünlü masalı ``˜Bremen Mızıkacıları`nı şarkılı, danslı, müzikli sahneleyen tiyatrocular, Türkiye`de ilk kez denenen; karanlık salonda fosforlu kuklaların, siyah perde üzerinde sahnelenmesi tekniğini kullandı. Abdullah Gün, Nadir Horoz, Mehmet Bilen, Hasan Köse, Uğur Özyap, Mehmet Enver Ertunç adlı oyuncuların yanı sıra Sevgi Oral ve Uğur Kanma`nın da destek verdiği oyunla ilgili bilgi veren Çizgi Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Burhan Gün, ``Daha çok hayvanlar arasında diyaloglar geçtiği için çocukların büyük ilgisini çeken oyunumuzun farklı tekniği çocuklara gizemli geliyor. Sahne arkasında kimin olduğunu bilmedikleri ve ışıkların olmadığı ışıkların kapatıldığı gösterimlerimizde, bir florasan`dan yansıyan ışığın sahnedeki fosforlu kuklaların hareket ettiren oyuncuları bile görmeden sadece fosforlu çizgi kahramanları izlemeleri ise onları daha da çok büyülüyor`` diye konuştu.
AYVALIK BELEDİYESİNE VELİLERDEN ÖVGÜLER YAОDI
Oyun sırasında sahnedeki oyuncuların görünmemesi ve çocukların hayal gücünün bölünmemesi için fotoğraf çektirilmesine izin verilmezken, Ayvalık Belediyesi`nin öğrencilere ve yetişkinlere yönelik bu tip etkinliklerini sürdüreceği kaydedildi. Gösterimleri miniklerle birlikte izleyen öğretmen ve öğrenci velilerinin böylesi farklı görsellerle süslü, güldürürken düşündüren, eğitici-öğretici bir etkinliğin gerçekleşmesini sağlayan Ayvalık Belediyesi`ne övgüler yağdırması ise dikkatlerden kaçmadı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara 28 Şubat döneminde eğitim hakları engellenen İlyas ve Ağdalyan: "28 Şubat yalnızca eğitim değil, sosyal ve psikolojik yaşamlarımızı da derinden etkiledi" Burdur’da üniversite öğrencisiyken 28 Şubat döneminde başörtülü olması nedeniyle eğitim hakkı engellenen 28 Şubat Öğrenci Derneği Genel Başkanı Emine İlyas ile Konya’da benzer uygulamalara maruz kalan Leyla Arslan Ağdalyan, o dönemde yaşadıklarını anlattı. İlyas ve Ağdalyan, 28 Şubat sürecinin yalnızca eğitim hayatlarını değil, sosyal ve psikolojik yaşamlarını da derinden etkilediğini dile getirdi. 28 Şubat döneminde Burdur’da üniversite öğrencisiyken çeşitli cezalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen 28 Şubat Öğrenci Derneği Genel Başkanı Emine İlyas ile Konya’da öğrenim gördüğü sırada benzer uygulamalara maruz kalan Leyla Arslan Ağdalyan, başörtüleri nedeniyle okullarından uzaklaştırıldıklarını ve eğitimlerini yarıda bıraktıklarını ifade etti. O dönemde yaşadıkları baskıları İHA muhabirine anlatan İlyas ve Ağdalyan, 28 Şubat sürecinin yalnızca eğitim hayatlarını değil, sosyal ve psikolojik yaşamlarını da derinden etkilediğini belirttiler. "Türkiye’nin dört bir tarafında üniversite okuyan öğrenciler olarak eğitimimize devam edemedik" 28 Şubat döneminde eğitim hakları engellenmiş tüm vatandaşların haklarını aramak için dernek çatısı altında bir araya geldiklerini söyleyen Emine İlyas, "Ben de o dönemde üniversite öğrencisiydim. İkinci sınıftaydım ve çeşitli cezalar alarak eğitimime devam edemediğim bir süreç yaşadım. O süreçte biz Türkiye’nin dört bir tarafında üniversite okuyan öğrenciler olarak eğitimimize devam edemedik. 13 yıl sonra üniversitede başörtü serbest oldu ama bu sefer de yaşlarımız ilerledi. Hayatlarımız değişti, evlendik, çocuklarımız oldu. Bu şartlarda biz üniversitelerimize geri döndük ve tekrar bir mücadelenin içine girdik. 2014-2015 yılında diplomalarımızı aldık. Sonrasında da 28 Şubat Öğrenci Derneği’ni kurarak, bu sorunu yaşayan Türkiye genelindeki tüm mazlumları bu derneğin çatısı altında bir araya getirdik" dedi. "28 Şubat yeryüzündeki tüm masumların davasıdır" 28 Şubat döneminde başörtülü kişilere karşı çeşitli hukuksuzlukların yaşandığını vurgulayan İlyas, sözlerine şöyle devam etti: "28 Şubat ne Emine’nin başörtüsü ne de Ayşe’nin başörtüsü sorunudur. 28 Şubat bütün Müslümanların, yeryüzündeki tüm masumların ve insanlık onurunun davasıdır. Aslında biz dernek çalışmalarını yaparken şunu keşfettik; baktık ki kavramlarımızın hiçbiri bize ait değil. Hep darbecilerin kavramlarıyla darbecilere hizmet etmişiz. O nedenle bazı kavramların özellikle kullanıldığını fark ettik. Biz mağdur kelimesinin kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Derneğimiz hep yanlış isimlendirilir. Biz bu mağdur kelimesini kabul etmiyoruz. O dönemde olması gerekeni yaptık. Ülkemizde büyük bir hukuksuzluk yaşanıyordu ve bu hukuksuzluğa karşı tüm Türkiye’deki vatandaşlar olarak herkes kendi bulunduğu alanda karşı çıktı. 2025 yılı yargı kararları bizim halkımıza müjdemizdir. 2025 yılında yargı kararları alındı ve bize darbeyi uygulayanlar hapse girdiler. Fakat hapse girmeleri yeterli değil. Onların ülkemizde yapmış oldukları hukuksuzlukların kalıntılarını hala temizleyemedik. Biz bunların temizlenmesini talep ediyoruz." "28 Şubat önlenemediği için de 15 Temmuz oldu" 28 Şubat Öğrenci Derneği olarak mağdur öğrencilerin hak ihlallerinin giderilmesiyle ilgili çalışmalar yaptıklarını aktaran İlyas, "Ülkemizde yaşanan darbeler tarihine baktığımız zaman 27 Mayıs önlenemediği için 1971 muhtırası oldu. 12 Eylül önlenemediği için 28 Şubat oldu. 28 Şubat önlenemediği için de 15 Temmuz oldu. Ve biz 15 Temmuz’da ülkenin vatandaşları olarak büyük bir ruhla uyandık ve bu ruhun canlı kalması için gayret ediyoruz. Biz 28 Şubat Öğrenci Derneği olarak o süreci yaşayan ve yıllar sonra yine mücadeleler vererek diplomalarını alan hanımefendilerin hak ihlallerinin giderilmesiyle ilgili bir çalışma yaptık. Hak ihlalleri giderilememiş 28 Şubat gazileri var" ifadelerini kullandı. "Başörtü sorunu 2011 yılında düzelene kadar okulumu bırakmak zorunda kaldım" Üniversitede başörtülü olmasından dolayı çeşitli cezalar aldığını ifade eden Leyla Arslan Ağdalyan, "Anadolu Öğretmen Lisesi’ni bitirdikten sonra Selçuk Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. 1997-1998 eğitim öğretim yılında hiçbir sorun yaşamadan başörtülü bir şekilde üniversite hayatıma devam ettim ama bu süreçte İstanbul’daki üniversite okuyan arkadaşlarımızın yaşadığı sorunlar başlamıştı. Biz de onlara Konya’dan destek amaçlı çeşitli eylemlerde bulunduk. 1998-1999 eğitim yılına geldiğimiz zaman 2. sınıfta önce hocamızın bizi uyarmasıyla süreç başladı. Kılık kıyafet kurallarına uymadığımız için sınıfımızda tutanak tutuldu, savunmamız istendi ve süreç bu şekilde devam etti. İlk etapta uyarı cezası, sonunda bir hafta uzaklaştırma, peşinden bir ay ve dönem uzaklaştırma cezası şeklinde eğitimim yarıda kaldı. Başörtü sorunu 2011 yılında düzelene kadar o süreçte okulumu bırakmak zorunda kaldım" diye konuştu. "Başörtüsü Allah’ın emri olduğu için böyle bir mücadeleye giriştik" 28 Şubat döneminde başörtüsüne yönelik yürütülen uygulamalara karşı mücadele ettiklerini belirten Ağdalyan, "Arkadaşlar olarak bize mağdur denilmesini istemiyoruz. Çünkü başörtüsü Allah’ın emri olduğu için böyle bir mücadeleye giriştik. Ama bir yandan da Türkiye hukuk devleti olduğu için, bu uygulamanın hukuksuz olduğunu düşündüğümüz için ne kadar uzun da sürse bu mücadelenin içinde yer alma kararı aldık ve bunu kabul etmedik. Dolayısıyla biz 28 Şubat mağdurları değiliz. Türkiye’de kendi vatanını, milletini seven insanlar olarak bu hukuksuz süreci kabul etmedik ve bu mücadeleye giriştik. Biz 28 Şubat gazileriyiz, bu yüzden mağdur kelimesinin kullanılmasını istemiyoruz. Benim gibi aynı süreci yaşamış arkadaşlarımın haklarının iade edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.