GÜNDEM - 10 Ocak 2025 Cuma 15:15

Balıkesir’de 10 Ocak Gazeteciler Günü buluşması gerçekleşti

A
A
A
Balıkesir’de 10 Ocak Gazeteciler Günü buluşması gerçekleşti

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde kentte görev yapan yerel ve ulusal basın kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Özgür bir basın ortamının demokrasinin en önemli göstergesi olduğunu söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, “İktidarların görevi gazetecilerin mesleklerini icra edebilmeleri adına demokratik şartları sağlamaktır. Balıkesir’deki yerel yönetim olarak bizim anlayışımız budur” dedi.


Pamukçu Onhann Termal Otel’de düzenlenen kahvaltı programına katılım oldukça yoğundu. Masaları tek tek ziyaret eden Akın, gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Başkan Akın, programın sonunda eline fotoğraf makinesini alarak gazetecilerin fotoğrafını çekti. Ardından özçekim yaptı.


İpekçi, Mumcu ve Kışlalı’yı andı


Basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Akın, meslekî zorluklar, politik baskılar ve antidemokratik uygulamalar nedeniyle gazeteciliğin en meşakkatli mesleklerin başında geldiğini söyledi. Cumhuriyet değerlerine sahip çıktığı ve kalemini satmadığı için Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı gibi gazetecilerin bedel ödediğini ifade eden Akın, halkı aydınlatmak için canını hiçe sayarak yaşamını yitiren gazetecileri de andı.


Tabloyu değiştirmek iktidarların elinde


Türkiye’de, eleştiri sınırlarının daraldığına dikkat çeken Akın, Türkiye’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 158’inci sırada yer aldığını söyledi. Yerel veya ulusal medyaların basın özgürlüğünün, pek çok iktidarın sınırına girdiği anda bittiğini söyleyen Akın, “Bu tabloyu değiştirmek iktidarların elinde. Çünkü “Devlet basın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri almalıdır.” İktidarlara düşen görev, basın emekçilerine parmak sallamak değildir. İktidarların görevi gazetecilerin, mesleklerini icra edebilmeleri adına demokratik şartları sağlamaktır. Yapılması gereken her türlü eleştiriye açık olmak ve gazetecilerle iletişim kanallarını sürekli açık tutmaktır. Balıkesir’deki yerel yönetim olarak bizim anlayışımız budur.” diye konuştu.


Balıkesir’de güçlü basın geleneği var


Güçlü bir demokrasi için güçlü bir basın organizasyonunun önemli olduğunu aktaran Akın, Balıkesir’de Karesi gazetesi ile başlayıp, Kuvayı Milliye hareketinin sesi olmuş Ses, İzmir’e Doğru ve Doğru Söz isimli gazetelerle pekişen; Cumhuriyet sonrasında da devam eden güçlü bir basın geleneği olduğunu söyledi. Basının, dün olduğu gibi bugün de güçlü olmasının kendilerini memnun edeceğinin altını çizen Akın, “Çünkü bizim pusulamız, her zaman demokrasi ve halktan yana. Kentimize değer katan tüm basın emekçilerine teşekkür ederim. Emeklilerin yüzünün güldüğü, çocukların yeterli beslendiği, çiftçinin toprakla barıştığı, gençlerin üniversitelerine kayıt için sıraya girdiği; altyapısıyla, kültürüyle, turizmiyle güçlü bir Balıkesir hedefimiz var. Basın emekçilerimiz de hedeflediğimiz demokratik, güçlü ve yaşanabilir kentin oluşabilmesi adına bu tabloda önemli birer özne.” dedi. Köşe yazarlığının da çok kıymetli olduğunu belirten Akın, siyasetçilerin yazarların köşelerinde yer verdiği konuları takip edip onlardan ders çıkarması gerektiğini belirtti.


Amacımız birlikte hareket etmek


Balıkesir’in hak ettiği noktaya gelebilmesi adına gazetecilerin desteklerinin kendileri için önemli olduğunu belirten Akın, “Çünkü bizim amacımız partizanlık yapmak değil, bizim amacımız kentimizin çıkarlarını düşünerek Balıkesir için hep birlikte hareket etmek. Gazetecilerle, kadınlarla, öğrencilerle, her siyasi görüşten vatandaşımızla, kentimizdeki kurum ve kuruluşlarla birlikte ayrı gayrı gözetmeden Balıkesir’in tüm unsurlarını bir araya getirecek ve Balıkesir Takımını kuracağız. Hepimizin tek bir amacı var: Balıkesir iyi olsun, Balıkesirlinin yüzü gülsün” ifadelerini kullandı.



Balıkesir’de 10 Ocak Gazeteciler Günü buluşması gerçekleşti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini, siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Hakkımız oradadır ve hakkımızı yedirmeyiz" dedi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından geri adım atmayacağını, çözüm iradesinin ise Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde sürdürüldüğünü söyledi. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının tarihi mücadelesinin doğru okunması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878’den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibarıyla da böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için yok hükmündedir. Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir hattır ve çözüm iradesinde olan bir hattır" ifadelerini kullandı. "İzolasyonlar haksızdır, kabul edilmesi mümkün değildir" Kıbrıs Türk halkının geçmişte de çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu dile getiren Erhürman, 2004 ve 2017 yıllarındaki süreçleri hatırlatarak bu iradenin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ortaya konduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın forumdaki konuşmasına da atıfta bulunan Erhürman, adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümden yana olduklarını ifade etti. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların hukuk dışı olduğunu vurgulayan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlar haksızdır. Asla kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 2004 referandumunun ardından yayımladığı raporda, bu izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini belirten Erhürman, Avrupa Birliği raporlarında da benzer değerlendirmelerin yer aldığını söyledi. Erhürman, buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem temel hakları ihlal edilen hem izolasyonlara maruz bırakılan hem de adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsü zedelenen bir halk konumunda tutulduğunu kaydetti. "Türkiye ile tam koordinasyon içinde ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da biliyoruz" Konuşmasında Türkiye-KKTC eşgüdümüne özel vurgu yapan Erhürman, Kıbrıs meselesinde ortaya konulan siyasal hattın son derece net olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, "Dolayısıyla biz ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da Türkiye Cumhuriyeti’yle tam bir koordinasyon içerisinde çok iyi biliyoruz. Bunun da dünya tarafından anlaşılması gerektiğini biliyoruz" diye konuştu. Erhürman, dünyanın yeni bir evreden geçtiğine ilişkin değerlendirmelere de değinerek, uluslararası ilişkilerde kuralların ve ilkelerin geri plana itilmesinin insanlık açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını söyledi. Erhürman, insanlığın geçmişte medeniyetin rafa kaldırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtiğini ancak sonrasında yeniden kurallı yaşama ve diyalog zeminine döndüğünü ifade etti. Erhürman, kısa süre içinde haklı konumdaki Kıbrıs Türk halkının haklarını almasını sağlayacak bir sürecin yeniden görünür hale geleceğini kaydetti. "Sorunun kaynağı paylaşım iradesinin olmaması" Kıbrıs sorununun neden çözülemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erhürman, temel meselenin Kıbrıs Rum liderliklerinin adadaki doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve yönetim erkini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu savundu. Erhürman, "Sorunun kaynağı şu; Kıbrıs Rum liderlikleri Kıbrıs’ta doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve tabii ki iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor" dedi. Montana sürecini örnek gösteren Erhürman, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı kategorik olarak reddettiğini hatırlatarak, bunun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Erhürman, "Herhangi bir yapı olacak ortada ve biz bileceğiz ki tarih boyunca bir Kıbrıslı Türk o yapıyı asla başkan olarak yönetemeyecek. Ben bunun bir hukukçu olarak, siyasi eşitlik olarak kabul edilmesini kat’a mümkün görmem" dedi. "Birinci aşama güven artırıcı önlemler" Erhürman, çözüm için ortaya koydukları yaklaşımın aşamalı bir yöntem içerdiğini belirterek, yıllardır anlamlı bir müzakere sürecinin bulunmadığını söyledi. Bu süreçte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını yok sayarak çeşitli ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları başta olmak üzere birçok konuda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun güvensizliği daha da artırdığını kaydetti. Bu nedenle ilk aşamada Lefkoşa’da iki liderin karşı karşıya gelerek hem Kıbrıs Türk halkının hem de Kıbrıs Rum halkının hayatını kolaylaştıracak güven artırıcı önlemler üzerinde karar alması gerektiğini söyleyen Erhürman, "Lefkoşa’da bir tane yeni kapı, bir tane yeni geçiş noktası açabildiğini ispatlayamayan iki liderin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü gibi 60 senedir devam eden bir sorunun çözmesini hiç kimse bekleyemez" ifadelerini kullandı. Erhürman, 5+1 formatına ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs Rum liderliklerinin muhatap olarak Kıbrıs Türk tarafını değil, doğrudan Türkiye’yi alma eğiliminde olduğunu savundu. "İzolasyonlar kalkacaktı ama hâlâ sporcularımız yarışamıyor" Kıbrıs Türk halkının geçmiş deneyimlerinin kendilerine önemli dersler verdiğini belirten Erhürman, Annan Planı sonrası verilen sözlerin tutulmadığını da dile getirdi. Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki iradesine rağmen izolasyonların kaldırılmadığını ifade eden Erhürman, sporculardan iş insanlarına, akademisyenlerden arkeologlara kadar birçok kesimin hâlâ uluslararası alanda ciddi engellerle karşılaştığını söyledi. Erhürman, "Benim sporcularım hâlâ uluslararası müsabakalarda yarışamıyor. Benim iş insanlarımla benim üniversite insanlarımla bugün yurt dışına çıkışta, bir yerlerde temsiliyette sorun yaşanıyor. Benim arkeologlarımın yazdığı makalelerin yayınlanması engelleniyor uluslararası dergilerde. Kimseyle kavgamız patırtımız yok. Ama hakkımız oradadır. Ve hakkımızı yedirmeyiz" diye konuştu. "Silahlanma ve büyük devletlere yaslanma çabası nafiledir" Konuşmasının son bölümünde adadaki güvenlik dengelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma ve büyük devletleri arkasına alma siyasetiyle Türkiye’ye karşı bir askerî denge kurmaya çalıştığını düşündüğünü söyledi. Böyle bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını belirten Erhürman, bunun hem Rum halkı hem de Türk halkı açısından ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti. Erhürman, "Zannediyorsun ki silahlanma ve bazı büyük devletleri arkana almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir askeri denge oluşturacaksın. Bu nafile bir çabadır, realist değildir, gerçekleşmesi zaten mümkün değildir. Bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçenler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir" ifadelerini kullandı. Adada alınan tek taraflı kararların yalnızca bir tarafı değil, tüm halkları riske attığını söyleyen Erhürman, "Benim halkım kendi iradesi olmadan alınan kararlar üzerinden risk altına sokulmayı kabul etmez" dedi.