ÇEVRE - 30 Mart 2026 Pazartesi 22:24

Balıkesir’de suyun geleceği masaya yatırıldı

A
A
A
Balıkesir’de suyun geleceği masaya yatırıldı

İklim değişikliği ve su verimliliği konularının masaya yatırıldığı "Balıkesir’in Su Varlığı Çalıştayı"nda konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, suyun sadece doğal bir kaynak değil, aynı zamanda şehrin temel güvencesi olduğunu belirterek, "Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir. Bu anlayışla hareket etmeye, birlikte üretmeye ve Balıkesir’in yarınını hep birlikte güvence altına almaya devam edeceğiz" dedi.


Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Kent Konseyi iş birliğinde su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek amacıyla düzenlenen "Balıkesir’in Su Varlığı Çalıştayı"nda uzman akademisyenler ve paydaşlar bir araya geldi. Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen çalıştayda Balıkesir’in su kaynaklarını korumak, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetmek adına üç başlık altında oturum yapıldı. "Su Yönetimi ve Verimliliği", "Su ve İklim Değişikliği" ve "Su Varsa Hayat Var" başlıklı oturumlarda uzman isimler suyun bugünü ve yarınını konuştu. Çalıştayın kapanışına katılan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Güçlü şehirler, yalnızca bugünü iyi yöneten şehirler değildir. Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir. Bu anlayışla hareket etmeye, birlikte üretmeye ve Balıkesir’in yarınını hep birlikte güvence altına almaya devam edeceğiz" dedi.



"Su, geleceğin temel güvencesidir"


Suya sadece bugünün ihtiyacı olarak bakılmaması gerektiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Akın, suyun aynı zamanda bir şehrin yarını olduğunu söyledi. Suyun hayatın temel akışını belirlediğine dikkat çeken Akın, "Üretimin devamlılığını, toprağın bereketini, şehirdeki düzeni, yaşam kalitesini belirler. Aynı zamanda bir kentin dayanıklılığında, kırılganlıklarla mücadelesinde ve geleceğe ne kadar hazır olduğunda çok önemli bir rol oynar. Bu yüzden su, bir doğal kaynak olmanın ötesinde, bir şehrin geleceğini taşıyan temel güvencedir. Balıkesir’imiz, bu gerçeği en derinden hisseden şehirlerden biri. Geniş tarım alanlarıyla, güçlü üretim kapasitesiyle, kırsal yaşamın canlılığıyla ve doğal zenginlikleriyle bu şehir için su adeta bir can damarı diyebiliriz. Balıkesir suyun ritmiyle üretim yapan, suyun dengesiyle büyüyen bir şehir. İşte bu yüzden şehrimizde su ile olan ilişkimiz, yalnızca bugünü etkilemiyor. Üreticinin yarınını, kırsal hayatın sürekliliğini, şehir ekonomisinin dengesini de etkiliyor. Ve en önemlisi de, çocuklarımıza nasıl bir Balıkesir bırakacağımızı doğrudan etkiliyor. Bu yüzden su meselesini, belediyecilik anlayışımızın en temel sorumluluk alanlarından biri olarak görüyorum. Bu benim için doğrudan geleceği koruma meselesidir" diye konuştu.



"Çalıştay, büyük anlam taşıyor"


"Bizler yerel yöneticiler olarak yalnızca bugünü yönetmekle yetinemeyiz. Aynı zamanda yarını korumak, kaynakları doğru kullanmak ve bu şehrin doğal varlıklarını bir emanet hassasiyetiyle sahiplenmek zorundayız" diyen Akın, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Çalıştayın üst başlığında da yer alan ’sürdürülebilirlik’ kavramı bugün artık kağıtta yazan bir kelimeden çok daha fazlası. Biz, bunu her gün her an yeniden idrak ederek çalışıyoruz. Suyun verimli kullanımı, su kaynaklarının korunması, iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlıklı olmak, tarımda sürdürülebilirliği sağlamak ve su yönetimini bilimsel bir zemine oturtmak Tüm bu başlıklar birbirinden bağımsız konular değildir. Hepsi aynı sorumluluğun farklı yüzleridir. O sorumluluk da çok nettir: Bu şehirde hayatın kesintisiz devam edebilmesini sağlamak. ’Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Kullanımı’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz Balıkesir Su Varlığı Çalıştayı, bu açıdan çok büyük anlam taşıyor. Bilimin, saha deneyiminin ve kurumsal birikimin bir araya geldiği bu zemine eskisinden çok daha fazla ihtiyacımız var."



"Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir"


Su meselesini tüm yönleriyle entegre bir biçimde ele almak gerektiğinin altını çizen Akın, "Bir kurumun tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu, birlikte düşünmeyi ve birlikte hareket etmeyi gerektirir. Akademinin bilgisi, kamu kurumlarının tecrübesi, merkezi yönetimin kaynak ve kapasitesi, yerel yönetimlerin sahadaki gücü ve kurumdan bireye tüm paydaşların katkısı bir araya geldiğinde, ortaya çok daha güçlü bir yol haritası çıkar. Suyu koruyan, verimli kullanan, geleceği gözeten ve sürdürülebilirliği hayatın her alanında öne çıkaran bir anlayışla yürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki su varsa hayat var. Su varsa gelecek var. Şehrin geleceğini şansa bırakmadan, bilinçli ve planlı bir şekilde inşa etme imkânı verir. Bu çalıştaydan çıkacak her fikir, her öneri ve her katkı bu açıdan büyük değer taşıyor. Burada kurulacak ortak aklın, Balıkesir’in su politikalarına yön vereceğine ve uzun vadeli güçlü adımların temelini oluşturacağına yürekten inanıyorum. Çünkü güçlü şehirler, yalnızca bugünü iyi yöneten şehirler değildir. Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir. Bu anlayışla hareket etmeye, birlikte üretmeye ve Balıkesir’in yarınını hep birlikte güvence altına almaya devam edeceğiz" diye konuştu.



"Suyun her damlası kıymetli"


"Su yoksa hayat da yok" diyerek konuşmasına başlayan Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) Genel Müdürü Erdoğan Öztürk ise, "Suyumuzun her bir damlasına sahip çıkmamız gerekiyor. Suyun her bir damlası artık çok kıymetli. Suyumuzu korumak adına gösterilecek çaba insanlığa duyduğumuz saygının ifadesi olacak. Unutmayalım ki ‘Su yönetimle korunur, tasarrufla çoğalır.’ Ben bu çalıştayda emeği olan herkese teşekkür ediyorum" dedi.



Balıkesir’de suyun geleceği masaya yatırıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE Dışişleri Bakanlarından ortak ’Kudüs’ açıklaması Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail’in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."