GÜNDEM - 22 Mart 2026 Pazar 10:05

Midilli Adası’ndaki kriz çözüldü

A
A
A
Midilli Adası’ndaki kriz çözüldü

Ramazan Bayramı tatilini Yunanistan’ın Midilli Adası’nda geçiren Türk tatilciler, adada şap hastalığı salgını nedeniyle greve giden Midillili çiftçilerin başlattığı eylemler nedeniyle Midilli Adası Limanı’nda mahsur kaldı. Yüzlerce tatilcinin; eylemci çiftçilerin limanın giriş çıkışını kapatmasıyla yaklaşık dört saat süresince limana alınmaması nedeniyle korkulu anlar ve belirsizlik yaşadıkları öğrenilirken, kriz Yunanistan Başbakanlığının girişimleri ile Yunanistan Kırsal Kalkınma ve Gıda Bakanı Kostas Tsiaras’ın, eylemci çiftçilere zararlarının karşılanacağını yazılı olarak söz vermesiyle aşıldı.


Edinilen bilgiye göre; Midilli Limanı’nı ablukaya alan Yunanlı çiftçiler, limanın girişini kapattı. Limanın içinde de eylem yapan çiftçiler, Ayvalık ve Aliağa’ya dönmek isteyen feribotların iskeleden ayrılmasına engel olmaya çalıştı. Yunanistan’ın Midilli Adası’nda faaliyet gösteren Kuzey Ege Bölge Valisi Kostas Moutzouris ile Midilli Belediye Başkanı Panagiotis Christofas, limana gelerek eylemci çiftçilerle görüştü.


Midilli’deki şap hastalığı salgını nedeniyle Yunanistan hükümetinin, adadaki büyükbaş ve küçükbaş hayvanları telef ettiklerini ancak kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını ve tek sermayeleri olan hayvanlarının ellerinden alınıp, itlaf edilmesi nedeniyle mağdur olduklarını belirten çiftçiler, mağduriyetlerinin giderilmesine ait kendilerine güvence verilmeden eylemlerini sona erdirmeyeceklerini söyledi.


Bunun üzerine Vali Moutzouris, Yunan Başbakan Yardımcısı Kostis Hatzidakis’i arayarak bilgilendirdi. Hatsidakis de, Yunanistan Kırsal Kalkınma ve Gıda Bakanı Kostas Tsiaras’a çiftçilerin ödemelerinin yapılabilmesi için yazılı bir talimat vermesini istedi. Bakanlıktan yazılı talimat gelince de, krizin çözüldüğü öğrenildi.



Yunanlı yolcular da mağdur oldu


Çiftçilerin, Midilli Adası havaalanı ile Midilli Limanı’ndaki eylemlerine son vermesinin ardından, Türk tatilciler de yaklaşık dört saatlik rötarla Ayvalık ve Aliağa limanlarına ulaştı. Eylem sırasında Midilli’den Pire’ye gidecek olan 2 bin 500 kişilik bir feribottaki Yunanlı yolcuların da mahsur kalanlar arasında olduğu bildirildi.


Ayvalık Deniz Hudut Kapısı’na ulaşan yolcular yaşanılan eylem nedeniyle gergin ve korku dolu anlar yaşadıklarını belirtti.


Yolculardan Ayvalıklı Avukat Kemal Tutkopar, Ramazan Bayramı tatilini Yunanistan’ın Midilli Adası’nda geçirdiğini belirterek, "Dönüşte, oranın saatiyle 16.30’da feribotumuzun kalkması gerekiyordu. Limana ulaştığımızda, limanın önünde 200 kişilik bir grup gösteri yapıyorlardı. Gümrük binasının da önünü kapatmışlardı. Girişi engelliyorlardı. Gümrük binasının hemen yanındaki bir başka girişten ilk gelen tatilci grubu olan bizi içeri aldılar. Biz pasaport kontrolünün ardından feribotumuza geçtik ve beklemeye başladık. Tabi bu arada şap hastalığı nedeniyle Yunan hükümeti tarafından hayvanları itlaf edilen çiftçi grubunun gösterileri de devam ediyordu. Sanırım hükümet de bu çiftçilere para ödemeye yanaşmıyormuş. Tabi ki itlaf edilen hayvanlar adamların sermayesi, ekmek parası. Tabi biz Türk tatilcilerin yanı sıra limandaki büyük bir feribot daha içinde Yunanlı yolcularıyla birlikte hareket etmesi engellendi. Midilli Liman Başkanlığı da, eylemcilerin tehditleri nedeniyle limandan ayrılmamıza izin vermedi. Sonrasında Midilli Valisi gelince konuşuldu ve bizim hareket etmemize izin verildi" dedi.


Kamuran Öder isimli tatilci de, çiftçilerin eylemi nedeniyle Midilli Limanı’nın demir kapılarının kapatıldığını liman dışında uzun insan kuyruğu içerisinde aralarında çocukların da olduğu kadınların soğukta zor anlar yaşadığını anlattı.


Midilli ile Ayvalık arasında seferler yapan bir katamaranın kaptanı Hasan Balcı ise, çiftçilerin adada gerçekleştirdikleri eylemin öğle saatlerinden itibaren sürdüğünü kaydederek, "Gösterileri sırasında etlerini ve sütlerini imha ettiler. Eylemleri limana ulaşınca da yolcularımızla birlikte mağdur olduk. Saat 17.00 itibarıyla limandan hareket onayı aldığımız halde yaklaşık dört saatlik rötarla hareket edebildik" ifadelerini kullandı.


Ecem Arkun isimli genç bir tatilci de, gümrük kapısından içeri giremeyen yüzlerce tatilcinin soğukta oldukça zor anlar yaşadığını, ancak krizin sonlanmasıyla Türkiye’ye dönmüş olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.


Koray Şimşek isimli tatilci ise, "Yaşanılan eylem nedeniyle herkes yaklaşık dört saat kadar aç-susuz olarak bekletildi. Bu adalardaki sorunu Yunanistan hükümetinin çözmesi gerekiyordu ama maalesef çözemediler. Biz ülkemize bazı şeylerin geç yürüdüğü için bahane buluyorduk ama onlar bizden daha kötüymüş. Bunu anladık" dedi.



"Türkiye her zamanki gibi devlet refleksini gösterdi"


Midilli Adası’ndaki çiftçilerin gerçekleştirdiği eylemin öğle saatlerinde valilik binası önünde başladığını aktaran Midilli ile Ayvalık arasında feribot seferleri düzenleyen Jalem Turizm’in sahibi Ali Jale de, "Daha sonra bizim gemilerimizin kalkmasına yakın bizim saatimize göre 16.30 sıralarında çiftçiler gümrüğün etrafını sardılar. Gümrük önünde barikat kurdular. Tatilcilerimizin bir kısmı barikatı geçti, bir kısmı geçemedi. Bu akşam yaklaşık 750 kişiye yakın tatilci dönüş yapıyordu. Bu yolcuların arasında 320 civarındaki tatilci feribotlara ulaştı ama bu kez de feribotların kalkışına izin verilmedi. Ama yaklaşık 3 buçuk saatin ardından Midilli Kuzey Ege Valisi geldi. Eylemcilerle görüştü. Zararlarının karşılanması için söz verdi. Ancak eylemciler bu sözü kabul etmedi. Valilik bu sözü yazıya dökmüş. Yunanistan Başbakan Yardımcısına göndermişler. O da ilgili bakanlık aracılığıyla yazının onaylanmasını istemiş. Onay gelince çiftçiler kapıları açtılar. Tabi biz bu süreçte Ayvalık Kaymakamımız Hasan Yaman’a durumu telefonla bildirdik. Daha sonra Rodos Başkonsolosluğumuzla iletişime geçtik. Onlara ve Sahil Güvenlik Komutanlığına gerekli bilgileri verdik. Bu sırada yolcuların büyük bir bölümü yaşanılanları videolara aldılar. Onlar da gerekli makamlara bu videolarla gerekli şikayetleri yaptılar. Ama bizim ülkemiz her zamanki gibi devlet refleksini gösterdi. Bugün bir kez daha gördük bunu. Bundan dolayı da devletimizin yetkililerine teşekkür ediyorum. Bugün yaşanılan aslında Yunanistan’ın bir iç meselesiydi ama seslerini duyurabilmek için bugün Türk tatilcilerin kalabalık dönüşünü kullanmış oldular. İnşallah bir daha böyle bir şey yaşamayız" diye konuştu.



Midilli Adası’ndaki kriz çözüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde bayram yoğunluğu Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi, Ramazan Bayramı’nda ziyaretçi akınına uğradı. Kültür, tarih ve müzeler şehri Gaziantep’te Çingene Kızı başta olmak üzere birçok önemli esere ev sahipliği yapan Zeugma Mozaik Müzesi’nde Ramazan Bayramı tatili nedeniyle ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor. Gaziantep’te tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve 30 bin metrekarelik alanda kurulu Zeugma Mozaik Müzesi’nde Çingene Kızı mozaiğinin yanı sıra Mars heykeli, Roma dönemine ait çeşmeler, hamamlar ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda bulunan mozaikler gibi yüzlerce eseri görmek isteyen ziyaretçiler, müzeye akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi ağırladı Ramazan Bayramı tatili nedeniyle İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Konya’nın yanı sıra başta Siirt, Van, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş ile Adıyaman gibi bölge illeri olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinden Gaziantep’e gelen ve kentin tarihi dokusunun yer aldığı çarşıları, bedesteni ve müze gibi birçok alanı gezen ziyaretçilerin ilk durağı Zeugma Mozaik Müzesi oluyor. Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla ziyaretçi akınına uğrayan ve Türkiye’nin dört bir yanından bayram tatili nedeniyle kente gelen ziyaretçiler, Zeugma Mozaik Müzesi’nde tarih yolculuğuna çıkıyor. "Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik" Bingöl’den kalabalık bir tur ekibiyle Gaziantep’e geldiklerini ve kentin tarihi çarşılarının yanı sıra Zeugma Mozaik Müzesi’ni de ziyaret ettiklerini belirten ziyaretçiler, "Öncelikle şehir zaten yemek ve kültürel açıdan çok zengin bir şehir. Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik. Tatilimizi Gaziantep’te değerlendirdik. Müze zengin ve dünyada ünlü bir müze olduğu için çok beğendik. Mozaikleri güzel ve Çingene Kızı mozaiğini de aynı şekilde dikkat çekici buldum. Bayram tatilimizin son günü ve son günümüzü değerlendirmek istedik. Şehir çok güzel ve herkesin Gaziantep’e gelmesini tavsiye ederim" dediler. "Müzede çok dikkat çekici ve etkileyici eserler var" Gaziantep’i ve Zeugma Mozaik Müzesi’ni ilk kez gördüğünü ve çok beğendiğini belirten Cansu Müminoğlu da, "Ramazan Bayramı tatili nedeniyle Gaziantep’e geldik ve Gaziantep’i gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’ni de gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’nde gerçekten çok dikkat çekici ve etkileyici olan eserler var. Bundan dolayı müzedeki eserlerin daha derinlemesine anlatılması ve tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Birçok eserin çalınmış olması ve parçalarının kaybolması çok üzücü ama Çingene Kızı mozaiğinin parçalarının tekrar müzeye getirilmesini ise sevindirici bir durum olarak görüyorum" şeklinde konuştu. "En çok Çingene Kızı etkiliyor" GAP turuna çıktıklarını ve tur kapsamında Gaziantep’e de geldiklerini belirten tur sorumlusu Büşra Kelbat ise, "Bingöl’den geldim. 26 kişilik turumu Gaziantep’e getirdim. Bölgeyi gezmeyi ve keşfetmeye Halfeti’nden başladık. Halfeti gerçekten her anlamda saklı bir cennetti. Akabinde Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesini gezdik. Ardından Gaziantep’in meşhur yemeklerini yedik. Yemekler gerçekten çok güzeldi. Yemekleriyle Gaziantep’in bizi dünya arenasında temsil etmesi mükemmel ve çok gurur verici. Daha sonra ise dünyanın en büyük ikinci müzesine geldik. Zeugma Mozaik Müzesi’ne her getirdiğim turda ziyaretçileri en çok Çingene Kızı etkiliyor" diye konuştu.
Hatay Annesi doğumda telef olan ’Boncuk’ kuzu, elbisesi ve biberonuyla ilgi odağı oldu Hatay’da annesi telef olan kuzuyu sahiplenen ve ona ’Boncuk’ ismini veren dayı ve yeğen, biberonla besledikleri kuzuyu bir an olsun yanlarından ayırmıyorlar. Kuzuyu biberonla elleriyle besleyen Ayaz Özgün’ün ve arkadaşlarının oyun arkadaşı olan kuzu ilgi odağı oldu. Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’nde yaşayan Gökhan Tepe, otopark işleterek geçimini sağlıyor. Yeğeni Ayaz Özgün’e oyun arkadaşı arayan Göztepe, arkadaşının çiftliğinden annesi telef olan bir kuzuyu alarak yeğenine hediye etti. Kuzuyu evinde görünce mutlu olan Özgün, kuzuya ’Boncuk’ ismini vererek onunla zaman geçirmeye başladı. Kuzuyu bir bebek gibi besleyen Özgün, kuzuyu biberonla süt ve su içirerek besliyor. Göztepe’nin otopark işlettiği iş yerinin neşesi olan kuzu, okuldaki çocukların, mahallelinin ve Ayaz’ın da ilgi odağı oldu. Kuzuyla vakit geçirmeyi çok seven Ayaz’ın, kuzusu üşümesin diye giydirdiği elbisesiyse yüzleri gülümsetiyor. "Kuzu benimle çok iyi arkadaş oldu, biberonla süt ve su içiriyorum" Annesi ölen kuzuyla çok iyi arkadaş olup zaman geçiren Ayaz Özgün, "Kuzunun ismini ’Boncuk’ koydum. Ben ne zaman geldiğini bilmiyorum. Annem eve geldiğimde bana gösterdiğinde koşarak yanına gitmiştim. Kuzu meleyerek bana geldi. Kuzu benimle çok iyi arkadaş oldu, birlikte top oynuyoruz. Biberonla süt ve su içiriyorum. Arkadaşlarımla birlikte kuzuyla oyunlar oynuyoruz. Kuzuyu çok seviyorum" dedi. "Hava soğuk olduğu için elbisesi de var, elbisesiyle birlikte daha şirin görünüyor" Annesi doğum esnasında telef olan kuzuyu sahiplenerek ’Boncuk’ ismini verdiklerini ifade eden Gökhan Göztepe, hayvanın mahallenin maskotu olduğunu belirterek, "Boncuk kuzuyu, annesi doğururken öldüğü için tanıdığımız bakamayacağı için sahiplendirmek istedi. Biz de Ayaz’a arkadaş olsun diye onu sahiplendik. Kuzuyu aldıktan sonra Ayaz, onunla daha fazla zaman geçirmeye başladı. Sabahtan akşama kadar ona bakıyor. Biberonla süt ve su içiriyor. Biz de burada otopark işlettiğimiz için kuzu da burada oynuyor. Okulun karşısında olduğu için çocuklar gelip kuzuyla oyunlar oynuyorlar ve zaman geçiriyorlar. Ayaz da onunla zaman geçirmekten zevk alıyor. Şimdilik biberonla süt ve su içiriyoruz. Kuzu bebek olduğu için katı yiyecek veya ot yemeye başlamadı. Veterinerlere danışıp yemeğini veriyoruz. Çocuklar kuzuyla zaman geçirmeyi çok seviyorlar. Hava soğuk olduğu için elbisesi de var, elbisesiyle birlikte daha şirin görünüyor" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde bayram yoğunluğu Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi, Ramazan Bayramı’nda ziyaretçi akınına uğradı. Kültür, tarih ve müzeler şehri Gaziantep’te Çingene Kızı başta olmak üzere birçok önemli esere ev sahipliği yapan Zeugma Mozaik Müzesi’nde Ramazan Bayramı tatili nedeniyle ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor. Gaziantep’te tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve 30 bin metrekarelik alanda kurulu Zeugma Mozaik Müzesi’nde Çingene Kızı mozaiğinin yanı sıra Mars heykeli, Roma dönemine ait çeşmeler, hamamlar ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda bulunan mozaikler gibi yüzlerce eseri görmek isteyen ziyaretçiler, müzeye akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi ağırladı Ramazan Bayramı tatili nedeniyle İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Konya’nın yanı sıra başta Siirt, Van, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş ile Adıyaman gibi bölge illeri olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinden Gaziantep’e gelen ve kentin tarihi dokusunun yer aldığı çarşıları, bedesteni ve müze gibi birçok alanı gezen ziyaretçilerin ilk durağı Zeugma Mozaik Müzesi oluyor. Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla ziyaretçi akınına uğrayan ve Türkiye’nin dört bir yanından bayram tatili nedeniyle kente gelen ziyaretçiler, Zeugma Mozaik Müzesi’nde tarih yolculuğuna çıkıyor. "Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik" Bingöl’den kalabalık bir tur ekibiyle Gaziantep’e geldiklerini ve kentin tarihi çarşılarının yanı sıra Zeugma Mozaik Müzesi’ni de ziyaret ettiklerini belirten ziyaretçiler, "Öncelikle şehir zaten yemek ve kültürel açıdan çok zengin bir şehir. Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik. Tatilimizi Gaziantep’te değerlendirdik. Müze zengin ve dünyada ünlü bir müze olduğu için çok beğendik. Mozaikleri güzel ve Çingene Kızı mozaiğini de aynı şekilde dikkat çekici buldum. Bayram tatilimizin son günü ve son günümüzü değerlendirmek istedik. Şehir çok güzel ve herkesin Gaziantep’e gelmesini tavsiye ederim" dediler. "Müzede çok dikkat çekici ve etkileyici eserler var" Gaziantep’i ve Zeugma Mozaik Müzesi’ni ilk kez gördüğünü ve çok beğendiğini belirten Cansu Müminoğlu da, "Ramazan Bayramı tatili nedeniyle Gaziantep’e geldik ve Gaziantep’i gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’ni de gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’nde gerçekten çok dikkat çekici ve etkileyici olan eserler var. Bundan dolayı müzedeki eserlerin daha derinlemesine anlatılması ve tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Birçok eserin çalınmış olması ve parçalarının kaybolması çok üzücü ama Çingene Kızı mozaiğinin parçalarının tekrar müzeye getirilmesini ise sevindirici bir durum olarak görüyorum" şeklinde konuştu. "En çok Çingene Kızı etkiliyor" GAP turuna çıktıklarını ve tur kapsamında Gaziantep’e de geldiklerini belirten tur sorumlusu Büşra Kelbat ise, "Bingöl’den geldim. 26 kişilik turumu Gaziantep’e getirdim. Bölgeyi gezmeyi ve keşfetmeye Halfeti’nden başladık. Halfeti gerçekten her anlamda saklı bir cennetti. akabinde Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesini gezdik. Ardından Gaziantep’in meşhur yemeklerini yedik. Yemekler gerçekten çok güzeldi. Yemekleriyle Gaziantep’in bizi dünya arenasında temsil etmesi mükemmel ve çok gurur verici. Daha sonra ise dünyanın en büyük ikinci müzesine geldik. Zeugma Mozaik Müzesi’ne her getirdiğim turda ziyaretçileri en çok Çingene Kızı etkiliyor" diye konuştu.