ÇEVRE - 26 Mayıs 2026 Salı 08:57

Simav Çayı’nda taşkına önlem

A
A
A
Simav Çayı’nda taşkına önlem

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak ve musluklara sağlıklı içilebilir suyu ulaştırmak için sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla suyun her damlasına sahip çıkarken, yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için de tüm gücüyle çalışıyor.


DSİ, Türkiye’nin her şehrinde olduğu gibi Balıkesir’de de estetik ve emniyeti ön plana çıkaran ıslah projeleri ile hem taşkın risklerini azaltıyor hem de vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamayı hedefliyor.



"Bigadiç ilçemize yakışan bir eser inşa ediyoruz"


Balıkesir’de çalışmaları devam eden Bigadiç Simav Çayı ıslahı işi hakkında açıklamalarda bulunan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "Balıkesir Bigadiç Simav Çayı ıslah projemiz ile yağmuru taştığı yerde değil, düştüğü yerde kontrol altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunu yaparken de Bigadiç ilçe merkezine yakışan, estetik olarak da şehirle bütünleşen bir ıslah çalışmasını hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullandı.


Çalışmaların ayrıntılarına da değinen Genel Müdür Mehmet Akif Balta, "Proje tamamlandığında Simav Çayı, 3 bin 500 metre boyunca ıslah edilmiş olacaktır. Bugün itibarıyla 500 metre ıslah çalışması tamamlanmıştır. Islah çalışmalarının 2026 yılının son çeyreğinde tamamlanması hedeflenmektedir. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte taşkın riskini azaltarak, Bigadiçli vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlayacağız" dedi.


Genel Müdür Balta sözlerini şöyle tamamladı:


"DSİ olarak yapmakta olduğumuz ıslah çalışmaları ile derelerimizdeki taşkın risklerini minimuma indirmeye gayret ediyoruz. Bununla birlikte ani ve aşırı yağışlar sonucu oluşan taşkınlara müdahale etmek için ‘yeşil karıncalarımız’ taşkın öncesi, taşkın esnası ve sonrasında büyük bir gayret ve özveriyle çalışmalarına devam etmektedir."



Simav Çayı’nda taşkına önlem

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Sürücü alkollü çıktı, yolcu gazetecilere saldırdı Isparta’da alkol denetimine takılan sürücü, alkolmetreyi üflememek için polis ekiplerinden süre istedi. Bol su içmesine rağmen yapılan ölçümde 106 promil alkollü olduğu tespit edildi. Araçta bulunan yolcunun ise gazeteci ve polis ekiplerine zor anlar yaşattığı, gazeteciye yönelik "Boşanma davam var. Çekme beni" diyerek tehdit ve küfürler savurduğu ve kameraya vurduğu anlar, kameraya anbean yansıdı. Isparta’da gece saatlerinde yapılan alkol denetiminde ilginç anlar yaşandı. Uygulamaya takılan bir sürücü, alkolmetreyi üflememek için polis ekiplerinden 5 dakika süre isteyerek bol su içti. Ancak yapılan ölçümde sürücünün 106 promil alkollü olduğu tespit edildi. Sürücüye, alkollü araç kullanmaktan 25 bin lira, ters yöne girmekten ise 10 bin lira olmak üzere toplam 35 bin lira idari para cezası uygulandı. Sürücü, işlemlerinin ardından ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. Araçta yolcu olarak bulunan bir şahıs ise çekici çağrılmasına tepki gösterdi. Ekiplerden aracın çekilmemesini isteyen şahıs, arkadaşının gelip aracı alacağını iddia ederek dakikalarca ısrar etti. Yaklaşık 1 saat boyunca kimsenin gelmemesi üzerine araç, çekiciyle otoparka götürüldü. "Boşanma davam var" diyerek gazeteciye saldırdı, Olay anını görüntüleyen gazeteciye tepki gösteren şahıs, "Boşanma davam var. Her türlü konuşurdum sana ama şu an konuşamam. Beni çekme" diyerek küfürler ve tehditler savurdu. Daha sonra kameraya yönelen şahıs, gazeteciye saldırmaya çalışınca polis ekipleri tarafından güçlükle sakinleştirildi. Olay, hem gazeteciye hem de polis ekiplerine zor anlar yaşattı. (FD-
Ankara Kurban Bayramı’nda sofraların gözdesi Kahramankazan kavurması Ankara’da 1956’dan bu yana aynı yöntemle hazırlanan ve bayram sofralarının meşhur kavurması olan Kahramankazan kavurmasında Kurban Bayramı öncesi yoğun mesaiye başlandı. Kurban Bayramı öncesi Kahramankazan ilçesinde 1956’dan bu yana aynı bakır tencerede ve meşe odunlu özel sobada pişirilen meşhur Kahramankazan kavurması için hazırlıklar başladı. Kuşaktan kuşağa aktarılan lezzetin püf noktaları arasında dananın kol eti, ince doğrama tekniği ve kısık ateşte uzun süre pişirme yer alıyor. Saraykent’te şubesi bulunan usta Ali Özarslan, Kahramankazan kavurmasının yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Kavurmamız, Karamankazan’da ünlü bir kavurmadır" Toplam 4 şubenin olduğunu, 3’üncü ve 4’üncü kuşak olarak kavurmacılığı devam ettirdiğini belirten Ali Özarslan, "Meşhur kavurmamız, Karamankazan’da ünlü bir kavurmadır. Bizim kavurmamız dananın koludur. Kolu yumuşak, lokum ettir. Kolu ince ince derisinden ayıklarız. Ayıkladıktan sonra sinirlerini alırız. Aldıktan sonra lokum eti haline ince ince getiririz. Sonra bizim 1956’dan beri olan bakır tenceremiz var. Bakır tenceremizde bunu yağ ile beraber harmanlarız. Harmanladıktan sonra içine olmazsa olmaz soğanımız var. İnce ince soğanlardan kıyarız. Soğanlarımız 2 saat içinde yavaş yavaş eriyerek görünmez hale gelir. Görünmez hale geldikten sonra servise hazır olan kavurmamızı sunarız" dedi. "Sobamızın üzerinde 1956’dan beri olan bakır dövme tencerelerimiz var" Bakır tencere ve özel yapım sobanın yapımı ile hikayesini anlatan Özarslan, "Bizim sobamız Bursa yapımıdır. Allah rahmet eylesin sobayı yapanlarımız öldü, şu anda yapanları yok. Sobamızın içinde meşe odunu vardır. Sobamızın üzerinde de 1956’dan beri olan bakır dövme tencerelerimiz var. Bu bakır dövme tencerelerimizde kavurmamız lokum eti haline gelir. Normalde tüpte pişirmeyiz. Tüpte pişse bu kavurmamız 1 saat içinde falan olur ama sobanın üzerinde olduğu için yaklaşık 2 saatte kavurmamız yenecek hale gelir" ifadelerini kullandı. "Doğrama şekline kelebek et deriz" Kahramankazan kavurmasının yaprak halinde doğranmasını anlatan Özarlsan, "Kavurmamızın eti buttan olursa butlar genellikle küp küp olur. Ama dananın kolu olursa, kolu yumuşak bir ettir. Etin de doğrama şekline kelebek et deriz biz. Kelebek şeklinde kesersek lokum eti haline geliyor" diye konuştu. "Soğanı koyduktan sonra kısık ateşte kavurmamızı pişireceğiz" Kavurmanın püf noktasına değinen Özarslan, "Dananın kolunu kullanacağız. Dananın kolunu kullandıktan sonra bakır tenceremiz varsa bakır tenceremiz daha güzel olur kavurma için. Diğer tencerelerde olmaz mı? Olur. Bakır tencerede daha iyi bir şekle gelir. İnce ince doğranmış soğan koyacağız. Soğanı koyduktan sonra kısık ateşte kavurmamızı pişireceğiz. Çok ateşe atarsak kavurmamız bir anda yağa biner ve kavurmamız özelliğini kaybeder. Kısık ateşte yaparsak yaklaşık 2 saat içinde lokum eti haline gelir" şeklinde konuştu. "İlk başta tuzu kuzuya atabilirler ama danaya başta tuz atılmaz" Aynı zamanda Kurban Bayramı’nda kavurma yapacak vatandaşlara öneride bulunan Özarslan, "Lokum et haline gelene kadar karıştırsınlar. Biz üzerine yağ binmesi deriz. Pişip pişmediğini oradan anlarız. Tuzunu da en son atsınlar. Bazıları tuzu ilk başta atıyor. İlk başta attıkları için kavurmanın eti sert olur. İlk başta tuzu kuzuya atabilirler ama danaya başta tuz atılmaz. En büyük yanlışlardan birisi bu. Tuz atarlarsa tuz pişirmez" dedi. "Kesim tarzı farklı olduğu için daha yumuşak, etin aroması daha iyi hissediliyor" İşletmeye yakın bir muhitte çalıştığını söyleyen İsa Ekmen, "Öğle araları zaman zaman gelip kavurmanın lezzetini tadıyoruz. Eti farklı olsa gerek. Kesim tarzı da farklı olduğu için daha yumuşak ve etin aroması daha iyi hissediliyor. Onun için tercih ediyoruz. İzin gününde özellikle gelip yemek için uğramak istedik" ifadelerine yer verdi.
Trabzon Karadeniz’in doğal mirası "komar çiçeği" ve "deli bal" için coğrafi değer ve bilinçli tüketim uyarısı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Karadeniz’in doğal florasında önemli bir yere sahip komar çiçeklerinden elde edilen ’deli bal’ın bölgenin kültürel ve ekonomik değerleri arasında yer aldığını belirterek, bu balın bilinçsiz tüketiminin oluşturabileceği sağlık sorunları konusunda uyarıda bulundu. Gündüz, halk arasında komar, zifin veya orman gülü olarak bilinen Rhododendron türü bitkilerin Doğu Karadeniz’in doğal ekosisteminin en önemli parçalarından biri olduğunu kaydederek bölge için coğrafi değer taşıdıklarını söyledi. Komar çiçeklerinin yalnızca görsel açıdan değil, bölgenin arıcılık kültürü bakımından da önemli bir biyolojik zenginlik oluşturduğunu ifade eden Gündüz, bu çiçeklerden elde edilen ve halk arasında "deli bal" olarak bilinen ürünün yüzyıllardır Karadeniz kültürünün bir parçası olduğunu dile ifade etti. Prof. Dr. Gündüz, deli balın yalnızca tıbbi ve toksikolojik yönüyle değil, kültürel ve gastronomik yönüyle de dikkat çektiğini belirten Gündüz, "Bu ürün Karadeniz’in özgün değerlerinden biridir. Deli bal, bölgenin doğal ve kültürel kimliğiyle bütünleşmiş önemli bir marka değeri niteliği taşımaktadır" diye konuştu. "Coğrafi işaret çalışmaları önemli" Komar balının coğrafi işaret ve tescil süreçleriyle korunmasının önem taşıdığını vurgulayan Gündüz, bu tür ürünlerin geleneksel üretim kültürünü yaşattığını ve bölgesel kalkınmaya katkı sunduğunu söyledi. Deli balın içerdiği ’grayanotoksin’ maddesi nedeniyle kontrollü tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz fazla miktarda tüketimin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Komar balı içeresindeki grayanotoksin maddesi ne kadar çoksa veya grayanotoksin içeren baldan çok fazla tüketilirse zehirlenme ihtimali artar" dedi. Deli bal tüketimi sonrası tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, baş dönmesi, baygınlık ve ritim bozukluğu görülebileceğini ifade eden Gündüz, komar çiçekleri ve deli balın yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda Karadeniz’in biyolojik çeşitliliğini, geleneksel arıcılık kültürünü ve yerel üretim hafızasını temsil ettiğini kaydetti. Gündüz, "Komar çiçeği ve deli bal, bu bölgenin kültürel mirası, kültürel değeri ve coğrafi değeridir. Komar çiçekleri, Karadeniz’in denize bakan yamaçlarında yetişen doğal ve bu bölgeye özgü bir bitkidir. Bu nedenle bölgenin önemli coğrafi değerlerinden biridir. Kültürel miras, kültürel değer ve coğrafi değer olarak komar çiçeklerini çok önemsememiz, onları ön plana çıkarmamız gerekiyor. Bu aylarda, komar çiçeklerinin yoğun olduğu bölgelere yakın alanlara petekler yerleştirildiğinde, bu çiçeklerden bal üretiliyor. Komar çiçeğinin içerisinde, "grayanotoksin" adı verilen ve zehirlenme potansiyeli taşıyan bir toksin bulunuyor. Eğer bu çiçeklerden yoğun şekilde bal üretilir ve insanlar bu balı fazla miktarda tüketirse, zehirlenme ihtimali ortaya çıkabiliyor. Ancak bunun tedavisi bulunmaktadır. Öte yandan, bu bal yüzyıllardır bölgede şifa amacıyla da kullanılmaktadır. Tansiyon düzenleyici, ağrı kesici ve enerji artırıcı etkileri olduğuna inanılan doğal bir ürün olarak birçok hastalıkta tercih edilmektedir. Bu yönüyle de bölgemiz için önemli bir kültürel değerdir. Hem komar çiçeği hem de komar balı, yani halk arasında bilinen adıyla deli bal, Karadeniz Bölgesi’nin vazgeçilmez iki önemli değeridir. Bunların gerek tescil süreçleriyle gerekse kültürel miras kapsamında ön plana çıkarılması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Deli bal zehirlenmeye yol açsa da, bu durum kontrol altına alınabilir" "Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir" diyen Gündüz, "Deli bal zehirlenmelerinde; tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, kusma, bilinç değişikliği, göz kararması ve bayılma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu durumlarda gerekli tedavileri uyguluyoruz. Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir. Hem komar çiçekleri hem de komar balı, bu bölgenin önemli kültürel ve coğrafi değerleridir. Bunların daha fazla ön plana çıkarılması ve şehrimizin önemli bir değeri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir" uyarısında bulundu.