ASAYİŞ - 17 Haziran 2024 Pazartesi 18:04

Bakan Tunç: "İsrail’e karşı açılan soykırım davasına Türkiye de müdahil olacak"

A
A
A
Bakan Tunç: "İsrail’e karşı açılan soykırım davasına Türkiye de müdahil olacak"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı açtığı soykırım davasına Türkiye’nin de müdahil olacağını söyledi. İsrail’in terör örgütü gibi hareket ettiğini belirten Tunç, akan kanın ve işlenen soykırımın hesabının sorulacağını kaydetti.

Kurban Bayramı’nın memleketi Bartın’da geçiren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bayramın ikinci günüde Ak Parti İl Başkanlığı’nda gerçekleşen bayramlaşmaya katıldı. Partililerle bayramlaşan Bakan Tunç, İsrail’e ve etkisiz kalan uluslararası kuruluşlara sert bir dille tepki gösterdi.

’’İsrail terör örgütü gibi hareket ediyor’’

İsrail’in dünyanın gözü önünde terör örgütü gibi saldırılarını sürdürdüğünü belirten Bakan Tunç, "İsrailli saldırganlar, bir türlü durdurulamadı. Bir asırdan bu yana zaten Filistin topraklarını sürekli işgal ede ede bugünlere kadar gelindi. Maalesef Birleşmiş Milletlerin, uluslararası kuruluşların aldığı hiçbir karara İsrail devleti uymadı. Bir devlet gibi hareket etmiyor, adeta bir örgüt gibi hareket ediyor. 9 aydan bu yana da 16 binden fazla çocuğu katlettiler. Dünyanın gözü önünde bu soykırım gerçekleşmeye devam ediyor’’ dedi.

Uluslararası kuruluşlara tepki

Bakan Tunç, uluslararası kuruluşların da girişimlerinin icraata dönüşemediğini de belirterek, "Uluslararası kuruluşlar etkisiz. Maalesef bu akan kanı durdurmakta, işlenen insanlık suçunu engelleme noktasında uluslararası kuruluşlar yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda büyük bir ekseriyetle, ateşkes kararı alınmıştı bu uygulanamadı. En son Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde de ateşkesi kararı alındı ama onun da icrası gerçekleştiremedi. O kararlara uyan bir devlet yok ortada. Maalesef uluslararası sitemin etkisizliği de bir kez daha Filistin ve Gazze konusunda ortaya çıkıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı soruşturma başlattı. Soruşturma çerçevesinde orada işlenen suçların, özellikle soykırıma varan, insanlık suçu, saldırı suçu gibi suçlar nedeniyle yakalama kararı talep etti. Netanyahu dahil, bu suçları işleyenlerin tutuklanmasını istedi ama bu talepte maalesef Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin ilgili dairesi tarafından henüz daha işleme alınmadı" diye konuştu

İsrail’e karşı açılan soykırım davasına Türkiye de katılıyor

Bakan Tunç, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı soykırım suçuyla Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davaya Türkiye’nin de müdahil olabilmesi için Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın ortak çalışma yürüttüğünü kaydetti. Hazırlıkların tamamlanma aşamasına geldiğini de ifade eden Bakan Tunç, "Uluslararası adalet divanında başlayan ve devam eden bir dava var. Güney Afrika’nın başvurusu ile başladı Türkiye Cumhuriyeti olarak beyanda bulunmuştuk. Sonra da müdahillik kararını Cumhurbaşkanımız açıklamıştı. Davaya müdahil olacağımızı belirtmiştik. Bunla ilgili Dışişleri Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığımız ortak bir çalışma yaptılar. Bu konudaki çalışmaları nihayetlendireceğiz. Ve Türkiye bu davaya müdahil olacak. Uluslararası Adalet Divanı’nın almış olduğu bir karar var. Soykırımın önlenmesine dair sözleşme. Bu sözleşmeyi İsrail Devleti ihlal etti. Tüm unsurları ile ihlal etti. İnsancıl hukukunun, Cenevre sözleşmesinin tüm unsurlarını ihlal eden ülke söz konusu’’ ifadelerini kullandı

"Tedbir kararı uygulanamıyor"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Lahey’de görülen davada tedbir kararı verildiğini ama henüz bu kararın uygulanmadığına da dikkat çekerek, "Uluslararası Adalet Divanı’nda görülmekte olan davada öncelikle tedbir kararı verildi. Oradaki katliamın durması için bir mahkeme kararı da var. Bu mahkeme kararını da uygulatacak olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’dir. Maalesef Güvenlik Konseyi’nde de bu kararın uygulanması noktasında da bir ilerleme sağlanamadı" ifadelerine yer verdi

"Uluslararası hukuk maalesef ayaklar altında"

Uluslararası hukukun Filistin konusunda ayaklar altına alındığını da kaydeden Bakan Tunç, "Uluslararası sistem, uluslararası hukuk maalesef ayaklar altına alınmış durumda. Çocuk hakları diyen, kadın hakları diye sürekli bas bas bağıran uluslararası kuruluşların, Gazze’deki çocuk katliamına, oradaki kadınların katledilişine sessiz kaldıklarını, nasıl bir çifte standart içerisinde olduklarını da üzülerek görüyoruz" dedi.

"Akan kanın hesabı sorulacak"

İsrail’e soykırımı durdurması için çağrıda bulunan Tunç, İsrail’in yaptıklarının hesabının da sorulacağını kaydetti. Bakan Tunç, "İki devletli bir yapının, Bağımsız Filistin devletinin kurulması ve tüm dünya tarafından tanınması, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bir devlet kurulmadan, oradaki, problemlerin çözülemeyeceğini Sayın Cumhurbaşkanımız hep ifade ediyor. Ülkemizin politikası da bu yönde. İnşallah, akan kan bir an önce durur. İnsanlık suçu işlenmesi bir an önce önlenir. O suçları işleyenler de hem uluslararası önünde hesap verirler ve insanlık vicdanı da hesap sorulduktan ve cezası verildikten sonra da rahatlar. Eninde sonunda biz inanıyoruz ki, o çocukların hesabı sorulacak. O şehitlerin, o masum insanları katledenler, hem insanlık vicdanı önünde hesaplarını verecekler, cezalarını çekecekler hem de ilahi adaletten kaçamayacaklar" dedi.

Ekonomi yönetiminde destek

Ekonomik yönden kötü günler geçiren Türkiye’nin yeniden düzlüğe çıkacağına inandığını vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:

"Tüm zorlukları aşacak güçteyiz. Ekonomi yönetimimiz, aldığı tedbirlerle, halkımızın alım gücünü arttırmaya yönelik, emeklimizi, işçimizi, memurumuzu enflasyona ezdirmemek için, gerekli uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyor. Nasıl 2002’de ak parti iktidara geldiğinde çift haneli olan enflasyonu, tek haneli rakama düşürmüşsek, önümüzdeki süreçte de inşallah bunu başaracağız ve halkımızın alım gücünü arttırma gayreti içerisinde olacağız."

"Ülkemizi, darbe anayasası ile Türkiye Yüzyılı’na başlama ayıbından kurtaracağız"

Bakan Tunç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partilerle görüşmelerin sürdüğü sivil anayasa çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Türkiye Yüzyılı’na başlamadan Türkiye’yi darbe anayasasından kurtarmak istediklerini anlatan Bakan Tunç, "Bugüne kadar ülkemizde temel hak ve özgürlükleri nasıl genişletmişsek, hak arama yollarını nasıl artırmışsak, temel hak ve özgürlükleri korumaya yönelik yapısal reformları nasıl gerçekleştirdiysek, bunları daha kalıcı hale getirmek, Türkiye’nin demokrasi standardını daha yükseğe taşımak için gerekli mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz. Adaletin tesisi, adaletin tecellisi hukuk devleti ilkesinin daha da tahkimi, hukuki belirlilik ilkesinin daha da tahkimi anlamında çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve gerçekleştirdiğimiz. Sessiz devrim sayılan reformları daha kalıcı hale getirerek ülkemizi inşallah yeni, demokratik, sivil bir anayasaya kavuşturmanın mücadelesi içinde olacağız. Darbe anayasasıyla Türkiye’nin ikinci yüzyılına, ’Türkiye Yüzyılı’na başlama ayıbından ülkemizi kurtaracağız. Bunun için tabii ki Meclis’te başlayan bir çalışma var. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız siyasi parti liderleriyle görüşmelerini gerçekleştirdi, gerçekleştirmeye devam ediyor. Tüm kesimlerin görüşlerini de alarak, parlamentoda bir uzlaşma zeminini inşallah sağlayarak darbe anayasasından ülkemizi kurtaracağız. Buna inanıyorum. Çünkü anayasamızın sadece yazanlar bakımından darbecilerin yazdırmış olması, demokratik bir ortamda yazılmamış olması ve bir darbe sonrası halkın temsilcileri tarafından hazırlanmamış olması bile tek başına değişiklik sebebidir. Anayasamızda bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz çok büyük reformlar oldu. Özellikle yargı birliğinin sağlanması, kamu denetçiliği, bilgi edinme hakkı, özel hayatın korunmasına ilişkin kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemeler, kadın haklarının güçlendirilmesi, çocukların korunması, çocuk haklarının güçlendirilmesi, sıkıyönetimin kaldırılması, darbecilerin yargılanmasının önünün açılması, Milli Güvenlik Kurulu’nun sivilleştirilmesi gibi birçok yapısal reformları hayata geçirmiştik anayasa değişiklikleriyle tabii tüm bu değişiklikler anayasamızdaki yeknesaklığı da bozdu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle yönetim sistemimizde daha demokratik bir yapıya kavuştu. Cumhuriyeti güçlendiren, halkın doğrudan doğruya yürütmeyi belirleyebildiği sistem koalisyonları, istikrarsızlığı geride bırakan bir yönetim sistemine de adım attık. Tüm bu değişiklikler sonrasında yine uyum yasalarıyla beraber, şu önümüzdeki 4 yıllık sürede inşallah yeni, demokratik, sivil, katılımcı, temel hak ve özgürlükleri öne alan, onu daha da korumayı güçlendiren bir anlayışla inşallah yeni bir anayasayı milletimize olan görevimizi yaparak inşallah gerçekleştiririz. Bütün temennimiz budur."

Serhat Demir



Bakan Tunç: "İsrail’e karşı açılan soykırım davasına Türkiye de müdahil olacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla ‘Kadıncıklar’ oyunu büyük ilgi gördü Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen ‘Kadıncıklar’ adlı tiyatro oyunu sanatseverlerle buluştu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezinde sahnelenen oyun, farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden kadınların toplumsal hayatta karşılaştığı sorunları ve erkek egemen toplum yapısının oluşturduğu eşitsizlikleri sahneye taşıdı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği ‘Kadıncıklar’, izleyicilere hem düşündüren hem de duygulandıran güçlü bir anlatı sundu. 1983 yılında Tuncer Cücenoğlu tarafından kaleme alınan ve ‘coşku kıpırtılarıyla dolu bir oyun’ olarak nitelendirilen ‘Kadıncıklar’, oyununda imam nikâhı, berdel, töre ve namus cinayetleri, genel kadın, evlilik dışı birliktelik gibi kavramlar; farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden ele alınıyor. Eser, farklı zihniyetler nedeniyle hayatını kaybeden kadınlara adanmış güçlü bir anlatı sunuyor. Oyunun yönetmenliğini Utkan Özüpak üstlenirken, dramaturgluğunu Nazan Kıdıl yaptı. Sahne amirliğini Mehmet Telli’nin yürüttüğü oyunun ses ve ışık tasarımı ise Muzaffer Makas tarafından gerçekleştirildi. ‘Kadıncıklar’ oyunu ilk olarak Levent Kırca tarafından Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenmiş olup, Türkiye’nin birçok ilinde ve yurt dışında tiyatroseverlerle buluştu. Erkek egemen toplumda kadının metalaştırılmasını konu alan eser, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra Sadri Alışık Kültür Merkezi tarafından da sahnelendi. Muğlalı sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği oyun sonunda oyuncular uzun süre ayakta alkışlandı. Başkan Aras: "Bu oyun kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen oyunun kadınların yaşadığı toplumsal sorunlara dikkat çektiğini belirterek şunları söyledi: "Sanat, toplumun aynasıdır. Kadınların yaşadığı eşitsizlikleri, acıları ve mücadeleyi anlatan bu tür eserler toplumsal farkındalığın artmasına büyük katkı sağlıyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sahnelenen ‘Kadıncıklar’ oyunu da kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor. Kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve güçlü olduğu bir toplum için çalışmaya devam edeceğiz"
Siirt Siirt’te 4 çocuk annesinden 2 yıldır haber alınamıyor Siirt’te 2 yıldır kayıp 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ait henüz bir ize rastlanmazken, olaya ilişkin yürütülen soruşturmada eşi, kayınbiraderi ve kayınbabasının tutukluluk hali devam ediyor. Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan 30 yaşındaki 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor. Akyel’den kaybolduktan bugüne kadar haber alınamadı. Yürütülen soruşturma kapsamında Akyel’in eşi İ.G. kayınbirader H.G. ve şüphelilerin babası İ.G. gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir, katıldığı bir televizyon programında kardeşinin tandırda yakıldığını ileri sürmüş, gizli tanıklar olduğunu, yeğenlerinin aileden alınmasını istediklerini söylemişti. Avukat Gurbet Bilbay ise Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını belirterek, olayın iki gün sonra unutulmasını istemediklerini, sıradan bir cinayet olmadığını söyledi. Avukat Bilbay, "Genelde de müvekkilim bununla ilgili mesajlar alıyor tandırda yakıldığına dair. Hep buna yönelik iddialar var. İnsanlar konuşmaya korkuyor bununla ilgili gizli tanık dinlettireceğiz. Çocukların onlardan alınmasını için elimizden geleni yapacağız. Lütfen buradan sesleniyorum bu cinayet unutulmasın Mekiye Akyel için elimizden geleni yapalım" dedi. Avukat Sevginur Uzunhasan ise 4 çocuk annesi Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını dile getirdi. Uzunhasan, "Halime hanımın bu dosyanın buralara gelmesinde büyük cabası vardır. Savcılık makamı şüphelileri tutuklamış durumdadır. Bugün çocuklarını görmeye gittik. Durumun unutulmasını istemiyoruz’’ diye konuştu. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir de savcıyla görüşüp ifade verdiklerini belirterek, "Bu dosyanın peşini bırakmayacağız. Avukatlarımla birlikte buradaydık. Çocukları görmek istiyorum. Oradan alınmalarını istiyorum. Gizli tanıklar var, bana mesajlar geliyor. Gizli tanık olarak dosyaya alınmasını istiyorum. Bu davanın peşini bırakmayacağım" şeklinde konuştu.
Ankara Memur-Sen Başkanı Yalçın: "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim Bir-Sen Sendikası Genel Başkanı Ali Yalçın, 81 ilde 120 bin okul yöneticisi, öğretmen veli ile yaptıkları ara tatillere yönelik saha araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yalçın, İstanbul’da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’e baş sağlığı diledi. Eğitimde çözüm odaklı araştırmalarla ve raporlarla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yalçın, ara tatil modeline ilişkin de öğretmenlerin, öğrenciler ve velilerin görüşlerini almak amacıyla da saha çalışması yaptıklarını ifade etti. Yalçın, "Toplamda 119 bin 709 okul yöneticisi, öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla araştırmayı gerçekleştirdik. Araştırma sadece devlet okullarında görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerini ortaokul ve orta öğretim öğrencilerini ve temel eğitim ile ortaöğretimde çocuğu olan velileri kapsamaktadır. Araştırmaya 55 bin 126 öğretmen, 7 bin 792 yönetici, 20 bin 675 öğrenci, 36 bin 116 veli katılmıştır" diye konuştu. "Öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir" Yapılan saha çalışmalarının sonuçlarını paylaşan Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Olası bir kaldırma kararına yönelik katılmama oranı açısından öğretmenlerin yüzde 88,2’si, okul yöneticilerinin yüzde 72,1’i ve velilerin 70,5’i bu kaldırma kararına katılmamaktadır. Özellikle öğrencilerin lisede yüzde 85,7 ortaokulda yüzde 78,4 uygulamayı devam ettirme yönünde bir iradesi ve isteği vardır. Bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklerim diyen velilerde oran erkek velilerde yüzde 18,3 kadın velilerde yüzde 23,6. İkimiz de çalışıyoruz diyen velilerin yüzde 76,2’si, sadece ben çalışıyorum diyen velilerin yüzde 71,2’si, ikimiz de çalışmıyoruz diyen velilerin yüzde 67,9’u sadece eşim çalışıyor diyen velilerin de yüzde 64,3’ü bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklememektedir. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir." Velilerin genel olarak ara tatillerin çocuğun kişisel gelişiminde önemli rol oynadığına dikkati çektiklerini söyleyen Yalçın, öğretmenlerin de bu dönemlerin bilişsel ve duygusal tazelenme sağladığını söylediklerini ifade etti. "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Yalçın, yapılan araştırmalarda ara tatilin kaldırılmasına karşı olunduğunu aktaran, "Ara tatil uygulamasının bir defa devamlılığı sağlanmalıdır. Saha araştırması; öğretmenlerin, yöneticilerin, velilerin ve öğrencilerin büyük bir çoğunluğu ara tatillerin kaldırılmasına karşı olduklarını ifade etmişlerdir. Bu güçlü toplumsal destek ve uygulamanın OECD standartları ve uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" açıklamasında bulundu. Ödev ve proje yükünün dengelenmesi gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Ara tatillerde öğrencilere akademik ağırlıklı yoğun ödevler vermek yerine kitap okuma, hobilerle ilgilenme ve sosyal etkinliklere yönlendirmek gibi bu anlamda çeşitli önermeler yapılabilir ve strese sokmayacak teşvik bu anlamda devreye alınabilir" diye konuştu. "Bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir" Ara tatillerin takvimi belirlenirken de pedagojik dengeyi bozmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine de değinen Yalçın, "Bölgelerin iklim şartları ve ihtiyaçları ile dini bayramlar tatillerini ile dikkate alınarak iki ara tatilden birinin geçici süre kaldırılarak yarı yıl tatilinin üç haftaya çıkarılması veya bu sürenin yaz tatili başlangıcına eklenmesi gibi genel bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir. Bu çok uzun bir süre olacak bir şey değil. Birkaç yıllık süre içerisinde bu söz konusu olabilir" ifadelerine yer verdi. Yalçın, Eğitim-Bir-Sen olarak çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.
Antalya Kepez’de her gün iftar, her gün bereket Kepez’de Ramazan ayının manevi iklimi, her gün kurulan iftar sofralarıyla yaşanıyor. Ramazan’ın on dokuzuncu gününde Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinleri, aynı sofrada oruçlarını açmanın mutluluğunu paylaştı. Kepez Belediyesi’nin Ramazan ayının on dokuzuncu gününde kurulan iftar sofraları Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinlerini bir araya getirdi. Duraliler Mahallesi kapalı pazar alanında düzenlenen ve yoğun katılımın olduğu iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruçlarını açmanın heyecanını yaşadı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, iftar yemeğinde mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Başkan Kocagöz, iftar öncesinde kurulan masaları tek tek dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşların Ramazan ayını tebrik ederek, hayırlı iftar dileklerini iletti. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, aynı sofrada buluşmanın önemine vurgu yaparak Ramazan’ın toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Ramazan ayının sadece oruç tutmak olmadığını belirten Başkan Kocagöz, "Ramazan ayı sabırlı, adaletli olmak, paylaşmak, dayanışmak, birlik ve beraberlik içinde olmak demektir. İşte bizde tamda burada Kepez Belediyesi olarak sadece hizmet üretmiyoruz. Birlik ve beraberliği sağlıyoruz. Çocuklarımızın umutları, gençlerimizin hayalleri, büyüklerimizin huzur içerisinde yaşayabilecekleri bir ilçe için gecemizi gündüzümüze katıyoruz ve sizlere layık olmaya çalışıyoruz" dedi. "Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız" Kepez yolculuğuna çıkarken, "Kepez’de hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek" sözlerine değinen Başkan Kocagöz, " Bizim olduğumuz yerde bir çocuğumuz üşümeyecek, bir insanımız yatağa aç girmeyecek. Belediyecilik demek budur. Yol yapmak, park yapmak bizim asli görevimizdir. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Etrafımızda yoksul insan, çaresiz insan olmamalı Bunu hep beraber sağlayacağız" diye konuştu. Dünya’daki sıcak gelişmelere de değinerek, "Elbet bir gün bu ateşi yakanlar, o ateşte yanacaklardır" diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözlerine değindi. Seçim döneminde vaat edilen 105 projenin 50’sini tamamladıklarını ve 98 projenin ise ilçede işler halde olduğunu söyledi. Duraliler ve Avni Tolunay muhtarlarına da çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başkan Kocagöz, "Onlar bizim hizmet elçimiz Biz hizmet elçilerimiz, muhtarlarımız sayesinde mahallelerimizin ihtiyaçlarını çok daha rahat gözlemliyoruz. Elimizden geleni mahallelerimiz ve vatandaşlarımız için yapmaya çalışıyoruz" dedi. Başkan Kocagöz, Ramazan ayında Kepez’de her gün iftar sofralarının kurulduğunu, Dokumapark ve Kent Meydanı’nda da Ramazan etkinliklerinin düzenlendiğini söyledi. Kepez’in ortak gelecekleri olduğunu belirten Başkan Kocagöz, "Çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız ve engellilerimiz Kepez’de bizim baş tacımız" ifadelerini kullandı.