POLİTİKA - 10 Nisan 2026 Cuma 16:44

Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan yargı eleştirilerine tepki

A
A
A
Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan yargı eleştirilerine tepki

Bartın Üniversitesi’nde düzenlenen İhtisas Akademisi’nin ilk dersini veren Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Türkiye’nin Demokratikleşme Adımları ve Küresel Adalet Vizyonu" başlıklı konuşmasında, yargı eleştirilerine tepki göstererek, ’’Türkiye’nin yargı bağımsızlığı ile ilgili hukuk devleti ile ilgili bir takım eleştirilerde, haddi, hududu, sınırı aşan eleştirilerde bulunanlar var’’ dedi.


Türkiye Gençlik Vakfı tarafından Bartın Üniversitesi’nde gerçekleşen TÜGVA İhtisas Akademisi’nin açılış dersini Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç verdi. Türkiye’nin Demokratikleşme Adımları ve Küresel Adalet Vizyonu hakkında konuşan Yılmaz Tunç, Türkiye’nin Cumhuriyet öncesi ve sonrası, AK Parti İktidarı öncesi ve sonrasındaki demokratik çabaları hakkında detaylı bilgiler verdi.



’’Her 10 yılda bir muhtıralarla, darbelerle demokratik siyasi hayatımızın gelişmesi engellendi’’


Türkiye Cumhuriyeti’nin darbeler tarihi ile ilgili de bilgiler veren Tunç, ’’Her 10 yılda bir muhtıralarla, darbelerle demokratik siyasi hayatımızın gelişmesi engellendi. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı dönemler, bizim, sizin gibi üniversitede olduğumuz yıllara denk geldi. O dönemlerde kız arkadaşlarımız, başları örtülüyse derslere giremezlerdi, yasaktı. Memurların kılık kıyafet özgürlüğü yoktu. 28 Şubat’ta baş örtüsü taktığı için memurluktan atılan binlerce memur, öğretmen vardı. Üniversitelerde okuması engellenen genç kızlarımız maalesef okullarını bırakmak zorunda kaldılar. 28 Şubat’ta siyasi partiler kapatıldı. İktidar partisi refah Partisi, kapatıldı. 2000’li yıllara geldiğimizde artık, siyasi ve ekonomik krizlerle bunalan milletimiz bir çıkış yolu aradı. 2001’de Cumhurbaşkanımızın AK Parti’yi kurmasıyla beraber, insanlar milletimiz, Cumhurbaşkanımızın etrafında kenetlendi. 2002’de yapılan seçimlerden sonra yeni bir dönem başladı. Aradan 24 yıl geçti, bu süre zarfında Türkiye’nin demokratik kazanımlarını buradaki gençlerimiz çok farkında olmayabilir. Çünkü bu salondaki gençlerimizin yaşları 24’ün altında. 2000’li yıllar öncesinde yaşamadınız. Bu gelişmeyi yaşayarak gördünüz. Ama geçmişle kıyaslama imkanınız yok. Ön sıradaki büyüklerimiz, o dönemleri de yaşadığı için geçmişle kıyaslama imkanı var. Biz geçmişle kıyasladığımız zaman bu günün değerini, farkını anlamamamız mümkün. Gençlerimiz, bulundukları durumu belki bir kaç sene önceyle karşılaştırabiliyorlar. 2000’l, yılların başında, 2001’de de yine vesayetçi anlayış, demokrasiyi istemeyen, Cumhuriyetin demokrasi ile taçlandırılmasını istemeyen darbeci anlayış boş durmadı. Parti kapatma davaları, 367 krizleri, Meclis’te Cumhurbaşkanı’nı milletvekillerine seçtirmemek için türlü türlü krizler, mazeretler ortaya çıkarıldı. Bunlar aşıldı. Bu kez terör azdırılmaya çalışıldı. PKK terörü, diğer terör örgütleri hiç boş durmadılar. Sokak kalkışmasına girişildi. Gezi olayları başlatıldı. Sokak darbesi ile hükümetin devrilebileceğini düşünen çevreler, bu olaylara destek verdiler. Ülke genelinde balkonlara, sokaklara çıkıldı. Tencereler, tavalar çalındı. Işıklar söndürülüp, yakıldı. Sokak kalkışmasıyla hükümet istifa ettirilemeyince, bu sefer 17-25 Aralık Emniyet yargı darbe kalkışmasıyla hükümet istifaya zorlandı. Orada da başarılı olamayınca bu sefer terör olayları başlatıldı. 2014-2015 yıllarını büyüklerimiz hatırlıyorlar. Hendek olayları, Kobani olaylarını Türkiye’nin değişik yerlerinde her gün farklı bir yerde patlama sesiyle, katliamlarla uyanır olmuştuk. Adeta 15 Temmuz Hain kalkışmasına giden yollara taşları birer birer döşemişler. 15 Temmuz’da da son darbeyi vurarak, yeniden demokrasiye bir darbe, milli iradenin önünü kesmeye yönelik girişim ile ülkemiz karşı karşıya kaldı. Tabi eski darbelerdeki gibi olmadı. Millet sokaklara, meydanlara indi. Sokaklarda nöbet tuttu. Darbeye geçit verilmedi’’ dedi



Yargı eleştirilerine tepki


AK Parti iktidarı ile demokratik hayatta önemli değişikler yapıldığını hatırlatan Tunç, ’’Bir çok anayasa değişikliği hayata geçti. karanlık girişimlere, milli iradeyi gasp eden davranışlara bir daha girilmesin diye önemli reformlara milletimizin desteği ile ile imza attık. Bizim demokratik siyasi hayatımız aynı zamanda birer maalesef darbeler tarihi oldu’’ ifadelerini kullandı


Tunç, konuşmasında yargıyı eleştirenlere de sert tepki göstererek, ’’Darbeler tarihine baktığımız zaman yargının da, bu süreçte nasıl davrandığı çok önemli. Bu gün yargıyla ilgili çok tartışmalar var. Türkiye’nin yargı bağımsızlığı ile ilgili hukuk devleti ile ilgili bir takım eleştirilerde, haddi, hududu, sınırı aşan eleştirilerde bulunanlar var. 27 Mayıs 1960 darbesi olduğunda bu ülkenin yargısı, milletin seçtiklerinin hakkını savunmadı. Darbe mağdurlarını, insan haklarını savunması gerekirken, demokrasi ve millet adına karar veren yargı, milli iradenin ve demokratik hukuk devletinin yanında olması gerekirken, yönetimi gasp edenlerin adeta savunucusu oldu, onlara kol kanat gerdi. Maalesef darbe mağdurlarını yargıladı ve idama mahkum etti. 12 Eylül 1980’e gelindiğinde ise o günkü yargı, gençlerin yaşını büyüterek, bir sağdan, bir soldan astı. Öyle bir yargımız vardı maalesef. 28 Şubat post modern darbecilerinin karşısında hazır ol da duran, kol kanat geren adeta cübbelerini onların önüne seren bir yargı sitemi vardı. 15 Temmuz hain kalkışmaya geldiğimizde ise bunun artık değiştiğini gördük. Türkiye’de yargının milletin yargısı haline geldiğini, birilerin arka bahçesi olmadığını gördük. O gece millet canı pahasına mücadele ederken, bu ülkenin hakimlerinin, Cumhuriyet savcılarının evlerinde oturmadığını, adliyelere koştuğunu, milletin hakkını hukukunu savunduğunu, milli iradenin tarafında olduğunu, darbecileri kıskıvrak yakalayıp, gözaltı kararları uyguladığını, yargılayıp, millet adına hesap sorduğunu gördük. Aradaki fark bu’’ ifadelerine yer verdi.


Akademisyenler darbe sınavını geçemedi


Darbe dönemlerinde üniversitelerdeki akademisyenlerin de sınavı geçemediğini kaydeden Tunç, ’’Hem demokrasi tarihimize, hem yargı ve hukuk tarihimize bakalım, bu süreçte üniversitelerdeki akademisyenlerimiz de iyi bir sınav vermediler. Özellikle üniversitelerdeki akademisyenler, o darbecilere kol kanat geren, onlara anayasa metinleri yazan akademisyenler. Bu gün hala 1982 anayasası ile yönetiliyoruz’’ şeklinde konuştu.



’’Anayasa’da madde sayısından daha fazla değişiklik yapıldı’’


Tunç, Türkiye’nin sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, ’’1982 Anayasası’nda çok değişiklikler yapıldı. Darbe Anayasası diyoruz, tabi madde sayısından daha fazla değişiklik yapıldı. 177 maddesi var, 180 defa değişikliğe uğrayan bir anayasamız var. Bu Anayasa’da, gerçekleştirdiğimiz reformlarla aslında darbeci ve vesayetçi ruhu azaltmamıza rağmen tamamen ortadan kaldırdığımız söylememiz mümkün değil. O yüzden biz yeni anayasa diyoruz. Demokratik, sivil, katılımcı bir anayasaya bu ülkenin ihtiyacı var diyoruz. Bu millete olan borcumuzdur diyoruz. İnşallah bunu gerçekleştiririz. Bir maddede yaptığınız bir değişiklik diğer maddeyle uyumlu olması lazım. Anayasa’nın bir sistematiği var. Bu sistematik bozuldu. Hem bu sistematiğin daha düzgün hale getirmek, yapılan reform ve kazanımları muhafaza etmek. Bu anlamda temel hak ve özgürlükleri daha da öne çıkaran, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan, toplumun her kesimin kendini içinde bulduğu, yeni, demokratik ve sivil bir anayasaya ihtiyacımız var. Aslında herkes mutabık. Bütün siyasi partiler evet yeni bir anayasa olsun diyorlar ama bazı görüş ayrılıkları var. 60 maddeye kadar uzlaşıldı. Bazı noktalara gelindiğinde ise işler tıkanmıştı. 28. Dönem parlamentomuzun artık 2 yıl gibi zamanı kaldı. Bu süre içerisinde bu başarılabilir mi? Başarılabilirse aslında meclisimiz tarihe geçen bir sorumluluğu yerine getirmiş olur’’ diye konuştu


Üniversiteli gençlere tavsiyelerde bulunan Tunç, başarılı olmak için tarihi, geçmişi iyi öğrenmelerini, kendilerine güvenmeleri, zamanı en iyi değerlendirmeleri, çok okuyup, sıkı çalışmalarını ve iyi insan olmaktan asla vazgeçmemelerini istedi.


Gençlere teknolojiyle yakından ilgilenmeleri gerektiğini de söyleyerek, teknoloji ve sosyal medyanın esiri olmamaları konusunda da uyarılarda bulunan Tunç, konuşmasının sonunda ise salondaki gençler ve protokol ile hatıra fotoğrafı da çekildi.


Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi konferans salonundaki programa Tunç’un yanı sıra Bartın Valisi Nurtaç Arslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı Enes Seba, daire amirleri, askeri erkan, akademisyen ve öğrenciler de katıldı



Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan yargı eleştirilerine tepki

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Sahte kripto ağına darbe: 24 şüpheli yakalandı, 19 tutuklama Kocaeli merkezli 9 ilde düzenlenen operasyonda, kripto yatırım vaadiyle indirtilen sahte uygulama üzerinden dolandırıcılık yapan şebekeye darbe vuruldu. Kocaeli’de 2 kişinin 7 milyon 115 bin lira dolandırıldığı tespit edilirken, birçok ilde gerçekleştirilen baskınlarda gözaltına alınan 24 şüpheliden 19’u tutuklandı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, kripto yatırım vaadiyle vatandaşları dolandıran şebeke deşifre edildi. Yapılan incelemelerde, yabancı şahıslar adına çıkarılmış telefon hatları üzerinden vatandaşlarla iletişime geçen şüphelilerin kendilerini kripto yatırım firmalarının yöneticileri olarak tanıttıkları belirlendi. Şüphelilerin, mağdurlara "MATRİX-5" isimli sahte şirkete ait uygulamayı indirttikleri tespit edildi. Uygulama üzerinden yatırım yapılacağı vaadiyle para göndermeye ikna edilen kişilerin gönderdiği paraların, şüphelilerin kurdukları kripto hesaplarına aktarıldığı belirlendi. Bu paraların daha sonra paravan altın şirketlerine ait IBAN hesaplarına gönderildiği, banka hesaplarından çekildiği ya da kuyumculardan fiziki altın alınarak sisteme sokulduğu ortaya çıkarıldı. Soruşturma kapsamında, Kocaeli’de 2 kişinin bu yöntemle dolandırıldığı ve şüphelilere ait hesaplara toplam 7 milyon 115 bin 46 lira gönderildiği tespit edildi. 9 ilde eş zamanlı operasyon Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla 7 Nisan’da 9 ilde 23 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Dijital materyallerden elde edilen yeni deliller doğrultusunda Şanlıurfa’da bir kişinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 24’e yükseldi. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile suç unsuru ele geçirildi. 19 şüpheli tutuklandı Emniyetteki işlemleri tamamlanan 24 şüpheli, bugün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 5’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 19 şüpheli tutuklandı.
Diyarbakır Yılmaz: ’’Attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz’’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Diyarbakır’da katıldığı Polis Teşkilatının 181’inci yıl dönümü etkinliklerinde yaptığı konuşmada, ’’Bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır’’ dedi. Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından başlayan programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, köklü bir devlet geleneğinin içinden süzülerek bugünlere gelen Türk Polis Teşkilatının, 10 Nisan 1845’te atılan modern temelleriyle milletin huzur ve güvenliğinin teminatı olduğunu ifade etti. Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan bu süreklilik içinde polis teşkilatının, değişen şartlara uyum sağlayarak kurumsal yapısının her dönem daha da güçlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Tarihimizin en kritik eşiklerinde, özellikle milli mücadele yıllarında üstlendiği sorumluluklarla bu milletin yürüyüşüne eşlik eden emniyet teşkilatımız, cumhuriyetle birlikte hukuk devleti anlayışı çerçevesinde daha sağlam bir zemine kavuşmuştur. Bugün Türk polisi, sahip olduğu tecrübe, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen imkanlarla, değişen tehditlere karşı güçlü bir kapasiteyle hareket etmekte, milletimizin huzurunu ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktadır. Bu köklü birikim ve güçlü irade, Emniyet Teşkilatımızı bugün de devletimizin sahadaki en etkin ve en güvenilir yapı taşlarından biri haline getirmektedir. Bu toprakları bizlere vatan kılan, bayrağımızın semalarda özgürce dalgalanmasını sağlayan asıl güç, sarsılmaz bir imanın ve sönmeyen bir vatan sevdasının neticesidir. Her bir polisimiz, bu mukaddes nöbeti devralırken canını ortaya koymakta, milletimizin bekası için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürümeyi göze almaktadır. Bizler, bu kahramanların gösterdiği eşsiz fedakârlığın karşılığını asla tam olarak ödeyemeyeceğimizin bilincindeyiz" diye konuştu. ’’Şehit ailelerinin ve gazilerin emanetlerine sonuna kadar sahip çıkıyoruz’’ Tüm imkanların seferber edildiğini dile getiren Yılmaz, devlet olarak, aziz şehitlerin emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerin her daim yanında olmayı, onları el üstünde tutmayı en asli vazifeleri olarak kabul ettiklerini bildirdi. Yılmaz, ‘’Vatanımızın huzuru uğruna şehadete eren kahramanlarımızın aileleri ile vazife malulü gazi personelimiz için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Şehitlerimizin emaneti ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Ancak onların emanetine ve gazilerimize sahip çıkmak da bizlerin en büyük sorumluluğudur. İmkanlarımızı sonuna kadar kullanarak emanetlerine sahip çıkmaya azami özen gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. Bu doğrultuda şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için barınmadan eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda güçlü destekler sunuyoruz. Kira yardımı ve faizsiz konut kredisi imkanlarıyla barınma ihtiyaçlarına katkı sağlıyor, elektrik, su ve doğalgaz faturalarında önemli indirimler uyguluyoruz. Eğitim hayatlarında çocuklarımızı öğrenim yardımlarıyla destekliyor, özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanabilmelerine imkan tanıyoruz. Ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkı sunarken, sosyal tesislerimizden yararlanabilmelerini de temin ediyoruz. Kamuda sağladığımız istihdam imkanlarıyla ailelerimizin ekonomik güvencesini güçlendiriyoruz. Sağlık alanında ise, ilave ücret ödemeden nitelikli sağlık hizmetine erişimlerini güvence altına alıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yaşam standartlarını en üst seviyeye taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu düzenlemeler, şehitlerimizin emanetine sahip çıkma ve gazilerimizin hayatlarını kolaylaştırma konusundaki kararlılığımızın açık bir yansımasıdır’’ şeklinde konuştu. ’’Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz’’ Terörsüz Türkiye sürecinde atılan her adımda şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakarlığına sahip çıktıkların dile getiren Yılmaz, ülkeni, uzun yıllar boyunca terörün yol açtığı acılarla sınandığını, bu süreçten en fazla etkilenen yerlerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin geldiğini ifade etti. Yılmaz, şöyle dedi: ‘’Nice aileler evlatlarını kaybetmiş, nice şehirlerimizin huzuru gölgelenmiş, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Diyarbakır da bu ağır yükü en yakından hisseden şehirlerimizden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğumuz güçlü irade ile bugün, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz. Güvenlik birimlerimizin sahadaki başarısı, devletimizin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım ve milletimizin desteğiyle birlikte, ülkemizin huzur iklimi her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte korkunun gölgesinde kalan pek çok yerleşim yerinde hayatın normalleştiğini, şehirlerimizin yeniden nefes aldığını, bölgenin sahip olduğu potansiyelin yeniden görünür hale geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu tablo, güçlü bir iradenin ve kararlı bir mücadelenin neticesidir. Ancak şu hususun altını özellikle çizmek isterim, attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz. Bu süreç, hiçbir şekilde onların aziz hatırasını zedeleyen bir anlayışın değil, bilakis onların emanetine daha güçlü sahip çıkma iradesinin bir tezahürüdür. Çünkü biz biliyoruz ki, bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır. Bu bilinçle hareket etmeye, bu sorumluluğu aynı kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz." Törende üstün başarı gösteren polislere belgeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Vali Murat Zorluoğlu tarafından verildi. Tören, daha sonra basına kapalı devam etti.
İstanbul CHP’nin LGBT önerisi yeniden gündeme geldi, vatandaş tepki gösterdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2015 yılında LGBT bireylerin kamu ve özel sektördeki istihdam ve terfi haklarının korunmasına yönelik verdiği kanun teklifinin yeniden sosyal medyada gündem olması tepkileri de beraberinde getirdi. CHP’nin ilk yapması gerekenin, parti içindeki sıkıntıları sona erdirmek olduğunu ifade eden vatandaşlar, eşcinsellerin gündeme getirilmesinin tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışma olduğunu savundu. 2015 yılında aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de bulunduğu 10 milletvekilinin imzasını taşıyan ve dönemin Bursa Milletvekili Aykan Erdemir öncülüğünde hazırlanan kanun teklifi sosyal medyada yeniden gündeme geldi. Teklifin gündeme gelmesi, vatandaşlar arasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Eyüpsultan Meydanı’nda ’da konuya ilişkin soruları yanıtlayan vatandaşlar, CHP’nin öncelikle yapması gerekenin, parti içinde gündeme gelen yolsuzluklar ve sapkınlıkların sona erdirilmesi olduğunu ifade etti. Önerinin tekrar gündeme getirilmesinin ve sosyal medyada viral olmasının sebebinin CHP içindeki sorunların göstergesi olduğunu söyleyen bir vatandaş, "Bunlar tamamen gündem değiştirmek için Özgür Özel ve tayfasının tezgahıdır. Yani eşcinsellerin gündeme getirilmesi tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışmadır. Bu millet neyin, ne olduğunu çok iyi biliyor. Bunun iki sebebi var. Birincisi eşcinsel tayfasını sokağa dökmek. Yani ülkede bir başka kaos ülkesi oluşturmak. İkincisi kendi beceriksizliğini, Özgür Özel, kendisinin de sonunun geldiğini çok iyi biliyor. Öncelikle Özgür Özel, bu işler ile uğraşacağına Muhittin Böcek’ten aldığı 20 milyon doların hesabını versin" şeklinde konuştu. Ramazan Kaya isimli bir vatandaş da, "Bu ülke hepimizin. önce bu namussuz belediye başkanları, kadınların ırzına geçen başkanları korumayı bıraksın, doğru dürüst muhalefet yapsın. Bizim derdimiz eşcinsel ya da eşcinsellik değil" ifadelerini kullandı. LGBT’nin Rusya’da yasak olduğunu söyleyen Yusuf Kütük, "Biz Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Müslüman bir ülkede yaşarken bunu bizim dinimizin emri olarak da yapmamamız gerekirken yani LGBT denen kavramı, popülist hale getirmemiz gerekir. Örneğin Rusya’da şu an LGBT ile ilgili yasaklar var. Ama biz Türkiye’de bunu hala yapamadık, nedense? Ben bunu taraftara oynamak değerlendiriyorum. Biz her kesimden kendimize yakın seçelim. Böylelikle de siyasi olarak gücümüzü korumaya devam edelim" dedi. Metin Sarıgül isimli vatandaş ise "Ben insani şekilde düşünüyorum. Biz Müslüman bir ülkede yaşadığımız için bu bize uymayan bir durum. Allah’ın kitabında, Kur’an’ında bunun olmayacağını Lut Kavminden dolayı biliyoruz. Ben Müslüman olarak kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.
Çorum Bakan Kurum: "Deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez" Çorum’da inşa edilecek 2 bin 867 sosyal konutun hak sahibi kura çekiminde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Hep dedik ki şehircilik siyaset, hamasetle yapılmaz, kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez. Afetlere karşı dirençli şehirler kurmak istiyorsanız, milletin canını, malını korumak istiyorsanız, bunu sloganla değil, planla, projeyle ve kararlı bir iradeyle kurabilirsiniz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hayata geçirilen "Yüzyılın Konut Projesi" kapsamında,Çorum’da Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından inşa edilecek 2 bin 867 sosyal konutun hak sahiplerinin belirlenmesi için kura töreni düzenlendi. Törene katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum, tek bir ev sahibi kalmayana kadar konut projelerini sürdüreceklerini dile getirdi. "Yatırım miktarımımız Çorum’da 61 milyar liraya ulaşmış durumda" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek konuşmasına başlayan Bakan Kurum, Çorum’daki yatırımlarla ilgili bilgiler vererek, "Bizim için Çorum Anadolu’ya yön veren, stratejik konumuyla da ülkemizin değerine değer katan, gerçekten eşsiz bir şehirdir. Çeyrek asırdır biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Çorum’un bu gücünü arttırmak için, bu şehrin hemen hemen her noktasına eser ve hizmet sunuyoruz. Bugüne kadar bir yandan TOKi’miz eliyle inşa ettiğimiz konutlarla sizin gibi binlerce aileyi güvenli yuvaya kavuştururken diğer yandan komşuluk kültürünü yaşatan, yaşam kalitesini yükselten mahalleler kuruyoruz. Bir taraftan da deprem riski olan şehirlerimizde can ve mal güvenliğini teminat altına alıyoruz. Bugün sadece bizim bakanlığımız eliyle yatırım miktarımımız Çorum’da 61 milyar liraya ulaşmış durumda. Yaklaşık 9 milyar liralık yatırım da Çorum’un her yerinde belediyelerimizle devam ediyor. Geriye baktığımızda Çorum’un her yerinde hamd olsun hastanelerden yeni yuvalara, ticaret merkezlerinden sevgi evlerine, camilerden yeşil alanlara kadar her şeyi en güzel şekilde, milletimizin desteğiyle inşa ettik. En önemlisi de 2020’de buraya geldiğimde Çorum Meydanını gezerken, Selçuklu emaneti, Çorum’a yakışacak projeleri, hayalleri bizle paylaştılar. Biz de dedik ki ‘Çorum için yapılması gereken ne varsa sonuna kadar yanındayız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çorum’un yanındadır, Murat Kurum Çorum’un yanındadır’ dedik ve Çorum Tarihi Çöplü ve Dikiciler Arastalarını, Saat Kulesi’nin çevresindeki tüm yıpranmış yapıların restorasyonunu aslına uygun yaptık. Tarihi alanlarımızı yeniden canlandırıp Çırum’un eşsiz güzelliğine güzellik kattık. İnşallah şimdi ara sokaklara gireceğiz. O meydandaki projemizi belediyemizle birlikte daha da büyüteceğiz, milletimizle el ele verip bir taraftan alt yapı da tarih yazarak, Çorum ve Bayat içme suyunu ve arıtma tesislerimizi şehrimize sunarken, diğer yandan da şehrimize nefes aldıracak 400 bin metrekareye sahip 6 millet bahçesini hayata geçiriyoruz. Dodurga Millet Bahçemizi en kısa sürede tamamlayacağız. Kardeşlerimizin beklediği İlk Evim Arsa Projesi kapsamında tapu devir işlemlerini tamamlatacağız. İş Yerim Projesi kapsamında 225 iş yerimizin ihalesini 22 Mayıs’ta yapacağız. Özet olarak bugün Çorum’un sokaklarında planlı yerleşimleri, güçlenen alt yapıyı, yenilenen kent dokusunu ve sosyal yaşam alanlarını görüyorsanız bilin ki bu tesadüf değildir, Çorum’un bu muhteşem tablosu şehircilik vizyonumuzun sonucudur. En önemlisi de Sayın Cumhurbaşkanımızın Çorum sevdasının, bitmeyen hizmet sevdasının sonucudur" dedi. "Deprem bölgesi, devlet, millet dayanışmasının en güçlü örneğidir" Asrın felaketinin yaşandığı 11 ildeki çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Kurum, "Bizim medeniyetimizde devlet sırtını dönen değil, elini uzatan güçtür. Devlet milletinin zor zamanda yanında olandır, dar gününde kapısını çalandır, kimsesizlerin kimsesi olandır. İşte bu anlayışla 24 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde sürdürdüğümüz hizmet siyasetinin merkezinde hep siz vardır. Birinci önceliğimiz sizin güvenliğiniz, huzurunuz ve refahınız. En büyük mücadele alanımız ise depremdir. Deprem bu coğrafyanın en önemli gerçeğidir. 6 Şubat 2023’te yaşadığımız depremi hatırlayın. Saat 04.17’de hep beraber ayağa kalktık, 86 milyonun yüreği, kalbi 11 ilimizle çarptı. Asrın felaketi ülkemizin karşı karşıya olduğu riskin büyüklüğünü bir kez daha ortaya koydu. 11 ilimizde çok ağır yıkımlar, çok büyük acılar yaşandı, 50 binden fazla canımızı toprağa verdik. Milletçe tarif edilemeyecek büyük bir acı yaşadık. Acımız gücümüz oldu, milletimizle el ele verdik. Her hafta arkadaşlarımla deprem bölgesindeki şehirleri, mahalleleri bir bir gezdik, milletimizi bir an olsun yalnız bırakmadık. Yıkılan hayatları, umutları ve hayalleri orada yeniden filizlendirmek için 11 ilimizde eş zamanlı, dünyada eşi ve benzeri yok, saatte 23, günde 550 konut ürettik. Avrupa ülkesi büyüklüğündeki alanı 2 yıl gibi kısa sürede ayağa kaldırdık. Bütün konut ve iş yerlerini, oradaki tarihi hanları, camileri, meydanları hepsini aslına uygun bir şekilde yaparak 500 bine yakın evi tamamladık, tam 3 bin 481 şantiyede bunu yaptık. 2 milyondan fazla vatandaşımızı evlerine kavuşturduk. Hep birlikte, milletimizle birlikte topyekün şehirlerimizi ayağa kaldırdık. Hamd olsun verdiğimiz her sözün arkasında durduk. Devletimizin gücü, milletimizin desteği ve kararlı yönetim anlayışıyla bu süreci anlımızın akıyla tamamladık. Bugün gururla ifade ediyorum ki yeniden inşa süreci Türkiye’nin kapasitesinin ve kararlılığının göstergesidir. Deprem bölgesi, devlet, millet dayanışmasının en güçlü örneğidir. Asrın inşası Türkiye’nin başarısıdır, asrın inşası Türkiye’nin yüz akıdır" diye konuştu. "2 yılda 455 bin konutu teslim ettiysek 500 bin konutumuzu hızlı bir şekilde yapacağız" 100 Yılın Konut Projesiyle ilgili konuşan Bakan Kurum, "Asrın inşasındaki tecrübemizi 81 ilimize yayıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, 81 ilimizde büyük bir heyecana koşturan 100 Yılın Konut Projesiyle güzel milletimize, azi vatandaşlarımıza tam 500 bin yeni sosyal konut daha kazandırıyoruz. Şu ana kadar 79 ilimizin kurasını çektik ve 403 bin hak sahibimizi belirledik. Bugün Çorum’da 2 bin 867 konutumuzun sahiplerini burada büyük heyecan ve coşkuyla belirliyoruz. Bu konutlarımızın bin 200’ünü Çorum merkezde, 300’ünü Alaca’da, 200’ünü Bayat’ta, 300’ünü İskilip’te, 63’ünü Kargı’da 26’sını Laçin’de, 28’ini Mecitözü’nde, 300’ünü Osmancık’ta, 400’ünü Sungurlu’da, 50’sini Uğurludağ’da inşa edeceğiz. Evlerimizi merkezden ilçelere kadar milletimizden gelen talep doğrultusunda inşa ederek hemşehrilerimizi güvenli, sağlam ve konforlu yuvalara yerleştirmiş olacağız. Bu projelerin ayrılmaz haline getirdiğimiz mahalle konaklarımız var, orada annelerimiz çocuklarını, evlatlarını kreşe bırakabilecekler, taziye evlerinde taziyelerimizi, nişanlarımızı, düğünlerimizi yapabileceğiz, komşuluğumuzu güçlendireceğiz. Aile sağlığı merkezimizi hemen sitenin içinde yaparak sosyal yaşam alanlarını birlikte inşa edeceğiz. İstanbul’daki kuramızı da çektikten sonra hızlıca temelleri atacağız. Bugüne kadar 1 milyon 757 bin konutu bitirdiysek, 2 yılda 455 bin konutu teslim ettiysek 500 bin konutumuzu hızlı bir şekilde yapacağız, sizlere sözümüzü tuacağız. 2 yıl içinde anahtarları vermeyi planlıyoruz. Ev sahibi Türkiye hedefimizle dar gelirli kardeşlerimiz en güzel evde oturacaklarımız, çocuklarımız güvenli yuvada büyüyecekler, ailelerimiz burada huzur içinde yaşayacak" şeklinde konuştu. "Bizim ölçümüz sadece ortaya koyduğumuz iştir, tamamlanan projedir, yükselen konuttur, teslim edilen anahtardır" ifadelerine yer veren Bakan Kurum, "Bu millete verdiğimiz anahtarlar sadece bir yuvanın kapısını açmaz. O anahtarların her biri bu milletin alın teridir, bu ülkenin üretimidir, gençlerimizin istihdamıdır, büyük ve güçlü Türkiye’nin teminatıdır. İnanıyorum ki sizler o yeni yuvalarınızın anahtarını çevirdikçe bu ülkenin bileğini limse bükemez, bizim karşımızda hiçbir beşeri güç duramaz. Biz bu şuurla koştuk ama bizi eleştirenler oldu. ‘Yapamazlar, bitiremezler, bu enkazın altında kalırlar’ diyenler oldu. Biz ise cevabı hep sahada verdik. Çizmeyi giydik, arkadaşlarımızla birlikte baretimizi taktık, montu giydik yükselen vinçlerle cevabımızı verdik, gece gündüz çalışan iş makineleriyle verdik, anahtar teslim törenlerinde mutlulukta göz yaşı döken annelerimizle verdik. Hep dedik ki şehircilik siyaset, hamasetle yapılmaz, kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez. Afetlere karşı dirençli şehirler kurmak istiyorsanız, milletin canını, malını korumak istiyorsanız, bunu sloganla değil, planla, projeyle ve kararlı bir iradeyle kurabilirsiniz. Türkiye yüzyılı vizyonumuz da tam bu duruşta kendini bulmaktadır. Meydanlarda gelirler, ‘şu işi yapacağız, şu işi bitireceğiz’ derler. Hamd olsun 24 yıldır verdiğimiz her sözü tutuyoruz. Eğer bir söz veriyorsak gerçekleştiriyoruz. İşin sonunda da milletin duasını alıyorsak, hayır duasıyla bizi bir kardeşi, bir evladı görüyorsa rabbime hamd olsun. Allah bize nasip ediyor, bu güzel millete hizmet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye artık içine kapanan değil, bölgesine yön veren ülkedir" Türkiye’nin dünyadaki gücüne dikkat çeken Kurum, "Türkiye bugün, krizlerle, çatışmalarla çevrili bir coğrafyada güven veren, istikrar üreten bir ülke olduysa bu vizyonu ortaya koyan güçlü iradenin sayesindedir. Bu güç kendiliğinden ortaya çıkmış güç değildir. Bu güç son çeyrek asırda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlılığın ve ona güvenen millet iradesinin eseridir. Türkiye artık içine kapanan değil, bölgesine yön veren, yol çizen, küresel ölçekte söz söyleyen, sözüne itibar edilen ülkedir. Nitekim ülkemizin Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Zirvesine ev sahipliği yapacak olması Türkiye’nin artık çevre ve iklim alanında da dünyaya yön veren bir aktör oluşunun resmidir" dedi.