EKONOMİ - 08 Haziran 2022 Çarşamba 11:47

4 aile ile başlandı devlet desteğiyle 400 aileye geçim kaynağı oldu

A
A
A
4 aile ile başlandı devlet desteğiyle 400 aileye geçim kaynağı oldu

Batman’ın Sason ilçesinde 2007 yılında deneme amaçlı 4 aile ile üretimine başlanan ve geçtiğimiz yıl coğrafi işaret tescil belgesi alarak markalaşan Sason çileği, devlet tarafından sağlanan yüzde 100 hibe desteği ile ilçe geneline yaygınlaşarak 400 aileye geçim kaynağı oldu.

Batman’ın Sason ilçesinde 2007 yılında deneme amaçlı 4 aile ile üretimine başlanan ve geçtiğimiz yıl coğrafi işaret tescil belgesi alarak markalaşan Sason çileği, devlet tarafından sağlanan yüzde 100 hibe desteği ile ilçe geneline yaygınlaşarak 400 aileye geçim kaynağı oldu.


Devletin ilçedeki çiftçilere sağladığı destek sayesinde 4 aileyle başlanan çilek üretiminin her geçen yıl daha da artırılarak 400 aileye geçim kaynağı oluşturduğunu belirten Sason Kaymakamı Murat Mete, 15 dekarlık alanda ekimine başlanan çileğin bu yıl itibariyle 400 dekarlık alanda ekildiğini belirtti. Çiftçilere 2022 yılı içinde 100 dekarlık alan için hibe desteği müjdesini veren Kaymakam Mete, “Sason ilçemiz kadirşinas insanların yaşadığı, bereketli topraklarıyla ön plana çıkmış bir ilçedir. Bal ve ceviz diyarı olarak bilinen Sason, son yıllarda ön plana çıkan bir başka değerimiz ise Sason çileği oldu. Sason çileği, Batman valiliğimizin ilgili kurumlarla yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde Avrupa Birliği coğrafi işaret tescilini aldıktan sonra hem yurt içinde hem de yurt dışında ulusal, uluslararası alanında has kokusu, tadıyla, uzun ömürlülüğü ile kendine yer edinmiş, diğer çilek türlerinden ön plana çıkmış ve farkını ortaya koyan bir ürünümüz oldu" dedi.



"Bin 400 dekarlık alanda üretim yapılıyor"


Daha önce tütün ekilen bahçelerde 2007 yılında yüzde yüz devlet destekli 4 aile ile 15 dekar alanda Sason çilek ekimi başlandığını hatırlatan Kaymakam Mete, "Şu anda 400 aile ile 4 bin 900 ton rekolteye erişmiş durumdayız. Bunu gerçek manada büyük mutluluk ve gurur vesilesi olarak anlatmak istiyorum ki; 4 aileyle yüzde 100 devlet desteğiyle başlamış olan Sason çileği serüveni bu gün 4 bin 900 ton rekolteyi aşmış, ulusal ölçekte tanınmış, yurt dışına ihracat ürünü olarak değerlendirilebilen bu bölgenin insanın cebine, ülkemizin ekonomisine ciddi bir katkı sağlayan tarımsal bir ürün haline gelmiştir. İlçede toplamda Bin 400 dekarlık bir alanda şu anda çiftçilerimiz üretimlerini yapmaktadır. Devlet olarak gayemiz bu rakamı çok daha ileriye taşımaktır. Çünkü bunun için uygun alanımız, uygun kaynağımız, uygun iş gücümüz ve çok şükür hevesli çiftçilerimiz vardır. Bunlarla beraber bu yıl yüzde 70 hibeli olmak üzere 100 dekar daha alanda çiftçilerimize katkı sağlayarak çilek üretimini artırmak istiyoruz. Devlet olarak elimizden gelen bütün gayretleri göstererek çiftçilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Ulusal çapta tanınırlığı, bilinirliği ve uluslar arası ölçekte coğrafi işaret tescili almış olan Sason çeliğimizi sadece Diyarbakır, Siirt, Bitlis, Muş gibi yakın illerimize pazarlamanın ötesinde bu gün Bursa’da, Konya’da, Malatya’dan birçok fabrika talepte bulunmakta ve onlara pazarlamaktayız çiftçilerimiz ile beraber. Biz istiyoruz ki 81 vilayetimiz de bulunan herkesin Sason çileğinin tadından, aromasından mahrum kalmasın. Herkese ulaştırmaya gayret ediyoruz. Herkesi Sason, Sason çileğini yerinde yemeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Memleketlerinden kilometrelerce uzakta Selimiye Camii’nde bayramlaşma coşkusu Edirne’ye üniversitede okumak için dünyanın farklı ülkelerinden gelen öğrenciler, Selimiye Camii’nde kurban bayramı sabahı aynı safta buluştu. Bayram namazının ardından duygularını paylaşan uluslararası öğrenciler, memleketlerinden kilometrelerce uzakta olsalar da Edirne’de kendilerini yalnız hissetmediklerini söyledi. Endonezyalı Diana Puspa Wulandari, Türkiye’de bayram geçirmenin kendileri için unutulmaz bir deneyim olduğunu belirterek, "Çok mutluyum. Burada arkadaşlarımızla birlikte bayram namazı kıldık. İnsanlar bize çok iyi davranıyor. Kendimizi ailemizle birlikteymiş gibi hissediyoruz" dedi. Yanındaki arkadaşları Ummukulsum Yassin ve Gine Cumhuriyeti’nden Adjibo Djamanca da Edirne’de gördükleri ilgi ve misafirperverlikten dolayı mutlu olduklarını ifade etti. Öğrenciler, Türk halkının sıcak yaklaşımının memleket özlemini bir nebze azalttığını söyledi. "Memleket hasretini görüntülü konuşmalarla gideriyoruz" Bayram sabahı aileleriyle görüntülü konuşarak bayramlaştıklarını anlatan öğrenciler, ülkelerinden uzakta olmanın burukluğunu yaşadıklarını ancak arkadaşlarıyla bir araya gelerek bu duyguyu hafiflettiklerini dile getirdi. Öğrenciler, "Bayramlarda ailemizle aynı sofrada olmayı özlüyoruz. Ama burada arkadaşlarımızla birlikte bayramlaşınca kendimizi daha iyi hissediyoruz" ifadelerini kullandı. "Buradaki bayramlar daha kalabalık" Türkiye’deki bayram atmosferinin kendi ülkelerinden farklı olduğunu söyleyen öğrenciler, özellikle Selimiye Camii çevresindeki yoğunluğun ve insanların bayram heyecanının kendilerini etkilediğini belirtti. "Bizim ülkemizde de bayramlar güzel geçiyor ama burada daha kalabalık bir atmosfer var. İnsanların birbirine karşı samimiyeti bizi çok mutlu etti" diyen öğrenciler, Edirne’de unutamayacakları bir bayram yaşadıklarını söyledi.
Bursa Güvenlik görevlisi çatı katını sanat atölyesine çevirdi Bursa’nın İnegöl ilçesinde 25 yıldır resim yapan güvenlik görevlisi Yüksel Kılıçoğlu (45), resim tutkusu dolayısıyla 3 katlı evinin 3’üncü katını resim atölyesine çevirdi. 25 yıllık süre içerisinde 1000 eser resmeden Kılıçoğlu, "Kalp Heybesindeki Sözler" isimli şiir kitabını da yeni çıkardı. Kişisel sergiler de açarak vatandaşların ilgisini çeken Kılıçoğlu, çeyrek asırlık sanat hayatını devam ettirmek için çalışacağını söyledi. Sanat hayatını anlatan Yüksel Kılıçoğlu (45), "Ardahan Posof Baykent köyünde doğdum. Yedi kardeşin en büyüğüyüm. İlkokulu ve ortaokulu Posof’ta Baykent Köyü İlkokulu ve Aşık Zülali Ortaokulu’nda okuduktan sonra Ardahan Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun oldum. Daha sonrasında ufak bir aşıklık iş hayatı, İstanbul ve askerlik Amasya Çavuş talimgahında da Çavuş olarak askerliğimi bitirdim. 26 sene önce Bursa İnegöl’e yerleştim, burada da evlendim. İki tane kız çocuğum var. Sonrasında özel bir firmada güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayım. Bunun yanı sıra da ortalama 25 yıldır bir çeyrek asır demek. Böyle yakma, yağlı boya resimler yapıyorum. Resmin her türlüsüne tutkum var. Bununla zamanımı geçiriyorum, boş zamanlarımı geçiriyorum. Ayrıca yıllardan beri yaptığım bu resme tuvale döktüğüm renkleri bir de böyle ’Kalp Heybesindeki Sesler’ diye bir şiir kitabı çıkararak duygularımı da buraya yazdım. Bu biraz yöresel, biraz da gönlümüzden kopan kalp heybesi gibi sözlerle beraber biraz aşk ile alakalı şiirlerim var. Bu şiirlerimi de zamanında böyle küçük kağıtlara yazmıştım, hatta lise dönemine ait böyle siyah kaplı bir defterim var. Ondan biriktirdiğim şiirleri bazen de kendimce duygularımı dökerek yazdığım hepsini toplayarak yaptığım böyle güzel bir kitap. Böyle inşallah sizin ilginize bırakıyorum. İnşallah beğenirsiniz" dedi. Çatı katını atölyeye çevirdi Dana öncesinde resimlerini sergilemek için atölye olarak çatı katını kullandığını belirten Kılıçoğlu, "Sonrasında da böyle güzel bir sergi açalım, bunun artık evde olmayacağını, herkesin beğenisine sunmamız gerektiğini düşündüm. Sonrasında İnegöl Kent Müzesi’nde sergi açmıştık. Devamında İnegöl AVM’de ve İstanbul, Zonguldak gibi yerlerde de sergiler açtım. 1000’e yakın eserim vardı. Eserlerim bazen de böyle derneklere bağışlar yaptım. Bunlar da güzel bir şey, hediyeler ettim. Onun yanı sıra da hala devam ediyorum. Yakma resimler, yağlı boya böyle devam ediyorum" diye konuştu. 288 şiir yazdı Yazdığı kitabında 288 şiire yer verdiğini kaydeden Kılıçoğlu, "Şiirlerimde biraz yöresel bizim memleketle alakalı biraz Bursa İnegöl ile alakalı. Şu an bulunduğum yer ile alakalı ve diğer şiirlerimde biraz kalpten gelen biraz aşkla alakalı şiirlerim böyle" şeklinde konuştu. Hedeflerinden bahseden Kılıçoğlu, "Bundan sonraki hedef projem nasip olursa Kent Müzesi’nde yine bir sergi düzenleyeceğiz. Sağ olsun müdürlerimiz bize güzel bir iyilik yaptılar. Biz de başvurumuzu yaptık, nasip olursa yedinci ayın 10’u gibi güzel bir sergi açacağız İnegöl Kent Müzesi’nde. Ondan sonraki süreçte de nasip olursa kitap tanıtımı için imza günü falan olabilir. Onu düşünüyorum İstanbul’da, sonra bizim derneğimiz sağ olsun Posoflular Derneği bunun için bir imza günü diye bize söylediler. Sağ olsun dernek başkanımızda güzel bir imza günü düzenleyeceğiz nasip olursa. Tabii ki bir eser bırakabilmek çok güzel bir şey. Biz de hem insanların gözüne hem de kalbine hitap edebildiysek ben bunun için çok mutlu oluyorum. Yani en azından kişi baktığında bir resimle, bir resme baktığında bu senin eserin demesi çok çok hoşuma gidiyor. Biraz da övgü istiyor insan ister istemez, bunun bir karşılığı olması lazım. Karşılık her zaman para değildir ama bir övgüyü, bir nezaketi, bir zarifliği istiyor insan ister istemez. Bizim düşüncemiz de böyle. En azından insanların kalbine azıcık dokunabildiysem bu çok güzel bir şey. Benim için mutluluk veren bir şey. Eserlerime devam edeceğim bundan sonraki süreçlerde de Allah fırsat verirse, nasip olursa. Devam ediyorum, nasip olursa belki ikinci kitabımda olabilir. Tabi buna zaman lazım, bu duygular hemen yeşermiyor. Zamanla olabilir, ikinci bir kitabımı düşünüyorum. Böyle devam ediyorum. İleriki zamanlarda yine başka illerde sergi projelerim var. İstanbul’da şu an bu devam ediyor. Böyle bir sergi düşünüyorum. Sonra Ankara’da devam ediyor. Orası olabilir ama bu ileriye yönelik. Şu an kitabımın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Duygularım burada, inşallah alan okuyan beğenir" dedi.