GÜNDEM - 29 Mart 2025 Cumartesi 10:43

Bayburt-Gümüşhane Havalimanı 7 yıldır tamamlanamadı

A
A
A

Yüklenici firma Bayburt Group İnşaat tarafından 7 yıl önce yapımına başlanan Bayburt-Gümüşhane Havaalanı, bitirilemediği gerekçesiyle vatandaşlardan tepki çekmeye devam ediyor. Başladığı işleri bir türlü tamamlayamayan Bayburt Group İnşaat firması, 13 yıldır Kop Tüneli’ni, 8 yıldır Vauk Tüneli’ni ve 7 yıldır Bayburt-Gümüşhane Havaalanı’nı bitiremedi.

13 Haziran 2018 tarihinde Gümüşhane-Bayburt Havalimanı’nın temel atma töreninde konuşan dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, havaalanının 2020 yılında açılacağını duyurmuş ve artık Bayburt’a uçakla geleceğini söylemişti. Ancak 2020’de açılamayan havaalanı için bu sefer Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Geç olacak ama güç olmayacak" diyerek havaalanının 2026 yılında hizmete gireceğini vurguladı. 14 Aralık 2024 tarihinde AK Parti Bayburt 8. Olağan İl Kongresi’nde Bayburtlulara müjdeyi veren Bakan Uraloğlu’nun açıklamasına rağmen, inşaatın havadan görüntülenen içler acısı manzarası, havaalanının bu tarihe de yetişemeyeceği yönünde endişeleri artırdı.

Aynı yıllarda temeli atılan Rize-Artvin Havaalanı bitti Bayburt-Gümüşhane Havaalanı bitmiyor

3 Nisan 2018 tarihinde temeli atılan ve 14 Mayıs 2022 tarihinde hizmete açılan Rize-Artvin Havalimanı 4 yılda tamamlanırken, yine 2018’de temeli atılan Bayburt-Gümüşhane Havaalanı’nın neden bitirilemediği vatandaşlar tarafından merak ediliyor. Bu konuda yüklenici firmayı eleştiren vatandaşlar, Bayburt Group İnşaat’a "Yeter artık, bitiremiyorsan bırak" diyerek, sitem etti. Öte yandan, Bayburt Group İnşaat firmasının resmi internet sitesinden 8 Eylül 2020 tarihinde havaalanıyla alakalı yapılan açıklamada, ilk uçuşun 2023 yılında gerçekleşeceği belirtilmişti.

Havaalanının üstyapı çalışmaları için 400 milyon lira ödenek ayrıldı

Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş, Bayburt-Gümüşhane Havalimanı’nın üstyapı inşaatı için Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2025 bütçesinden 400 milyon lira ödenek ayrıldığını sosyal medya hesabından duyurdu. Ateş’in, 19 Şubat 2024 tarihli paylaşımında, "Bayburt-Gümüşhane Havalimanı üstyapı inşaatı için Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2025 bütçesinden 400 milyon TL ödenek ayrılmıştır. Havalimanımızın en kısa zamanda hemşehrilerimizin hizmetine girmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bayburt’umuza desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na şükranlarımı sunuyorum" ifadeleri yer aldı.

"Uzak mesafeler yakın olsun"

Havaalanının kısa sürede biteceğine ihtimal vermeyen Muhammet Güncan, "Bu havaalanı bir şekilde biter ama kaç yılda biter onu öngöremiyorsunuz, doğru mudur?" sorusuna, "Evet, maalesef. Keşke bitse, medeniyet gelse. Bir şeylere biz de halk olarak ulaşsak. Bunlar bize lüks şeyler değil. Çoluğumuz, çocuğumuz, gençlerimiz de binsin, biz de gidip gelelim. Uzak mesafeler yakın olsun. Niye olmasın ki?" yanıtını verdi.

"Bayburtlular olarak hem Vauk Tüneli’nden, hem Kop Tüneli’nden, hem de havaalanından dolayı mağduruz"

Ulaşım anlamında Bayburt halkının büyük sıkıntılar yaşadığını belirten Bayburt Group İnşaat’ın eski çalışanı Ömer Meriç, Kop Tüneli inşaatında yaşanan göçüklerde insanların hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, "Bayburtlular olarak biz çok mağduruz" dedi. Meriç, çalışmaların bir türlü tamamlanamamasından Bayburt Group İnşaat firmasını sorumlu tuttu.

"Tünelin temeli atıldığında 28 yaşındaydım, şimdi 41 yaşındayım"

2018 yılında tünelin temel atma töreninde bulunduğunu ve o dönem 28 yaşında olduğunu dile getiren Meriç, "Tünelin açılışını biz yaptık. O yıllarda o şirkette çalışıyorduk, 28 yaşındaydım, bugün 41 yaşındayım. İnşallah bir 13-14 sene daha bu inşaat sürmez. İsmi geçen o şirket Vauk Tüneli’ni de, Kop Tüneli’ni de açamadı. İnşallah havaalanını teslim ederler. Havaalanı ile ilgili bir bilgimiz yok ama söz verildi, 2026 dendi, o tarihte inşallah açılacak, beklentimiz o yönde" diye konuştu.

"Allah Bayburt Group’un eline kimseyi düşürmesin"

Bayburt Group İnşaat’ta 8 yıl çalıştığını, şirketin iç işleyişini iyi bildiğini ve sahiplerini yakından tanıdığını öne süren Meriç, "Allah onların eline kimseyi düşürmesin. Bu şirketin, Bayburt Group’un rabbim eline düşmanımı dahi düşürmesin" ifadelerini kullandı.

Öznur Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya MESOB Başkanı Keskin: "Esnaf yoksa çarşı yok, çarşı yoksa şehir yok" Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin, beraberindeki esnaf odası başkanları ile birlikte Kurban Bayramı öncesinde Malatya esnafını iş yerlerinde ziyaret etti. Ziyaretlerin ardından açıklamalarda bulunan Keskin, Malatya esnafının üst üste gelen felaketlerle çok büyük bir sınav verdiğini vurguladı. Keskin, "Malatya’daki esnaf camiamız önce pandemi, ardından asrın felaketi olan 6 Şubat depremleri nedeniyle çok büyük sıkıntılar yaşadı, yaşamaya da devam ediyor. Buna rağmen, depremin enkazı 3 yıldan beri tamamen kaldırılmamışken ve 3 yılda Malatya Çarşısı esnafımıza tam olarak teslim edilmemişken; İstanbul ve Ankara’da hiçbir deprem yaşamamış, düzeni bozulmamış olanlarla aynı vergi yükümlülüklerine ve aynı idari para yaptırımı kurallarına tabi tutulmamız asla adil bir yaklaşım değildir. Buradaki esnafın durumu mücbir sebep ötesidir" dedi. Yeni yapılan çarşıda anahtarı teslim edilen dükkanların kira tutarlarının fahiş seviyelerde olduğunu belirten Keskin, hem mülk sahiplerine hem de yetkililere seslenerek ortak bir paydada buluşulması gerektiğinin altını çizdi. Keskin, "Malatya Çarşısı’nda anahtarı teslim edilen dükkanların kira tutarları çok yüksek. Bunun için ne mal sahibinin ne de esnafımızın mağdur olmayacağı makul bir orta yol uygulamasının acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir. Şunu kimse unutmasın; esnafın yüksek kiralar nedeniyle taşınamadığı, kepenk açamadığı iş yerlerinin mal sahibi için hiçbir getirisi olamaz. Esnafın olmadığı, ticaretin dönmediği çarşılar karanlık kalmaya mahkumdur. Esnaf yoksa çarşı yok; çarşı yoksa şehir yok" dedi. Konuşmasında esnafın bir şehir için sadece ekonomik bir unsur değil, kentin ruhu ve kalbi olduğunu belirten Şevket Keskin, "Esnaf ayağa kalkmadan Malatya ayağa kalkmaz. Çarşısız şehir, kalpsiz bedene benzer. Esnafın kepengi açılırsa, memleketin umudu da açılır. Kepenklerin kapalı olduğu yerde, şehir de eksik kalır. Esnafı ayakta tutmak, Malatya’yı ayakta tutmaktır" dedi. Kurban Bayramı öncesinde Malatya halkına da hayati bir çağrıda bulunan Keskin, deprem sürecinin açtığı yaraların ancak toplumsal dayanışma ile sarılabileceğini ifade etti. Vatandaşların bayram alışverişlerinde ulusal zincir marketler veya şehir dışı firmalar yerine kendi hemşehrisine, yerel esnafına yönelmesi gerektiğini belirten Keskin, "Malatya’yı ayağa kaldırmanın yolu esnafı ayağa kaldırmaktan geçer. Yerel esnafa sahip çıkmak, kendi şehrine sahip çıkmaktır. Bu zorlu deprem sürecini atlatabilmemiz için her birimizin birbirine candan destek olması gerekiyor. Bu bayram vesilesiyle tüm hemşerilerime sesleniyorum: Yerel esnaftan alışveriş yap, paran Malatya’da kalsın. Kepenkler açıldıkça umut çoğalır. Gelin, bu bayramda umudu hep birlikte büyütelim" dedi.
Amasya TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Amasya’da sel felaketinden zarar gören üreticilerimiz devlet desteği istiyor" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Amasya’da 16 Mayıs’ta Yeşilırmak Nehri’ndeki taşkın sonrası oluşan sel felaketinden 5 bin 865 dekar tarım alanının etkilendiğini açıkladı. Bayraktar, "Sel felaketinden zarar gören üreticilerimiz de devlet desteği istiyorlar. Devlet yardımı, borçların yapılandırılmasını istiyorlar" dedi. İl genelinde 13 köy, 1 belde ve 1 mahallede zarar oluştuğunu belirterek incelemede bulunduğu Aksalur, Kızılca ve Ovasaray köylerinde çiftçilerle buluşan Bayraktar, "TARSİM dışında olan üreticilerimizin de bir destek beklentisi var. Nasıl geçen yıl dondan zarar gören üreticilerimiz, TARSİM dışında olan üreticilerimiz devlet desteği almışlarda yine bu sel felaketinden zarar gören üreticilerimiz de devlet desteği istiyorlar. Devlet yardımı, borçların yapılandırılmasını istiyorlar" diye konuştu. "Son yıllarda çiftçimizi sahada tutmanın zorluğu var. Göç veriyoruz" Afet yaşanan bölgelerdeki durumun rapor edilip ilgili kurumlara bildirildiğine değinen Bayraktar, "İnşallah çiftçilerimize yardımcı olunur. Bir can suyu verilir. Borçları yapılandırılır. Önemli olan çiftçimizi sahada tutabilmek. Bu çok önemli. Son yıllarda çiftçimizi sahada tutmanın zorluğu var. Göç veriyoruz. Göç veren bir sektör. Bu gibi afetler karşısında eğer çiftçimize destek veremezsek korkarım ki bu göçler devam eder" diye konuştu. "Yağışlar şimdilik kuraklık tehdidini ortadan kaldırdı" Türkiye’nin geçen yıl büyük bir kuraklık yaşadığını hatırlatan Bayraktar, "Bu sene bir yağış olmasını temenni ediyorduk. Yağışlar geldi. Bundan da memnuniyet duyuyoruz. Bu sene gelen yağışlar şimdilik kuraklık tehdidini ortadan kaldırdı. Hatta buğday ve arpa üretimimiz son yıların rekolte rekorunu kırabilir" şeklinde konuştu. İncelemelere TZOB Orta Doğu Anadolu Bölge Temsilcisi Yunus Kılınç ve Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci de katıldı.
Sakarya Kutup ayısı sanıldı, gerçek kısa sürede ortaya çıktı Sakarya’nın Karasu ilçesinde Sakarya Nehri’nin Karadeniz’le buluştuğu noktada kayalıklara sıkışmış halde bulunan ve ilk bakışta "kutup ayısı yavrusu" sanılan hayvan, bölgede şaşkınlığa neden oldu. Kayalıklara sıkışmış haldeki hayvanın, telef olmuş ayı yavrusu olduğu ortaya çıktı. Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü noktada kayalıkların arasında beyaz renkli ve hareketsiz duran canlıyı fark eden vatandaşlar, durumu cep telefonu kameralarıyla görüntüledi. Kısa sürede sosyal medya platformlarında paylaşılan fotoğraflar, canlının fiziki yapısı ve rengi sebebiyle "Karadeniz kıyısında kutup ayısı yavrusu bulundu" iddialarının ortaya atılmasına yol açtı. Tüyleri dökülünce kutup ayısına benzetildi Kısa sürede yayılan görüntünün ardından bölgeden elde edilen değerlendirmeler, iddiaların asılsız olduğunu ortaya koydu. Kayalıklara sıkışan hayvanın, Sakarya Nehri havzasında yaşayan yavru ayı olduğu belirlendi. Telef olan yavru ayının uzun süre su içerisinde kalması nedeniyle özellikle alt kısmındaki tüylerinin döküldüğü, derisinin ise suyun etkisiyle beyazlaşarak farklı bir form kazandığı tespit edildi. Hayvanın geçirdiği bu fiziksel değişimin, ilk bakışta kutup ayısı yavrusu algısı oluşturdu. Yapılan incelemelerde, nehir havzasındaki doğal yaşam alanında telef olan yavru ayının Sakarya Nehri’nin güçlü akıntısına kapılarak kilometrelerce sürüklendiği ve nehrin Karadeniz’e döküldüğü Yenimahalle Feneri mevkiindeki kayalıklara sıkıştığı değerlendirildi.