- 04 Ekim 2021 Pazartesi 15:06

13 yaşında başladığı terziliği yarım asırdır ilk günkü şevkle sürdürüyor

A
A
A
13 yaşında başladığı terziliği yarım asırdır ilk günkü şevkle sürdürüyor

Bingöl’de yaşayan 65 yaşındaki Sadarettin Tunç, 52 yıldır terzilik zanaatını severek sürdürmeye devam ediyor.

Bingöl’de yaşayan 65 yaşındaki Sadarettin Tunç, 52 yıldır terzilik zanaatını severek sürdürmeye devam ediyor.


Bingöl’de yaşayan 7 çocuk babası 8 de torun dedesi Sadarettin Tunç (65), 1969 yılında köyden gelerek terzi çırağı oldu. 1975 yılında kendi iş yerini açan Tunç, o günden bu yana bu mesleği severek sürdürmeye devam ediyor. Yaklaşık 30 yıldır Ulu Cami pasajındaki 10 metrekarelik dükkanında işini sürdüren Tunç, değişen ve gelişen dünyaya da direniyor. Yarım asırdır mesleğini severek sürdürdüğünü İHA muhabirine anlatan Tunç, "1969’da Bingöl’e gelip ilk çıraklık dönemime başladım. Eski hal dediğimiz yerde çıraklığa başladım. 1975’e kadar çıraklık, kalfalık, ustalık ve 1975’te de dükkanımı müstakil olarak açtım. 1991’de bu camimiz faaliyete girdi ve 30 yıldır bu pasajdayım. Esnaflık, terzilik sanatımı devam ettirmekteyiz. Mesleğimi severek hem de en iyi şekilde nasıl olacaksa o şekilde yapmaya çalışıyorum. Mesleğimi yarım asırdır devam ettiriyorum ve her gün gittikçe daha severek yapıyorum, bıkmadım. Yaşım ilerlemesine rağmen" dedi.



"Benim çıraklık ve kalfalık dönemimde mesleğimize rağbet vardı"


Kendisinin çırak olduğu dönemde mesleğe çok rağbet olduğunun altını çizen Tunç, "Tabi günümüzün şartlarında mesleğimizde yeni yetişen ve yetiştirdiğimiz eleman maalesef yoktur. Benim çıraklık ve kalfalık dönemimde aşırı derecede mesleğimize rağbet vardı. O tarihte okullar tatil olur olmaz her baba alıp çocuğunu yanımıza getiriyordu. Böyle bir dükkanda o gün için çırakla beraber 7-8 kişi çalışabiliyordu. O gün şartlar daha ağırdı. Biz bir ütüyü çalıştırmak için kömür arıyorduk. Fırın fırın dolaşıp kömür arıyorduk. O zaman kömürlü ütüleri çalıştırıyorduk. Şimdi ise teknolojidir, sanat daha kolay olmuş” diye konuştu.


Müşterilerinin orta ve yaşı kesimden olduğunu anlatan Tunç, "Mesleğimizde tabi şuan için gençler elbise diktirmiyorlar. Konfeksiyonlarda sportif elbiseleri giyiyorlar. Bizim müşterilerimiz ağırlık orta yaş ve yaşlı kesime hitap ediyor. Mesleğin biteceği gibi maalesef müşteriler de bitmek üzeredir" şeklinde konuştu.


Başından geçen bir anıyı paylaşan Tunç, “Benim bir arkadaşım sabah geldim dükkanın önünde bekliyor. Düğünüm kurulmuş dedi ve ben hemen acilen onun elbisesine başladım iki gece eve gitmedim ve elbisesini bitirdim. Tabi yorgun düştüğüm için arkadaşın düğününe gidemedim. Yani o gün ki şartlarda çok rağbet vardı. Maalesef bugün o rağbet artık yok” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydın’da kurbanlık nakil yol kontrolleri yapıldı Aydın’da il tarım ekipleri, Kurban Bayramı nedeni ile artan hayvan hareketlerine yönelik yol kontrolleri gerçekleştirdi. Kurban Bayramı’na az bir süre kala kurbanlık hayvanların nakil işlemleri kapsamında trafikte hareketlilik de başladı. Bu çerçevede harekete geçen Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, yol kontrol faaliyeti gerçekleştirdi. Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Genelgesi kapsamında belgesiz, kaçak hayvan ve hayvansal ürün hareketlerini engellemek amacıyla yapılan yol kontrollerinde kurbanlık hayvan taşıyan araçlar tek tek incelendi. Canlı hayvan taşıyan araçların izin belgeleri ve hayvanların kulak küpeleri kontrol edildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte, geçici kurban satış yerleri ve hayvan pazarlarında oluşabilecek yoğunluk nedeniyle hayvan hareketleri titizlikle kontrol edilmektedir. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzce, bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenmesi amacıyla güvenlik güçleriyle koordineli şekilde hayvan ve hayvansal ürün taşıyan araçlarda denetimler aralıksız sürdürülmektedir. Bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadelede en önemli unsurlar, aşılama faaliyetleri ile kontrollü hayvan hareketlerinin sağlanmasıdır. Mevzuat gereği iller arası hayvan sevklerinde Veteriner Sağlık Raporu, il içi büyükbaş hayvan hareketlerinde pasaport, koyun ve keçi hareketlerinde Nakil Belgesi/Beyannamesi bulundurulması zorunludur. Ayrıca geçici kurban satış yerleri ve hayvan pazarlarına, sorumlu veteriner hekimler tarafından kontrol edilmeyen hayvanların girişine izin verilmeyecektir. Kurbanlık hayvan alacak vatandaşlarımızın yetkili kurban satış ve kesim yerlerini tercih etmeleri, kulak küpesi ve pasaportu olmayan büyükbaş hayvanları satın almamaları, "Tarım Cebimde" mobil uygulaması üzerinden küpe numarası ile hayvan bilgilerini sorgulamaları büyük önem taşımaktadır. Yeni salgın hastalıklara sebep olmamak ve cezai yaptırımlarla karşılaşmamak için küpesiz ve belgesiz hayvan alım-satımı yapmayalım" ifadeleri yer aldı.
Antalya Oğlunu ve eski eşini kaybettiği kazada, sürücüye verilen ceza anneyi ikinci kez yıktı Antalya’da babası ile birlikte gittiği lunapark dönüşünde direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücünün kaldırıma çıkarak çarptığı baba-oğulu hayattan koparan kazada mahkeme, sürücüye iyi hal indirimi ile birlikte 9 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Sanığa verilen cezayı az bulduğunu ve gerekli itirazları yapacağını söyleyen küçük çocuğun annesi, "Onun özrü benim oğlumu geri getirmiyor. O adam benim yaşanılacak en güzel günlerimi elimden aldı" dedi. Konyaaltı ilçesi Atatürk Bulvarı üzerinde 11 Temmuz 2025 tarihinde gece saatlerinde meydana gelen kazada İzmir’de annesi ile birlikte yaşayan 8 yaşındaki Adem Efe Tekerci, yaz tatilinde babası Yunus Tekerci’nin yanına geldi. Birlikte eğlenmek için gittikleri lunapark çıkışında kaldırımda yürüyen baba-oğula alt geçit çıkışında direksiyon hakimiyetini kaybeden Caner S.’nin kullandığı 34 GU 5081 plakalı otomobil çarptı. Kazada 8 yaşındaki Adem Efe Tekerci’nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenirken, ağır yaralanan ve ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılan baba Yunus Tekerci ise doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Baba ve oğlunun hayatını kaybettiği kazanın güvenlik kamerası görüntülerinde Caner S.’nin kullandığı otomobilin refüje çarptıktan sonra kontrolden çıkarak kaldırıma doğru yöneldiği ve bu sırada el ele kaldırımda yürümekte olan Yunus Tekerci ve 8 yaşındaki oğlu Adem Efe Tekerci’ye çarptığı görülmüştü. Aradan geçen 10 aylık süreçte kazayla ilgili görülen davada ilk duruşma İzmir Sabiha Gökçen İlköğretim Okulu 2. sınıf öğrencisi 8 yaşındaki Adem Efe Tekerci doğum günü olan 6 Nisan’da görülürken, dün görülen ikinci duruşmada ise mahkeme kararını verdi. Mahkeme karar duruşmasında Yunus Tekerci ve Adem Efe Tekerci’nin ölümüne sebep olan otomobil sürücüsü Caner S.’ye iyi hal indirimi kullanarak 9 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Adem Efe Tekerci’nin 6 Şubat 2023 tarihinde 11 ili etkileyen 7.8 ve 7.5 büyüklüğündeki depremlere Hatay’da oğlu ile birlikte yakalandığını söyleyen anne Çağla Öz, "6 Şubat 2023 tarihinde oğlumla beraber depreme yakalandık. Sonrasında yeniden bir hayat kurmak için İzmir’e yerleştim. İzmir’e yerleştiğim zaman kendime yeniden bir hayat kurdum" dedi. İzmir’de oğlu ile yeni bir hayat kurduklarını ve çok mutlu olduklarını söyleyen Çağla Öz, "Oğlumla birlikte çok mutluydum, çok güzel bir hayatım vardı. Oğlum okula başlamıştı. Ben de yeni bir işe girip, yeniden hayata başlama adına adım atmıştım. Başarılı, çok güzel bir öğrenciydi. Büyüyünce futbolcu olmak istiyordu. Aynı zamanda fanatik bir Beşiktaşlıydı. Sonrasında oğlum karnesini aldıktan sonra babasını çok özlediğini söyledi. Babası da görmek istiyordu kendisini, eski eşim oğlumu İzmir’den almaya geldiği zaman ona söylediğim cümleyi asla unutmuyorum. ’Sana canımı emanet ediyorum, ona gözün gibi bak’ demiştim yanımdan alırken" ifadelerini kullandı. Kazanın yaşandığı gün içinde anlamlandıramadığı bir his olduğunu ve lunaparka gitmelerini hiç istemediğini belirten Öz, "Benim o günüm, yani oğlumu kaybettiğim gün çok kötü geçmişti. Bütün gün sebepsiz yere ağlamıştım. Duvarlar üzerime üzerime geliyordu. Bir an önce dışarı atmak istiyordum kendimi. Dışarı çıkıp nefes almak istiyordum. Ve durmadan oğlumu arıyordum iyi olup olmadığına emin olmak için. İçimde çok kötü bir his vardı ama anlamlandıramıyordum. Sürekli dua ediyordum, oğlumun sesini duymak için onu arıyordum. O gün eski eşimle oğlumu lunaparka götüreceğini söyledi. Gitmelerini hiç istemedim" şeklinde konuştu. Gece saatlerinde bilmediği bir numaradan gelen arama ile kaza haberini aldığını belirten Öz, "Akşamında bilmediğim bir numaradan bir telefon geldi. Gece saat bir buçuk, iki gibi. ’Adem Efe Tekerci’nin annesi misimiz’ dediler. Ben de evet dedim. Sonra eski eşimin ve oğlunun trafik kazası yaptığını ve ayrı ayrı hastanelerde tedavi altında olduğunu söylediler. O anlarda ben şok etkisiyle bayılmışım. Antalya’ya geldiğim zaman bana bir konum attılar. Ben oraya yetiştiğimde morgda buldum kendimi. Morg önüne geldiğimde sakinleştirici etkisi altındaydım ve hala olayı anlamaya çalışıyordum" dedi. Görevlilerin kendisini içeri çağırdığını ve oğlu ile eski eşinin ölüm haberini aldığını söyleyen Çağla Öz, "Anneciğim ben geldim dedim hadi kalk gidelim dedim. O güzel gözlerini kırptı sadece bana. Eski eşimde öldüğünü bilmiyordum, o anda öğrendim. Ölürken bile birliktelerdi ben de ölümün onları ayırmasını istemedim, yan yana defnedilmelerine izin verdim. Dün davada ikinci duruşması görüldü. Oğlum babasıyla birlikte 11 Temmuz 2025 tarihinde vefat etti. İlk duruşma 9 ay sonra oğlumun doğduğu aya denk geldi. 6 Nisan 2026 tarihinde, ikinci duruşma da 20 Mayıs’ta görüldü" ifadelerini kullandı. "Benden oğlumla yaşanılacak en güzel günlerimi aldı" Eski eşi ve oğlunun ölümüne neden olan zanlının 9 yıl 6 ay hapis cezası aldığını ve kendisinin bu cezayı yeterli bulmadığını söyleyen acılı anne Çağla Öz, "Kesinlikle çocuğunu kaybeden bir annenin isteyebileceği bir karar değil. Çünkü bu trafik kazasının bilançosunu iki ölüm ve iki de hayatta yaşamak zorunda kalan iki yaralı anne var. Ben ve eski eşimin annesi yani. İnsan çocuğunu kaybettiğinde aslında bir nevi kendini kaybediyor. O toprağın altına kendini defnediyor onunla birlikte. Karar 9 yıl 6 ay gibi bir süre, iyi hal indiriminden kaynaklı. Sanki ortada iki can gitmemiş gibi. Ben verilen cezanın çok az olduğunu düşünüyorum. Çünkü oğlumun katili benden oğlumla yaşanılacak en güzel günlerimi aldı. Ben mezarın başına gidip oğlumun doğum gününü kutladım. Ben verilen cezanı kesinlikle çok az olduğunu düşünüyorum. Çünkü benim oğlum 8 yaşındaydı ve hep 8 yaşında kalacak. Hiç tanımadığım bir insan gelip oğluma çarpıp onu öldürüyor. Sadece bu kadar az ceza aldı. Ben bunu kabul edemem kesinlikle" şeklinde konuştu. Oğluna çarpan kişinin hız sınırlarını aştığını ve olay anında uyuşturucu madde etkisi altında olduğunun tespit edildiğini ileri süren Öz, "Ben bu olayın arkasını bırakmayacağım. Kararına itiraz edeceğim. Bence hiçbir anne çocuğunu kaybetmemeli, hiç tanımadığım bir insan yüzünden hele hele. Bütün trafik kurallarını ihlal etmiş, hız sınırını aşmış. Yasaklı madde kullanmış. Ben cezasını çekmesini istiyorum. Hayatına kaldığı yerden devam etmesini istemiyorum oğlumun katilinin. Çünkü ben hayatıma kaldığım yerden devam edemiyorum. Çünkü ben her şeyimi kaybettim, oğlum benim her şeyimdi. Oğluma çarpan kişi sürekli duruşma sırasında, ailesinden özür dilerim, vicdan azabı çekiyorum, çok pişman olduğunu söylüyor. Kesinlikle ben oğlumun hayatına son veren kişinin özrünü, sözde vicdan azabını ve pişmanlığını kesinlikle kabul etmiyorum. Çünkü onun özrü benim oğlumu toprağın altından geri getirmiyor. O adam benim yaşanılacak en güzel günlerimi elimden aldı. Önce can sonra canan gelir. Benim canım da cananım da oğlumdu. Ben bütün hayatımı oğlumun üzerine şekillendirdim. O mutlu olsun diye yapamayacağım hiçbir şey yoktu. Aradan on ay geçmesine rağmen, halen oğlumun öldüğünü kabullenemiyorum. Bu süreçte, oğlum sürekli rüyalarıma geliyor. Ben oğlumu on aydır hiç göremiyorum. Sesini duyamıyorum, onu öpüp koklayamıyorum, onu okula götüremiyorum" dedi. Son olarak oğlunu çok özlediğini de sözlerine ekleyen acılı anne, "Ben bu dünyada en çok anne olmayı Adem Efe’nin annesi olmayı çok sevdim. Oğlumu çok özledim bir an önce ona kavuşmak istiyorum" ifadelerini kulandı.
Malatya "Güvenli Ailem, Güvenli Nesil" hikâye yarışmasında ödüller sahiplerini buldu Yeşilyurt Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğrencilerin hayal gücünü geliştirmek, toplumsal değerleri edebiyat yoluyla yaşatmak ve aile bilincini güçlendirmek amacıyla düzenlenen "Güvenli Ailem, Güvenli Nesil" hikâye yarışmasının ödül töreni gerçekleştirildi. Yeşilyurt Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünde düzenlenen ödül törenine Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sevda Ulaş, Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Caner Güler, okul müdürleri, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Caner Güler, yarışmanın sadece bir edebi etkinlik olmadığını, aynı zamanda toplumsal değerleri pekiştiren önemli bir proje olduğunu ifade ederken, Yeşilyurt Belediyesi ile uyumlu ve koordineli çalışmalar neticesinde toplumsal değerlerin güçlenmesine yönelik güzel çalışmalar yaptıklarını, eğitim projelerine her türlü desteği sağlayan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ve belediyeye teşekkürlerini sundu. "Kalemleriyle geleceğe ışık tutan öğrencilerimizi kutluyorum" Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ise öğrencilerin kaleme aldıkları hikâyelerle sadece bir yarışmaya katılmadıklarını, aynı zamanda toplumsal değerlere sahip çıkma anlamında güçlü mesajlar verdiklerini söyledi. Konuşmasında güçlü aile yapısının güçlü toplumların ve güvenli geleceğin en önemli güvencesi olduğunun altını çizen Başkan Geçit, "Aile değerlerini, güvenli bir geleceği ve güçlü nesilleri anlatan birbirinden güzel hikâyeleri keşfetmek için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzle ortaklaşa düzenlediğimiz yarışmaya katılarak, kalemleriyle geleceğe ışık tutan tüm öğrencilerimizi gönülden kutluyorum. Belediye olarak aile içi iletişim ve aile kavramını güçlendirecek projelere ayrı bir önem veriyoruz. Çünkü son dönemlerde genç nesilde bazı sıkıntıların olduğunu hepimiz yakından görüyoruz. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen olaylar hepimizi derinden üzdü, bu tür olayların tekrar etmemesi, çocuklarımızın aileye, topluma ve hayata karşı daha bilinçli ve duyarlı yaklaşması için toplumsal farkındalık oluşturacak bu tür etkinliklere ağırlık veriyoruz. Hiç şüphesiz sevginin, saygının, merhametin ve dayanışmanın öğrenildiği ilk yer aile ortamıdır. Çocuklarımızın iyi ve kötü günlerde sığınacakları tek yer aileleridir. Sevinçleri ve hüzünlerini anne ve babalarıyla, amcalarıyla, dayılarıyla, teyzeleriyle paylaşmalıdır. Bu anlayışı tam manasıyla yerleştirmek zorundayız. Bu nedenle çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren güvenli aile bilinciyle yetişmesi büyük önem taşımaktadır. İlçemizi yalnızca fiziki yatırımlarla değil; eğitim, kültür, sanat ve sosyal projelerle ihya etmeye, geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza sahip çıkmaya, aile değerlerinin korunmasına farklı bir önem veriyoruz. Bu tür yarışmalar ve kültürel etkinliklerle gençlerimizin hayal dünyasını zenginleştirirken aynı zamanda milli ve manevi değerlerine bağlı bir neslin yetişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Bu yarışmayla öğrencilerimizin yazma becerilerini geliştirmeyi, hayal güçlerini desteklemeyi ve milli-manevi değerlerimizi edebiyat aracılığıyla yaşatmayı hedefledik. Gençlerimizin duygu ve düşüncelerini özgürce ifade etmeleri bizler için son derece kıymetlidir" dedi. "Okumaktan ve yazmaktan asla vazgeçmeyin" Konuşmasının sonunda öğrencilere hitap eden Başkan Geçit, "Okumaktan, yazmaktan ve asla vazgeçmeyin. Medeniyet yazmakla başlar, okumakla başlar, sizlerin deneme, hikâye ve kitap yazması yaşadığımız sorunların çözümünde aktif bir rol oynayacaktır. Sizlerin başarıları, bizim en büyük gurur kaynağımızdır" ifadelerini kullandı. Ödüller sahiplerini buldu Hikayelerin yer aldığı yarışmada "4-17" adlı hikayesiyle Zübeyda Hanım İmam Hatip Ortaokulu’ndan Ecrin Aygün birinci, "Güvenli Aile Güvenli Nesil" hikayesiyle Kuyulu Ortaokulu’ndan Amine Coşkun ikinci, "Günlüğümüzdeki Çığlık’ hikayesiyle Karakavak Ortaokulu’ndan Araz Günaydın üçüncü olurken, "Ne Oluyor ki?" adlı hikayesiyle Biruni Ortaokulu’ndan Zerra Betül Acar ise jüri özel ödülü almaya hak kazandı. Düzenlenen törende jüri heyeti üyeleri ile dereceye giren öğrencilere ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Yarışmada dereceye giren öğrencilere toplam 30 Bin TL para ödülü verildi.
Kayseri KAYÜ’de Türk Mutfağı Haftası etkinliği gerçekleştirildi Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) tarafından Türk Mutfağı Haftası kapsamında ’Sofradaki Miras: Yerel Mutfak Kültürünün Geleceğe Aktarımı’ konulu etkinlik düzenlendi. Uygulamalı Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, yerel mutfak kültürünün korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması konuları ele alındı. Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Merve Onur’un yaptığı programda konuşmacılar; sivil toplum kuruluşlarının, kadın kooperatiflerinin, eğitimcilerin, yiyecek-içecek işletmelerinin ve mutfak şeflerinin yerel mutfak mirasının yaşatılmasındaki rolü ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Program kapsamında gerçekleştirilen tadım etkinliğinde Kayseri mutfağına özgü Kayseri mantısı, Kayseri yağlaması, Kayseri ezmesi ve kurşun aşı çorbası gibi yöresel lezzetlerin sunumu yapıldı. Bununla birlikte Kayseri Üniversitesi Gıda Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan kıymetli ürünlerin tadımı ve farklı şekillerde sunumları gerçekleştirildi. Ayrıca Kayseri Üniversitesi Ata Tohumu Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yetiştirilen çeşitli yenilebilir ürünler ve ata tohumları da etkinlik alanında sergilendi. Etkinlik; üniversitenin akademik ve idari personelinin yanı sıra Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı, Develi Hüseyin Şahin Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı ve İkram Hizmetleri Programı ile Turizm Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Gıda Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Ata Tohumu Uygulama ve Araştırma Merkezi temsilcilerinin katılımlarıyla gerçekleştirildi. Sivil toplum kuruluşları ile yiyecek - içecek sektöründeki paydaşların da yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, günün anlam ve önemine konuşmalar yapıldı. Bu yıl beşincisi kutlanan Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri, Kayseri Üniversitesinin gastronomi ve mutfak sanatları alanındaki güçlü altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla anlamlı bir organizasyonla gerçekleşti. Programın açılışında yaptığı konuşmada Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa; Türk mutfağının zenginliklerine ve lezzetlerine değinerek, Kayseri Üniversitesi olarak gerek akademi, gerekse saha anlamında yaptıkları çalışmalarla Türk Mutfağının gelişimine önemli katkılar sunduklarını kaydetti.