SAĞLIK - 08 Eylül 2021 Çarşamba 09:16

Kadın sağlık personeli camiye girerek hoparlörden aşı anonsu yaptı

A
A
A
Kadın sağlık personeli camiye girerek hoparlörden aşı anonsu yaptı

Bitlis Sağlık Müdürlüğüne bağlı aşı ekipleri il genelinde çalmadık kapı bırakmayarak köy köy, kapı kapı gezerek vatandaşlara korona virüs aşısı yapıyor.

Bitlis Sağlık Müdürlüğüne bağlı aşı ekipleri il genelinde çalmadık kapı bırakmayarak köy köy, kapı kapı gezerek vatandaşlara korona virüs aşısı yapıyor.


İl genelinde oluşturulan yaklaşık 100 ekip kente ayak basmadık yer bırakmayarak, aşıya ön yargılı olan vatandaşları ikna etmeye çalışıyor. Bitlis merkeze bağlı Yumurtatepe köyünde görevli kadın sağlık personeli vatandaşların aşı olmaları için camiye girerek hoparlörden anons yaptı. Ayrıca hane hane gezen ekipler aşı olmak isteyen vatandaşların aşılarını yaptı. Bitlis Valisi Oktay Çağatay canla başla çalışan sağlık ekiplerini tebrik ederek, yüzde 75’lik hedefe doğru ilerlediklerini söyledi. Sağlık ekiplerini gayretli çalışmalarından dolayı tebrik ederek, yapılan çalışmalar sonucunda 67,6 oranına çıktıklarını, hedeflerinin kısa sürede yüzde 75’i bularak ‘mavi’ kategoride yer almak olduğunu söyleyen Bitlis Valisi Oktay Çağatay, “Covid-19’la mücadele konusunda şu anda elimizdeki tek argümanın aşı olduğunu bütün dünya biliyor. Cumhurbaşkanımız da ifade etiler. Aşılama konusunda tüm Türkiye’nin seferber bir halde çalıştığını biliyoruz. Ne yazık ki Doğu ve Güneydoğu illerimizde içerisinde Bitlis’in de olduğu bu bölgede aşılama konusunda vatandaşlarımızdan yeterli teveccühü görememiştik. Ama son zamanlarda Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık ekiplerimiz büyük bir özveri ile sahaya bütün emeklerini yansıttılar. Yaklaşık 100 civarında ekip kurduk. Bu arkadaşlarımız her biri 3’er, 4’er kişiden oluşan ekiplerle kapı kapı gezerek, icabında meralarda göçerleri, arıcılarımızı ziyaret ederek, orada aşılama faaliyetlerini yürütüyorlar. Aşılama konusunda tereddütleri olan vatandaşlarımızı da ikna ederek bu işlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar” dedi.


Son günlerde birinci doz aşılama konusundan bakıldığında Bitlis sarı kategoride üst sıralara tırmandığının altını çizen Bitlis Valisi Çağatay, "Önümüzdeki birkaç gün içerisinde de İnşallah biz Bitlis’e mavi yakışır diyerek maviye kavuşacağız. Bu hastalığında tek bertaraf yolu bu olduğu için vatandaşlarımızı aşılama konusunda tekrar ve tekrar davetkar oluyoruz. Sağlık Bakanlığımıza bağlı hastanelerimizde çalışmalar devam ediyor. Ne yazık ki Covid-19 konusunda ciddi bir yoğunluk yaşandı. Şu anda da kısmen devam ediyor. En son Sağlık Bakanlığımızdan aldığımız verilere göre ilimiz aşılama oranına göre 67,6 ile sarı kategoride aşılama faaliyetini devam ettiriyor. Birkaç gün içerisinde yüzde 75’le mavi renge biz de kavuşacağız. Vatandaşlarımızın aşılama konusunda en küçük bir tereddütleri olmasın. Ben kendim 2 doz sinovac aşıyı, üzerine 2 doz da biontech aşıyı oldum. Cumhurbaşkanımızın olduğunu, Bakanlarımızın tamamının olduğunu biliyoruz. İnşallah sağlıklı günlere hep birlikte kavuşacağız” şeklinde konuştu.


Yumurtatepe köyünde aşılama hizmetini yürüten sağlık memuru Süleyman Aksev ise, “Bitlis Sağlık İl Müdürlüğü bizleri çevredeki köy ve mahallelerde aşılama faaliyetini yürütmek için görevlendirdi. Biz yaklaşık 20 günden beridir ev ev, sokak sokak gezerek vatandaşlarımıza aşı yapmaya çalışıyoruz. Aşılama konusunda zaman zaman vatandaşlarla sıkıntılar yaşıyoruz. Bunları ikna etmek ve aşının zorunluluğunu anlatmaya çalışıp, aşılamaya çalışıyoruz. Bu hastalıktan korunmamızın tek çaresi aşıdır. Onun için vatandaşlarımızdan aşı konusunda duyarlı olmalarını, sadece bizlerin gelmelerini beklemeden hastanelere ve aile hekimlerine başvurarak aşı olmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.