SPOR - 09 Eylül 2021 Perşembe 09:30

Muaythai milli takım sporcuları Tayland’daki dünya şampiyonasına Nemrut’ta hazırlandı

A
A
A
Muaythai milli takım sporcuları Tayland’daki dünya şampiyonasına Nemrut’ta hazırlandı

Bitlis’te çalışmalarını sürdüren Muaythai Milli Takımı, Tayland’da düzenlenecek olan dünya şampiyonası için son antrenmanını Nemrut Krater Gölü kenarında gerçekleştirdi.

Bitlis’te çalışmalarını sürdüren Muaythai Milli Takımı, Tayland’da düzenlenecek olan dünya şampiyonası için son antrenmanını Nemrut Krater Gölü kenarında gerçekleştirdi.


Aralık ayında Tayland’da gerçekleştirilecek Dünya Muaythai Şampiyonası’na hazırlanan Muaythai Milli Takım sporcuları, Bitlis’in Tatvan ilçesinde 1-9 Eylül tarihleri arasında kamp yaptı. 46 sporcunun katıldığı kampın son antrenmanı Türkiye’nin en büyük krater gölü olan Nemrut Krater Gölü kenarında gerçekleştirildi. Tatvan ilçesi sınırlarında bulunan 2 bin 250 rakımlı Nemrut Krater Dağı’na çıkan sporcular, önce düz koşu yapıp, göl kenarına kadar olan parkuru tamamladılar. Göl kenarında çalışmalarını tamamlayan sporcular, Bitlis’te kamp yapmaktan dolayı duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Kampın çok verimli geçtiğini, bundan sonra 2 kamp daha yaparak Aralık ayında Tayland’da gerçekleştirilecek olan şampiyonada altın madalyalar alarak döneceklerini belirten Muaythai Milli Takım Antrenörü Murat Çeken, “Bitlis’te olmaktan dolayı çok memnunuz. 9 günlük kampımızda bizleri yalnız bırakmayan ve misafirperverlik gösteren Bitlislilere teşekkür ediyorum” dedi.


Türkiye Muaythai Federasyonu’nun büyükler ve U23 Ümitler kategorisindeki bay ve bayanların milli takım ikinci etap kampını Bitlis Tatvan’da yaptıklarını ifade eden Çeken, "Buradaki kampımız 1-9 Eylül tarihleri arasındaydı. Şu an 46 sporcumuz var. 43 sporcumuz illerindeki seçmelerden geldi. 3 sporcumuz da daha sonra katıldı. Hedefimiz 1-14 Aralık tarihleri arasında Tayland’da yapılacak Büyükler şampiyonasında ülkemizi en iyi şekilde temsil etmektir. Buradaki kampların karşılığını ülkemize madalya olarak hediye edeceğiz. İnancımız da budur. Buradaki çocuklarımızın içinde daha önce çok tecrübeli, dünya ve Avrupa şampiyonluğu yaşamış sporcularımız da var. İlk defa milli takıma girmiş kardeşlerimiz de var. Amacımız yeni yetenek ve şampiyonların ülkemize en iyi şekilde hizmet etmelerini sağlamaktır. Bu katılımı sürekli hale getirilmesini sağlamak, ailesine ve ülkesine başarı sağlamaktır. Türk Milli takımının hedefinde 4 kamp yapmak var. Burası ikinci kamp yerimiz. Son iki kampımızı da başarı ile tamamlayıp, Tayland’a gideceğiz” diye konuştu.


Bitlis’te kamp yaptıkları sürede işadamları başta olmak üzere herkesin ev sahipliğinde en iyisini yapmaya çalıştığını belirten Çeken, “Tüm samimiyetimle söylemek istiyorum ki, herkesin Bitlis’i ve Tatvan’ı tanımasını istiyorum. İnanılmaz misafirperver, her gün bütün işadamları ve bürokratlar bizleri ağırlayıp misafir ettiler. Özellikle herkesin buraya gelip görmesini istiyorum. Harika bir doğası var. Tatvan’ın İstanbul Kadıköy’den hiçbir farkı yok. Dünyada 80’e yanın ülkeye gittim. Doğası bu kadar güzel olan bir yer daha görmedim” şeklinde konuştu.


1-9 Eylül tarihleri arasında Bitlis’te milli takım Muaythai sporcularına ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Muaythai Doğu Anadolu Bölge Başkanı ve Milli Takım Antrenörü Ömer Uğur, "Daha önce bu kamp Didim’de yapılmıştı. Ben ordayken kendilerine bu kampı Tatvan’da da yapacağıma dair söz vermiştim. İş adamlarımızdan ve bürokrasiden yoğun talep olunca bu kampı burada gerçekleştirdik. Muaythai tarihinde yapılmış en güzel kamptır” dedi.


Sporculardan Bediha Taçyıldız ise, 10 yaşından beri Milli Takım kamplarına katıldığını belirterek, “Bu yıl kampımızı Tatvan’da yaptık. Misafirperverliklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum. Umarım bizlerde bunun karşılığını altın madalyalarla veririz. Güzel bir kamp yaptık. Son antrenmanımızı da Nemrut’ta, bu güzel doğada yaptık. Güzel olacağını düşünüyorum. Çünkü bunların hepsi dünya şampiyonası için bir hazırlık. Bizde hazırlığın en iyisini yaptığımızı düşünüyorum. Takımımız çok güçlü. İçimizde dünya şampiyonları var. Bu takımla dünya şampiyonasına damga vuracağımızı düşünüyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.