EĞİTİM - 24 Ocak 2023 Salı 12:21

Bitlis’te ikna edilen bin 41 öğrenci okula kazandırıldı

A
A
A
Bitlis’te ikna edilen bin 41 öğrenci okula kazandırıldı

Bitlis’te belirli nedenlerden dolayı okuldan ayrılmak zorunda kalan bin 41 öğrenci, öğretmenlerin çalışmaları sonucu yeniden eğitime kazandırıldı.

Bitlis’te belirli nedenlerden dolayı okuldan ayrılmak zorunda kalan bin 41 öğrenci, öğretmenlerin çalışmaları sonucu yeniden eğitime kazandırıldı.


Bitlis il genelinde gerek öğretmenler gerekse milli eğitim müdürlüğü personelleri yürüttükleri ikna çalışması çerçevesinde 5 aylık bir sürede 521 kız ve 520 erkek olmak üzere toplam bin 41 öğrenci yeniden okulla buluşturuldu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, okula devam etmediği belirlenen öğrencilerin eğitimlerine devamlılıklarını sağlamak amacıyla hem şube müdürlerinden hem de öğretmenlerden ekipler oluşturdu. Toplamda 20 ekipten oluşan ikna ekibi, özellikle köylerde 5 ay gibi kısa bir sürede yürüttükleri özverili çalışmalarla hem öğrencilerle hem de aileleri ile görüşerek öğrencilerin hayallerine kavuşmalarına aracı oldular.


Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı Tathtalı ve merkeze bağlı Konuksayar köylerine giden ekipler, Emsal Genç ve Mücella Üzerk adlı kızları yeniden okula kazandırdılar. Zaman zaman oluşturulan ikna ekibiyle öğrenci ve aileleri ile görüşmeye giden Bitlis İl Milli Eğitim Müdürü M. Emin Korkmaz, 8. sınıf öğrencisi Emsal Genç’i okuluna, annesini ise lise diploması almaya ikna etti.


Geçtiğimiz eylül ayından bu yana temel eğitimde 932, ortaöğretimde ise 109 öğrenciyi yeninden okula kazandırdıklarını söyleyen Milli Eğitim Müdürü Korkmaz, “Çok bereketli bir gün oldu. Okulunu 8’inci sınıfta bırakan Emsal isimli genç kızımızı bir daha okula kazandırdık. Kızımız çeşitli nedenlerden dolayı okulunu bırakmıştı. İkna ekiplerimiz ile birlikte görüştükten sonra kızımızın hedeflerinin ne kadar büyük olduğunu, bundan sonra spor lisesine devam etmek istediğini bize söyledi. Eve gelince annesi ile de görüştük. Annesini de ortaokulu bitirdiğini duyunca, hanımefendiye bir teklifte bulunduk. Açık lise öğrencimiz olur musunuz dedik? Kendisi de memnuniyetle bunu kabul etti. Böylelikle kızımızı 8’inci sınıfa, annesini de açık lise öğrencisi yapacağız. Çalışmalarımız sene başından bu yana devam ediyor. Sene başından bu yana temel eğitimde 932, ortaöğretimde de 109 öğrenci kazandırdık. Toplamda bin 41 öğrenci kazandırdık. Sadece aralık ayında 308 öğrenci kazandırmıştık. Bu öğrencilerden biri de Emsal kızımız” diye konuştu.


Kırsalda bulunan 101 okulun fiziki şartlarının gayet iyi olduğunu anlatan Korkmaz, sözlerine şöyle devam etti:


“Kırsalda fiziki altyapımız gayet iyi ve 101 ortaokulumuz var. Bu okullarımızın temel esprisinden bir tanesi de kız çocuklarımız ortaokulu bitirdikten sonra talep oluyor. Geçmişte kırsalda kız çocuklarının okumalarının önünde problemler vardı. Çocuk ilkokulu bitiriyordu. Ortaokul, lise derken uzun bir süreç oluyordu. Şimdi kapısının önünde ortaokulu bitirdiği için artık böyle bir süreç yaşamıyoruz. Şu an okul terklerinin olduğu yerler, kırsal yerler. Ortaokulların olmadığı yerler. Kızımız için, annesi için bugünkü çalışmalarımız hayırlara vesile olur inşallah.”


Okula tekrar gitmenin heyecanını yaşayan 8. sınıf öğrencisi Emsal Genç ise spor lisesinde okuyarak sporcu olmak istediğini söyledi.


Anne Fadime Genç de, kızının okulu bırakmasına çok üzüldüğünü, ancak yeniden okula gideceği için çok mutlu olduğunu söyledi. Milli Eğitim Müdürü Korkmaz ve ekibine teşekkür eden anne Genç, kendisinin de açıktan lise okuyacağını söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle "Belçika Ekonomik Misyonu" kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Majesteleri Mathilde ve beraberindeki heyet ile İstanbul’da düzenlenen "Üst Düzey Türkiye-Belçika İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı"na katıldı. Baran, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Belçika arasında 2025 yılı sonu itibariyle ticaret hacminin 9,2 milyar dolara ulaştığını kaydederek, Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkileri daha da iyi seviyelere çıkaracaklarını dile getirdi. "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" İki ülke iş dünyası arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği imkanların artacağını düşündüklerini vurgulayan Baran, "Başkent Ankara, savunma ve havacılık sanayinden medikale, makine ve ekipman üretiminden yazılım ve teknoloji girişimlerine kadar pek çok stratejik sektörde güçlü bir ekosisteme sahip. Bu yönüyle Ankara’nın, Belçikalı firmalar için önemli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim, lojistik ve Ar-Ge alanlarında ortak projeler geliştirilebileceğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi’nce (DEHUKAM) Türk deniz yetki alanlarına ilişkin hazırlanan kanun taslağıyla ilgili "Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz" açıklaması yaptı. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı. Hazırlanan kanun taslağına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, şunları dedi: "Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerekiyor. Türkiye artık, deniz hukuku terminolojisinin sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet. Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum. Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri dikkate alınarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. ’Mavi Vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olsun." "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir" DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara ise "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız yalnızca Türkiye’nin etrafını çevreleyen denizler değil, bunun da ötesine geçerek Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği tüm dünya denizleridir. Bu anlayışla Türkiye yalnızca kendisini çevreleyen denizleri değil, bunun ötesinde yer alan tüm dünya denizleriyle ilgili bir gündeme sahiptir. Söz konusu gündem, Türkiye’nin ulusal yetki alanlarının dışındaki biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin BBNJ anlaşmasına taraf olmasıyla da kendisi göstermiştir. Türkiye, geçtiğimiz dönemde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne haklı gerekçeler ve özellikle Ege Denizi’ndeki özel koşulları dikkate almayan maddelerin nedeniyle ısrarlı itirafçı konumda bulunduğumuz üç maddesine karşı bu sözleşmenin bir uygulama anlaşması olan BBNJ anlaşmasına son dönemde taraf olmuştur. Yine Türkiye, son dönemde deniz hukuku alanındaki güncel gelişmelerle ilgili çok ciddi mesafeler kat etmiş. Bu mesafelerin iç hukuktaki yansımalarından en önemli denilen birisi olan Türk Deniz Yetki Alanı’nın kanununa ilişkin çalışmalar da artık önemli bir aşamaya gelmiştir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın yanı sıra DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, akademisyenler ve hukukçular katıldı.