- 13 Şubat 2023 Pazartesi 09:19

Sosyolog Prof. Dr. Adem Palabıyık: "Depreme dair provokasyonların hepsi yalan"

A
A
A
Sosyolog Prof. Dr. Adem Palabıyık: "Depreme dair provokasyonların hepsi yalan"

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Öğretim Üyesi Sosyolog Prof.

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Adem Palabıyık, deprem bölgesindeki yalan ve maksatlı haber ve paylaşımlara dikkat çekerek, "Deprem bölgesindeyim, depreme dair provokasyonların hepsi yalan" dedi.


Deprem bölgesinde olan Sosyolog Palabıyık, deprem bölgesindeki provokatif paylaşımların ekseriytının yalan ve maksatlı olduğunu, bu sebepten kurtarma ekiplerinin çok sayıda sorun yaşadığını, yanlış ihbarlar sebebiyle zaman kaybettiklerini ifade etti. Türkiye’nin yaşadığı yıkıcı afet sonrası göstermiş olduğu performans ile dünyaya afet sosyolojisi dersi verdiğini söyleyen Palabıyık, "Deprem bölgesindeyim, çok büyük bir yıkım yaşandı. Bu süreci anlamak ve depremzedelere yardım edebilmek için bölgeye geldim. Çünkü Van depremini yaşayan biriyim. Tüm kurtarma ekipleri harika işler çıkarıyor, zaten bu başarıları ekrandan da takip ediyorsunuz. Deprem bölgesinde olduğumuz için birçok haber göremedim. Fakat özellikle bazı yerlerden yapılan paylaşımların kurtarma ekibine ciddi zaman kaybı yaşattığını biliyorum. Uzak mesafelere dahi ilk anlardan itibaren gidildi. Yollar çökmüştü, o sebepten helikopterler ile müdahaleler ve erzak taşıma gerçekleştirildi. Tüm bunlara rağmen provakatif paylaşımların ardı arkası gelmedi. Deprem bölgesindeki illerin hepsine geçtim, çeşitli çalışmalara katıldım. Depreme dair provakatif paylaşımların hepsi yalan ve maksatlı haberden başka bir şey değil” dedi.



"Provakatif paylaşımlar kurtarma ekiplerine ciddi zaman kayıpları yaşatıyorlar"


Maksatlı paylaşımların kurtarma ekiplerine zaman kayıpları yaşattığını belirten Prof. Dr. Palabıyık, "Depremin hemen ardından herkesten önce aynı mekânda ve alanda bulunan insanlar birbirlerine yardıma koştu. Hiçbir fark gözetilmeden ilk yıkımlara müdahaleler toplumsal örgütlenme ile yapıldı. Kurtarma ekipleri ise en fazla yalan paylaşımlarla mücadele etti. Çünkü doğruluğu olmayan paylaşımlar ekiplere çok fazla zaman kaybettirdi. İlk andan itibaren Malatya’da olan ekipler bu konuda çok fazla şey söylediler. Ayrıca aynı durum Hatay’da da yaşandı. Enkazlara müdahale edilmediğine dair haberlerin aslı yoktu. En başta yaşanan ulaşım sorunları sebebiyle ekiplerin yaşadığı zaman kaybı bu sorunun oluşmasına sebep oldu. O illerdeki kurtarma ekipleri de enkaz altında kaldı buna rağmen aileleri enkazdayken kurtarma ekiplerine katıldılar. Yollar bölünmüştü, ağır çalışma araçlarının şehirlere girişi en başta mümkün olmadı. Yollar çöktüğü için ağır araçlar ilerleyemedi. Karayolları ise Ulaştırma bakanlığı bünyesinde hemen çalışmalara başladı ki o çalışanların da bir kısmı enkaz altında kaldı veya aileleri de enkaz altında kaldı. Buna rağmen hepsi görevini yerine getirdi. Enkaz altında aileleri kalan polisler ve diğer kamu kurum mensupları görevlerini yaptılar. Bu çok zor bir durumdu” ifadelerini kullandı.



"WhatsApp ve Twitter kurtarma ve provakasyon merkezi oldu"


“Kriz zamanlarında en sorunlu konulardan birisi doğru bilgidir” diyen Palabıyık, şöyle devam etti:


“Doğru bilgiyi engellemenin yerine teyit edilmeyen bilgiler ortaya çıkarılır ve böylece bilginin doğruluğu dahi sorgulanmaz. Böylece doğru bilgiler kaybolur gider. Özellikle Twitter ve WhatsApp gruplarından dolaşan bilgilerin yarısından fazlası doğru değildir. Fakat bu bilgilere doğruymuş gibi inanılır çünkü kriz dönemlerinde bilgilerin doğruluğunu sorgulayacak veya sorgulatacak zaman yoktur. Bunun için kurulan Dezenformasyon Başkanlığı da tüm bu süreçle mücadele etmektedir. Özellikle bulunduğum bölgede bu tür sosyal medya alanlarından elde ettiğim sosyal medya bilgilerinin êkseriyâtının doğru olmadığı gördüm. Verilen adreslerde veya iletilen telefonlarda hiçbir karşılık alamadım. Ekiplerin gittikleri alanlarda da böyle binalar yoktu. Bölgeye yardım getirenlerin bazıları AFAD yerine kendilerine iletilen telefon numaraları ile çalıştıklarını ama ortada kaldıklarını ifade ettiler. AFAD ve Kızılay ile birlikte çalışan veya diğer kamu kurumlarıyla birlikte hareket eden STK’lar ise işlerini başarılı yönetim ile yerine getirdiklerini ve gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaştıklarını ifade ettiler. Demek ki sosyal medya hem kaos hem de düzene entegre olabiliyormuş.”



“Enkazlara gidilmedi yalanları çoğaldı”


Enkazlar ile alakalı açıklama yapan Palabıyık, “Enkazlara gidilmediğine dair haberler yapıldı, işin aslı birkaç başlıkta değerlendirilmelidir. Mesela ekipler enkazlara gittiklerinde sıcaklığın düşün olduğu ölçümlerde daha yüksek sıcaklık ölçümleri tercih ediliyordu. Çünkü arama kurtarma ekipleri vefat eden kişinin kapalı alanda kalması sebebiyle sıcaklık ölçümünün düşük olduğunu, çalışma sonrası vefat eden kişiye ulaştıklarını ve sıcaklığın ise vefat eden kişinin kaldığı kapalı alandan kaynaklandığını belirtmişlerdi. Bu sebepten enkazlara gidilmediğine dair yalan haberler yapıldı. İlk başlarda şehir içi yıkımlardan ve ulaşım sorunlarından dolayı bazı enkazlara ulaşılamadı. Ayrıca bölünmüş yollar ve tarif sebebiyle ağır araçlar giremedi. Ayrıca komşu illerin hepsinde yıkım vardı. Yardım ancak uzaktan gelebildi. En küçük hayat belirtisini dahi önemseyerek çalıştılar. Bizzat şahit olduk. Sıcaklık ile birlikte ses olması gerekiyor, kurtarma ekipleri her türlü süreci bu şekilde kontrol ediyorlar. Özellikle aramada kullanılan eğitimli hayvanlar çok başarılı işler çıkarıyorlar. En ücra yerlere ise özellikle askeriyeye ait helikopterler ile gidildi. Ve çalışmalar orada da yapıldı. Köylerin yolları çökmüş veya yollar yıkıma uğramıştı. Araçlar ile gitmek mümkün değildi. Bu sebepten özellikle sonrası için enkazlara ulaşılamadığına dair haberler asılsız ve yalandı" diye konuştu.



"Defin etme süreci de Diyanet tarafından yönetildi"


Vefat edenlerin defin edilmesine dair Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Defin süreci ile alakalı çeşitli spekülasyonlar vardı. Özellikle kırsal alanlarda sorunlar yaşandı, çünkü ulaşım ciddi sorunluydu. Kimse görmeden yorum yapmasın. Vefat edenlerin belirlenmesinde ilgililer görev yapıyordu. Hastanedeki isimleri tek tek not edildi. İsimsiz bırakılmama gayreti çok önemliydi. Tüm vefat edenler İslami usullere göre defnedildi. Hem diyanet yetkilileri hem de bölge seydaları bu süreçte görev yaptılar. Kefenlemeye dair sorunlar kısa sürede giderildi zaten hemen defin yapılamadı çünkü kimlik belirlemeleri yapılacaktı. Bu süreçte kefenlerin bölgeye gelmesi sağlamdı ve hem kadın hem de erkek gassallar görevlerini yerine getirdi. Birçok ilin diyanet görevlileri de vefat etmişti. Başka şehirlerden gelen ekipler bu süreci yönetti. Bilmediğimiz bir şehirde deprem anında hemen işleri yoluna koymak mümkün değil ama devletimiz süreci başarıyla yönetti."



"Cumhurbaşkanımızın ziyareti önemli bir motivasyon sağladı"


"Bir kriz anında en belirleyici olaylardan biri de yöneticilerin halkın arasında olmasıdır. Hem yaşam şartlarına eşlik edilir hem de haberdar olur" diyen Palabıyık, "Cumhurbaşkanımızı ve çalışma arkadaşları hızla deprem bölgesine geçtiler, görev taksimi yaptılar ve halk ile bir araya geldiler. Elbette canları yanan vatandaşlarımızın feryatları olacaktı, bu çok doğaldı. Ama tüm yöneticilerimizin yaptığı tek tavır, vatandaşlarımıza sarılmak ve acılarını paylaşmak oldu. Devletimiz şefkatli yüzünü gösterdi ve her şartta halkının yanında olacağını ispatladı. İlk aşamada gidilememesinin ana sebeplerini yukarıda ifade ettim. Bu kadar yıkıcı bir depreme rağmen devletimizin kudreti, vatandaşlarımız tarafından bizzat hissedildi. Özellikle ısınma ve çadır sorunun ilk sırada olduğu süreçte Cumhurbaşkanımız gerekli talimatları verdi. Çünkü bizzat şartları kendisi gördü. Şimdi konteynırlar geliyor, elektriğe dair sorunlar çözülüyor. Liderin, halkının yanında olması en güçlü ayakta kalma sebebidir" dedi.



"Suriyelilere ve küçük çocuklara dair yalan haberler yapıldı"


Suriyelilere dair yapılan haberlerin de ekseriytının yalan olduğunu belirten Palabıyık, "Kriz sürecinde halkı birbirine düşürmeye çalıştılar ama çok şükür başaramadılar. Onlarda enkaz altında kaldı ve birçoğu da kurtarma çalışmalarına katıldı. STK’ların düzenlediği yeme-içme dağıtım sürecinde görev yaptılar, çünkü onlar da evsizdi. Yardımların onlara gittiğine yönelik ve devletin kendi vatandaşlarını görmezden geldiğine dair yalan haberler ve provoke eylemler de oldu. Bunların tümü yalan haberlerdir. Devlet, her yurttaşına aynı mesafededir ve her vatandaş devlet için kıymetlidir. Ayrıca çocuklara dair de çeşitli yalan haberler yapıldı. Bir kere enkaz başında güvenlik güçleri yer alıyordu. UMKE eşliğinde ambulansa götürülen bebekler ve çocuklar güvenlik görevlileri eşliğinde yola çıkıyordu. Bu durum anında aile bakanlığına bildiriliyordu. Böylece aile bakanlığı tüm tedbirleri alıyordu. Sürecin işleyişi böyleydi. Bizzat şahit oldum" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Başakşehir’de parfüm imalatı tesisinde çıkan yangın 7 saattir devam ediyor: 1 itfaiye eri yaralandı bir kedi kurtarıldı Başakşehir’de akşam saatlerinde parfüm imalatı tesisinde yangın çıktı. Yangın, tesisin yanındaki bir başka dükkana ve otoparka da sirayet etti. İtfaiye ekiplerinin saatler süren müdahalesi sonunda yangın büyük oranda söndürülürken, mahsur kalan bir kedi kurtarıldı, ayağından yaralanan bir itfaiyeci ise hastaneye kaldırıldı. 7. saatin sonunda itfaiye ekipleri çalışmalarına devam ediyor. Yangın saat 22.30 sıralarında Başakşehir İkitelli Turgut Özal Caddesi üzerinde bulunan Eskoop Sanayi Sitesi’nde parfüm imalatı yapan 2 katlı iş yerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre elektrik tesisatında başlayan yangın hızla büyüdü ve yanındaki bir başka iş yeri dahil olmak üzere alt katta bulunan otoparka da sıçradı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken itfaiye ekipleri yangına müdahaleye başladı. Saatler süren patlamaların da yaşandığı yangına çevre ilçe belediyelerinden de su tankı desteği geldi. Yangında ölen olmazken müdahale eden bir itfaiye eri bacağının yanması ile olay yerinde sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrası hastaneye kaldırıldı. Öte yandan yangından bir kedi yine itfaiye ekiplerince kurtarıldı. "Yer sallandı deprem sandık" Yangın anında orada olduğunu belirten ile ilgili konuşan vatandaş Fatih Kiper, "Arkadaşımızın dükkanında çalışıyorduk. Önce bir patlama sesi geldi. Yer sallandı. Deprem olarak düşündük. Ondan sonra dışarı çıkıp baktığımızda ‘Yangın var’ diyerek birileri kaçıyordu. Biz de direkt kendimizi dışarı attık. Tekrar gidip baktığımızda arkadaşımızın dükkanında yangın çıkmıştı. Oradan insanların çıkartıp geri dışarı çıktık. Duyduğumuza göre kolonya dükkanı yanmış. Yan dükkana sıçramış. Kendimizi zor kurtardık. İki üç patlama duyduk. Biz dışarı çıktığımızda otoparktan dumanlar çıkıyordu. Şu an durumla ilgili bilgim yok. Söndürmüşler diye biliyoruz" diye konuştu. Yangında alevler ekiplerin yaklaşık 2 saat süren müdahalesi sonrası bastırıldı. Soğutma ve duman tahliyesi dahil 7 saat süren mücadele sonunda yangın büyük oranda söndürüldü. Yangının başladığı parfüm imalatı yapan iş yeri dahil olmak üzere yangının sirayet ettiği diğer dükkan ve otoparkta büyük çapta hasar meydana geldi. Yangında soğutma çalışmaları sabahın ilk saatlerinde devam ediyor.
İstanbul Kurban Bayramı öncesi İstanbul’da sevk noktalarında yoğun mesai Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi İstanbul’a kurbanlık hayvan girişlerine yönelik denetimler başladı. İstanbul’a giriş yapan kurbanlık hayvanlar, Riva Canlı Hayvan Sevk Kontrol Noktası’nda ekipler tarafından tek tek kontrol edildi. Yol kontrolleri kapsamında hayvanların küpeleri, pasaportları ve veteriner sağlık raporları incelendi. Denetimlere ilişkin açıklamalarda bulunan Suat Parıldar, 2026 yılı itibarıyla kontrollerin başladığını belirterek, geçtiğimiz yıl İstanbul’a yaklaşık 60 bin büyükbaş ve 81 binin üzerinde küçükbaş hayvan sevki gerçekleştirildiğini söyledi. Parıldar, 2025 yılında kent genelinde yaklaşık 80 bin büyükbaş ve 94 bin küçükbaş hayvanın kurban ibadeti kapsamında kesildiğini ifade ederek bu yıl da benzer rakamların beklendiğini kaydetti. Kurban Hizmetleri Komisyonu’nun çalışmalarına da değinen Parıldar, geçici kurban satış ve kesim alanlarına belge verilirken hijyen, sağlık ve hayvan refahı kriterlerinin titizlikle incelendiğini belirtti. Kesim alanlarında vatandaşların dini vecibelerini sağlıklı ve uygun şartlarda yerine getirebilmeleri için gerekli tüm şartların denetlendiğini aktardı. Vatandaşlara çağrıda bulunan Parıldar, kurbanlık alımlarında kulak küpesi, pasaport ve veteriner sağlık raporlarının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin 7 gün 24 saat görev başında olduğunu belirten Parıldar, Kurban Bayramı’nın sağlık, huzur ve bereket getirmesi temennisinde bulundu.