EĞİTİM - 08 Kasım 2024 Cuma 20:30

BEÜ’de akademik yılı açılış töreni düzenlendi

A
A
A
BEÜ’de akademik yılı açılış töreni düzenlendi

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) merkezi konferans salonunda 2024-2025 akademik yılı açılış töreni düzenlendi.


Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlarken, üniversitenin tanıtım filminin gösterimi ile devam eden program konser ile devam etti. Törende açılış konuşmasını yapan BEÜ Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, üniversitenin bu yıl 6 fakülte 9 meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezi ve sayısı 15 bini geçen öğrenci ile eğitim öğretim faaliyetlerine devam ettiklerini söyledi.


Elmastaş, konuşmasının devamında ise şunları söyledi. “Açılış programımıza teşrif ederek bizleri onurlandıran YÖK yürütme kurulu üyemiz Prof. Dr. Hüseyin Karaman hocamıza teşekkür ediyoruz. Bitlis Eren Üniversitesi 29 Mayıs 2007 yılında kuruldu. Her ile bir üniversite projesi kapsamında kurulan üniversitelerden biriyiz. Kuruluşunda 2 fakülte bir enstitü ve bir yüksekokul ile eğitim öğretimine devam eden üniversitemiz bu yıl 6 fakülte 9 meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezi ve sayısı 15 bini geçen öğrenci ile eğitim öğretim faaliyetlerimize devam ediyoruz. 2021 yılı şubat ayında ve açıldığı günden bu yana üniversitemizin alt ve üst yapı eksikliklerini hızla tamamlamak için düzenlemek içi büyük bir çaba sarf ettik. Kampüsümüzün çevre düzenlemesi yemekhane binası ve diğer fiziki binaların düzenlenmesi gibi önemli çalışmaları kısa süre içerisinde hayata geçiren modern bir eğitim ve yaşam alanı oluşturduk. Bu iyileştirmelerle hem öğrencilerimizin hem de akademik ve idari personelimizin daha verimli ve keyifli bir ortamda çalışmalarını sağlamayı hedefledik. Üniversitemiz bölgesel kalkınma odaklı misyon farklılaşması programı kapsamında önemli bir adım atarak turizm alanında ihtisas üniversitesi oldu. Bu misyon doğrultusunda bölgenin kültürel doğal zenginliklerini ön plana çıkaracak çalışmalar yaparak hem turizm sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmayı hem de Bitlis’in turizm potansiyelini arttırmayı hedefliyoruz."


Açılışta konuşma yapan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, üniversitelerin bulunduğu şehre evrenselliği getiren farklı bir atmosfer yaşatan ve şehri her alanda yükselten kıymetli kuruluşlardan biri olduğunu ve Eren Üniversite’sinin de Bitlis’e birçok katkısı olduğunu söyledi.


Yeni akademik yılın hem üniversiteye hem de Bitlis’e hayırlı olmasını dileyen, Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay ise, "Kadim şehir Bitlis’e Eren Üniversitemizin ve Eren ailemizin katkıları büyük. Bundan dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu yıl inşallah Eren üniversitesi şehrimize ekonomik olarak hem sosyal olarak daha büyük katkılar sunacağını umuyorum" dedi.


Programa Vali Ahmet Karakaya, Bitlis Cumhuriyet Başsavcısı Emre Genç, Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, Rektör Necmettin Elmastaş, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayhan Yılmaz, Prof. Dr. Ayşe Dilek Özhan Kireçci, AK Parti İl Başkanı Kadir Köstekçi, fakülte dekanları, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürleri, kurum müdürleri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.



BEÜ’de akademik yılı açılış töreni düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Üniversitelere küresel sıralama: THE Asya 2026 sonuçları açıklandı Yükseköğretim kurumlarını küresel ölçekte değerlendiren Times Higher Education (THE) tarafından hazırlanan 2026 bölgesel üniversite sıralaması sonuçları açıklandı. İstanbul Gelişim Üniversitesi, dünya genelinde 501-600 bandında yer aldı. Öğretim, araştırma, atıf etkisi, uluslararası görünüm ve sanayi gelirleri gibi çok boyutlu performans göstergelerine dayanan değerlendirmede dünya genelinde 501-600 bandında yer alan İstanbul Gelişim Üniversitesi, Türkiye genelinde 30’uncu sıraya, vakıf üniversiteleri arasında ise 11’inci sıraya yükseldi. Araştırma kalitesi ve uluslararası görünümde vakıf üniversiteleri arasında ilk 5 Alan bazlı değerlendirmelerde İGÜ’nün araştırma ve uluslararasılaşma göstergelerinde öne çıktığı görüldü. Üniversite, araştırma kalitesi ve uluslararası görünüm alanlarında vakıf üniversiteleri arasında 5’inci sırada yer aldı. Bu göstergeler; bilimsel yayınların etki düzeyi, atıf performansı, uluslararası akademik iş birlikleri ile yabancı öğrenci ve öğretim elemanı oranlarını kapsayan temel kriterler arasında yer alıyor. "Ürettiğimiz bilginin uluslararası karşılığı güçleniyor" İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin, açıklanan sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulundu. Prof. Dr. Şahin, elde edilen göstergelerin üniversitenin akademik üretim kapasitesi ile uluslararası etkileşim gücünü yansıttığını belirterek, "THE sıralamaları, üniversitelerin yalnızca niceliksel değil, niteliksel akademik çıktılarının da değerlendirildiği kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Araştırma kalitesi ve uluslararası görünüm başlıklarında elde ettiğimiz sonuçlar, ürettiğimiz bilginin uluslararası akademik ağlarda daha görünür ve etkili hale geldiğini gösteriyor. Önümüzdeki süreçte araştırma odaklı yaklaşımımızı güçlendirerek uluslararası iş birliklerimizi daha da çeşitlendirmeyi hedefliyoruz" dedi.
Afyon Yurdunuseven: "Cezaevlerindeki çocukların suça sürüklenmelerinde sosyal medyanın büyük etkisi olduğunu görüyoruz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’deki 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yapılan düzenlemeye ilişkin TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. İbrahim Yurdunuseven, cezaevlerindeki çocukların suça sürüklenmelerinde sosyal medyanın büyük bir etkisinin olduğunu söyledi. Sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Düzenleme ile 15 yaş altı çocuklara yönelik güvenli dijital alanlar oluşturularak kontrollü kullanım teşvik edilecek. TBMM’de 7 yıl Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Alt Komisyonu başkanlığı yaptığını anımsatan Yurdunuseven, düzenlemeyi değerlendirdi. Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Komisyonu olarak onlarca cezaevinde incelemelerde bulunduklarını kaydeden Yurdunuseven, yaptıkları incelemelerde özellikle çocuk yaştaki hükümlülerin suça sürüklenmelerinde sosyal medyanın da etkisinin büyük olduğuna dikkat çekti. "Çocuklar, suç işleme şekil ve materyallerine daha çocuk yaşta çok kolay bir şekilde ulaşabilmektedirler" Yurdunuseven konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi: "Burada özellikle dikkat çekmemiz gereken hususlardan bir tanesi sosyal medyanın çocuklarımızın suç işlemelerindeki ya da suça yönelmelerindeki etkisidir. Son yıllarda çocukların sosyal medyayı daha yaygın kullanmasıyla, bazı platformlardaki özendirici ve yönlendirici içerikler büyük oranda küçük yaştaki sosyal medya kullanıcılarını etkisi altına almaktadır. Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş’ta bir okulda hepimizin yüreğini sızlatan olay da bizlere bir kez daha göstermiştir ki çocuklar, suç işleme şekil ve materyallerine daha çocuk yaşta çok kolay bir şekilde ulaşabilmektedirler." "Son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle çocuklarımız suça sürüklenmektedir" Cezaevlerindeki incelemelerde son yıllarda çocuk yaşta hükümlü sayısının arttığını ve bunda sosyal medyanın da büyük bir etkisinin olduğunu kaydeden Yurdunuseven, "TBMM bünyesinde 7 yıl Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Komisyonu başkanlığı yaptım. Yurt içinde ve yurt dışındaki cezaevlerinde incelemelerimiz oldu. Maalesef, üzülerek söylemek gerekir ki son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle çocuklarımız suça sürüklenmektedir. Bu noktada yapılan yeni düzenleme tamamen çocuklarımızı ve Türk aile yapısını korumaya yöneliktir. Bu noktada ailelerimize de büyük sorumluluklar düşmektedir. Sosyal medya erişimi noktasında anne ve babalarımız kontrolü sürekli elinde bulundurmalı, gelecekte oluşabilecek toplumsal sorunların önüne geçmelidirler. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığımız bu günde bu düzenleme, geleceğimizin teminatı yavrularımız için son derece yerinde ve isabetli olmuştur" diye konuştu.
Aydın (SABAH)Kocagöl Lagünü’nün statüsünün belirlenmesi için ’Ön Değerlendirme Ekibi’ kurulacak Aydın’ın Kuşadası ilçesindeki Kocagöl Lagünü’nün statüsünün belirlenmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü koordinasyonunda ‘Ön Değerlendirme Ekibi’ kurulacağı açıklandı. Ön Değerlendirme Ekibinin yapacağı çalışmadan sonra hazırlayacağı raporu, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne sunacağı bildirildi. Güzelçamlı Mahallesi Meşelikuyu mevkindeki, Dilek Yarımadası Milli Parkı sınırına 2 kilometre uzaklıkta bulunan, Kuşadası’ndaki tek sulak alanı Kocagöl, son 30 yıldaki insan kaynaklı müdahaleler nedeniyle zarar gördü. Büyük bölümündeki sazlıkların yakılarak arazi açılması ve 1980’li yıllardan itibaren etrafının tamamen sitelerle çevrilmesi, denize yaklaşık 30 metre uzaklıktaki Kocagöl’e büyük darbe vurdu. Birçok su kuşu ve canlıya da ev sahipliği yapan gölü besleyen Samson Dağı’ndan gelen dere ve kanalların üzerlerinin kapatılıp, yol yapılması da göldeki suyun iyice azalmasına neden oldu. Kuşadası Belediyesi ile Kuşadası’ndaki çevreci dernekler de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulunup, Kocagöl’ün korunması ve doğal sit alanı olarak tescil edilmesini talep ettiler. Sosyal medya üzerinden yazılı bir basın açıklaması paylaşan Sivil Toplum Platformu, Kocagöl için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü koordinasyonunda ‘Ön Değerlendirme Ekibi’ kurulacağını belirtti. Açıklamada, "Söz konusu alanın potansiyel doğal sit alanı olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Aydın Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) koordinasyonunda oluşturulacak Ön Değerlendirme Ekibi tarafından inceleme yapılacağı, hazırlanacak raporun ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nda değerlendirilerek Genel Müdürlüğe iletileceği tarafımıza bildirilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Trabzon Sümela Manastırı’nda kritik hat mercek altında Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’nde bulunan tarihi Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme olayları ve yaralanmaların ardından, özellikle yürüyüş güzergâhındaki risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik 300-400 metrelik ulaşım hattını kapsayan kapsamlı bilimsel inceleme başlatıldı. Türkiye’nin önemli inanç ve kültür turizmi merkezlerinden biri olan Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme ve yaralanma olaylarının ardından yürüyüş güzergahındaki risklerin azaltılmasına yönelik yeni bir çalışma başlatıldı. Trabzon Valiliği ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde yürütülen projede, manastır çevresinde yıllar içinde yapılan kaya ıslahı ve restorasyon çalışmalarına rağmen özellikle 300-400 metrelik ulaşım yolunun risk analizi yapılacak. Bölgede daha önce kapsamlı bir müdahale yapılmayan bu güzergahta, geçmişte yaşanan olayların yeniden gündeme gelmesi üzerine detaylı mühendislik incelemeleri başlatıldı. Çalışmalar kapsamında lidar uçuşları ile arazi taranacak, bitki örtüsü temizlenerek riskli kaya blokları tespit edilecek. Elde edilecek veriler doğrultusunda üç boyutlu modellemeler hazırlanacak, olası kaya düşmelerinde blokların hareket yönü, hızı ve enerjisi hesaplanacak. Bu analizlerin ardından bölgede uygulanacak kaya ıslah yöntemleri belirlenecek. Prof. Dr. Hakan Ersoy: "Önlem alınmayan yer ulaşım yoluydu" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme olayları ve yaralanmaların ardından yürütülen risk azaltma çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ersoy, manastır çevresinde uzun yıllardır kaya düşme vakalarının görüldüğünü, bu kapsamda son 10 yılda çeşitli önlem projelerinin hayata geçirildiğini belirtti. Özellikle yaklaşık 300-400 metrelik ulaşım yolunda yeterli çalışma yapılmadığını ifade eden Ersoy, "Sümela Manastırı’nda bundan önceki yıllarda birkaç vaka yaşanmış. Bu vakalarda yaralanmalar olmuştu. Valiliğimizle birlikte Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi olarak olaya el attık. Yıllardan beri Sümela Manastırı’nda kaya düşme vakaları yaşanıyordu. 10 yıllık süreç içerisinde önlem projeleri alındı. Önlem alınmayan yer ulaşım yoluydu. Sümela manastırını tamamen risklerden arındırmaya çalıştık ama oradaki yaklaşık 300-400 metrelik ulaşım yolunda problemler olabiliyor. Bu çalışmalara üniversite olarak da el attık ve Valiliğimizle birlikte bir proje aşamasındayız. Restorasyon sürecinde kaya ıslahı da yapıldı. Türkiye’ye örnek olacak projeler orada yapıldı ama hiçbir problem olmadığı için ve geride kaldığı ulaşım güzergahında çalışmalar gerçekleştirilmedi. Aslında gözden kaçmış gibi de görünüyor. Geçtiğimiz yıllarda orada bir vaka yaşandı ve bu gündeme geldi. Çünkü burası dünyanın gözünün önünde olan bir bölge ve küçücük bir hataya mahal vermez" dedi. "Lidar uçuşları yapacağız" Yürüyüş yolunun yüksek riskli bir alan olmadığını belirten Ersoy, "Yürüyüş yolu çok riskli bir bölge değil. Orada can kaybına neden olacak büyük bir risk beklemiyoruz. Lokal önlemlerle orası geçilebilir ama bizim amacımız oradan geçecek insanların başına küçücük bile bir şey gelmemesidir. Kamuoyunun sürekli takip ettiği bir alan olduğu için uluslararası arenaya da açık bir bölge. Dolayısıyla küçücük bir olaya bile mahal vermemesi açısından önemli. Çünkü biz kaya düşme projelerinin projelendirirken mühendislik açısından baktığımız kadar önemli olan insan mevcudiyetidir. Riskli bir bölge insan mevcudiyetinden farklı puan alır olmayınca farklı puan alır. Dolayısıyla bu anlamda Sümela Manastırı’nın olduğu bölge tamamıyla dünyayı açılan kapı olduğu için risk potansiyeli yüksek. Biz burada hataya mahal vermemeliyiz. Kaya ıslah projelerinde çelik ağ uygulamalardan biri ama bizim onu anlayabilmemiz için orada lidar uçuşları yapacağız. Bitki örtüsünü arındırarak riskli blokları tespit edeceğiz. Özellikle kaynak kaya niteliğindeki blokları tespit ettikten sonra üç boyutlu modeller var oradaki ölçümler neticesinde meydana gelebilecek blokların yolunu, enerjisini, hızını biz ortaya üç boyutlu olarak koyabiliyoruz. Bunlar belirlendikten sonra hangi ıslah çalışmalarının yapılması gerektiği tartışılmalı. Bizim analizlerden elde edeceğimiz sonuçlar bize neyi uygulamamız gerektiğini söyleyecek. Belki de oradaki mevcut duvarı 1 metre yukarıya yükseltmekle bile riski bertaraf edebiliriz. Öngörümüz var ama mühendislik anlamında sayısal konuşmalıyız" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Tescilli Karacadağ pirincini kullanan ev hanımları ‘lezzet’ ve ‘besin kalitesi’ farkını anlatı Diyarbakır’ın Karacadağ bölgesinde yetiştirilen tescilli "Karacadağ pirinci"ni ilk defa kullanan ev hanımları, "lezzet" ve "besin kalitesi" farkını anlattı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Diyarbakır’ın eşsiz iklimi ile Karacadağ’ın volkanik topraklarının ürünü olan Karacadağ pirinci, Lyra Heritage markasının öncülüğünde küresel bir lezzet ve sağlıklı olmasıyla tercih ediliyor. Marka, gerçekleştirdiği kapsamlı bilimsel analizlerle, ata tohumu olan bu özel pirincin sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda düşük glisemik indeksi, yüksek besleyiciliği ve sporcu dostu yapısıyla da fark oluşturmasıyla dikkat çekiyor. Ürünü ilk defa kullanan ev hanımları ve sporcu, Karacadağ pirincinin lezzet ve besin kalitesini deneyimledi. Lyra Heritage Yönetim Kurulu Başkanı İclal Beşenk, şirket olarak bu işe başladıkları günden itibaren iki şeye çok önem verdiklerini söyledi. Birincisi bu işe bilimsel olarak çok yaklaştıklarını belirten Beşenk, alt yapılarını güçlü tutmak için analiz raporları, Karacadağ pirinciyle ilgili hem Türkiye’de, hem de dünyada yapılmış yayınların hepsini araştırıp bulduklarını ifade etti. İnsanları da bilgilendirmek adına web sitelerine yerleştirdiklerini kaydeden Beşenk, "İkinci aşamamızda saha araştırmaları oldu. Pirinci kullanan hanımlarla birebir görüştük. Hatta bazı yemekleri beraber yaptık. Sosyal medya hesabımızdan paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bilmeyen kişilerin ilk tepkileri gerçekten çok güzel oldu. Hem sağlıklı olması, hem leziz olması onlar için gerçekten paha biçilemez bir şeydi. Memnuniyetlerini çok güzel dile getirdiler. Karacadağ pirincini bilen müşterilerimiz ise kolay yoldan buna erişebilmek fikirleri çok hoşuma gitti ve çok büyük bir memnuniyetle yemeklerini yaptılar. Sofraları beraber paylaştık. Başından itibaren geri dönüşler çok güzel oldu. Daha fazla saha çalışmaları yapmayı düşünüyoruz. Şu an Türkiye’de yapıyor. Ama umuyoruz ki önümüzdeki yıllardan itibaren bu çalışmaları dünyada da yapabiliriz" dedi. Ev hanımı Tuba Güneş, Karacadağ pirincini bilmediğini, İclal Hanım vesilesiyle tanıştığını dile getirerek, "Karacadağ pirinci, kullandığım diğer pirinçlere göre gayet lezzetli, gayet besleyici ve sağlık açısından güzel bir besin kaynağı. Kendime ve çocuklarıma severek yapıyorum" diye konuştu. Basketbolcu Nuran Tutsak ise profesyonel basketbolcu olduğunu, sporcuların sağlıklı beslenme üzerine kontrollü bir şekilde davrandığını aktardı. Karacadağ pirincini denemiş bir sporcu olarak diğer pirinçler arasındaki farklı çok fazla anlaşılır bir şekilde görebildiğini söyleyen Tutsak, "Glisemik endeksi düşük, protein oranı yüksek. Tat olarak çok lezzetli buldum. Her şeyden önce sağlıklı bir ürün tüketiyorum" şeklinde konuştu. Ev hanımı Meral Altu da, Karacadağ pirincini çok beğendiklerini, çok sevdiklerini dile getirerek, "Sağlıklı olduğu için çocuklar daha çok sevdi. Özelikle 12 yaşındaki kızım, sağlık açısından sevdiği, daha bilinçli olduğu için yiyoruz, seviyoruz" dedi.