ÇEVRE - 13 Kasım 2024 Çarşamba 11:24

Bu köydeki tarım halen karasabanla yapılıyor

A
A
A
Bu köydeki tarım halen karasabanla yapılıyor

Bitlis’in Hizan ilçesine bazı vatandaşlar, traktörlerin giremediği dik yamaçlardaki tarlalarını halen karasabanla sürüyor.


Gelişen teknoloji ve insan gücüne ihtiyacın azalmasına rağmen karasaban, engebeli arazilerdeki kırsal kesimde çiftçilerin vazgeçilmez tarım aletleri arasında bulunuyor. Hizan ilçesine bağlı Erencik köyünün sarp tarım arazilerini işleyebilmek için öküzlerin çektiği karasaban vatandaşların hala vazgeçilmezi. Sarp arazilerde üretim yapmak isteyen çiftçiler, motorlu araçların işlevsiz kaldığı alanları işlemek için öküzleri kullanarak toprağı işliyor. Erencik köyünün sarp ve engebeli olan arazilerde çiftçilik yapmak çok zor. Bin bir meşakkat ve çaba ile üretime hazırlanan arazilerin işleniş hikayesi ise herkesi şaşırtıyor. Sonbaharın son haftasında sabanlarla sürülmeye başlanan onlarca dönüm arazi için öküzler çifte hazırlanıyor. Öncelikle çift sezonu yaklaşırken hayvanlar güçlenmeleri için arpa ile bakıma alınıyor. Köylerde çiftçilik yapabilen çok az insan kalırken, sarp arazilerden verim almak isteyen vatandaş ise bahçesini sürdürebilmek için adeta sıraya giriyor. Motorlu tarım aletlerinden faydalanılamayan dağlık alanlarda öküzler, asırlar öncesinde olduğu gibi çiftçinin en değerli varlıkları arasında yer alıyor.



"Atadan babadan böyle gördük"


Köylerinin arazisi hem küçük hem de engebeli olduğu için tarımı atadan babadan kalma karasaban ile yaptıkları ifade eden İsmet Zorlu, "Arazimiz hem dar hem de engebeli bu yüzden öküzlerle çalışıyoruz. Atadan babadan böyle geldi bizde böyle devam ediyoruz. Köyümüz dağlık bir köy, traktör burada çalışamaz. Biz öküzlere alıştık öyle devam ediyoruz" dedi.



Bu köydeki tarım halen karasabanla yapılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Afyon Yurdunuseven: "Cezaevlerindeki çocukların suça sürüklenmelerinde sosyal medyanın büyük etkisi olduğunu görüyoruz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’deki 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yapılan düzenlemeye ilişkin TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. İbrahim Yurdunuseven, cezaevlerindeki çocukların suça sürüklenmelerinde sosyal medyanın büyük bir etkisinin olduğunu söyledi. Sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Düzenleme ile 15 yaş altı çocuklara yönelik güvenli dijital alanlar oluşturularak kontrollü kullanım teşvik edilecek. TBMM’de 7 yıl Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Alt Komisyonu başkanlığı yaptığını anımsatan Yurdunuseven, düzenlemeyi değerlendirdi. Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Komisyonu olarak onlarca cezaevinde incelemelerde bulunduklarını kaydeden Yurdunuseven, yaptıkları incelemelerde özellikle çocuk yaştaki hükümlülerin suça sürüklenmelerinde sosyal medyanın da etkisinin büyük olduğuna dikkat çekti. "Çocuklar, suç işleme şekil ve materyallerine daha çocuk yaşta çok kolay bir şekilde ulaşabilmektedirler" Yurdunuseven konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi: "Burada özellikle dikkat çekmemiz gereken hususlardan bir tanesi sosyal medyanın çocuklarımızın suç işlemelerindeki ya da suça yönelmelerindeki etkisidir. Son yıllarda çocukların sosyal medyayı daha yaygın kullanmasıyla, bazı platformlardaki özendirici ve yönlendirici içerikler büyük oranda küçük yaştaki sosyal medya kullanıcılarını etkisi altına almaktadır. Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş’ta bir okulda hepimizin yüreğini sızlatan olay da bizlere bir kez daha göstermiştir ki çocuklar, suç işleme şekil ve materyallerine daha çocuk yaşta çok kolay bir şekilde ulaşabilmektedirler." "Son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle çocuklarımız suça sürüklenmektedir" Cezaevlerindeki incelemelerde son yıllarda çocuk yaşta hükümlü sayısının arttığını ve bunda sosyal medyanın da büyük bir etkisinin olduğunu kaydeden Yurdunuseven, "TBMM bünyesinde 7 yıl Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Komisyonu başkanlığı yaptım. Yurt içinde ve yurt dışındaki cezaevlerinde incelemelerimiz oldu. Maalesef, üzülerek söylemek gerekir ki son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle çocuklarımız suça sürüklenmektedir. Bu noktada yapılan yeni düzenleme tamamen çocuklarımızı ve Türk aile yapısını korumaya yöneliktir. Bu noktada ailelerimize de büyük sorumluluklar düşmektedir. Sosyal medya erişimi noktasında anne ve babalarımız kontrolü sürekli elinde bulundurmalı, gelecekte oluşabilecek toplumsal sorunların önüne geçmelidirler. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığımız bu günde bu düzenleme, geleceğimizin teminatı yavrularımız için son derece yerinde ve isabetli olmuştur" diye konuştu.
Aydın (SABAH)Kocagöl Lagünü’nün statüsünün belirlenmesi için ’Ön Değerlendirme Ekibi’ kurulacak Aydın’ın Kuşadası ilçesindeki Kocagöl Lagünü’nün statüsünün belirlenmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü koordinasyonunda ‘Ön Değerlendirme Ekibi’ kurulacağı açıklandı. Ön Değerlendirme Ekibinin yapacağı çalışmadan sonra hazırlayacağı raporu, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne sunacağı bildirildi. Güzelçamlı Mahallesi Meşelikuyu mevkindeki, Dilek Yarımadası Milli Parkı sınırına 2 kilometre uzaklıkta bulunan, Kuşadası’ndaki tek sulak alanı Kocagöl, son 30 yıldaki insan kaynaklı müdahaleler nedeniyle zarar gördü. Büyük bölümündeki sazlıkların yakılarak arazi açılması ve 1980’li yıllardan itibaren etrafının tamamen sitelerle çevrilmesi, denize yaklaşık 30 metre uzaklıktaki Kocagöl’e büyük darbe vurdu. Birçok su kuşu ve canlıya da ev sahipliği yapan gölü besleyen Samson Dağı’ndan gelen dere ve kanalların üzerlerinin kapatılıp, yol yapılması da göldeki suyun iyice azalmasına neden oldu. Kuşadası Belediyesi ile Kuşadası’ndaki çevreci dernekler de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulunup, Kocagöl’ün korunması ve doğal sit alanı olarak tescil edilmesini talep ettiler. Sosyal medya üzerinden yazılı bir basın açıklaması paylaşan Sivil Toplum Platformu, Kocagöl için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü koordinasyonunda ‘Ön Değerlendirme Ekibi’ kurulacağını belirtti. Açıklamada, "Söz konusu alanın potansiyel doğal sit alanı olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Aydın Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) koordinasyonunda oluşturulacak Ön Değerlendirme Ekibi tarafından inceleme yapılacağı, hazırlanacak raporun ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nda değerlendirilerek Genel Müdürlüğe iletileceği tarafımıza bildirilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Trabzon Sümela Manastırı’nda kritik hat mercek altında Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’nde bulunan tarihi Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme olayları ve yaralanmaların ardından, özellikle yürüyüş güzergâhındaki risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik 300-400 metrelik ulaşım hattını kapsayan kapsamlı bilimsel inceleme başlatıldı. Türkiye’nin önemli inanç ve kültür turizmi merkezlerinden biri olan Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme ve yaralanma olaylarının ardından yürüyüş güzergahındaki risklerin azaltılmasına yönelik yeni bir çalışma başlatıldı. Trabzon Valiliği ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde yürütülen projede, manastır çevresinde yıllar içinde yapılan kaya ıslahı ve restorasyon çalışmalarına rağmen özellikle 300-400 metrelik ulaşım yolunun risk analizi yapılacak. Bölgede daha önce kapsamlı bir müdahale yapılmayan bu güzergahta, geçmişte yaşanan olayların yeniden gündeme gelmesi üzerine detaylı mühendislik incelemeleri başlatıldı. Çalışmalar kapsamında lidar uçuşları ile arazi taranacak, bitki örtüsü temizlenerek riskli kaya blokları tespit edilecek. Elde edilecek veriler doğrultusunda üç boyutlu modellemeler hazırlanacak, olası kaya düşmelerinde blokların hareket yönü, hızı ve enerjisi hesaplanacak. Bu analizlerin ardından bölgede uygulanacak kaya ıslah yöntemleri belirlenecek. Prof. Dr. Hakan Ersoy: "Önlem alınmayan yer ulaşım yoluydu" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme olayları ve yaralanmaların ardından yürütülen risk azaltma çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ersoy, manastır çevresinde uzun yıllardır kaya düşme vakalarının görüldüğünü, bu kapsamda son 10 yılda çeşitli önlem projelerinin hayata geçirildiğini belirtti. Özellikle yaklaşık 300-400 metrelik ulaşım yolunda yeterli çalışma yapılmadığını ifade eden Ersoy, "Sümela Manastırı’nda bundan önceki yıllarda birkaç vaka yaşanmış. Bu vakalarda yaralanmalar olmuştu. Valiliğimizle birlikte Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi olarak olaya el attık. Yıllardan beri Sümela Manastırı’nda kaya düşme vakaları yaşanıyordu. 10 yıllık süreç içerisinde önlem projeleri alındı. Önlem alınmayan yer ulaşım yoluydu. Sümela manastırını tamamen risklerden arındırmaya çalıştık ama oradaki yaklaşık 300-400 metrelik ulaşım yolunda problemler olabiliyor. Bu çalışmalara üniversite olarak da el attık ve Valiliğimizle birlikte bir proje aşamasındayız. Restorasyon sürecinde kaya ıslahı da yapıldı. Türkiye’ye örnek olacak projeler orada yapıldı ama hiçbir problem olmadığı için ve geride kaldığı ulaşım güzergahında çalışmalar gerçekleştirilmedi. Aslında gözden kaçmış gibi de görünüyor. Geçtiğimiz yıllarda orada bir vaka yaşandı ve bu gündeme geldi. Çünkü burası dünyanın gözünün önünde olan bir bölge ve küçücük bir hataya mahal vermez" dedi. "Lidar uçuşları yapacağız" Yürüyüş yolunun yüksek riskli bir alan olmadığını belirten Ersoy, "Yürüyüş yolu çok riskli bir bölge değil. Orada can kaybına neden olacak büyük bir risk beklemiyoruz. Lokal önlemlerle orası geçilebilir ama bizim amacımız oradan geçecek insanların başına küçücük bile bir şey gelmemesidir. Kamuoyunun sürekli takip ettiği bir alan olduğu için uluslararası arenaya da açık bir bölge. Dolayısıyla küçücük bir olaya bile mahal vermemesi açısından önemli. Çünkü biz kaya düşme projelerinin projelendirirken mühendislik açısından baktığımız kadar önemli olan insan mevcudiyetidir. Riskli bir bölge insan mevcudiyetinden farklı puan alır olmayınca farklı puan alır. Dolayısıyla bu anlamda Sümela Manastırı’nın olduğu bölge tamamıyla dünyayı açılan kapı olduğu için risk potansiyeli yüksek. Biz burada hataya mahal vermemeliyiz. Kaya ıslah projelerinde çelik ağ uygulamalardan biri ama bizim onu anlayabilmemiz için orada lidar uçuşları yapacağız. Bitki örtüsünü arındırarak riskli blokları tespit edeceğiz. Özellikle kaynak kaya niteliğindeki blokları tespit ettikten sonra üç boyutlu modeller var oradaki ölçümler neticesinde meydana gelebilecek blokların yolunu, enerjisini, hızını biz ortaya üç boyutlu olarak koyabiliyoruz. Bunlar belirlendikten sonra hangi ıslah çalışmalarının yapılması gerektiği tartışılmalı. Bizim analizlerden elde edeceğimiz sonuçlar bize neyi uygulamamız gerektiğini söyleyecek. Belki de oradaki mevcut duvarı 1 metre yukarıya yükseltmekle bile riski bertaraf edebiliriz. Öngörümüz var ama mühendislik anlamında sayısal konuşmalıyız" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Tescilli Karacadağ pirincini kullanan ev hanımları ‘lezzet’ ve ‘besin kalitesi’ farkını anlatı Diyarbakır’ın Karacadağ bölgesinde yetiştirilen tescilli "Karacadağ pirinci"ni ilk defa kullanan ev hanımları, "lezzet" ve "besin kalitesi" farkını anlattı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Diyarbakır’ın eşsiz iklimi ile Karacadağ’ın volkanik topraklarının ürünü olan Karacadağ pirinci, Lyra Heritage markasının öncülüğünde küresel bir lezzet ve sağlıklı olmasıyla tercih ediliyor. Marka, gerçekleştirdiği kapsamlı bilimsel analizlerle, ata tohumu olan bu özel pirincin sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda düşük glisemik indeksi, yüksek besleyiciliği ve sporcu dostu yapısıyla da fark oluşturmasıyla dikkat çekiyor. Ürünü ilk defa kullanan ev hanımları ve sporcu, Karacadağ pirincinin lezzet ve besin kalitesini deneyimledi. Lyra Heritage Yönetim Kurulu Başkanı İclal Beşenk, şirket olarak bu işe başladıkları günden itibaren iki şeye çok önem verdiklerini söyledi. Birincisi bu işe bilimsel olarak çok yaklaştıklarını belirten Beşenk, alt yapılarını güçlü tutmak için analiz raporları, Karacadağ pirinciyle ilgili hem Türkiye’de, hem de dünyada yapılmış yayınların hepsini araştırıp bulduklarını ifade etti. İnsanları da bilgilendirmek adına web sitelerine yerleştirdiklerini kaydeden Beşenk, "İkinci aşamamızda saha araştırmaları oldu. Pirinci kullanan hanımlarla birebir görüştük. Hatta bazı yemekleri beraber yaptık. Sosyal medya hesabımızdan paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bilmeyen kişilerin ilk tepkileri gerçekten çok güzel oldu. Hem sağlıklı olması, hem leziz olması onlar için gerçekten paha biçilemez bir şeydi. Memnuniyetlerini çok güzel dile getirdiler. Karacadağ pirincini bilen müşterilerimiz ise kolay yoldan buna erişebilmek fikirleri çok hoşuma gitti ve çok büyük bir memnuniyetle yemeklerini yaptılar. Sofraları beraber paylaştık. Başından itibaren geri dönüşler çok güzel oldu. Daha fazla saha çalışmaları yapmayı düşünüyoruz. Şu an Türkiye’de yapıyor. Ama umuyoruz ki önümüzdeki yıllardan itibaren bu çalışmaları dünyada da yapabiliriz" dedi. Ev hanımı Tuba Güneş, Karacadağ pirincini bilmediğini, İclal Hanım vesilesiyle tanıştığını dile getirerek, "Karacadağ pirinci, kullandığım diğer pirinçlere göre gayet lezzetli, gayet besleyici ve sağlık açısından güzel bir besin kaynağı. Kendime ve çocuklarıma severek yapıyorum" diye konuştu. Basketbolcu Nuran Tutsak ise profesyonel basketbolcu olduğunu, sporcuların sağlıklı beslenme üzerine kontrollü bir şekilde davrandığını aktardı. Karacadağ pirincini denemiş bir sporcu olarak diğer pirinçler arasındaki farklı çok fazla anlaşılır bir şekilde görebildiğini söyleyen Tutsak, "Glisemik endeksi düşük, protein oranı yüksek. Tat olarak çok lezzetli buldum. Her şeyden önce sağlıklı bir ürün tüketiyorum" şeklinde konuştu. Ev hanımı Meral Altu da, Karacadağ pirincini çok beğendiklerini, çok sevdiklerini dile getirerek, "Sağlıklı olduğu için çocuklar daha çok sevdi. Özelikle 12 yaşındaki kızım, sağlık açısından sevdiği, daha bilinçli olduğu için yiyoruz, seviyoruz" dedi.
Erzurum Vali Aydın Baruş’tan Oltu çıkarması Erzurum Valisi Aydın Baruş, Oltu’daki programları sonrası yaptığı açıklamada, "Oltu, Erzurum’un büyük ve önemli ilçelerinden biri olduğu için gelişmeyi fazlasıyla hak etmektedir" dedi. Vali Aydın Baruş, Oltu programı kapsamında ilk olarak Kaymakamlığı ziyaret etti. Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik ve kurum amirleri tarafından karşılanan Baruş, burada ilçenin genel durumu, yürütülen çalışmalar ve planlanan yatırımlara ilişkin kapsamlı bir brifing aldı. Toplantıda Oltu’nun idari yapısı ve demografik özelliklerine değinilerek ilçenin 1 belediye ve 72 mahalleden oluştuğu belirtildi. Köklü geçmişiyle dikkat çeken ilçede Oltu taşı işlemeciliği, hayvancılık ve yöresel ürünlerin ekonomik hayattaki yeri de ele alındı. Yetkililerden ilçe hakkında bilgi aldı Kamu hizmetlerine ilişkin sunumda, vatandaş odaklı hizmet anlayışıyla çalışmaların sürdürüldüğü, 2025 yılı içerisinde dilekçe, CİMER, Açık Kapı ve apostil işlemlerinin eksiksiz şekilde sonuçlandırıldığı ifade edildi. İlçedeki dernekler, siyasi partiler ve vakıflar hakkında bilgi verilerek kurumlar arası koordinasyonun güçlü olduğu vurgulandı. Kaymakamlık koordinesinde düzenlenen muhtar toplantıları ve kurul çalışmalarıyla ihtiyaçların yerinde tespit edildiği, ayrıca konferans salonu yatırımıyla kamu hizmet altyapısının güçlendirildiği aktarıldı. Afet ve acil durum hizmetleri kapsamında Oltu Acil Müdahale İstasyonu’nun 7/24 esasına göre faaliyet gösterdiği ve 2025 yılı içerisinde 18 olaya müdahale edildiği bildirildi. Nüfus hizmetleri çerçevesinde ise yıl içinde toplam 14 bin 735 işlem gerçekleştirildiği kaydedildi. Sosyal devlet anlayışı kapsamında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine önemli destekler sağlandığı, Vefa (Yaşlı Evde Bakım) Programı ve Aile Destek Merkezi (ADEM) faaliyetlerinin sürdüğü belirtildi. Güvenlik hizmetleri değerlendirmesinde ise İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonucu 2025 yılında asayiş olaylarında azalma yaşandığı, trafik denetimlerinin artırıldığı ifade edildi. Ekonomik ve idari veriler kapsamında vergi mükellef sayısı, bütçe tahsilatı, tapu işlemleri ve kamu gelirlerine ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Vali Baruş, kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve vatandaş memnuniyetini esas alan bir anlayışla yürütülmesinin önemine dikkat çekerek, ilçede görev yapan tüm kurum amirleri ve personele teşekkür etti. Şehitliği ziyaret etti Program kapsamında Aile Destek Merkezi’ni (ADEM) de ziyaret eden Baruş, dikiş, el sanatları, özgün baskı ve Oltu taşı işlemeciliği sınıflarında incelemelerde bulundu. Kursiyerlerle bir araya gelen Baruş, yapılan çalışmalar hakkında bilgi alarak hazırlanan ürünleri inceledi ve kursiyerleri tebrik etti. Vali Baruş daha sonra ADEM bünyesinde hazırlanan eserlerin sergilendiği alanı gezdi. Oltu ziyaretleri kapsamında Baruş, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz ile Oltu Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Başkanı Cüneyt Kazdal’ı da makamlarında ziyaret etti. Vali Baruş, programının devamında Şehit Vahdettin Pakih’in ailesine de ziyarette bulundu. Ziyarette aziz şehit rahmet ve minnetle anılırken, devletin her zaman şehit ailelerinin yanında olduğu vurgulandı. "Oltu gelişmeyi fazlasıyla hak ediyor" Vali Aydın Baruş, Oltu ziyareti ile alakalı yaptığı açıklamada, "Oltu Organize Sanayi Bölgesi’ndeydik. Tutkun Makine’de Ahmet Bey’in misafiri olduk; hem işletme yerinde incelenmiş hem de Organize Sanayi Bölgesi hakkında bilgi aldık. Daha önce Organize Sanayi Müteşebbis Heyeti toplantısı; kaymakamımızın, belediye başkanımızın ve değerli iş insanlarımızın katılımıyla gerçekleştirdik. Bu kapsamda ayrıca çeşitli ziyaretlerde bulunduk, kaymakamlıkta yürütülen çalışmalar yerinde değerlendirdik. Belediyemiz ve adliyemizi ziyaret ettik; ardından kurs merkezleri inceleyip Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüze bağlı merkezde eğitim alan kadınlarımızın çalışmaları yerinde gördük. Burada yürütülen başarılı faaliyetler memnuniyetle karşılıyoruz. Oltu’daki yatırımlara ilişkin ayrıntılı bilgi aldık; tüm bu çalışmaların takibinin sürdüreceğimiz ifade edebilirim. Oltu’nun, Erzurum’un büyük ve önemli ilçelerinden biri olduğu için gelişmeyi fazlasıyla hak etmektedir" diye konuştu. "Kamu kurumları ile STK işbirliği önemli" Nüfus itibarıyla da ilçeler arasında önemli bir konuma sahip olan Oltu’da, yatırımların zamanında tamamlanması ve özellikle kamu yatırımlarının etkin şekilde sonuçlandırılmasının öncelik olarak değerlendirildiğini anlatan Vali Baruş, " Özel yatırımlar için uygun ortamın sağlanmasının büyük önem taşıdığı; Organize Sanayi Bölgesi’nin de bu amaç doğrultusunda kurulmuştur. Burada yatırım yapacak işletmelere gerekli desteklerin sağlanarak istihdamın artırılmasının hedeflenmektedir. Bu süreçte kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının iş birliği içinde çalışmasının bizim için çok önemli. Oltu’da kurumlar arası uyumun olumlu düzeyde olduğu memnuniyetle görülmüştür. İlerleyen süreçte yapılacak ziyaretlerde daha kapsamlı incelemelerde bulunmayı planlıyorum. Oltu’nun mahallelerinde yer alan tarihî ve kültürel değerlerin yanı sıra doğal güzelliklerin de yerinde incelenmesinin arzu ediyoruz" dedi.