POLİTİKA - 26 Ağustos 2025 Salı 13:09

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenlerin kazanacağını belirterek, "Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar eninde sonunda kaybedecektir. Şunu da biliyoruz ki kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz. Tekrar ediyorum. Biz tüm bölgemizde kalıcı barışın tesisinden yanayız" dedi.

Malazgirt Zaferi’nin 954. yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere dün geldiği Bitlis’in Ahlat ilçesinde geceyi geçiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindeki MHP Lideri Devlet Bahçeli ve bakanlarla öğle saatlerine doğru Muş’un Malazgirt ilçesine geldi. Burada toplanan kalabalığa hitap eden Erdoğan, "Sevgili Muşlu kardeşlerim, ülkemin dört bir yanından şu anda Malazgirt’te bir araya gelen kardeşlerim, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, yarınlarımızın teminatı sevgili gençler, kıymetli hanımefendiler, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında Hakkari’den Edirne’ye, Muğla’dan Kars’a, Hatay’dan Sinop’a 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımızın tamamına selamlarımı sevgilerimi gönderiyorum. Yine buradan İsrail’in barbar saldırıları altında hayat ve haysiyet mücadelesi veren Gazzeli, Filistinli kardeşlerimizi selamlıyor. Kendilerine dayanışma mesajlarımızı iletiyorum. Dün Ahlat’ta gençlerimizle hasret giderdik. Kubbetül İslam’ın o ferah ve vakur iklimini doya doya teneffüs ettik. Ardından kabine toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde gerçekleştirdik. Akabinde milletimize yine Ahlat’tan seslendik. Bugün de sizlerle birlikte o müstesna zaferin 954. yıl döneminde Malazgirt’teyiz. Bu meydanı hıncahınç doldurarak heyecanımıza ortak olan siz kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi.

"Gençler, dünyaya biz buradayız ve kıyamete kadar da burada olacağız mesajını en güçlü şekilde verdiğimiz Malazgirt Zaferi’nin 954. yılı mübarek olsun" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Büyük komutan Sultan Alparslan ve yiğit askerlerinin, gazilerin, akıncı birliklerinin, o kahraman ordunun, her bir neferinin, aziz ruhları şad olsun. Kıymetli kardeşlerim, zaferin müjdecisi olan o kutlu gündü. İslam coğrafyasının dört bir ucundaki camilerde, minberlerde şu hutbe irade ediliyordu. ‘Allah’ım, İslam’ın sancağını yükselt ve Alparslan’a yardım et. Onun niyet ve azmini başarıyla neticelendir. O nasıl senin çağrına uyup dininin korunmasını rehavet göstermeden emrine uymuş ve düşmanlarına bizzat karşı koyarak geceyi gündüze katmışsa sen de ona zafer kısmet eyle. Dileklerinde ona yardımcı ol. Kaza ve kaderini onun için tecelli ettir.’ Sultan Ertuğrul’dan 26 Ağustos cuma namazını eda ettikten sonra kefen niyetine giydiği beyaz elbisesiyle ordusunun huzuruna çıkmış ve gaza erlerine şu tesirli sözlerle hitap etmişti. Gençler, burayı iyi dinleyin. ‘Ey askerlerim ve komutanlarım daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olmak üzere böyle bekleyeceğiz. Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri bu saatte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç hasıl olacaktır. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz.’ Evet. Atının kuyruğunu bağlayıp düşmanın üstüne korkusuzca atılan Sultan Alparslan ve ordusunu bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yad ediyoruz. Ahlat ve Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan fethin ilk günlerinden bugüne vatan için, bayrak için, millet ve ümmet için canlarını feda eden şehit ve gazilerimizin tamamına Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyor."

"954 yıl önce Malazgirt Ovası’nda yazılan kahramanlık destanından aldığımız cesaret ve öz güvenle istikbale yürüyoruz"

Malazgirt’te düşmanı bozguna uğratan, Anadolu’nun cümle kapısını ardına kadar açan o gücün bugün burada olduğunu ifade eden Erdoğan, "Şu anda Malazgirt’teki gazilerin Allah adına and içtikleri minberin önünde ve Allah’a yükselen ellerin üstünde minberdeki yeşil perdenin harp meydanlarından gelen rüzgârla kabardığını adeta görüp gibiyim. Ben bugün Nurettin Topçu üstadımızın işte bu sözlerle tarif ettiği o güçlü ruh bugün hamd olsun Malazgirt meydanındadır. Malazgirt’te omuz omuza destan yazan kahramanların uğruna hayatlarını feda ettikleri mukaddes değerler işte buradadır. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Sünni’si ve Alevisi’yle Anadolu’nun gönül harcını muhabbetle yoğuran kurucu irade bugün buradadır. Asırlar boyunca yeryüzüne nizam vermiş İlah-ı Kelimetullah’ı bu davayı müdafaa etmiş. O sarsılmaz inanç bugün ham olsun buradadır. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Sultan Artuklu’nun zaferini Selahaddin-i Eyyubi ve ordusu ile buluşturan, Sultan Fatih’in emanetini Yavuz Sultan Selim’e ulaştıran işte bu imandır. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür. Mevlana’da Yunus Emre’yi, Hacıbektaşi Veli’yi de İdris-i Bitlisi’yi, Ahmet-i Hani’yi gören işte bu aşktır. Hazreti Ömer’i, Hazreti Ali’den, Selman-ı Farisi’yi, Süheyl-i Rumi’den ayıran o hikmetli bakış işte bu topraklarda mahfuzdur. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, millet olarak bundan 954 yıl önce Malazgirt Ovası’nda yazılan kahramanlık destanından aldığımız cesaret ve öz güvenle istikbale yürüyoruz. Ecdadın mübarek kanlarıyla bizlere Vatan eylediği bu toprakları, ebedi yurdumuz olarak muhafaza etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Her türlü engele, her türlü engellemeye, her türlü sabotaja rağmen yeniden büyük ve güçlü Türkiye için kelimenin tam anlamıyla çırpınıyoruz. Şunu burada samimiyetle ifade etmek isterim. Bugün bekası söz konusu olduğunda hiçbir güce boyun eğmeyen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugün kendi vatandaşlarıyla birlikte mazlum ve mağdurların da umudu haline dönüşen bir devlete sahibiz. Bugün Filistin davasına her platformda tüm imkanlarıyla sahip çıkan, İsrail’in alçak zulümleri karşısında Gazzeli kardeşlerini asla yalnız bırakmayan bir ülkemiz ve hükümetimiz var. Mektup diplomasiyle telefon görüşme uluslararası toplantılarla 102 bin tonu aşan yardımlarımızla Gazze’nin hakkını ve hukukunu en güçlü şekilde savunuyoruz. Kim ne derse desin bize ve milletimize yakışan tavır neyse eğilmeden bükülmeden ve hiç kimseden çekinmeden yerine getiriyoruz" diye konuştu.

Yürütülen sürece de değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sevgili kardeşlerim şimdi bütün bu emeklerin neticelerini alacağımız bir sürecin içindeyiz. Milletimizin fertleri arasına örülen fitne duvarlarını tamamen yıkmak için başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinde hamdolsun kısa sürede önemli mesafe kat ettik. Kandan ve çatışmadan beslenen çevrelerin süreci kundaklama çabalarına rağmen tüm kurumlarımız çalışmalarını asırlık birlikten sonsuz kardeşliğe hedefiyle adeta bir kuyumcu titizliğiyle sürdürüyor. Milletimizle yürütülen çalışmaları dikkatli olduğu kadar son derece umutlu bir yaklaşımla yakından takip ediyoruz. Kimin sürece samimiyetle destek verdiği, kimin de alakası gündemlerle süreci zehirleme gayretinde olduğu milletimiz tarafından not ediliyor. Şurası bir gerçek ki Türkiye terör meselesini tamamen çözme yönünde yol aldıkça saldırı, sabotaj ve tuzaklar da artacaktır. Bunu kimi zaman yalan ve dezenformasyonla yapacaklar. Kimi zaman toplumun hassasiyetlerini kaşıyarak yapacaklar. Kimi zaman insanlarımız arasında korku yayarak yapacaklar. Kimi zaman yurt içi ve yurt dışındaki ajanlarını kullanarak yapacaklar. Kimi zaman da sureti haktan görünerek yapacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu sefer başaramayacaklar. Allah’ın izniyle milletimizin desteğiyle oluşan umut havasının önünde bu defa kimse duramayacak. Ayrılıktan, bölünmüşlükten, kardeşler arası nifaktan yıllarca rant ve çıkar devşirenler inşallah bu sefer kazanamayacak. Değerli kardeşlerim, şunu sizlerle birlikte aziz milletimin de çok iyi bilmesini arzu ediyorum. Biz hepimiz 86 milyon olarak tarihin, kültürün, ortak medeniyetimizin, inançlarımızın bir araya getirdiği büyük bir aileyiz. Aynı milletin efradıyız. Hepimiz aynı bayrağın, aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz. Nazlı Hilal’in güven veren gölgesinde. Unutmayın, hepimize yer vardır. Rengini şehitlerimizin alkanından alan bu bayrak bizim. Her karış toprağın altında bir yiğit yatan bu cennet vatan bizim. Bu ülke bizim, hepimizin."

"Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak"

"Türkiye’miz aynı zamanda sınırlarımızın ötesindeki kardeşlerimizin başı dara düştüğünde sığınacağı en güvenli limandır" diyen Erdoğan, "Bakınız, bunu Irak’ta gördük. Bunu 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük. Bunu daha önce Balkanlar’dan Kafkasya’ya gönül coğrafyamızın Birçok köşesinde gördük. Yarın da zulme uğrayanların, ötekileştirenlerin, baskı görenlerin, ölümle burun buruna gelenlerin eman yurdu yine Türkiye ve Türk milleti olacaktır. Dolayısıyla Suriye’deki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerin de güvenliğinin, huzurunun, esenliğinin teminatı Türkiye’dir. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak. Kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözeten kazanacak. Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise eninde sonunda kaybedecektir. Şunu da biliyoruz ki kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz. Tekrar ediyorum. Biz tüm bölgemizde kalıcı barışın tesisinden yanayız. Biz sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız. Kimse unutmasın. Türkler, Araplar, Kürtler olarak bu coğrafyada kıyamete kadar hep beraber yan yana yaşayacağız. Müslüman kanından beslenenler tarih sahnesinde çekildikten sonra bile biz yine burada olacağız. Unutmayın Malazgirt’te olacağız. Türkiye yüzyılını büyük ve güçlü Türkiye’yi önce terörsüz Türkiye’yi ardından da terörsüz bölgeyi gönül gönüle vererek el birliğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Ayrılık türküleri değil, inşallah kardeşlik türküleri söyleyeceğiz. Kayıplarımızın arkasından ağıtlar yakmayacak, ortak başarılarımızın zafer marşlarını hep beraber coşkuyla terennüm edeceğiz. Terörün, kanın, gözyaşının, ayrılığın karşısındaki her bir vatandaşımızın bu çalışmalarımıza destek olmasını özellikle bekliyorum. Bu milletin bugünlere gelmesinde emeği geçen başta komutanlarımızı, Mehmetlerimizi hayırla yad ediyorum. ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda canı cananı bütün varımı alsa da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.’ Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Malazgirt Zaferimizin 954. sene-i devriyesinin ülkemiz, milletimiz ve İslam alemi için tekrar hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Programımızı teşrif eden siz kıymetli kardeşlerime teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Erdoğan, konuşmasının ardından Ankara’ya gitmek üzere Malazgirt’ten ayrıldı.

Mehmet Salih Akkuş - Yılmaz Sönmez - İshak Güngör  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de izinsiz kurban satışına sıkı denetim Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde izinsiz kurban satışı yapılan noktalara yönelik kapsamlı denetim gerçekleştirdi. Daha önce ihtar yapılmasına rağmen kamu alanlarını işgal ederek satış yapmayı sürdüren şahıslara cezai işlem uygulanırken, izinsiz satış alanları kaldırıldı. Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların sağlıklı, güvenli ve düzenli bir ortamda alışveriş yapabilmesi amacıyla denetimlerini artırdı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleriyle birlikte ilçe genelinde izinsiz kurban satışına yönelik kapsamlı çalışma gerçekleştirdi. Ana arterler, yol kenarları, boş araziler ve kamuya açık alanlarda yapılan denetimlerde, belediyenin belirlediği resmi satış noktaları dışında kurban satışı yapıldığı tespit edilen alanlara müdahale edildi. Ekipler tarafından gerçekleştirilen kontrollerde, özellikle trafik güvenliğini tehlikeye düşüren, çevre kirliliğine neden olan ve halk sağlığını olumsuz etkileyebilecek alanlarda kurulan izinsiz satış noktaları tek tek kaldırıldı. Daha önce zabıta ekipleri tarafından uyarı ve ihtar yapılmasına rağmen kamu alanlarını işgal ederek satış faaliyetini sürdüren şahıslar hakkında ilgili mevzuatlar kapsamında cezai işlem uygulandı. Denetimlerde, vatandaşların ortak kullanım alanlarının amacı dışında kullanılmasının önüne geçilirken, cadde ve kaldırımların işgal edilmesine de izin verilmedi. Zabıta ekipleri, özellikle gelişigüzel oluşturulan satış alanlarının hem kent estetiğini bozduğunu hem de çevrede kötü görüntü ve kötü koku oluşumuna neden olduğunu belirtti. Kurban satışlarının yalnızca gerekli altyapıya sahip, hijyen şartları sağlanan ve belediye tarafından belirlenen alanlarda yapılmasının önemine dikkat çekildi. Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, Kurban Bayramı süresince vatandaşların herhangi bir mağduriyet yaşamaması için denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini ifade etti. Belediye ekiplerinin bayram öncesi ve bayram boyunca sahada aktif görev yapacağı belirtilirken, kurallara aykırı satış yapanlara yönelik gerekli işlemlerin kararlılıkla uygulanacağı vurgulandı.
Bursa Kraliçe 2. Elizabeth’in yorganını yapan İnegöllü 60 yıldır mesleğine sıkı sıkı sarılıyor Bursa’nın İnegöl ilçesinde 60 yıldan bu yana baba mesleği iğne yorgancılığını sürdüren 73 yaşındaki Erkan Genç, 30 yaşlarındayken İngiltere kraliçesi 2. Elizabeth’e kendisinin üzerinde fotoğrafı olan yorgan yaptığını söyledi. İnegöl’ün Cuma Mahallesi’ndeki dükkânında mesleğini sürdüren Erkan Genç, yün ve pamuktan yapılan doğal yorganların sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, mesleğin artık çırak yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Meslek hayatını anlatan Erkan Genç, "Baba mesleğiydi. Babam da 60 sene bu işi yaptı. 1953 yılında ben dünyaya geldim. Babamın yanında çalışarak ilk okulu İshak Paşa’da okudum. Okurken hem yorgancılığı burada öğrendim. Baba mesleği olduğu için. Ondan sonra işte askere kadar, askerden sonra da biraz devam ettik. Sonra İstanbul’a gittim. İstanbul’da da bir yedi sekiz sene çalıştım. Orada da yorgancılık yaptım. Orada biraz daha sanatı ilerlettik. Şu küçük dikişleri, ince dikişleri. 84’te evlenmek için gitmiştim zaten. Ondan sonra İnegöl’e tekrar geldim. Babamlar burada yorgancı. Kardeşimle beraber dükkan açtım. 5-6 sene de öyle sürdü. Sonra tek başıma işte hala yorgancılık yapıyorum" dedi. İlkokuldan sonra en az 60 senenin geçtiğini belirten Genç, "Yaş 73, 13 seneyi sayma ki ilkokulda da dikiyordum. Zaten 75’te dükkan var üzerime kayıtlı. Şimdi bunun üzerinde resmi yapılan Fatih Sultan Mehmet, Atatürk, Kraliçe Elizabeth resimleri üzerine batik boyamayla yapılıyor ama onu kabartması, dikmesi var. Bunlar da yapıldı İstanbul’da. Bunların fırfırlısı, eteklisi, incesi. Şimdi öyle değil şimdi bu sanat her meslek gibi yozlaştı. Zaten kalmadı ki. Bizden sonra kalfa yok. Bunu kim dikecek? İstediğin kadar para ver. Bazıları diyor ki ben istemiyorum. İstese de dikecek kimse yok zaten. Kim dikecek ki? Şu dikişi yapacak yorgancı yok. Benim anam dikiyor. Onlar boş. Onları geç. Kilis yorganları var şimdi hazır iş. Şeye benzetiyorum ben onları. Döner yemeye gidiyorsun ama tavuk döner yiyorsun et değil. Öyle şeyler kalmadı. Bunun daha neleri var neleri? Yani parayla da bunu diktiremeyecek, bulamayacak. Bu ince dikiş. Bunu yapacak yorgancı yok. Dikemiyor yani. Diken de yok. Çok mu önemli? Tabii üzülüyorum sanat gidiyor diye. Ben elimden geldiği kadar yaptırmaya, yaşatmaya çalışıyorum. Benden başka da kaldığını bilmiyorum. Yok zannediyorum" dedi. Ele bir dönüş olduğunu söyleyen usta Erkan Genç, "Ama kim yapacak? Elinde sanatı var. Terzilik gibi. Mesela burada bir sürü terzi var ama benim bildiğim iki üç tane terzi var. Ama sorsan 20 tane var. Şimdi bunun gibi. Bu da böyle. Avrupa’nın hemen hemen her ülkesi aldı. Fransızı, Belçikası, Almanı. Hatta İstanbul’da dernek olarak İngiltere kraliçesine giden yorgan bile var. Karşılığında derneğe 450 mi 550 mi ne pound para gelmiş. Bu elçilik vasıtasıyla gidiyor. Üç kişi yaptık. Tabii kraliçenin resmi vardı. Öldü." Giyimden yorgana kadar doğaldan vazgeçilmemesi gerektiğinin altını çizen Genç, "Kesinlikle elyaf yok. Elyaf öyle bir şey tavsiye edemem. Çünkü onu tavsiye edenin aklından zoru olması lazım. Yün ve pamuk, doğal neyse odur. İnsanoğluna en yakın olan şey yün. Şimdiki yünler zaten yastık da gösterdim ben size. Makinede yıkanıyor. Gerçek yün, yıkanıyor. Atıyorsun makineye, yorgan programında yıkanıyor. Elyafa benziyor ama yün. Yeni nesile bunu tavsiye ederim. Yine yaylı yataklarda yatsın ama üstüne mutlaka incecik ya da işte yorgan gibi yünden bu yünden örtsün. Bu taranmış yünden. Bunun tozu yok, çöpü yok, kokusu yok, hiçbirisi yok. Yani eskiden merdanede böyle örüyorlardı anlasınlar diye söylüyorum. Hatta gösterebilirsin. Yaptırsınlar, romatizmalıdır, sağlıktır. Doktor söylemiş bana hastanede. Ona da yaptım. Şimdi mesela bir tane böbrek, üroloji mi diyorlar. O da istiyor işte. Yatak üstüne yün yorgan yap diyorlar. Doğallığı arıyorlar. Elyaf petrol. Petrolden yapılan madde. Yani plastik. Onu örtünüyorsun, onun üstüne yatıyorsun. Bir de şöyle bir şey var, şimdi belki çok tuhaf gelecek insanlara. Yün ısıtır değil mi? Hayır. Şimdi insan vücudu 36. Isıtsa durabilir misin? O zaman o ne yapıyor? Yün vücuttaki ısıyı muhafaza ediyor, dışarıdaki soğuğu engelliyor. Seni ısıtmıyor, koruyor. Öyle olsa koyunların hepsi ölürdü. Ama elyaf öyle değil. Elyaf terletir, baş ağrısı yapar, hafiftir. Şimdiki yünlerde hafif 2 kilo yorgan benim yorganım. Yüzüyle beraber içinde 2,5 kilo yün var. Bu yünü kullanacaksın, temiz. Öbür yünü bende istemiyorum, tozu var. Teşekkür ediyorum. Belki biraz bilgilendirme gibi oldu. Millete diyorum yünle pamuktan vazgeçmeyin mümkünse" şeklinde konuştu.
Ankara Pursaklar Belediyesi araç filosunu güçlendiriyor Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara daha hızlı ve kaliteli hizmet sunmak amacıyla araç filosunu yenilemeye ve güçlendirmeye devam ediyor. Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara daha hızlı, kaliteli ve etkin hizmet sunabilmek amacıyla araç filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Belediye, iş makinaları, zabıta araçları, teknik destek araçları ve çeşitli hizmet araçlarından oluşan yeni filosuyla saha gücünü artırırken, ilçenin dört bir yanında yürütülen çalışmaların daha verimli hale gelmesini amaçlıyor. ‘‘Güçlü araç filosu demek, güçlü hizmet anlayışı demektir’’ Belediye hizmetlerinde güçlü ekipmanların büyük önem taşıdığını belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Pursaklar’ımıza daha hızlı, daha kaliteli ve daha güçlü hizmet sunabilmek adına araç filomuzu sürekli yeniliyor ve güçlendiriyoruz. İlçemizin her noktasında vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına anında cevap verebilmek için modern iş makinalarını belediyemize kazandırdık. Hem zamandan tasarruf edecek hem de hizmet kalitemizi daha yukarı taşıyacağız. Güçlü araç filosu demek, güçlü hizmet anlayışı demektir. İlçemize kazandırdığımız tüm araç ve ekipmanların Pursaklar’ımıza hayırlı olmasını diliyorum. Pursaklar için durmadan çalışmaya devam edeceğiz’’ dedi. Altyapı çalışmalarından yol yapım ve bakım faaliyetlerine, park-bahçe düzenlemelerinden temizlik hizmetlerine kadar birçok alanda kullanılacak yeni iş makinaları, belediyenin hizmet kapasitesine önemli katkı sağlayacak. Bunun yanı sıra Zabıta Müdürlüğü bünyesine kazandırılan yeni araçlarla denetim, kontrol ve vatandaş taleplerine müdahale süreçlerinin daha hızlı yürütülmesi planlanıyor. Belediye hizmet araçlarının yenilenmesiyle birlikte ise saha ekiplerinin koordinasyon kabiliyeti güçlendirilerek, hizmetlerin kesintisiz şekilde sürdürülmesi amaçlanıyor.