ÇEVRE - 13 Ekim 2023 Cuma 11:12

Ekim ayında meyve veren kayısı ağacı şaşırttı

A
A
A
Ekim ayında meyve veren kayısı ağacı şaşırttı

Bitlis’in Ahlat ilçesinde soğuk havaya rağmen meyve veren kayısı ağacı şaşırttı.


İlçeye bağlı Cemalettin Köyü’ndeki bir bahçede kayısı ağacı ekim ayında meyve vermeye başladı. Sonbahar mevsiminde ağaçlar yaprak dökerken yeni meyve vermeye başlayan kayısı ağacı görenleri şaşırttı. İlçedeki kayısı ağaçlarının meyveleri Ağustos ayında hasat edilirken, Cemalettin Köyü’nde kayısı ağacının ekim ayının ortasında meyve vermesi ve olgunlaşmaya başlaması görenleri hayrete düşürdü. Cemalettin Köyü Muhtarı Ali Elçi, evinin bahçesinde meyve veren ağacın kendilerini oldukça şaşırttığını belirterek, “Burada anlatmak istediğim kayısı ağaçları Ağustos aylarındadır. Fakat şu an köydeki bahçemizde kayısı ağacımızdaki meyvelerin yeni olgunlaşmasını görüyoruz. Bu da Allah’ın bir hikmetidir. Bu neden oldu çözemedik. Şu an görüyorsunuz kayısılarımızı yeni toplamaya başlayacağız. Karşımızda ceviz ağacı var ve yeni döktük. Ama kayısılarımız yeni olgunlaşmaya başladı. Yeniden kayısı toplamaya başlayacağız. Sizlerde görüyorsunuz. Tadı da çok güzel herhangi bir farkı yok” dedi.



Ekim ayında meyve veren kayısı ağacı şaşırttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Tanığın verdiği ifadeyi beğenmeyen sanık yakınları hırsını kadın gazetecilerden çıkardı Bolu’da görülen uyuşturucu davası çıkışında ortalık karıştı. Sanık yakınları önce tanığı kovaladı, ardından olayı görüntüleyen iki kadın gazeteciye tehditler savurdu. Şüphelilerden birinin cinsel organını eliyle işaret ederek, "Hoşuna gittiyse gel çek" dediği çirkin anlar da anbean kaydedildi. Olay, öğle saatlerinde Bolu Adliyesi’nde meydana geldi. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma" suçlamasıyla 2 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Uyuşturucu davası öncesinde ilk olarak sanık C.B.’nin yakınları ile davada tanık sıfatıyla ifade verecek olan E.Ö. arasında sözlü tartışma çıktı. Polis ekiplerinin araya girmesiyle adliye koridorunda çıkan tartışma sonlandırıldı. Bir süre sonra başlayan duruşmada ifade sırası gelen tanık E.Ö. savunmasında, kendisine koridorda tokat atıldığını söyleyerek sanık yakınlarından şikayetçi olduğunu ifade etti. Duruşma süresi boyunca sanık yakınları birçok kez davaya müdahil olarak sözlü tartışmalara neden oldu. Mahkeme heyeti 2 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşmanın bitmesiyle adliye binasının ön kısmında bekleyen sanık yakınları, tanık E.Ö.’nün arka kapıdan dışarı çıktığını öğrenince peşinden koşmaya başladı. Kadın gazetecilere çirkin davranış: "Hoşuna gittiyse gel çek" Adliyede haber takibi yapan iki kadın gazeteci, çıkan koşuşturma anlarını görüntülemek istedi. Tanık E.Ö.’nün peşinden giden şahıslar, gazetecilerin görüntü aldığını fark etti. Tanığın peşini bırakıp gazetecilere yönelen kişiler, "Sizi buluruz. O görüntüleri paylaşırsanız görürsünüz" diyerek tehditler savurdu. Kadın ve erkeklerin bulunduğu kalabalık grup, gazetecilerin üzerine yürüdü. Polis ekiplerinin araya girmesiyle şahıslar adliyeden uzaklaştırıldı. Ayrıca olay sırasında eliyle cinsel organını işaret eden şahsın, "Hoşuna gittiyse gel çek" dediği anlar da anbean kaydedildi. Polis ekipleri tarafından kadın gazeteciler güvenlik amacıyla adliye içine alındı.
Antalya Avrupa Veri Koruma Otoriteleri Bahar Konferansı Antalya’da başladı 34. Avrupa Veri Koruma Otoriteleri Bahar Konferansı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun ev sahipliğinde Antalya’da başladı. Konferansın açılışı, Kurum Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’in konuşmasıyla gerçekleştirildi. Konferans, Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Alanı başta olmak üzere farklı ülkelerden veri koruma otoriteleri, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiriyor. Kurum Başkanı Prof. Dr. Bilir, konferansın uluslararası niteliğine dikkati çekerek, "Avrupa Veri Koruma Otoriteleri Bahar Konferansı, farklı ülkelerden denetleyici kurumların ve paydaşların bir araya geldiği önemli bir platformdur" dedi. Konferansın 1991 yılından bu yana her yıl düzenlendiğini belirten Bilir, organizasyonun akredite üyelerin gönüllülük esasına dayalı ev sahipliğinde gerçekleştirildiğini ifade etti. Konferansın temel amacının veri koruma alanında ortak değerlendirmeler yapmak ve otoriteler arasındaki iş birliğini güçlendirmek olduğunu vurgulayan Bilir, şunları kaydetti: "Konferans’ta ortak menfaat taşıyan konular ele alınmakta, güncel gelişmeler değerlendirilmekte, iyi uygulama örnekleri ve kurumsal tecrübeler paylaşılmaktadır." Veri koruma alanındaki meselelerin giderek daha karmaşık ve sınır aşan bir nitelik kazandığını belirten Bilir, bu tür platformların öneminin arttığını dile getirdi. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun 2018 yılında akreditasyon başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Bilir, bu başvurunun 2019 yılında kabul edildiğini söyledi. Bu süreçle birlikte Türkiye’nin Avrupa’daki veri koruma otoriteleriyle doğrudan temas kurma ve ortak çalışmalara katkı sunma imkanı elde ettiğini ifade eden Bilir, "34. Bahar Konferansı’nın ülkemizde düzenlenmesi, uluslararası iş birliklerine açık yapımızın bir yansımasıdır" dedi. Konferansın yalnızca güncel konuların ele alındığı bir toplantı olmadığını belirten Bilir, veri koruma alanının geleceğine yönelik ortak bir bakış açısı geliştirilmesine de katkı sağlayacağını ifade etti. Farklı ülkelerin deneyimlerinin birlikte değerlendirilmesinin önemine işaret eden Bilir, konferansın ortak aklı güçlendiren, karşılıklı öğrenmeyi teşvik eden ve iş birliğini ileriye taşıyan verimli bir buluşma olmasını temenni etti.
İzmir Çeşme Ilıca’da Hıdırellez Şenliği İzmir’in Çeşme ilçesinin Ilıca Mahallesi’nde, Ilıca Kültür ve Sanat Derneği tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen geleneksel Hıdırellez Şenliği, yoğun katılım ve coşkuyla gerçekleştirildi. Dün akşam saatlerinde sahilde bir araya gelen dernek üyeleri ve davetliler, yakılan hıdırellez ateşinin etrafında toplanarak hem eğlendi hem de geleneksel ritüelleri yerine getirdi. Katılımcılar, dilek tutarak ateşin üzerinden atladı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte müzikler eşliğinde dans edilirken, birlik ve beraberlik duygusu ön plana çıktı. Gece boyunca süren kutlamalar, Ilıca sahilinde adeta festival havası estirdi. Şenlikler bugün de samimi bir sabah kahvaltısı devam etti. Bir kafede bir araya gelen dernek üyeleri, imece usulü hazırladıkları kahvaltılıkları paylaşarak dayanışma kültürünü pekiştirdi. Kahvaltı programına Çeşme Belediyesi Başkan Yardımcısı Banu Ayhan ile belediye meclis üyeleri de katılarak dernek üyeleriyle bir araya geldi. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısının ardından Ilıca Kültür ve Sanat Derneği Başkanlığı görevine seçilen Fatma Baykal İğşen, Hıdırellez Şenliği’nin dernek için önemli bir gelenek haline geldiğini belirtti. İğşen, "Her sene olduğu gibi bu yıl da akşam ateşimizi yaktık, sabah ise imece kahvaltımızı gerçekleştirdik. Dernek üyelerimizin yanı sıra dostlarımızı da davet ederek bu güzel geleneği birlikte yaşatıyoruz. Oldukça güzel ve keyifli bir şenlik oldu" dedi. Önümüzdeki yıllara ilişkin hedeflerine de değinen İğşen, Hıdırellez etkinliğini daha geniş kapsamlı hale getirmek istediklerini ifade ederek, belediye ile iş birliği içinde Ilıca’da bir "Ateş Festivali" düzenleme hayallerinin olduğunu söyledi. İğşen, "En büyük arzumuz, bu etkinliği belediyemizle entegre ederek daha büyük bir organizasyona dönüştürmek. Ilıca’da da Hıdırellez ateşinin daha geniş katılımla yanmasını istiyoruz" diye konuştu. Bu kapsamda en önemli projelerinden birinin "kültür sanat otobüsü" olduğunu belirten İğşen, Çeşme ile İzmir arasında düzenli olarak sanat etkinliklerine ulaşımı sağlayacak bir sistem kurmak istediklerini söyledi. Tiyatrodan baleye, kitap günlerinden festivallere kadar birçok etkinliği kapsayacak bu projenin yaklaşık bir yıldır üzerinde çalışıldığını ifade eden İğşen, "Amacımız, kültür ve sanatı sadece Ilıca’da değil, tüm Çeşme’ye yaymak. Bu projeye hem üyelerimiz hem de farklı çevrelerden sanatseverler büyük ilgi gösteriyor" dedi. Hıdırellez Şenliği, hem geleneklerin yaşatılması hem de toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi açısından bir kez daha önemli bir buluşma noktası oldu. Katılımcılar, kahvaltının ardından dileklerini yazdıkları kağıtları denize attılar. Etkinlik müzik eşliğinde oynanan oyunlarla sona erdi.
Balıkesir Balıkesir’de otomobiller çarpıştı: 3’ü ağır 6 yaralı Balıkesir’in Susurluk ilçesinde iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3’ü ağır toplam 6 kişi yaralandı. Araçta sıkışan yaralılar itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldı. Kaza, Balıkesir-Bandırma kara yolu Balıkesir istikameti Susurluk Okçugöl mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.K. idaresindeki 16 KFM 18 plakalı otomobil ile N.G. yönetimindeki 17 UL 588 plakalı otomobil henüz bilinmeyen bir sebeple çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle araçlar savrulurken, çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda 112 Acil Sağlık, itfaiye ve güvenlik ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, çarpışmanın etkisiyle 17 UL 588 plakalı araç içerisinde sıkışarak mahsur kalan 2 yolcuyu titiz bir çalışmayla bulundukları yerden kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Meydana gelen çift taraflı kazada, 16 KFM 18 plakalı aracın sürücüsü İ.K. ve aynı araçta yolcu olarak bulunan R.B. (ağır) ile diğer aracın sürücüsü N.G., yolcular B.K., E.D. (ağır) ve Z.K. (ağır) yaralandı. İlk müdahaleleri olay yerinde sağlık ekipleri tarafından yapılan toplam 6 yaralı, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastaneye sevk edilen yaralılardan 3’ünün hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenilirken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Eskişehir Ahmed Cevad doğumunun 134. yılında anıldı Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Ahmed Cevad’ı anma programı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde gerçekleştirildi. "İki devlet tek millet" sloganıyla düzenlenen program, Türkiye ve Azerbaycan’da vatanları uğruna hayatını kaybeden şehitler ile Ahmed Cevad anısına gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Marşı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Marşı’nın okunmasıyla başladı. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt’un konuşma yaptığı etkinlikte, İstiklal Şairi Ahmed Cevad’ın yaşamını ve eserlerini konu alan anlatılar ile şiirlere yer verildi. Programa Eskişehir Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gülgün Abbasbeyli’nin sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte anlatıcı olarak Badiseba Budaglı, Mahammad Akbarlı, Armağan Paltun ve Sema Bal yer aldı. Okulanan şiirlerde ise Zehra Asgarlı, Emin Abdullayev, Turana Niftaliyeva, Cansel Koca, Taha Alper Taşcı, Yusuf Mervan Ekici, Feyza Alıç, Zöhre Sadıkova, Şamama Khalilova, Orhan Büyükkara ve Elnur Qasımov sahne aldı. "Türklük bu coğrafyada daha bilinçli hale geldi" Konuşmasında 1937 yılında birçok Türk düşünür ve şairin idam edilerek Türk dünyasının kadim bağlarının koparılmak istendiğine değinen Prof. Dr. Burhan Sayılır, yaşanan baskılara rağmen Türklüğün bu coğrafyada yok olmadığını ifade etti. Sayılır, Türk dünyasının geçmişte bağımsızlık düşüncesi nedeniyle büyük baskılar gördüğünü ancak bugün bu hayallerin gerçekleşmeye başladığını belirterek mücadele veren isimlerin yolları aydınlatmaya devam edeceğini söyledi. "Ahmed Cevad bir kahraman olarak anılmalı" Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt ise konuşmasında, İstiklal Marşı şairi olmanın bir edebiyatçının ulaşabileceği en önemli noktalardan biri olduğunu ifade etti. Ahmed Cevad’ın diğer İstiklal Marşı şairlerinden farklı olarak tutuklandığını ve kurşuna dizilerek hayatını kaybettiğini vurgulayan Bozkurt, şairin yalnızca edebi kimliğiyle değil, verdiği mücadeleyle de önemli bir figür olduğunu söyledi. Ahmed Cevad’ın 1915 yılında Balkanlar’da Türk ordusuna destek vermek amacıyla savaş bölgesine geldiğini hatırlatan Bozkurt, şairin Türk dünyası açısından taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti. Program, Ahmed Cevad’ın eşi Şükriye Hanım’a ithafen yazdığı şiirin beste seslendirmesi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.