DÜNYA - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 13:48 | Son Güncelleme : 06 Mayıs 2026 Çarşamba 14:00

BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor

A
A
A
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor

Biyoteknoloji firması BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek.

Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech, köklü bir yeniden yapılanma sürecine gireceğini duyurdu. BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek. BioNTech Sözcüsü yaptığı açıklamada, "Bu yıl içinde Almanya'daki son dozları üretmiş olacağız" dedi.

Yaklaşık 2 bin kişi işten çıkarılacak

Yeniden yapılanma kapsamında şirketin Almanya'nın Idar-Oberstein ve Marburg kentlerindeki, Singapur'daki ve 2025 sonunda bünyesine kattığı rakip şirket CureVac'a ait Tübingen'deki üretim tesisleri kapatılacak. Söz konusu tesislerin 2027 sonuna kadar tamamlanması ve tesislerin satışa çıkarılması planlanıyor. Şirketin ayrıca, yapılanma kapsamında bin 860 kişinin işine son vermesi bekleniyor.

Kansere odaklanılacak

BioNTech, Covid-19 salgının sona ermesinin ardından aşılara olan talebin düşmesi sonucu yeniden yapılanma kararı aldığını ifade ederek, kanser ve diğer hastalıkların tedavisine odaklanılacağını açıkladı.

Zarar 500 milyon euroyu aştı

Şirketin, bu yılın ilk çeyreğinde gelirleri 182,8 milyon eurodan 118,1 milyon euroya gerilerken, net zararı ise 531,9 milyon euroya yükseldi.

Şahin ve Türeci görevi bırakmıştı

Öte yandan, BioNTech'in kurucuları Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci ise geçtiğimiz mart ayında yeni bir girişim başlatmak üzere görevlerinden ayrıldıklarını açıklamıştı.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden yararlandı" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’’ Tütün ve alkol kaynaklı geleneksel bağımlılık riskleri; bugün uyuşturucu madde kullanımındaki yeni eğilimler ve dijital mecralar üzerinden yayılan sanal tehditlerle birleşerek çok boyutlu ve karmaşık bir risk alanı oluşturmaktadır. Yurtlarımızda yürütülen eğitim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler kapsamında yalnızca 2025 yılı içerisinde 4 milyonu aşkın öğrenciye ulaşılmış, yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden doğrudan yararlanmışlardır’’ dedi. Tütün ve alkol gibi maddelerin bağımlılığıyla mücadele kapsamında Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın hayata geçirdiği ‘Adım Adım El Ele: Bağımlılıkla Mücadele Hareketi’ programının tanıtımı yapıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen tanıtım programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, milli güreşçilerden Rıza Kayaalp ile bazı sivil toplum kuruluşları, öğrenciler ve davetliler katıldı. Program bağımlılık mücadele hareketinin kısa tanıtım filmiyle başladı. Tanıtım filminin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz burada bir konuşma gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici bir perspektifle gençlerin farkındalığını güçlendiren, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen bu gibi programların, bağımlılıkla mücadeleye katkı sunduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ‘’Teknolojik gelişmelerin sunduğu yeni imkanlarla beraber modern dünyada bağımlılık olgusu, bireyin ruh sağlığından toplumsal dayanıklılığa kadar her alanı kuşatan çok katmanlı bir meseleye dönüşmüştür. Tütün ve alkol kaynaklı geleneksel bağımlılık riskleri; bugün uyuşturucu madde kullanımındaki yeni eğilimler ve dijital mecralar üzerinden yayılan sanal tehditlerle birleşerek çok boyutlu ve karmaşık bir risk alanı oluşturmaktadır’’ dedi. ‘’Hem savunma alanında hem de bağımlılıkla mücadelede her geçen yıl daha ileri gitmeye devam edeceğiz’’ Sabah saatlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA EXPO’yu ziyaret ettiklerini dile getiren Cevdet Yılmaz, ‘’Aslında buradaki gündemle oradaki gündem çok örtüşen gündemler diye düşünüyorum. Bir taraftan savunma sanayiimizle ülkemizi korumaya, bağımsızlığımızı, egemenliğimizi, özgürlüğümüzü teminat altına almaya çalışıyoruz; bir taraftan da bağımlılıkla mücadele ederek bireylerin, ailelerin özgürlüğünü, bağımsızlığını koruyoruz. Her iki alanda da her geçen yıl daha ileri gitmeye devam edeceğiz. Topyekun bir savunma anlayışı içinde hareket ediyoruz. Koruyucu sağlık gibi veya afetler oluşmadan riskleri engellemek gibi bu alanda da temel mesele, riskleri iyi tespit edip bu risklerin üzerine etkili bir şekilde gitmek. İşin bir adli tarafı var, güvenlik tarafı var; onu da etkili yapıyoruz. İstihbaratımız, polisimiz, jandarmamız, adli makamlarımız zehir tacirleriyle gece gündüz uğraşıyorlar. Ama bu yeter mi? Yetmez. İşin bir de talep tarafı var. İşte iki tarafı da dikkate alan çok boyutlu bir stratejiyle hareket ediyoruz ve bu vizyon doğrultusunda başkanlığını yaptığım Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu koordinasyonunda kurumlarımız kapsamlı çalışmalar yapıyorlar, biz de uygulamayı takip ediyoruz’’ şeklinde konuştu. "Planlı operasyonlarla uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığına yönelik önemli başarılar elde ettik’’ Bağımlılıkla mücadelede tüm bağımlılıkların birbiriyle ilişkisini ve geçişkenliğini gözeten bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını aktaran Yılmaz, ’’2024-2028 dönemini kapsayan ’Uyuşturucu, Tütün ve Davranışsal Bağımlılıkla Mücadele Strateji Belgesi ve Eylem Planımız’la tütün kontrolünden uyuşturucuyla mücadeleye, davranışsal bağımlılıklardan dijital risk alanlarına kadar geniş bir çerçeve oluşturduk. Bu stratejik çerçeve kapsamında mücadelede arzın engellenmesine yönelik kararlı operasyonel faaliyetler ile talebin önlenmesine yönelik eğitsel çalışmaları tam bir denge ve eş güdüm içerisinde sürdürüyoruz. Uyuşturucu arzıyla mücadele eden kurumların teknik, istihbari ve personel kapasitesini artırırken planlı operasyonlarla uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığına yönelik önemli başarılar elde ettik’’ diye konuştu. " Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’ hazırladık’’ Tütün ve alkol ürünlerine yönelik talebin önlenmesi amacıyla sigara bırakma polikliniklerinin sayısını artırdıklarını ve uzaktan hizmet modellerinin devreye sokulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ’’ ALO 171 ve ALO 191 danışma hatları ile Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Yeşilay Danışmanlık Merkezleri üzerinden vatandaşlarımıza destek sağlıyoruz. Tütün alanında hayatın her kademesinde dumansız hava sahası hedeflerini güçlendiriyor, iş dünyasını da bu mücadelenin bir paydaşı haline getiriyoruz. Ayrıca 2025-2026 yıllarını kapsayan ’Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’ hazırladık. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Cumhurbaşkanımızın bir genelgesiyle bu planı hayata geçirmeye başladık. Her türlü bağımlılıkla mücadelede eğitimden spora, gönüllülükten sanata, kültürel ve sosyal faaliyetlere kadar gençlere ulaşan koruma kalkanımızı ne kadar kuvvetlendirirsek mücadelemiz de o kadar güç kazanacaktır’’ dedi. ‘’ Yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden doğrudan yararlandı’’ 14-15 Nisan’da Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin altında yatan çok yönlü nedenleri çok katmanlı bir yaklaşımla değerlendirdiklerini söyleyen Yılmaz, ’’Risklerin erken aşamada önlenmesi için proaktif ve bütüncül olarak uygulanacak sistemsel tedbirler üzerinde ilgili tüm kurumlarımızla çalışıyoruz. Benzer hadiselerin bir daha yaşanmaması adına orta ve uzun vadeli olarak belirlediğimiz tedbirleri kararlılıkla hayata geçireceğiz. Gençlik ve Spor Bakanlığımız gerçekleştirdiği kapsamlı önleyici ve koruyucu çalışmalarla bağımlılıkla mücadeleyi gençlerin bulunduğu her noktaya doğrudan taşıyan güçlü bir saha yapılanmasına sahiptir. Yurtlarımızda yürütülen eğitim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler kapsamında yalnızca 2025 yılı içerisinde 4 milyonu aşkın öğrenciye ulaşılmış, yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden doğrudan yararlanmışlardır’’ diye konuştu.
Hakkari Yüksekova’da depreme dayanıksız olduğu için yıkılan okul "Jet Grout" sistemiyle yeniden yükseliyor Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde deprem riski nedeniyle 3 yıl önce boşaltılarak yıkılan Atatürk İlkokulu ve Ortaokulu’nun yapım süreci, zemin iyileştirme çalışmalarıyla başladı. İlçe genelinde yürütülen deprem analizleri sonucunda dayanıksız olduğu tespit edilen ve yıkımı gerçekleştirilen eğitim kurumları arasında yer alan Atatürk İlkokulu ve Ortaokulu için hazırlanan modern proje hayata geçiriliyor. Yeşildere Mahallesi’nde yer alan okulun inşaatında, güvenlik standartlarını en üst seviyeye çıkarmak amacıyla 300 adet "Jet Grout" (yüksek basınçlı enjeksiyon) zemin iyileştirme sistemi uygulanıyor. "Zemin güvenliği ön planda" Proje kapsamında 750 metrekarelik alan üzerine inşa edilecek olan 16 derslikli okul, modern mühendislik teknikleriyle depreme karşı tam dayanıklı hale getiriliyor. Çalışmalar hakkında bilgi veren İnşaat Mühendisi Osman Furat, İl Özel İdaresi koordinesinde yürütülen projede zemin sağlamlığının öncelikleri olduğunu ifade ederek, "Daha önce depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan okulumuzun yerinde, Jet Grout sistemiyle bölgenin en güvenli yapılarından birini inşa ediyoruz. Yeşildere mahallemize deprem yönetmeliğine uygun, modern bir eğitim yuvası kazandıracağız" dedi. Muhtar Dereli: "Girişimlerimiz sonuç verdi" Okulun yeniden inşası için yoğun girişimlerde bulunan Yeşildere Mahalle Muhtarı Lokman Dereli ise inşaatın başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dereli, sürecin mahalle halkı için büyük önem taşıdığını belirterek, "3 yıldır beklediğimiz okulumuz için nihayet ilk kazma vuruldu. Desteklerinden dolayı Hakkari Valiliği, Yüksekova Kaymakamlığı ve emeği geçen tüm kurumlara mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi. 16 derslikten oluşacak yeni okulun, tamamlanmasının ardından bölgedeki eğitim yükünü önemli ölçüde hafifletmesi ve öğrencilere güvenli bir ortamda eğitim imkanı sunması hedefleniyor.
Gaziantep Şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden Emel Akbaş Bayhan dosyasına takipsizlik kararı Gaziantep’te 3’üncü kattaki evinden şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden Emel Akbaş Bayhan olayına ilişkin soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Aile, karara tepki gösterdi. Olay, 26 Haziran 2025 günü Şehitkamil ilçesi Onat Kutlar Mahallesi’nde meydana gelmişti. İddiaya göre, Vergi Dairesi’nde gelir uzmanı olarak çalışan Emel Akbaş Bayhan (38), 1,5 yıl önce evlendiği ve aynı kurumda müfettiş olarak çalışan eşi M.Ş.B. ile oturdukları evin 3’üncü katından şüpheli şekilde aşağı düşerek hayatını kaybetmişti. Acılı aile takipsizlik kararına tepki göstererek çeşitli iddialarda bulundu Yaşanan olayın ardından devam eden soruşturma süreci sonunda, 3’üncü kattaki evinden şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden Emel Akbaş Bayhan dosyasına takipsizlik kararı verildi. Verilen takipsizlik kararına tepki gösteren acılı aile, dosyanın derinlemesine incelenmediğini öne sürerek Emel Akbaş Bayhan’ın ölümünden sonra telefonundan kocasıyla şüpheli şekilde yazışmalar yapıldığını iddia etti. Maktulün ailesi, 06.47’de hayatını kaybeden Emel’in telefonundan 07.14’te kocasına mesaj gönderildiğini ve yazışmaların bir süre devam ettiğini öne sürerek "delilleri örtbas etme girişimi" iddiasında bulundu. Ailesi ve avukatları cinayet iddiasında bulunmuştu 2 aylık hamile olduğu öğrenilen Emel Akbaş Bayhan, 27 Haziran 2025 günü tamamlanan otopsi işlemlerinin ardından son yolculuğuna uğurlanmıştı. Cenaze namazı öncesi açıklamalarda bulunan kadının ailesi ve avukatları ise olayın şüpheli olduğunu ifade ederek cinayet şüphesinin araştırılmasını istemişti. Düşme anları kameraya yansımıştı Emel Akbaş’ın şüpheli şekilde ölümünden önce saat 05.23’te eşiyle tartışıp aracıyla evinden ayrılmak isterken eşi M.Ş.B.’nin aracın önünü kesme, şoför kapısını açma, bir süre tartışma ve sonrasında ise aracın hızla olay yerinden ayrılma anları yer almıştı. Saat 06.36’ı gösterdiğinde ise Emel Akbaş’ın aracıyla tekrar eve gelme anları ve 10 dakika sonrasından ise saat 06.47’yi gösterdiğinde 3. kattaki pencereden düşerek ölme anları da yer almış, saat 07.06’yı gösterdiği anlarda olayın yaşandığı pencerede hareketlilik olması ve pencerenin kapatılması ise dikkat çekmişti.