ASAYİŞ - 15 Ocak 2026 Perşembe 12:22

17 yaşındaki çocuk, husumetlisini silahla vurdu: 2 gözaltı

A
A
A
17 yaşındaki çocuk, husumetlisini silahla vurdu: 2 gözaltı

Bolu’nun Mudurnu ilçesinde 17 yaşındaki çocuk, aralarında husumet bulunan esnafı tabancayla vurarak ağır yaraladı. Olaya ilişkin saldırgan ve kuzeni gözaltına alındı.


Olay, Taşkesti beldesi merkezinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Taşkesti’de esnaflık yapan Yusuf T. (37) ile aralarında daha önceden husumet bulunduğu öne sürülen Doğuş K. (17) arasında tartışma yaşandı. Olayın büyümesi üzerine 17 yaşındaki Doğuş K., yanında bulundurduğu tabancayla Yusuf T.’ye ateş açtı. Kalbine, koluna ve bacağına kurşun isabet eden Yusuf T. kanlar içerisinde yere yığıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ağır yaralı Yusuf T., Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ameliyata alınan Yusuf T.’nin hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.



2 şüpheli gözaltında


Jandarma ekipleri olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Yapılan çalışmalarda, saldırı sırasında kullanılan aracı şüpheli Doğuş K.’nin amcasının oğlu Turgut K.’nin kullandığı tespit edildi. Turgut K. jandarma tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Silahlı saldırıyı gerçekleştiren Doğuş K. da uzun süren arama çalışmalarının ardından yakalandı.



Husumetin sebebi muhtar babanın bıçaklanması


Öte yandan, şüpheli Doğuş K.’nin babası muhtar H.K.’nin bıçaklı saldırıda yaralandığı öğrenildi. İki taraf arasında bu olay nedeniyle husumet oluştuğu ve silahlı saldırının bu gerginliğin ardından gerçekleştiği iddia edildi.



17 yaşındaki çocuk, husumetlisini silahla vurdu: 2 gözaltı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Uzmanından öğrenciler için yarıyıl tatili uyarısı Okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte öğrenciler için dinlenme ve gelişim süreci başladı. Bu süreçte rehber öğretmenler, çocukların tatili verimli ve dengeli geçirmesinin önemine dikkat çekti. Diyarbakır Maya Okulları Rehberlik Koordinatörü Duygu Kervan Alver, yarıyıl tatilinin yalnızca dinlenme değil, aynı zamanda çocukların sosyal, duygusal ve akademik gelişimlerini destekleyecek bir dönem olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Alver, her yaş grubundaki çocuk için farklı ihtiyaçlar bulunduğunu belirterek, tatil sürecinin yaşa uygun planlamalarla geçirilmesinin önemini ifade etti. Alver, "Öncelikle bütün velilerime, sevgili öğrencilerime şimdiden harika bir yarıyıl tatili diliyorum. Şunu vurgulamak istiyorum. Tatil süreci aslında sadece okuldan uzaklaşmak değil, çocuklarımızın evde aileleriyle birlikte eğlenceli, keyifli ve dinlenerek geçirecekleri bir dönem demektir. Dolayısıyla bunu bir mola olarak da düşünmemek gerekiyor aslında. Duygusal pillerimizi şarj etme dönemi diyebiliriz buna. Tatil sürecini velilerimiz nasıl geçirebilirler? Öğrencileriyle ne tür etkinlikler yapabilirler? Tatil sürecinde aslında her yaş grubunun ihtiyacı farklı. Yani anaokulu yaş grubunun ihtiyacıyla lise grubunda sınava hazırlanan bir çocuğumuzun ihtiyacı aynı olmayacaktır. Dolayısıyla bu noktada aslında yaş yaş bu konuları konuşmak gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle en küçüklerimizden başlayalım mesela anaokulu grubumuz. Anaokulu grubumuzda aslında bizim için en büyük tehlike ekran. Okulun sosyal ve hareketli ortamından çıkan çocuk eve gittiğinde bir anda ekrana çok fazla maruz kalabiliyor. Özellikle aslında velilerimin iş yoğunluğunu anlayabiliyorum. Bu kadar yoğun bir iş temposunun içerisinde, hele bir de evde iş bölümü yoksa anne ve baba arasında, yani çocukların bakımı, ev işlerinin yapılması anlamında bir iş bölümü yapılmamışsa bazen çocuklarımız için gerçekten ekran çok tehlikeli olabiliyor. Burada aslında bizim için önemli olan durum gerçekten anne ve babalarımızın sorumlulukları paylaşarak ortak hareket edebilmeleri. Dolayısıyla şöyle düşünelim, bir anaokulu çocuğu aslında ekranla öğrenmez. Anaokulu öğrencilerimiz bizim yaşayarak, yaparak ve tecrübe ederek öğrenir. Dolayısıyla bu noktada evde annelerimiz, babalarımız çocuklarımızla böyle mutfağa girebilirler, minik minik etkinlikler, kurabiyeler, kekler yapabilirler. Çok pahalı oyuncaklara da ihtiyacımız yok aslında. Evde bir çarşafla, yastıklı bir çadır kurulabilir. Çocukların aslında hayal dünyalarına, oyun dünyalarına girilebilir. Hem çocuklarımız için unutulmayacak bir anı olur hem de ebeveynlerimiz o çok bahsettiğimiz kaliteli zaman sürecini çok güzel bir şekilde çocuklarıyla birlikte değerlendirirler" dedi. ’’İlkokul öğrencileriyle zaman geçirerek tatili keyifli hale getirebiliriz’’ İlkokul dönemi çocuklarının ise öğrenmeyi öğrendikleri bir süreç olduğunu aktaran Alver, şunları söyledi: "ilkokul öğrencilerimizin aslında birinci dönemleri çok yoğun geçti. Bu süreçte çocuklarımızı ödevlere boğmak yerine onlarla küçük küçük zamanlar geçirerek tatili keyifli bir hale getirebiliriz. Kutu oyunları oynayabiliriz. Mesela artık çocuklarımız çok güzel kitap okuyorlar ilkokul sürecinde. Okudukları bir kitabın kahramanı üzerine sohbet edebiliriz. Hatta çocuklarımızın okuduğu kitaplardaki kahramanlarla ilgili canlandırmalar yapabiliriz. Aynı zamanda bunu yaptığımızda aslında çocuklarımızın içsel dünyasındaki düşüncelerini de öğrenebiliyoruz. Bu bizim için çok kritik bir süreçtir. Tatil döneminde çocuklarımız ekranla çok fazla iç içe olmuşlarsa, çok fazla zaman geçirmişlerse okula döndüklerinde ikinci dönemin başında biz oryantasyonumuzu çok zor atlatıyoruz. Özellikle velilerimizi uyarmamız gereken kritik nokta budur aslında. Çocuklarımız ekrana çok maruz kaldığında hem uyku saatlerinde ciddi anlamda bozulmalar yaşanıyor hem de okula döndüklerinde o ekrandan koptukları için çocuklar okula gelmek istemiyorlar, isteksiz oluyorlar. Özellikle anaokulu grubunda ağlamalar, anne babadan ayrılmak istememe süreçleri çok fazla yaşanıyor. Bunun için sizden ricamız kesinlikle ekranın sınırlı ve kontrollü olması. Kontrol noktasında da çocuğunuzun ne izlediğini, ne oynadığını kontrol ederek ilerlememiz gerekiyor ki zararlı içeriklere çocuklarımız maruz kalmasınlar.’’ ’’Yarıyıl tatilinde dinlenmeyen çocuklarımız ikinci dönem daha yorgun olabiliyor’’ Ortaokul ve lise grubu öğrencilerinin ise birinci dönemin çok daha akademik anlamda yoğun bir dönem geçirdiklerini vurgulayan Alver, ‘’Ortaokul ve lise grubundaki öğrencilerimiz için birinci dönem akademik anlamda yoğun bir dönemdi. Dolayısıyla bu noktada çocukları tamamen yarıyıl tatilinde ekrandan uzak tutmak çok doğru bir hedef olmayacaktır. Bu noktada dijital detoks dediğimiz konuyu ele almak gerekiyor. Çocuklarımız bu dönemde ergenliğin en yoğun duygularını yaşıyorlar aslında. Velilerimizden isteğimiz şu olacak. Mesela akşam yemeklerinde telefonlarımızı bir kenara bırakalım, televizyonu kapatalım ve o ergenlik sürecindeki çocuklarımızla sadece ‘nasılsın’ diyerek onların duygularını öğrenebileceğimiz bir sohbet ortamı oluşturalım. Çünkü yarıyıl tatili tamamen sınav kampı gibi geçen bir süreç, çocukların aslında dinlenme ihtiyacını da elinden alıyor. Tabii ki konu eksikliklerini kapatmaları gerekiyor. Tabii ki ders çalışmaları gerekiyor. Ama aynı zamanda yarıyıl tatili bizim için aslında bir dinlenme süreci. O yüzden çocuklarımızın bu süreçte dinlenmesi bizim için kritik. Bu dönemde dinlenmeyen çocuklarımız, yeteri kadar mola veremeyen çocuklarımız ikinci dönem başladığında çok daha fazla yorgun olabiliyorlar. Dolayısıyla bu noktada ikinci dönem aslında sınav grupları için atağa geçecekleri bir dönemdir. O yüzden bu döneme de dinlenerek girmeleri hem onlar açısından hem de velilerim açısından çok daha güzel ve verimli olacaktır. Bizim çocuklarımıza verebileceğimiz aslında en güzel hediye çok pahalı oyuncaklar değil. Bizim şefkatimiz ve onlara verdiğimiz sürekli dikkatimizdir. Tüm ailelerime umarım bol bol dinlendikleri, çocuklarımın bol bol eğlendikleri bir tatil diliyorum’’ diye konuştu.
Gaziantep Şahinbey Belediyesinden hayvan yetiştiricilerine 7 bin ton yem desteği Şahinbey Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik desteklerine aralıksız devam ediyor. Belediye tarafından büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiricilerine toplam 7 bin ton süt yemi dağıtımı gerçekleştirildi. Şahinbey ilçesindeki çiftçilere 8 yıldır gübre, arpa-buğday tohumu ve fide desteği sağlayan Şahinbey Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere de desteğini sürdürüyor. Sütlü hayvanların verimliliğini artırmak amacıyla hayata geçirilen süt yemi desteği, Osmanlı Mahallesinde düzenlenen programla devam etti. 7 bin ton süt yemi dağıtımı gerçekleştirilen program, hayvan yetiştiricileri tarafından büyük ilgi gördü. Düzenlenen süt yemi dağıtım programına Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nun yanı sıra Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam ile çok sayıda hayvan yetiştiricisi katıldı. "Desteklerimizi geleneksel hale getirdik" Düzenlenen programda desteklerin geleneksel hale geldiğini söyleyen Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, "Bugün yine mübarek bir günde hayırlı bir iş için bir aradayız. 7 bin ton küçük baş ve büyükbaş hayvan yemi dağıtım törenindeyiz. Biz bunu 8 yıldan beri yapıyoruz. Sadece bir yıl değil, devam olmayan bir şeyin kıymeti yoktur kaidesiyle biz bunu geleneksel hale getirdik. Hem yem dağıtımımız olsun hem çiftçilerimize buğday, arpa, gübre dağıtımımız, fide dağıtımlarımız her yıl geleneksel olarak devam ediyor. Az önce Tarım İl Müdürümüz de ifade etti. Bunlar sadece göstermelik yapılan işler değil. İstanbul’da veya başka yerde bazı belediyeler, iki kamyon silajlık mısır dağıtıyor. Bizim sadece bugün dağıtacağımız yem miktarı 7 bin ton. 101 milyon TL. Sadece yemden bahsediyorum. Bunun yanında gübresi, arpası, buğdayı, diğer fide desteklerimiz ve sürekli çalıştığımız arazi yollarımız ki sürekli yeniliyoruz. Şu anda 5 bin kilometrenin üzerinde arazi yolda yaptık" dedi. "Ekili alanlarımızda yüzde 300’ün üzerinde bir artış var" Verilen desteklerle birlikte tarım ve hayvancılıkta artış yaşandığını aktaran Başkan Tahmazoğlu, "Çiftçimize balık tutmayı öğretiyoruz. Verdiğimiz bu destekler o kadar kıymetli ki şu anda ekili alanımız 80 bin dekardan 320 bin dekara çıktı. Yani çok yüzde 300’ün üzerinde bir artış. Yine çiftçi sayılarımıza baktığımızda verdiğimiz desteklerle çiftçi sayımız 4 bin 100 iken şu anda 9 bin 468’e çıkmış durumda. Küçükbaş hayvan sayımız 90 bindi. Şu anda 134 bini geçti. Büyükbaş hayvanımız 27 binden şu anda 38 bin 618’e çıkmış. Hepsinde ciddi artışlar var. Bunlar tarımcılık adına güzel gelişmeler" ifadelerini kullandı. "Hükümetimiz de çiftçimizin yanında" Hükümetin çiftçilerin yanında olduğunu belirten Başkan Tahmazoğlu, "Cumhurbaşkanımızın da sürekli dile getirdiği üretim, istihdam, ihracat konusunda biz üretmeye devam edeceğiz. Gayret edeceğiz. Hükümetimiz, Cumhur İttifakımız sürekli çiftçimizin yanında. Hükümetimizin desteklerinin yanı sıra bizler de Şahinbey Belediye’miz, Büyükşehir Belediye’miz, diğer belediyelerimizle çiftçilerimize sürekli destek olmaya devam ediyoruz. Destek olmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Gaziantep’te verilen destekler birçok belediyeden daha fazla" Gaziantep’te, Şahinbey Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi’nin beraber vermiş olduğu desteği toplayınca birçok belediyeden daha fazla olduğunu ifade eden Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, "Ben de Şahinbey Belediyemizin bugün dağıtacağı yem törenine hepiniz hoş geldiniz diyorum. Hayırlı olmasını diliyorum. Bugün geldiğimiz günden bugüne yaklaşık dört aydır bir zamanda Şahinbey’imiz de belediyemizle alakalı daha önce iki bin ton bir gübre, bin 700 ton tohum dağıtımı ve bundan sonra da bütün köylerimizde başkanımızla yapmış olduğumuz görüşmede meraların tamamının gübrelenmesiyle ilgili de şubat-mart aylarında hepsini bitireceğiz. Bununla ilgili yoğun bir şekilde çiftçilerimize, hayvancılarımıza ve bitkisel üretimle ilgili çiftçilerimize yoğun bir desteği var. Bugün belki siz buradasınız ama ben şunu iddia ediyorum. Gaziantep’te, Büyükşehir Belediyemiz ve Şahinbey Belediyemizin beraber vermiş olduğu desteği topladığımızda birçok belediyeden daha fazla. Türkiye’deki yapılan desteklerin tamamını toplasak burayı geçmeyecektir. Tüm Gaziantep ve Şahinbeyli çiftçilerin adına başkanımıza teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Gerçekleştirilen desteklerden dolayı mutlu olduğunu ifade eden çiftçi Hanifi Döner, Başkan Tahmazoğlu’na teşekkür etti. Hanifi Döner, "Başkanımızın böyle bir imkan sağladığını duyduk, başvurumuzu yaptık. Başkanımız vesile oldu, iki hayvanla başladığımız üretime 15 kapasitesine ulaştık. Başkanımıza sonsuz teşekkürlerimi arz etmek istiyorum. Bunun yanı sıra her yıl olduğu gibi bu yılda yüzde 50 hibe destekli hayvanlarımızın yemini almak için buraya geldik. Bu da bizim için önemli bir yardım, önemli bir destek. Bunun için daha ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bunlardan elde ettiğimiz gelirle ev ihtiyaçlarımız, gerek olsun tarım makinemiz, gerek olsun aracımız ve bunun gibi diğer giderlerimize bize bayağı faydası oldu" diye konuştu.
Mersin MTSO, Mersinli firmaları Amerika pazarına hazırlıyor Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersinli firmaların Amerika pazarında daha etkin ve kalıcı yer alabilmesi amacıyla bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda TOBB Chicago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı, MTSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya; TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ile İş Geliştirme, Satış ve Kurumsal İletişim Müdürü Haydar Can Yavuz katılırken, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır başkanlığında düzenlenen programa Amerika’ya ihracat yapan ve bu pazara açılmayı hedefleyen MTSO üyesi firmalar ilgi gösterdi. Toplantının açılışında konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in güçlü bir dış ticaret kenti olduğunu vurguladı. Küresel ticarette sürdürülebilir büyümenin ancak alternatif pazarlara açılımla mümkün olabileceğine dikkat çeken Çakır, Amerika ve Japonya gibi pazarlara yönelmenin önemine işaret etti. Çakır, "Firmalarımızın bu pazarlarda daha sağlıklı ve kalıcı şekilde yer alabilmeleri için yol gösterici bilgilendirme toplantılarını önemsiyoruz. Amacımız, üyelerimizin risklerini azaltarak ihracat kapasitelerini artırmalarına katkı sağlamak" dedi. TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ise yaptığı sunumda, Türk ihracatçısının Amerika pazarındaki etkinliğini artırmaya yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. TOBB Chicago Ticaret Merkezinin 10 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 14 bin metrekarelik bir alanda hizmet verdiğini belirten Palaz, merkezde ofis, showroom ve depolama imkanlarının bir arada sunulduğunu ifade etti. Palaz, entegre yapısı sayesinde merkezin firmalara ABD pazarına hızlı ve güvenli erişim sağladığını kaydetti. Toplantı, katılımcı firmaların sorularının yanıtlanması ve birebir değerlendirmelerin yapılmasının ardından sona erdi.
Bilecik BİOSUN’dan çöp konteynırı eleştirisine açıklama Bilecik Entegre Katı Atık Yönetim Tesisi (BİOSUN), Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı’nın geçtiğimiz günlerde çöp konteynırların pisliği hakkında yaptığı açıklamaya karşı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, "Bilecik il geneline toplamda 400 adet çöp konteynırı alımı yapıldı. Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı kentte oturmadığı çoğu zamanda il ve yurtdışında olduğundan bunu görememiş sanırım ya da değişimin farkında değil" denildi. Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, geçtiğimiz günlerde kentte görev yapan yerel ve ulusal basınla bir araya gelmişti. Burada kentteki çöp konteynırların hali ortada olduğunu anlatan Subaşı, "Çoğu delik ve pis. Bundan dolayı sokaklarda kokular oluşuyor. Çöp konteynırı kendimiz alamıyoruz, yönetmelik gereği. Bizlere Bilecik Belediyeler Birliği tarafından bizlere tahsis edilmesi gerekiyor. Japonya ziyaretinde bir çöp toplama tesisini ziyaret ettik. İlk gittiğimizde neresi olduğunu bile anlamadık. Ortada bir koku bile yoktu. Her çalışanın özel maskeleri ve giysileri vardı. Bizden gerçekten 50 yıl öndeler. Biz ise halen bu problemleri yaşıyoruz. Çöp toplama işi bize yıkılmış durumda. Normalde herkesin kendi çöpünü toplaması uygun olandır" demişti. "Başkan Subaşı değişin farkında değil" Bunun üzerinde BİOSUN tarafından yapılan açıklamada, Bilecik il geneline toplamda 400 adet çöp konteynırı alımı yapıldığı belirtilerek, "Bunları kentte öncelikli olan yerlerde değişimler başladı. Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı kentte oturmadığı çoğu zamanda il ve yurtdışında olduğundan bunu görememiş sanırım ya da değişimin farkında değil. Bizler kentteki öncelikli yerleri değişimine başlarken, aynı anda ilçelerimizde planlama yaptık. Çöp konteynırın pis olmasının sebebi 3 aydır su yok tesisimizde. Gününü belli saatlerinde 1 kere su veriliyor sonra yine yok. Çöp konteynırı yıkama aracımız su olmadığından yıkama yapamıyor. Melek Mızrak Subaşı başkanımız Japonya’ya gittiği ve bir çöp tesisini dolaşırken oranın bir çöp tesisi olduğunu sonradan anladığı söylemiş. Keşke orada su tesislerini de gezseymiş su sorunu yaşamasaydık. Bizler Bilecik halkına hizmet için BİOSUN olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz" denildi. "Davayı neden geri çekti?" Açıklamanın devamında Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı’nın delik, pis, ve kokuyor dediği çöp konteynırların kendilerinden önceki firmaya ait olduğu belirtilerek, "Dönemin yine CHP’li Belediye Başkanı Semih Şahin zamanında o günkü çöp toplama firması ’Referans’a açılan davayı neden geri geçtiğini sormak isteriz. Kapalı kapılar ardından anlaştığı firmadan kalma bu çöp konteynırları hakkında başkan vekilliği ve belediye başkanı olduğunuz sürece neden bir açıklama yapmadınız o dönemde bu şekildeydi bu çöp konteynırları. Bizim firmasına çöp toplama işinin geçtiği gün bizler zaten gerekli çalışmaları başlattık, Bilecik halkının refahı ve sağlığı için gerekli hizmetleri veriyoruz" dedi.
İstanbul Bakan Fidan: "Çin ile ilişkilerimizi her alanda ilerletmek istiyoruz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Önümüzdeki dönemde ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze’nin yeniden imar edilmesi ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceğiz. Ülkemize savunma sanayii konusunda uygulanan yaptırımların büyük oranda kaldırılmasını sağladık. Artık hiçbir ülke dış politikasını önceden belirlenmiş şablonlara göre yürütecek durumda değil. Çünkü belirsizlik artık daimi hale gelmiş durumdadır. SDG meselesi ise takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor" dedi.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, medya temsilcileriyle bir araya geldiği değerlendirme toplantısında, uluslararası sistemin 2025 yılındaki görünümüne ve Türk dış politikasının temel önceliklerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "2025 yılında uluslararası sistemin içinde bulunduğu tıkanmışlığın daha ileri bir boyuta taşındığını ve bu tıkanmışlığın da adeta kanıksandığına şahit olduk. Geçtiğimiz sene küresel düzenin temelini oluşturan kurallar manzumesi onarılması güç bir tahribata uğradı. İnsanlığın ortak vicdanında derin yaralar açan krizler art arda yaşanmaya başladı. Bu durum karşısında devletlerin mevcut ittifak ilişkilerini sorguladıklarını ve yeni yapılar tesis etme arayışına girdiklerini gördük. Çatışmalar, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümler ülkelerin önceliklerini, yeteneklerini ve stratejilerini gözden geçirmelerine sebep oldu. Öte yandan, sorumluluk ve irade sahibi ülkeler açısından diplomasi, sorunların barışçıl çözümü yönünde yegane araç olarak öne çıktı. Tüm bu sebeplerle 2025 senesi uluslararası sistemde kalıcı izler bırakan ve Türk dış politikası açısından son derece yoğun geçen bir yıl oldu. Gazze’de yaşanan soykırım, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025’in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil etti. Aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav niteliği taşıdı. Açıkça söylemek gerekir ki, günümüzün küresel yönetişim modeli maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı" ifadelerini kullandı."Gazze’nin yeniden imar edilmesi ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceğiz"Filistinlerin barış ve huzur içinde yaşaması için çalışmalara devam edileceğini belirten Fidan, "Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması ve ateşkesin sağlanması için büyük çaba gösterdik. Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vadeden bir durumla karşı karşıyayız. Önümüzdeki dönemde ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze’nin yeniden imar edilmesi ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan, Rusya-Ukrayna savaşı transatlantik ilişkilerden Avrupa’nın kimliğine ve güvenlik mimarisine kadar pek çok konunun alışılagelmiş kalıplarının sorgulandığı tartışmaları da beraberinde getirdi. Türkiye olarak diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için -siz de takip ettiniz- gerçekten başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere çok yoğun çaba gösterdik" ifadelerini kullandı.Fidan, "2026 yılında savaşın sona erdirilmesi konusundaki gayretler ideal çözüm ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı kapatmaya odaklanacak. Avrupa güvenlik mimarisi bağlamında başlayan tartışmaların ise daha uzun yıllar ana gündem maddelerimizden birini teşkil edeceğini şimdiden öngörmek mümkün. Öte yandan, Suriye’nin içinden geçtiği büyük dönüşüm ve uluslararası topluma entegrasyonu 2025 yılının olumlu gelişmelerinden birini teşkil etti. Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD’nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yıl da devam etmesini temenni ediyoruz" dedi."SDG meselesi sorun olmaya devam ediyor"SDG’nin sorun olmaya devam ettiğini ifade eden Dışişleri Bakanı Fidan, "SDG meselesi ise takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz. Geçtiğimiz sene İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi ülkeleri hedef alan saldırılarının arttığını ve Somaliland’den İran’a uzanan geniş bir coğrafyadaki böl, parçala, yönet faaliyetlerinin yoğunlaştığına şahit olduk. Bu politika, İsrail’in komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak kendi güvenliğini sağlayabileceği illüzyonuna dayanmaktadır. Söz konusu zihniyetin sadece bölge ülkeleri için değil, küresel düzeyde bir tehdide dönüşmekte olduğunu her fırsatta dikkat çekiyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki dış politikamızın 2025 yılında etkin ve pratik sonuçlar ürettiği ortadadır. Değinmiş olduğum başlıklar dışında ayrıca Kafkasya’da kalıcı barışın tesisi ve Balkan ülkeleri ve Türk devletleri ile olan ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi 2025’te de en fazla mesai harcadığımız konular arasında yer aldı. Keza Kıbrıs, Ege ve Akdeniz’deki gelişmelerle çok yakından ilgilendik. AB ile ilişkilerimizde ortak bir stratejik perspektif geliştirilmesi yönündeki irademizi ve gayretlerimizi samimi bir biçimde ortaya koyduk. Afrika ülkeleri ile ilişkilerimize özel emek sarf ettik. Rusya-Ukrayna, Etiyopya-Somali ve Pakistan-Afganistan arasında arabuluculuk faaliyetleri yürüttük.""Savunma sanayii konusunda uygulanan yaptırımların büyük oranda kaldırılmasını sağladık"Savunma Sanayii alanında uygulanan yaptırımların büyük oranda engellendiğini ifade eden Fidan, "Ülkemize savunma sanayii konusunda uygulanan yaptırımların büyük oranda kaldırılmasını sağladık. Ekonomik konulara, küresel ve ikili ticari ilişkilerimize özel önem atfettik. Enerji ve bağlantısallık konularında diğer kurumlarımızla beraber kapsamlı ve kapsayıcı projeler ürettik. Şu hususun bilinmesi gerekmekte; artık hiçbir ülke dış politikasını önceden belirlenmiş şablonlara göre yürütecek durumda değil. Çünkü belirsizlik artık daimi hale gelmiş durumdadır. Bugünün uluslararası ortamı kuralların aşındığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve ancak vizyoner liderlerin yön verebileceği bir yapıya evrilmektedir. İttifakları doğru kurmak, menfaatleri doğru tanımlamak ve araçları ustalıkla kullanmak zorundayız. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu dönemde belirleyici bir rol oynama kapasitesine sahiptir ve bu rolü oynamaya da devam edecektir. Nitekim kriz anlarında tavsiyesi aranan, arabuluculuğu ve katkısı talep edilen bir konuma geldiysek bu hem devlet aklının hem de liderliğin uzun yıllara yayılan birikiminin sonucudur. 2026 yılında da yoğun bir takvim tahmin edeceğiniz gibi bizi bekliyor. Yeni yılda dış politika önceliklerimizi hassasiyetle takip etmeye devam edeceğiz. NATO zirvesine, Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine ve BM İklim Değişikliği zirvesine inşallah bu yıl ev sahipliği yapacağız" şeklinde konuştu.Fidan, "Türkiye; ideali ile gerçeklik, değerleri ile menfaatleri arasındaki dengeyi gözeterek, ilkeli duruşuyla, kararlılıkla, özgüvenle ve kesintisiz bir çabayla yoluna devam edecektir. Bu anlayış temelinde 2026 yılında Balkanlardan Latin Amerika’ya Orta Asya’ya, Orta Asya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada inisiyatif almayı ve sorunlara çözüm üretmeyi sürdüreceğiz. Bölgemiz için barış, istikrar ve refah üretmek önceliğimiz olmaya devam edecek" dedi.