ASAYİŞ - 29 Mart 2026 Pazar 13:49

Gölette boğulan 13 yaşındaki Tanju’dan geriye bu videoları kaldı

A
A
A

Bolu’nun Çaygökpınar köyünde serinlemek amacıyla girdiği gölette boğulan 13 yaşındaki Tanju Kara’dan geriye annesi ve ağabeyiyle kaydettiği neşe dolu son videolar kaldı. Acılı anne Ayşe Arabacı bölgedeki güvenlik zafiyetine ve çalışmayan kameralara tepki göstererek, "Benim çocuğum gitti, başka çocuklar ölmesin. Başka anneler ağlamasın" dedi.

Olay, 16 Mart günü Bolu merkeze yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta yer alan Çaygökpınar köyü sınırlarındaki gölette meydana geldi. Girilmesi yasak olan, "Suya girmek tehlikeli ve yasaktır" uyarısı bulunan gölete arkadaşlarıyla birlikte bisikletle gelen 13 yaşındaki Tanju Kara suya girdi. Tanju Kara’nın bir süre sonra suda çırpınmaya başladığını ve boğulma tehlikesi geçirdiğini gören arkadaşının ihbarı üzerine bölgeye jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Olay yerine hızla ulaşan ekiplerin müdahalesiyle sudan çıkarılan ve kalbi duran Tanju Kara’ya ilk müdahale yapıldı. Talihsiz çocuk, ambulansla İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı ancak 1 gün sonra hayat mücadelesini kaybetti.

Talihsiz çocuktan geriye ise annesi ve ağabeyiyle çektiği o mutlu cep telefonu videoları kaldı. Görüntülerde yüzündeki tebessümle dikkati çeken Tanju’nun o anları, izleyenlerin ve geride kalan ailesinin yüreğini burktu.

Gölette boğulan 13 yaşındaki Tanju’dan geriye bu videoları kaldı

"Oraya en azından bir güvenlik görevlisi koyabilirlerdi"

Oğlunu toprağa vermenin acısını yaşayan anne Ayşe Arabacı, gölet etrafındaki önlemlerin yetersizliğine dikkat çekti. Çocukların beton duvarları aşarak tehlikeli bölgeye girdiğini cep telefonundaki fotoğraflarla gösteren Arabacı, "Duvara tehlike yazısı yazıldıysa bunu sen anlarsın, ben anlarım. Bunu bir çocuk anlamaz. Oraya en azından bir güvenlik görevlisi koyabilirlerdi. Orada kameralar varmış ancak çalışmıyormuş. Benim çocuğum orada gitti, başka çocuklar da ölmesin, başka anneler ağlamasın diye bu konuşmayı yapıyorum. Çok büyük bir acı yaşadım, bunun anlatılmaz bir tarifi var" dedi.

"Ben çocuğumun oraya gittiğini bilseydim zaten göndermezdim"

Gölette geçmişte güvenlik görevlilerinin bulunduğunu ancak şu an kimsenin olmadığını belirten Arabacı, "Zamanında orada iki tane güvenlik görevlisi varmış. Biri vefat etmiş, diğerine ne oldu belli değil. Köy muhtarıyla da bazı kişileri araya sokarak konuştum. Muhtar bana, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı bizzat oraya getirdiğini, çocuklar suda atlarken ’burada bir can gidecek, buraya bir güvenlik görevlisi alalım’ dediğini, ancak kimsenin oralı olmadığını söyledi. Ben çocuğumun oraya gittiğini bilseydim zaten göndermezdim" diye konuştu.

"Benim tek derdim başka canlar yanmasın"

Bölge için acil çözüm beklediğini vurgulayan acılı anne Arabacı, "Burayla ilgili bir önlem alınsın. En azından bir kamera takılsın, güvenlik görevlisi konulsun. Çocukların suya girmesi engellensin. Büyük insanlar bile yeri geldiğinde tehlikeyi anlamayıp suya giriyor, bunu bir çocuğa anlatamazsınız. Belki orada bir güvenlik görevlisi olsaydı, ecel hepimizin ama en azından müdahale edebilir, engelleyebilirdi. Benim tek derdim başka canlar yanmasın" şeklinde konuştu.

Kardeşinin acı haberini şaka sandı

Kardeşini kaybetmenin şokunu atlatamayan 18 yaşındaki ağabeyi Arif Kara ise acı haberi çalışırken aldığını anlattı. Bir arkadaşının kendisini arayarak durumu anlattığını söyleyen Kara, "Çalışıyordum, bir arkadaşım arayıp ’Tanju boğuluyor’ dedi. İlk başta şaka sandım ve telefonu kapattım. Ardından içime kötü bir his doğunca tekrar aradım. ’Ciddi misin, böyle bir şey oluyor mu’ diye sorduğumda ’evet’ yanıtını aldım. Hemen annemleri aradım, onlar zaten yola çıkmıştı. Ben de iş yerinden çıkıp olay yerine gittim" ifadelerini kullandı.

Gölette boğulan 13 yaşındaki Tanju’dan geriye bu videoları kaldı

"Oraya gerçek bir güvenlik kamerası ve bekçi konulmalı, güvenliğin acilen sağlanması lazım"

Gölet etrafında bulunan duvarların boğulma olaylarından sonra yapıldığını ifade eden Arif Kara, "O duvarlar zaten daha önceki boğulma vakalarından sonra yapıldı. Ancak çocuklar kendi aralarında merdiven gibi bir şey yapıp duvardan direkt geçiyorlar. Orada yeterince önlem yok. Güvenlik kamerası varmış ama sahteymiş. Böyle bir şey olamaz, olmaması gereken bir şey. Başka bir insanın, başka bir ailenin canı yanmamalı. Oraya gerçek bir güvenlik kamerası ve bekçi konulmalı, güvenliğin acilen sağlanması lazım" diye konuştu.

Enes Özkan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Çiftçi: "En fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "3 bin 224 inceleme yürütülmüştür. Bunların bin 298’i hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bunlardan 591’i AK Parti’li belediyeler. CHP’li 321, MHP’li 102, İYİ Parti’li 6, DEM’li 18 ve diğer partilerden 260 belediyeye yönelik soruşturma izni verilmiştir. Bu veriye göre, en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir" dedi. Bakan Çiftçi, Türkiye Basın Federasyonu’nda (TÜBAF) "Anadolu Sohbetleri" çerçevesinden düzenlenen programda basın mensuplarıyla bir araya gelerek, gündeme ilişkin soruları cevapladı. "Plaka meselesi, yalnızca şekle ilişkin bir konu değildir" Son günlerde kamuoyunda APP plakalarla ilgili denetimler ve uygulanacak yaptırımların yoğun bir şekilde tartışıldığı ve bundan sonraki süreçten nasıl bir uygulama çerçevesini olacağının sorulması üzerine Çiftçi, amaçlarının vatandaşa ceza kesmek veya mağdur etmek olmadığını ifade ederek, "Biz cezayı yöntem olarak gören bir anlayışla hareket etmiyoruz. Esas olan, vatandaşımıza rehberlik etmek, doğruyu göstermek ve uygulamada birlik sağlamaktır. Plaka meselesi, yalnızca şekle ilişkin bir konu değildir. Kamu güvenliği, ülkemizin huzuru ve genel güvenlik stratejilerimiz açısından son derece önemli bir husustur. Nasıl ki bir insanın kendisini tanıtan bir kimliği, nüfus cüzdanı ve ona ait bir vatandaşlık numarası varsa; plaka da bir aracın kimliğidir, üzerindeki harf ve rakamlar da o aracın numarasıdır. Nasıl kimliğimizi güvenliğimiz açısından yalnızca yetkili kurumlar düzenliyorsa, plakaların da aynı şekilde yetkili kurumlarca alınması gerekir" dedi. Tıpkı kimlik kartlarında olduğu gibi plakalarda da birtakım güvenlik unsurlarının var olduğunu kaydeden Çiftçi, "Plakanın üzerinde TŞOF’un mührü bulunmalıdır. Sol tarafta ülkemizin uluslararası işareti olan TR rumuzu yer almalıdır. Yine plakalarda hologram, güvenlik şeridi ve tekrar eden kare kutucuklar içinde ay-yıldız ile TR güvenlik işaretleri bulunmaktadır. 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren basılan plakalara ayrıca karekod ve 12 haneli seri numarası da eklenmiştir. Bir plakada karekod bulunmaması, onun sahte olduğu anlamına gelmez. Mührün ve diğer güvenlik işaretlerinin bulunması, plakanın standartlara uygun ve geçerli olması için yeterlidir. Aynı şekilde, plakanın üzerinde yetkili kuruluşun mührü ve diğer güvenlik işaretleri mevcutsa, harf ve rakamlar normal standarda göre biraz daha kalın olsa bile bu plakalar geçerlidir. Araç sahiplerinin bu plakaları yenileme zorunluluğu yoktur. Vatandaşlarımız bu plakalarla araçlarını kullanabilir. Trafik denetimlerinde de bu kalın harfli plakalar nedeniyle herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacaktır. Burada yetkili kuruluş Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’dur. Standardın korunması bu yüzden önemlidir. Çünkü araç sayısı her geçen yıl artmaktadır. 2019’dan bugüne ülkemizde toplam motorlu taşıt sayısı 23 milyon 200 binden 33 milyon 900 bine yükselmiştir. Motosiklet sayısı 3 milyon 300 binden 7 milyon 200 bine çıkmıştır. Hâlihazırda toplam tescilli araç sayısı da 34 milyon 525 bin 761’dir. Böylesine büyük bir araç parkını, güçlü bir teknolojik altyapı ve standart bir plaka sistemi olmaksızın sağlıklı şekilde denetlemek son derece zordur" ifadelerine yer verdi. Standart dışı APP plakaların radar sistemleri, PTS (plaka tanıma sistemleri), KGS (kent gözetim sistemleri) ve EDS (elektronik denetim sistemi) gibi elektronik denetim altyapıları tarafından sağlıklı biçimde tespit edilemediğine dikkati çeken Bakan Çiftçi, bu durumun da sahada ciddi bir güvenlik açığı oluşturduğuna ve amaçlarının vatandaşın huzurunu ve hukukunu korumak olduğunu aktardı. Sürücünün izleme ve kullanma alanındaki görüntü cihazlarına ilişkin hususun da ayrıca değerlendirildiğini kaydeden Çiftçi, temel yaklaşımlarının yolda can güvenliğini koruyan dengeyi sağlamak olduğunu da belirtti. "Maliye Bakanlığından bugüne kadar bütçeye gelir elde etmek için trafik cezası kesilmesi yönelik talep geldiğini hiç duymadım" Bir gazeteci tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçeye gelir elde etmek için trafik cezaları kesilmesini istediğine yönelik iddiaların sorulması üzerine Çiftçi, "Ben 29 yıllık kamu görevlisiyim. Maliye Bakanlığı’ndan bugüne kadar bir talep geldiğini hiç duymadım. Böyle bir şey sözkonusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve böylesine hukuka aykırılık teşkil edecek bir duruma kimse tevessül etmez edemez. Geride bıraktığımız bu Ramazan Bayramı tatilinde uygulanan ceza sayısı ve miktarlarına baktığımızda, son yıllardaki benzer bayram tatillerinde uygulanan ceza sayısı ve miktarının gerisinde kaldığının bilinmesini isterim" cevabını verdi. "Ülkemiz genelinde 12/36 saat çalışma düzenine geçeceğiz" Polis Meslek Kanunu’na yönelik hazırlıkların olup olmadığı sorusu üzerine Çiftçi, "Önümüzdeki hafta netleştirmeyi planladığımız bir çalışmamız var. Bu çalışmaya göre, ülkemiz genelinde görev yapan bekçilerin yalnızca gece saatlerinde görev yapmaları yerine, Valilik emir ve yönetimi altında ihtiyaç duyulan alanlarda da görevlendirilmelerine imkan sağlayacak bir düzenleme öngörüyoruz. Çarşı ve mahalle bekçilerimiz, illerde alınacak inisiyatif ile belirlenecek noktalarda nöbet görevi üstlenebilecekler. Ayrıca, bu dönem Polis Akademisi’nden 10 bin polis adayımız mezun oluyor. Eylül ayına göre planlanan mezuniyet takvimini Haziran ayı başına çekeceğiz. Böylelikle, ülkemiz genelinde 12/36 saat çalışma düzenine geçeceğiz. Polisimizin çalışma şartlarını rahatlatacak ve motivasyonlarını yükseltecek düzenlemeleri hayata geçireceğiz" diye konuştu. Sokak çetelerine yönelik nasıl bir eylem planı uygulanacağının sorulması üzerine Çiftçi, şu cevabı verdi: "Gençlerimiz, çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Tek bir evladımızı dahi kaybetmeye lüksümüz yoktur. Bu noktada çocuklarımızı suça sürüklemeye çalışan bu çeteleşme faaliyetlerine karşı tavrımız nettir. Buradan açık ve net bir şekilde çağrıda bulunuyoruz. Yol yakınken dönsünler çünkü devletimiz bu konuda son derece kararlıdır. Emniyet ve jandarma teşkilatlarımıza talimatları verdim. Hepsinin tepesine bineceğiz. Operasyonlarımız artarak devam edecek. Geçen hafta malumunuz, Türkiye genelinde önemli bir operasyonla 358 kişiyi yakaladık ve adalete teslim ettik. Uyuşturucuyla mücadele konusunda da aynı kararlılığı sahaya yansıtacağız. Emniyet ve jandarma personelimizin yanı sıra sahil güvenlik ve istihbarat birimlerimiz taktik operasyonlarla sahadaki etkisini artıracak. Uyuşturucu bütün suçları besleyen bir damar gibidir. Uyuşturucu bizim için çok katmanlı bir mücadele alanıdır. Terörün, çetelerin finansman kaynağı başta olmak üzere, toplumu ve aile yapımızı bozan pek çok konunun temelinde uyuşturucu yatmaktadır. En acısı da şudur; uyuşturucu, özellikle gençlerimizi hedef almaktadır. Onların zihinlerini, umutlarını ve ideallerini kurutmaya çalışmaktadır. Biz, işte o kaynağı kurutmakta kararlıyız. Uyuşturucuyla ilgili konularda tavizsiz ve kararlı olacağız. Nefes aldırmayacağız. Nitekim sadece 1 Ocak-22 Mart 2026 tarihleri arasında uyuşturucuyla mücadele kapsamında 13 ton uyuşturucu madde, 37,8 milyon adet sentetik ecza ve 13 bin kök kenevir-skunk ele geçirilmiştir. Bu tablo, sahadaki mücadelemizin ne kadar yoğun ve kararlı olduğunu açıkça göstermektedir." "Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir" Bakan Çiftçi, Türkiye’nin İran’dan düzensiz göç ve sınır geçişleri konusunda son dönemde nasıl bir tabloyla karşı karşıya kaldığının sorulması üzerine bölgede yaşanan her kriz ve çatışmanın başta sınır göç hareketliliğini ve sınır güvenliğini yakından ilgilendirdiğini söyleyerek, "Bizim en büyük temennimiz, hem bölgesel hem de küresel ölçekte bu tür savaş ve çatışma ortamlarının bir an önce sona ermesi, tarafların diyalog kanallarını güçlendirmesi ve kalıcı bir sükûnetin tesis edilmesidir. Türkiye, öteden beri bu çizgiyi savunan bir ülkedir. Muhterem Cumhurbaşkanımız, çatışmanın sona ermesi, diplomasinin öne çıkması ve bölgenin yeni acılar yaşamaması adına yoğun bir diplomasi trafiği yürütmektedir. Temennimiz, bu çabaların en kısa zamanda sonuç vermesidir" dedi. Öte yandan Çiftçi, sınır güvenliğinin her zaman stratejik öneme sahip, sürekli takip edilen ve çok katmanlı şekilde yönetilen bir güvenlik alanı olduğuna dikkati çekerek, "Nitekim 25 Mart 2026 Çarşamba günü Ağrı’da, Gürbulak Sınır Kapımızda ve sınır hattımızda incelemelerde bulunduk. Sahadaki tabloyu yerinde değerlendirdik. Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir. Bununla birlikte bütün tedbirlerimizi almış durumdayız. Sınır güvenliğimiz açısından tereddüt gerektirecek herhangi bir boşluk bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı. "En fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir" Belediyelere yönelik soruşturmalarda muhalefet partilerine yönelik hareket edildiği iddialarını da değerlendiren Çiftçi, "31 Mart 2024 seçimlerinden sonra İçişleri Bakanlığımızın ilgili birimlerince ihbar, şikayet ve özel teftişler kapsamında 3 bin 224 inceleme yürütülmüştür. Bunların bin 298’i hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bunlardan 591’i AK Parti’li belediyeler. CHP’li 321, MHP’li 102, İYİ Parti’li 6, DEM’li 18 ve diğer partilerden 260 belediyeye yönelik soruşturma izni verilmiştir. Bu veriye göre, en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir. Yaklaşık yüzde 46’sına tekabül etmektedir" açıklamasında bulundu. "Mansur Yavaş hakkında 31 konuda 6 soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir" Bir gazeteci tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların sorulması üzerine Çiftçi, "Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dönemine ilişkin 2019 yılından bu yana çeşitli iddia ve konularda toplam 49 araştırma / ön inceleme onayı verilmiştir. Mülkiye müfettişlerince yapılan araştırma / ön incelemeler neticesinde; Teftiş Kurulumuzca 22 ön inceleme raporu düzenlenmiştir. Bu ön inceleme raporlarında Yavaş hakkında 31 konuda; 6 soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. 31 konu, 6 başlık içinde toplanmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki 6 soruşturma izninin 2’sini Danıştay bozmuştur. Ayrıca doğrudan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bilgisi, imzası ve onayı olmadığı tespiti yapılan alt düzey kişileri ilgilendiren konularla ilgili de 25 ’soruşturma izni verilmemesi’, kararı alınmıştır. İlgili diğer belediye görevlileri hakkında ise kısmen soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. Herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan konularda 18 araştırma raporu düzenlenmiştir. Genel hükümlere göre soruşturma yapılması için 12 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmiştir. Mali mevzuata göre işlem yapılması için 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına, oluşan kamu zararının tahsili için 1 tazmin raporu Ankara Büyükşehir Belediyesine gönderilmiştir. Mülkiye müfettişlerince yürütülen 12 araştırma / ön inceleme ile ilgili süreç devam etmektedir. Rutin kış teftişleri kapsamında Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında genel teftiş devam etmektedir" ifadelerine yön verdi.
Manisa Manisa’nın Salihli ilçesi yağış felaketi yaşadı Manisa’nın Salihli ilçesinde 2 gündür etkili olan kuvvetli yağışlar sonucu çay ve dereler taştı, tarım arazileri sular altında kaldı. Sart Mahallesi’nde ise bir ev kısmen yıkıldı. Yağışın zarar verdiği bölgeler, dron ile havadan görüntülendi. Salihli’de kuvvetli yapış sonucu çok sayıda çay ve derede taşkın yaşandı. Özellikle Gediz Nehri’nde meydana gelen taşkın sonucu binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kaldı. Salihli’nin Sart, Köseali, Çapaklı, Kabazlı, Yılmaz başta olmak üzere kırsal mahallelerinde ise toprak kayması yaşandı. Sart Mahallesi’nden geçen Sart Deresi’nin yatağı aşırı yağışlar nedeniyle yön değiştirerek tarım arazilerine zarar verdi. Bazı bölgelerde toprak aşınması sonucu tarım arazileri yok oldu. Ayrıca dere yatağının yön değiştirmesi nedeniyle bir ev kısmen çöktü. Çay ve derelerde meydana gelen taşkınlar sonucu binlerce dönüm tarım arazisi de sular altında kaldı. Bazı mahallelerde üzüm bağları tamamen suya gömüldü. Kabazlı Deresi’nde meydana gelen taşkın nedeniyle demiryolu hattı zarar gördü. Devlet Demir Yolları ekipleri, demiryolu hattında bakım ve onarım çalışması yaparken, Devlet Su İşleri Müdürlüğü ve Salihli Belediyesi ekipleri de dere yatağında temizleme çalışması başlattı. Salihli merkezi ve kırsal mahallelerde ekiplerin çalışmalarına devam ettiği öğrenildi.