POLİTİKA - 02 Aralık 2018 Pazar 17:32

Şehit ağabeyinin adının verildiği kütüphanenin açılışında Bakan Varank duygusal anlar yaşadı

A
A
A
Şehit ağabeyinin adının verildiği kütüphanenin açılışında Bakan Varank duygusal anlar yaşadı

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) İstiklal Yerleşkesi’nde yapımı tamamlanan MAKÜ BAKA Teknokent ve Prof.

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) İstiklal Yerleşkesi’nde yapımı tamamlanan MAKÜ BAKA Teknokent ve Prof. Dr. İlhan Varank Kütüphanesi düzenlenen törenle açıldı. 15 Temmuz darbe girişimi gecesi şehit olan ağabeyinin adının verildiği kütüphanenin açılışında gözyaşlarına hakim olamayan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Merhum ağabeyim İlhan Varank isminin bu esere verilmesi beni oldukça duygulandırdı” dedi.


MAKÜ’deki açılış törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Burdur Valisi Hasan Şıldak, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, AK Parti Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur, MAKÜ ve SDÜ rektörleri, daire müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasiler, öğrenci ve akademisyenler katıldı. MAKÜ ile Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın da (BAKA) desteklediği, Burdur İl Özel İdaresi, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) ile Bucak Organize Sanayi Bölgesi ortaklığında yapımı tamamlanan MAKÜ BAKA Teknokenti ile Prof. Dr. İlhan Varank Kütüphanesi’nin açılış kurdelelerini Bakan Varank, Bakan Kasapoğlu, valiler, milletvekilleri, rektörler birlikte kesti. Bakan Varank, kütüphanenin girişinde bulunan 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olan Prof. Dr. İlhan Varank’ın öz geçmişinin yazılı olduğu tabloyu okudu.



Rektör Korkmaz: “MAKÜ, bölgesel gelişmeye odaklamış, bölgesel kalkınma üniversitesi olarak bütün stratejik program ve planlarını buna göre odaklamış bir üniversite olarak çalışmalarını sürdürüyor“


Açılış konuşmasını yapan MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, “Bugün çok güzel iki eserin açılış programları, açılışı için buradayız. Üniversitenin topluma dönük hizmetler üretmesi de günümüzün temel misyonları arasında yer alıyor. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi bu bağlamda kendisini bölgesel gelişmeye odaklamış, bölgesel kalkınma üniversitesi olarak bütün stratejik program ve planlarını buna göre odaklamış bir üniversite olarak çalışmalarını sürdürüyor. Bu bağlamda Burdur Gelişim Merkezimiz şehrimizin bütün ekonomik potansiyellerini masaya yatırmış, neler yapılabileceği konusunda önemli çalışmalar yapmış ve bu bağlamda kendisine üç temel sektörü hedef seçmiştir. Bu sektörler tarım ve hayvancılık, turizm ve doğaltaş ve mermercilik sektörüdür. Üniversitemiz 2016 yılında hayvancılık alanında Türkiye’de pilot üniversite seçilmiştir. 40 ayrı uygulama projesi ile 4 farklı boyutta çalışmalarını sürdürmektedir. Bugün Teknokent ve kütüphanemizi açıyoruz. İsmine de 15 Temmuz şehidimiz İlhan Varank’ın ismini verdik. Bu bağlamda senatomuza teşekkür ederim” dedi.



Vali Şıldak açılışların hayırlı olmasını diledi


Burdur Valisi Hasan Şıldak, MAKÜ’de açılışı gerçekleştirilen iki önemli tesisin Burdur ve üniversite camiasına hayırlı olmasını diledi. Vali Şıldak, “Teknokent, üniversitemizin araştırma kurumlarının ve sanayi kuruluşlarının aynı ortam içinde araştırma, geliştirme ve inovasyon çalışmalarını sürdürmeye, katma değerli ürünler ortaya koymaya, bu ürünler arasında bilgi ve teknoloji transferi yapabilmeye elverişli bir zemin hazırlayacaktır. Açılışını gerçekleştirdiğimiz, içinde bulunduğumuz kütüphane ise ismiyle çok anlamlı bir dünyaya kavuşuyor” diye konuştu.



Bakan Kasapoğlu: “Herhalde anmanın en güzel vesilelerinden biri bu kütüphaneyi açmak”


Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu da, MAKÜ’de Prof. Dr. İlhan Varank adının verildiği bir kütüphanenin açılmasının çok anlamlı olduğunu ifade etti. Bakan Kasapoğlu, "Herhalde anmanın en güzel vesilelerinden biri bu kütüphaneyi açmak. Prof. Dr. İlhan Varank kitaba, ilme değer veren, örnek bir şahsiyetti. Ruhu şad olsun” şeklinde konuştu.


Prof. Dr. Varank’ın 15 Temmuz hain ve kanlı darbe girişimi gecesinde ilk karşı koyan ve direnenlerden biri olduğunu dile getiren Bakan Kasapoğlu, kütüphanede çalışan gençlerin de onun yolunda ilerlemeleri tavsiyesinde bulundu. “Gençler bizim en önemli sermayemiz” diyerek Türkiye’nin Avrupa’daki en genç nüfusa sahip ülke olduğuna dikkat çeken Bakan Kasapoğlu, “Gençliğimizi çok önemsiyoruz, seviyoruz. Gençlerimiz, bizim en büyük sermayemiz. Her biri ayrı bir umudumuz, yarınlar adına ümidimiz. İnanıyorum ki bugün yaptığımız açılışlar, gelecek adına gerek ülkemizin gerek dünyanın yarınları adına çok güzel başlangıçların, başarıların önünü açacaktır" dedi.



“Teknolojik anlamda takip edilen bir ülke olmamız gerekiyor”


Bakan Kasapoğlu, her alanda hayatı kolaylaştırmanın, geleceğin ihtiyaçlarını bugünden gidermenin en öncelikli görevlerden biri olduğuna dikkat çekerek, "Ülkemizi güçlü kılmak, geleceği bugünden inşa etmek için teknolojiyi takip eden değil, teknolojiyi üreten, teknolojik anlamda takip edilen bir ülke olmamız gerekiyor. Bu noktada gençlerimizi, öğrencilerimizi, bilimsel manada donanımlı hale getirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.


Açılışı gerçekleştirilen MAKÜ BAKA Teknokenti’nin yeni buluşların önünü açacağını kaydeden Bakan Kasapoğlu, teknolojinin doğru kullanılması gerektiğini, bu noktada bağımlılık oluşturan değil, teknolojiyi üreten bir gençlik yetişmesi için bakanlık olarak gereken hassasiyeti gösterdiklerini söyledi.



“Önemli bir hazine”


Bakan Kasapoğlu, kitabın hem kişilik olarak gelişimde hem bilgi ve tecrübeler edinmede çok büyük rolü olduğunun altını çizdi. Türkiye’de okumanın yaygınlaştırılıp geliştirilmesi gerektiğine işaret eden Kasapoğlu, kütüphaneler açısından yeni konseptleri önemsediklerini belirterek, millet kütüphanelerini buna örnek olarak gösterdi. Prof. Dr. İlhan Varank Kütüphanesi’ni ‘hazine’ olarak nitelendiren Kasapoğlu, "Her kitap bir dünya, bir ufuk, bir dost demektir. Bu kütüphanede okuyan gençlerimiz, başta kendi gelecekleri olmak üzere ülkemizin geleceği inşasında ciddi rol üstlenecekler" dedi.


Kasapoğlu, konuşmasının sonunda öğrencilerin tesislere değer katacağını ifade ederek, buralardaki imkanları sonuna kadar kullanmalarını istedi.



Bakan Varank’ın duygu dolu anları


Törende, 15 Temmuz darbe girişiminin anlatıldığı görüntüler ve Prof. Dr. İlhan Varank’ın öğrencilerinin röportajları da izlendi. Şehit ağabeyinin görüntülerini izleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, duygu dolu anlar yaşadı. Filmin ardından konuşma yapmak için kürsüye çıkan Varank, “Burdur, tarihiyle müsemma, bir ilim ve irfan şehri. Piri Baba, Divan Baba, Hecin Dede, Hacı Rahmi Sultan, Hafız Osman Nuri Efendi gibi nice büyük isimler, sadece bu şehrin değil, tüm Anadolu’nun mayasını yoğurdu. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Burdur’u temsilen ilk meclisimizde mebusluk yaptı. Burdur, ilmin, irfanın ve milli mücadelenin bir şehridir” dedi.


Şehrin şanına, tarihine, ilim geleneğine yakışır bir şekilde uzun yıllar hasretle beklenen Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin 2006 yılında Burdur’a kazandırıldığını anımsatan Bakan Varank, “Maşallah, üniversitemiz kurulduğu günden bu yana hızla büyüyor. Şimdi de üniversitemize ve Burdurumuza yakışır şekilde çok güzel bir kütüphaneyi açıyoruz. Merhum ağabeyim İlhan Varank isminin bu esere verilmesi beni oldukça duygulandırdı” ifadelerini kullandı.


Bakan Varank, ağabeyinin adını zikrettiği sırada gözyaşlarına hakim olamadı. Açılışa katılanlar Bakan Varank’ın duygu dolu anlarına alkışlarla eşlik ettiler. Bakan Varank daha sonra, “Muhtemelen konuşmamı da bitiremeyeceğim. Bu eserler şehrimize, ülkemize hayırlı olsun diyorum. Tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum” diyerek kürsüden indi. Bakan Kasapoğlu, daha sonra Bakan Varank’a sarılarak teselli etti. Bakan Varank ve Bakan Kasapoğlu, törenin ardından kütüphanenin içerisinde yer alan Mehmet Akif Ersoy Müzesi’ni gezdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kusurlu kurbanda bedel iadesi istenebilir Avukat Şahinalp Bahadır, kurbanlık alan vatandaşların kanunen tüketici konumunda olduklarını ve hayvanın kusurlu olması durumunda hakları olduğunu söyleyerek, "Alıcılar bedel iadesiyle birlikte sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve uğradığı zararların tazminini isteme gibi haklara sahiptir" dedi. Kusurlu kurbanlıkların hem ibadet hem de hukuki yönden önem taşıdığını söyleyen Avukat Şahinalp Bahadır, "Kurbanlık bir hayvanın kusurlu çıkması halinde mesele hem ibadet yönünden hem de hukuki boyutta önem taşımaktadır. Kurbanlık olarak satılan hayvanın sağlıklı, organlarının tam ve kurbanlık vasfını taşıması gerekir. Kesim yerine kadar sağlıklı bir şekilde gidemeyecek, çok fazla zayıf, tek gözünü kaybetmiş ya da önemli ölçüde kurbanlık vasfını taşımayacak kusurlara sahip olan hayvanlar, kurbanlık olarak değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle vatandaşa kurbanlık olarak satılan hayvanın sonradan bu vasıfları taşımadığı anlaşılırsa, hukuken artık ayıplı mal söz konusu olabilir. Özellikle satıcının bu işi ticari ve mesleki boyutta yapması halinde artık alıcı tüketici konumundadır ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’a göre haklarını kullanabilir. Bu kapsamda tüketici, bedel iadesiyle birlikte sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve uğradığı zararların tazminini isteme gibi haklara sahiptir. Ancak buradaki en önemli nokta, vatandaşların ayıbı vakit kaybetmeden belgeleyerek ispat yükü açısından saklamasıdır. Fatura, dekont, veteriner tespit raporu, ilan görselleri ve yazışmalar bu konuda önem taşımaktadır" dedi. Bahadır, kusurlu hayvan çıkması durumunda satıcıya öncelikle yazılı bildirimde bulunulması gerektiğini söyleyerek, "Uyuşmazlık nakdi sınır olan 186 bin TL’nin altındaysa satıcı mahkemeye gitmeden tüketici hakem heyetine gidebilir. Eğer bu bedelin üzerindeyse doğrudan tüketici mahkemesi yoluyla haklarını arayabilir. Eğer satış bir tüketici işlemi niteliğinde değilse, bu noktada artık adi hayvan satışı söz konusu olur ve Türk Borçlar Kanunu’ndaki özel hükümlere göre hukuki süreç devam ettirilir. Yargıtay uygulamasında da Yargıtay şunlara bakıyor: Satıcının kusuru, alıcının bunu süresinde bildirip bildirmediği, ayıbın gizli olup olmadığı ve toplanan deliller doğrultusunda bu şekilde hukuki süreç sonuçlandırılıyor. Bu nedenle kusurlu kurbanlık hayvanla karşılaşan vatandaşların öncelikle satıcıya yazılı bir bildirimde bulunması, eğer varsa veteriner tespit raporu alması ve bunlardan sonuç alınamazsa yargı yoluna gitmesi tavsiye ediliyor" ifadelerini kullandı.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli’den CHP’ye kongre için ’9 Eylül’ önerisi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’de yaşananlara ilişkin, "İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir" dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 yılında yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan kararıyla yok sayılmasına dair TÜRKGÜN gazetesine özel röportaj verdi. Mutlak butlan kararı sonrasında mahkemenin kararına uyulması gerektiğini söylediğini hatırlatan Bahçeli, "Mahkeme kararının uygulama sürecinde yaşananlar demokrasimize yakışmamıştır. Beklentimiz demokrasimizi temsil etmeyen bu görüntünün giderilmesi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılmasıdır" dedi. "Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz" MHP’nin de birçok kez ele geçirilme girişimi ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Bahçeli, "Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz. Böyle bir yetkimiz de yok zaten. Ancak biz Türk demokrasisini ve siyasetini düşünen bir partiyiz. Türkiye’nin istikrarı, barış, huzur ve refahı için gayret gösteren bir hareketiz. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi bu konularda yüksek bir tecrübeye de sahiptir. Geçmişte partimizin çeşitli dönemlerde kongre süreçlerinde ele geçirilmeye çalışıldığına şahit olunmuştur. MHP, 57 yılı aşan geçmişinde birçok siyasi badire atlatmıştır. Farklı merkezlerden yönlendirilen siyasi mühendislik projeleriyle partiyi dizayn etmeye yönelik girişimlere maruz kalmıştır. ’Türkeş’siz MHP’ hayal edenlerin partimizi bölmek istediğini de gördük, hain darbe girişimlerine giden yolda en büyük engel olarak kabul ettikleri MHP’yi etkisizleştirmek için partimizi ele geçirmeye kalkanları da gördük. 1992 yılında partimiz 19 milletvekiliyle grup kurma aşamasındayken altı milletvekilinin ayrılmasıyla önemli bir sınamayla karşı karşıya kalmıştır. 2016 yılında ise hukuksuz girişimlerle partimizin bölünmek istendiği görülmüştür. Tüm bu süreçlerde çeşitli siyasi ittifaklara karşı milliyetçi ülkücü dünya görüşümüzün heybemize yüklediği derin tecrübe, köklü parti geleneğimiz ve demokratik mücadele yöntemleriyle siyasi varlığımızı sürdürme gayreti içerisinde olduk. Bugün Türk siyasi hayatında yarım asrı aşan köklü bir geçmişe sahibiz" açıklamasında bulundu. "CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur" Türk siyasetinin güçlü olması gerektiğine vurgu yapan Bahçeli, "Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasî istikrarımıza da zarar verecektir. Türk demokrasisinde parlamento ve siyasi parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, demokrasi ve hak arayışı adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir. Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır. İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur" ifadelerini kullandı. "Mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesi, Türk siyasi kültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz" CHP’deki krizin büyüyerek devem etmesinin endişe verici olacağına dikkati çeken Bahçeli, "Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesinin sadece CHP’de değil, Türk demokrasisi ve siyasîikültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz" dedi. "Yargı kararı ortadadır, Sayın Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanıdır" Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı ile genel başkan olduğunu belirten Bahçeli, "Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil, yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir" açıklamasında bulundu. CHP’yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerektiğini ve bu kapsamda yapılması gerekenleri sıralayan Bahçeli, şöyle devam etti: "İlk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dili yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’dir. İkincisi CHP’de bir ‘arınma ve durulma’ sürecinin başlatılması gereğidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir. Üçüncü olarak yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisi’nden temizlenmiş olacaktır. Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir."
Osmaniye Osmaniye deprem şehitliğinde hüzünlü bayram Osmaniye’deki deprem şehitliği, Kurban Bayramı’nın ilk gününde ziyaretçilerle dolup taştı. Yakınlarını kaybeden aileler mezarlıkta duygu dolu anlar yaşadı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlar için Osmaniye Belediyesi Asri Mezarlığı’nda oluşturulan deprem şehitliği, Kurban Bayramı’nın ilk gününde ziyaretçi akınına uğradı. Bayram sabahı mezarlığa gelen vatandaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının kabirlerini ziyaret ederek dualar etti. Yakınlarını kaybetmenin acısını halen ilk günkü gibi yaşadıklarını ifade eden Mustafa Aksu, "Torunum Eymen, damadım Emre, torunum Sıla ve kızım Kübra bu dört canımızı 6 Şubat depreminde kaybettik. Allah mekanlarını cennet eylesin. Acıları hala içimizde, hiç dinmedi. Çok ağır bir acı yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Bugün bayram ziyareti için mezarlığa geldik. Kızımla, torunlarımla, gelinimle, oğlumla ve eşimle birlikte onları ziyaret etmeye geldik. Allah mekanlarını cennet eylesin" dedi. "6 Şubat’ı herkes unutabilir ama ben unutamam" "Van’dan 6 ay önce tayinleri çıkmıştı 6 Şubat depremi oldu" diyen Güllü Aksu, "Çok üzgünüz, çok sıkıntılıyız. Onların yokluğunu hala kabullenemedik. Unutamıyoruz, içimizden hiç çıkmıyorlar. Çok seviyorduk onları. Van’dan Osmaniye’ye tayinleri çıkmıştı. Daha 6 ay olmuştu geleli, sonra deprem oldu ve onları bizden aldı. Ankara’da üniversite son sınıfta okuyan, 20 yaşındaki torunum da geldi. O da teyzesiyle birlikte depremde vefat etti. Kızımın kızıydı. Annesi de burada, mezarının başında. 6 Şubat’ı herkes unutabilir ama ben unutamam. Onları hiç unutamıyorum" diye konuştu. Acılarının ilk günkü gibi olduğunu söyleyen Ali Dönmez, "Bugün yine mezarlığa geldik oğlum, gelinim, torunlarım hep birlikte ziyaret ettik. Oğlum Osmaniye Belediyesi’nde zabıta olarak görev yapıyordu. Ama Allah’ın takdiri deprem oldu ve onu bizden aldı. Allah hepsinin mekanını cennet eylesin" dedi.