ASAYİŞ - 24 Mart 2023 Cuma 11:27

Deprem öncesi muhabbet kuşunun çırpınışlarına uyandı, kafeste sıkıştığını düşündü

A
A
A
Deprem öncesi muhabbet kuşunun çırpınışlarına uyandı, kafeste sıkıştığını düşündü

Kahramanmaraş’tan Burdur’a gelen ve Emek Gönüllüleri tarafından hem iş sahibi olup hem de ailesi ile birlikte eve yerleştirilen depremzede Veysel Kurt, deprem anında evinde beslediği muhabbet kuşunun çırpınma sesiyle uyandığını belirterek, "Gece saat 4 civarında muhabbet kuşum çırpınmaya başladı.

Kahramanmaraş’tan Burdur’a gelen ve Emek Gönüllüleri tarafından hem iş sahibi olup hem de ailesi ile birlikte eve yerleştirilen depremzede Veysel Kurt, deprem anında evinde beslediği muhabbet kuşunun çırpınma sesiyle uyandığını belirterek, "Gece saat 4 civarında muhabbet kuşum çırpınmaya başladı. Ben ilk başlarda kafese sıkıştığını düşündüm, uyanmaya çalıştım ama uyanamadım. Daha sonra bir patırtı ile ayağa kalktım ama ayakta duramayıp geri düştüm. Deprem olduğunu o an anladım" dedi.


Burdur’da "Emek Gönüllüleri" adı altında gönüllü olarak toplanan yardımseverler, deprem bölgelerinden gelen 20 ailenin ev, eşya ve yardım malzemeleri ihtiyaçlarını karşılayarak hayata yeniden tutunmaya çalışan depremzedelerin yaralarını sarmaya devam ediyor.


6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından evlerini bırakarak Burdur’a gelen depremzedelere yardım etmek amacıyla toplanan ve gönüllülerden oluşan Emek Gönüllüleri, birçok depremzedenin ihtiyaçlarını karşılayarak onlara yeni yaşam alanları oluşturuyor. Ev hanımları, öğrenciler, emekliler gibi farklı yaştaki üyelerden oluşan Emek Gönüllüleri, Burdur halkının desteğiyle topladıkları eşyaları ve yaşam malzemelerini tuttukları depoda çeşitlerine göre ayırarak ihtiyaç sahipleriyle buluşturuyor.


Şimdiye kadar 20 depremzedeye ev ayarlayıp, temizliğini yaparak içini eşya ile dolduran ekibin eve yerleştirdiği kişilerden biri de Kahramanmaraşlı depremzede Veysel Kurt. Ailesi ile birlikte evleri hasar aldığı için Burdur’a gelen Kurt, Emek Gönüllüleri sayesinde hem ev hem de iş sahibi oldu.


Depremzede Veysel Kurt, deprem anında evindeki muhabbet kuşunun çırpınma sesiyle uyandığını belirterek, "Gece saat 4 civarında muhabbet kuşum çırpınmaya başladı. Ben ilk başlarda kafese sıkıştığını düşündüm, uyanmaya çalıştım ama uyanamadım. Daha sonra bir patırtı ile ayağa kalktım ama ayakta duramayıp geri düştüm. Deprem olduğunu o an anladım. İki çocuğum diğer odada kaldığı için ilk başlarda onlara ulaşamadım. Yanımda eşim ve 2 yaşındaki çocuğum vardı. Onlara sarıldım ve durmasını bekledim. Deprem durunca hepimiz hızlıca bina dışına çıktık. Çalıştığım şirketin aracı vardı bende. Dışarıda o araca binerek sabah olmasını bekledik" şeklinde konuştu.



"Acı manzara karşısında boğazım düğümlendi"


Gün aydınlandığı zaman karşılaştığı manzarayı anlatan Kurt, "Gün aydınlanınca, derin bir üzüntü ile söylemek istiyorum ki Kahramanmaraş’ımızın yok olduğunu gördük. Bütün binaların gözümüzün önünde yıkıldığını, acı feryatları, ağıtların yakıldığını işittik. İnsanların o acı durumlarını gördükçe içim parçalandı. Konuşurken bile boğazım düğümlendi" diye konuştu.


Kahramanmaraşlı depremzede Veysel Kurt, Burdur’a geliş sürecini ise, "Önce yeğenimin aracı ile İstanbul’a gittik. Ama yaklaşan İstanbul depremini duyunca tekrar aynı olayları yaşamaktan korktuğumuz için eşimle birlikte İstanbul’da durmak istemedik. Burdur’da yaşayan bir arkadaşımın vesilesi ile Burdur’a geldik. Burdur’a geldiğimizde Emek Mahallesi’nde bir binada oturmaya başladık. Orada otururken Emek Gönüllüleri bizi ziyarete geldi. Emek Gönüllüleri Başkanı Şule Hanım evimizin halini görünce bizimle çok ilgilendi. O evimizi su bastığı için oturulmaz hale gelmişti. Bu yüzden bize yeni ev ayarladılar. Evin içerisini A’dan Z’ye yerleştirip, çocuklarımın ihtiyaçlarının çoğunu temin ettiler. Hala daha yardımları devam ediyor. Yediğimiz yemekten içtiğimiz suya kadar her şeyi karşılıyorlar" ifadeleriyle anlattı.



"Emek Gönüllüleri beni iş sahibi yaptı"


Burdur’da Emek Gönüllülerinin kendine iş ayarladığını belirten Kurt, "Şule Hanım’ın eşi eskiden çalıştığı markette tanığını müdürü ile irtibata geçerek bana iş ayarladı. İki haftadır da orada çalışıyorum" diye konuştu.


Emek Gönüllüleri Kurucusu Şule Yüce ise, bu topluluğun ortaya çıkış sürecini, "Ekibimiz depremden üç dört gün sonra bir aile dostumuzun ’Depremzedeler geliyor, yetiş. Ev temizlenecek, ev yerleştirilecek’ diyerek anlattı. "3 kişiyle başladık bu işe" diyen Yüce, "Daha sonra talep çok fazla olmaya başladıktan sonra biz de bu talepleri nasıl karşılayabiliriz diye istişarelerde bulunarak ekibimizi oluşturduk. Benim kendi nişanımın olduğu depoyu tuttuk. Depo sahibi bize ücretsiz olarak tahsis etti orayı. Eşyaları Burdur halkının çok büyük yardımları sayesinde topladık. O eşyaları ücretsiz bir şekilde gittik, aldık, temin ettik, evlere yerleştirdik, evlerin temizliğini yaptık. A’dan Z’ye ne eksik varsa karşılamaya çalıştık. İlk 15 günümüz çok yoğun bir şekilde geçti. 20’ye yakın evi yerleştirdik" şeklinde konuştu.


Nuray ve Veysel Kurt ile tanışmalarını ve onlara yaptıkları yardımları da anlatan Şule Yüce, "Bizi Emek Mahallesi Muhtarımız aradı. ’Burada bir depremzede aile var, yardımcı olur musunuz?’ dedi. Biz de kabul edip evlerine gittik. Nuray’ın 3 çocuğu vardı, onda kendimi gördüm. Onda da bende olduğu gibi deprem korkusu var. Dostluğumuz orada başladı. Elimden ne geliyorsa onları düşünerek, empati kurarak hareket ettim. Çok yoğun çalıştığımız zamanlarda onlar da bizim yanımıza gelerek bize yardım ettiler. Emek Gönüllüleri olarak yaralara merhem olmaya çalıştık. Biz bu işi Allah rızası için yaptık, insanların kalbini kazanmak için yaptık. ’Emek’ dememizin sebebi de çok fazla çaba ve emek harcadığımızdan geliyor" ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Kamera şüphelinin fotoğrafını çekti: Arılığa giren şahıs, kameraya zarar verdi Mersin’in Erdemli ilçesinde arılığa giren kapüşonlu bir şahıs güneş enerjili güvenlik kamerasını kırarak devre dışı bıraktı. O anlar kurulu kamera sistemince kayıt altına alınırken olayın hırsızlık girişimi olabileceğini belirten arıların sahibi Ebubekir Sadak, "Kamerayı profesyonelce kırıp devre dışı bırakıyor. Amacı arıları çalmak mı yoksa çevreye zarar vermek mi bilemiyoruz" dedi. Olay, geçtiğimiz günlerde Erdemli ilçesi Tabiye Mahallesi’nde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, bölgede arıcılıkla uğraşan Ebubekir Sadak, geçtiğimiz pazar günü arılığında talihsiz bir olay yaşadı. Güvenlik önlemi amacıyla kovanları gören noktaya takılan güvenlik kamerası bir şahıs tarafından tahrip edildi. Kamera devre dışı kalmadan hemen önce ise şahsın fotoğrafını kayda aldı. Olaydan 2 gün sonra durumu fark eden Sadak, emniyet güçlerine haber verdi. "Profesyonelce kamerayı devre dışı bıraktı" Yaşanan süreci anlatan arıcı Ebubekir Sadak, "Geçtiğimiz pazar günü başımızdan talihsiz bir olay geçti. Muhtemelen hırsızlık girişimi olacaktı. Güneş enerjisiyle çalışan ve bize anında bildirim gönderen bir kamera taktırdık. Şüpheli şahıs görüntülerde mevcut, kapüşonlu ve sırt çantalı. Arka taraftan kendini göstermeden gelip kamerayı profesyonelce kırarak devre dışı bırakıyor" ifadelerini kullandı. Daha önce bölgede benzer hırsızlık ve zarar verme olaylarının yaşandığını dile getiren Sadak, "Arka tarafta komşuların bahçe dinamoları var. Daha önce o dinamoların kabloları çalınmıştı. Şahıs onlara zarar vermek için mi geldi yoksa akşamına gelip arıları mı çalacaktı bilemiyoruz. Şu an için arılarımızda bir eksiklik yok ama kameramıza zarar vermiş durumda" ifadelerini kullandı. Arıcı, meslektaşları ve bahçe sahiplerini uyardı Bölgedeki diğer arıcıları ve komşularını dikkatli olmaya çağıran Sadak, "Daha önce komşumuzun arılarını zehirlediler, hırsızlık olayları yaşadık. Biz tedbirimizi alıp kamera taktırdık ancak o gün yağmur ve yoğunluk nedeniyle anlık takip edemedik. Çevremizdeki insanların bu tür olaylarla karşılaşmaması için önlemlerini almalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. Şahsın görüntülerinin emniyet mensuplarıyla paylaşıldığı ve olayla ilgili incelemenin sürdüğü öğrenildi.
İstanbul Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler: Hastaya şiddet ve tükürme kamerada Beylikdüzü’ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddialara göre kurumda benzer olayların daha önce de yaşandığı öne sürüldü. Olay, Kavaklı Mahallesi Gardenta Sokak’taki Huzur Vadisi Bakım Merkezi’nde yaşandı. İddiaya göre bakım merkezi çalışanları hastalara kötü muamelede bulunurken ve şiddet uygularken kameralara yansıdı. Güvenlik kamerası kayıtlarında bir hastanın itilerek yere düşürüldüğü, olay sonrası hastanın baş bölgesinde yara oluştuğu görüldü. Aynı merkezde çekildiği belirtilen başka bir cep telefonu görüntüsünde ise bir bakım personelinin yaşlı hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddiaya göre olayların ardından herhangi bir personel hakkında işlem yapılmadı. Şiddete maruz kalan hastanın ise kafasını kendisinin vurduğu yönünde işlem yapılarak hastaneye sevk edildiği öne sürüldü. Görüntülerin daha sonra kurum kameralarından silindiği iddia edilirken, öte yandan bakım merkezinde hijyen sorunlarının da uzun süredir devam ettiği iddia edildi. Kurumda sık sık uyuz vakalarının görüldüğü, bakım merkezinin temiz olmaması nedeniyle vakaların sona ermediği öne sürüldü. "İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor" Hastalara şiddet uygulanan kurumun eski çalışanı Havin Nur Kuş, "Bahsettiğimiz bakım merkezinde yaklaşık 8 ay boyunca sağlık personeli olarak çalıştım. 27 Nisan’da da işten istifamı verdim ve istifamı verdikten yaklaşık iki ya da üç saat sonra çalıştığım süre içerisinde sorumluluğumda olan bir hastama böyle bir şiddet yapılıyor. İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor. Yara oluştuğu için de bu adli vaka olmasın ya da bize polis gelmesin diye üstü kapatılıyor. Hasta aynı gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına yatışı yapılıyor. Kafasını kendisi kırdığını söylüyorlar. Kamera kayıtları siliniyor. Kamera kaydını bir arkadaşım silinmeden önce alıyor, arkadaşından da ben alıyorum. Aldığım gün zaten sabahında da kamera kayıtlarını gerekli mercilere verdim. Zaten kurumda kurucumuz değiştiğinden beri mobbing uygulanıyordu ve personele karşı tutumları hiç hoş değildi. Dediğim gibi orada sağlık personeliydim ve bakım personellerimiz bize asla göz yummayacağımız şeyler söyleyip hiç olmayan davranışlarda bulunuyordu. Biz bunları sineye çekiyorduk. Sadece bu bir olay değil. İkinci olayda da hastama tüküren yine bir bakım personeli. Bakım personelimiz hastaya tükürüyor, videoyu çeken arkadaşımız görüntüyü müdüre gerekli şekilde sunuyor ve müdür sadece şunu söylüyor. İşte yapmayın böyle şeyler deyip başka bir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde bir tutanak mevcut değil elimizde, veya bir uyarı mevcut değil. Zaten uyuz vakaları bitmeyen bir kuruluş. Ne zaman kuruma bir denetim vesaire sağlık, sosyal güvence gelse uyuz vakalarınız bitmiyor şeklinde uyarılarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.
Gümüşhane Gümüşhane’de taştan fışkıran ’draba çiçekleri’ ilgi çekiyor Gümüşhane’nin tarihi Süleymaniye Mahallesi’nde sert kayaların arasından fışkıran ve halk arasında "dolama" çiçeği olarak bilinen draba çiçekleri, görenleri kendine hayran bırakıyor. Gümüşhane’nin zengin tarihini barındıran ve "Eski Gümüşhane" olarak bilinen Süleymaniye Mahallesi, bahar aylarında eşine az rastlanır bir doğa olayına ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki yalçın kayalıklar, yağışların bereketiyle birlikte sapsarı çiçeklerle bezendi. Bilimsel adı draba olan, yöre halkının ise "dolama" çiçeği dediği çiçekler, sert ve topraksız kayaların içinden adeta bir sanat eseri gibi yükseliyor. Süleymaniye Mahallesi’ndeki tarihi camiler, kiliseler ve eski konaklarla birleşen bu sarı çiçek örtüsü, hem fotoğraf tutkunları hem de doğaseverler için eşsiz bir manzara oluşturuyor. "Sarı görüntüsüyle mahalleye inanılmaz bir renk katıyor" Mahalle sakinlerinden Olcay Lokman Özdamar, bu yıl çiçeklerin her zamankinden daha coşkulu açtığını belirterek, "Ben bu mahallede doğup büyüdüm. Eski Gümüşhane, tarihi bir yer olması sebebiyle zaten çok özeldir ancak bahar aylarında draba dediğimiz bu çiçeklerle bambaşka bir kimli e bürünür. Bu çiçek genellikle şu gördüğünüz sert taşların üzerinde, oyukların içinde yetişiyor. Sarı görüntüsüyle mahalleye inanılmaz bir renk katıyor" dedi. Çiçeğin en büyük özelliğinin toprak istemeden, doğrudan kaya yarıklarından çıkması olduğunu vurgulayan Özdamar, bu yılki yoğunluğun sebebini yağışlara bağlayarak, "Normalde her bahar açar ama bu sene yağmurların fazla olması dolayısıyla çok daha yoğun bir şekilde açtılar. Biz bile her gün görmemize rağmen bu kadarını ilk kez görüyoruz. Taşın tam göbeğinden, hiçbir toprak desteği almadan fışkırıyor. Gümüşhane’mize gerçekten çok güzel bir görüntü sağlıyor" dedi. Draba (dolama) çiçeği nedir? Dünya genelinde genellikle yüksek rakımlı, kayalık ve zorlu iklim koşullarında yetişen draba çiçeği, dayanıklılığıyla biliniyor. Çok az miktarda mineralle yetinebilen bu bitki, köklerini kaya çatlaklarına salarak hayata tutunuyor.