ASAYİŞ - 02 Nisan 2026 Perşembe 13:49

Burdur’da elektrikli bisiklet ile otomobil çarpıştı: 1 yaralı

A
A
A
Burdur’da elektrikli bisiklet ile otomobil çarpıştı: 1 yaralı

Burdur’da otomobille ile elektrikli bisikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında elektrikli bisikletin sürücüsü yaralandı.


Kaza, sabah saatlerinde Gazi Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, M.K. (25) yönetimindeki elektrikli bisiklet ile M.P. idaresindeki 20 ARN 378 plakalı otomobil çarpıştı. Kazada elektrikli bisikletin sürücüsü yaralanırken kaza ihbarı üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücü, sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Burdur Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken otomobil sürücüsü ifadesi için polis merkezine götürüldü.


Kazayla ilgili inceleme sürüyor.



Burdur’da elektrikli bisiklet ile otomobil çarpıştı: 1 yaralı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep Dijital İnşaat Zirvesi’nde sektörün geleceği konuşuldu Gaziantep Ticaret Odası (GTO), inşaat sektöründe dijital dönüşümün tüm boyutlarıyla ele alındığı Gaziantep Dijital İnşaat Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. GTO 27 Nolu Mimarlar, Mühendisler, Yapı Denetim Firmaları Meslek Komitesi ile Yapı Bilgi Modellemesi ve Yönetimi Derneği’ne bağlı BIM4TÜRKİYE platformu iş birliğiyle gerçekleştirilen zirve sektör profesyonellerini, akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturdu. İnşaat sektöründe dijitalleşmenin giderek önemli hale geldiği ve hız kazandığı dönemde düzenlenen zirvede, Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) teknolojileri, şantiye yönetiminde dijital çözümler, veri odaklı mühendislik uygulamaları, kamu ve özel sektörde entegrasyon süreçleri ile geleceğin akıllı yapı sistemleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. "Artık yapılar sadece betonla, demirle değil; veriyle, yazılımla ve akılla inşa ediliyor" Zirvenin açılış konuşmasında dijital dönüşümün artık inşaat sektörü için bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini vurgulayan GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, sektörün geleceğinin veri, yazılım ve akıllı sistemler üzerine inşa edildiğini ifade ederek, "Artık yapılar sadece betonla, demirle değil; veriyle, yazılımla ve akılla inşa ediliyor. Projeler artık sahada değil, önce dijital ortamda kuruluyor; hatalar sahada değil, model üzerinde çözülüyor. Zaman, maliyet ve kalite veriyle yönetiliyor. Bu dönüşümün merkezinde ise çok güçlü bir kavram var: Yapı Bilgi Modellemesi Önümüzdeki süreçte yapı bilgi modellemesi bir tercih olmaktan çıkacak, zorunluluk haline gelecek. İlgili bakanlığımız bu konuda altyapı ve yönetmelik çalışmalarını başlatmış durumda. Yakın gelecekte bu sistemi kullanmayan firmalar için ihalelere erişim dahi zorlaşacak. Bu dönüşüm artık geleceğin değil, bugünün meselesidir" dedi. "Yapı bilgi modellemesi bir teknoloji değil, doğrudan rekabet avantajıdır" Yıldırım, BIM teknolojisinin firmalara doğrudan rekabet avantajı sağladığını belirterek, özellikle yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde dijital kapasitenin belirleyici unsur haline geldiğine dikkat çekti. Başkan Yıldırım, "Türk müteahhitlik sektörü bugün dünyada önemli bir yere sahip. Ancak artık uluslararası projelerde rekabet sadece maliyetle değil; dijital kapasiteyle, entegre proje yönetimiyle ve veriyle karar alma becerisiyle belirleniyor. Yapı bilgi modellemesi kullanan firmalar daha az hata yapıyor, daha hızlı teslim ediyor ve daha düşük maliyetle çalışıyor. Açıkça ifade etmek gerekir ki; yapı bilgi modellemesi bir teknoloji değil, doğrudan rekabet avantajıdır" şeklinde konuştu. Konuşmasında gençlere de özel bir çağrıda bulunan Başkan Yıldırım, dijital yetkinliklerin kariyer yolculuğunda belirleyici olacağını vurgulayarak, "Artık diplomanız tek başına yeterli değil. Sizi öne çıkaracak olan şey dijital yetkinliklerinizdir. Eğer mimarlık ya da mühendislik okuyorsanız, yapı bilgi modellemesini öğrenin, dijital tasarım araçlarını öğrenin, veriyle çalışmayı öğrenin. Bunu yapanlar istihdamda tercih edilen, projelerde aranan ve uluslararası işlerde öne çıkan kişiler olacak" dedi. Gaziantep’in üretim gücünü dijital dönüşümle daha ileri taşıması gerektiğini belirten Yıldırım, şehrin bu süreçte öncü rol üstlenmesi gerektiğini ifade ederek, "Gaziantep üretimde güçlü bir şehir. Ama artık sadece üretmek yetmez; daha hızlı, daha verimli ve daha akıllı üretmek zorundayız. İnşaat sektörü de bu dönüşümün en kritik alanlarından biri. Gaziantep olarak bu sürecin gerisinde kalan değil, öncülük eden şehirlerden biri olmak zorundayız" diye konuştu. "Gaziantep, uluslararası ölçekte merkez olma potansiyeline sahip" BIM4TÜRKİYE Başkanı Dr. Mehmet Sakin ise Gaziantep’in sahip olduğu üretim kabiliyeti, teknik insan kaynağı, girişimcilik kültürü ve bölgesel etkisiyle dijital inşaat alanında yalnızca Türkiye için değil, uluslararası ölçekte de önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Dr. Sakin, "Gaziantep’in dünyaya hizmet üreten bir tasarım, mühendislik ve dijital inşaat üssü haline gelmesi yönünde gerekli çalışmalar başladı. Bu dönüşümün; kamu, özel sektör, üniversiteler ve meslek kuruluşlarımızın ortak vizyonu ve iş birliğiyle çok daha güçlü bir zemine taşınacağına yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Cesedi ormana gömüp mahkemede birbirini suçlayan kardeşler cezadan kurtulamadı Kocaeli’de kaybolduktan sonra cesedi ormanlık alanda bulunan Serdar Arslan cinayetine ilişkin davada karar açıklandı. Ağabey ve kardeşin birbirini suçladığı duruşmada, tutuklu 3 sanıktan 2’sine ağırlaştırılmış müebbet, 1’ine ise müebbet hapis cezası verildi. Kocaeli’de 20 Ocak 2025’te kaybolan Serdar Arslan’ın (44) cesedi, yapılan çalışmalar sonucu ormanlık alanda gömülü halde bulunmuştu. Soruşturma kapsamında Arslan’ın ortağı olduğu iddia edilen Habil Ö. (46), kardeşi Mahsun Ö. (30) ile Sevban T. (32), D.Ö., H.R.A., Ü.G. ve M.M. isimli 7 şüpheli gözaltına alınmış, Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T. tutuklanmıştı. Cinayetin işlendiği bağ evinde delilleri karartmak için parkelerin söküldüğü ve cesedin olaydan iki gün sonra kireçlenerek gömüldüğü tespit edilmişti. Bağ evinde sırtından vurularak öldürülen Serdar Arslan’ın, Habil Ö. ile cezaevinde tanıştıkları, Serindere’de balık restoranı açtıkları ancak aralarında alacak-verecek meselesi nedeniyle gerginlik yaşandığı ve cinayet planı yapıldığı ortaya çıkmıştı. Mütalaa tekrar edildi Olayla ilgili davanın 3. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Habil Ö, kardeşi Mahsun Ö. ve Sevban T. ile taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı önceki celse verdiği mütalaayı tekrar ettiğini söyledi. Mütalaada, sanık Habil Ö. ile maktulün eski arkadaş oldukları ve gayri resmi ortaklık yaptıkları ancak aralarında yaşanan anlaşmazlık üzerine Habil Ö.’nün maktulü öldürmeye karar verdiği belirtildi. Mütalaada, Habil Ö.’nün bu planını kardeşi Mahsun Ö. ve akrabası Sevban T. ile paylaştığı, onları suça dahil etmek için çeşitli yöntemler kullandığı kaydedildi. Habil Ö.’nün, kardeşi Mahsun Ö.’yü, "Maktul beni dolandırdı, paramla eşine ev aldı ve beni öldürtmek için kiralık katil tuttu" iddialarıyla ikna etmeye çalıştığı vurgulandı. Ayrıca Habil Ö.’nün, cinayeti işlemesi halinde cezaevine girecek olan kardeşine "Ailene ben bakarım" vaadinde bulunarak eyleme teşvik ettiği aktarıldı. Diğer sanık Sevban T.’nin ise Habil Ö. tarafından, "Serdar senin eşin hakkında dedikodu yapıyor" şeklinde mesajlarla manipüle edilerek suça iştirakinin sağlandığı ifade edildi. Delilleri karartmak için parkeleri değiştirdiler Cinayetin ardından sanıkların delilleri yok etmek için organize hareket ettiklerine dikkati çekilen mütalaada, olayın gerçekleştiği bağ evinde tadilat yapıldığı ve kan izlerini gizlemek amacıyla yer döşemelerinin sökülerek yenilendiği bilgisine yer verildi. "Pişmanım, keşke olay yaşanmasaydı" Karar öncesi son sözü sorulan sanık Mahsun Ö., ağabeyi Habil Ö.’nün kendisini azmettirdiğini öne sürerek, "Önceki ifadelerimi tekrar ediyorum. Pişmanım, keşke olay yaşanmasaydı. Maktulün ailesinden özür diliyorum" diye konuştu. "Mahsun hırsızlık yapar, her suçu işler. Ondan her şey beklenir" Sanık Habil Ö. ise kardeşinin iddialarını reddederek, "Mütalaayı kabul etmiyorum. Mahsun’un anlattığı her şey yalan. Beni de işin içine kattı. Ben Serdar’dan kurtulmak istesem zaten bir sürü dosyası var, veririm polise kurtulurum. Sadece olayı sakladım, eylemde yer almadım. Mahsun hırsızlık yapar, her suçu işler. Ondan her şey beklenir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu. Diğer sanık Sevban T. de cinayet aşamasında rol almadığını, durumu kolluk kuvvetlerine bildirmediği için pişman olduğunu söyledi. Karar açıklandı Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, cinayete iştirak ettikleri gerekçesiyle sanıklar Habil Ö. ve Sevban T.’yi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanık Mahsun Ö.’ye ise takdiri indirim uygulayarak müebbet hapis cezası verdi. Ayrıca ’ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanuna muhalefet’ suçundan Habil Ö. 2 yıl, Mahsun Ö. ise 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildi.
İstanbul Gaziosmanpaşa’da Dünya Otizm Farkındalık Günü etkinliği düzenlendi Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle bir dizi anlamlı etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında otizmli öğrenciler şiirler okuyup, atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Renkli görüntülerin de yaşandığı sahne gösterilerinde etkinliğe katılan öğrencilere patlamış mısır ve pamuk şeker ikram edildi. Gaziosmanpaşa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizm spektrum bozukluğuna yönelik toplumsal farkındalığı artırmak, özel gereksinimli öğrencilerin sosyal hayata aktif katılımını desteklemek ve toplumsal anlayışı güçlendirmek amacıyla bir dizi etkinlik düzenledi. Hüseyin Keçici Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda gerçekleşen programa aileleriyle katılan öğrenciler, çeşitli etkinliklerle yeteneklerini sergileyebildikleri, sosyal etkileşim becerilerini geliştirebildikleri güvenli ve destekleyici bir ortamda buluştu. Programda sahneye çıkan otizmli öğrenciler şiir okuyup, halk oyunları gösterisi düzenledi. Öte yandan program geleneksel kukla gösterimiyle devam etti. Sahne etkinliklerinin ardından maske, figür ve yüz boyama etkinliğinde yeteneklerini sergileyen öğrenciler, okul bahçesinde ise hazırlanan bilim şov gösterisi ve uygulamalı deneylerle karşılaştı. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerde tüm katılımcılara patlamış mısır, pamuk şeker ikram edildi. Etkinlikte otizm farkındalığına dikkat çekilirken, otizmli öğrencilerin bilişsel becerilerini geliştirilmesi amaçlandı. (EA-RU
İstanbul "İş Dünyası Okuyor" etkinliğinin üçüncüsü düzenlendi İstanbul Ticaret Odası (İTO), kültürel farkındalık oluşturmak amacıyla kamu, iş dünyası ve öğrencileri aynı çatı altında buluşturan "İş Dünyası Okuyor" etkinliğinin üçüncüsünü düzenledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker konuşmacı olarak katıldı. İstanbul Ticaret Odası (İTO), kültürel farkındalık oluşturmak amacıyla kamu, iş dünyası ve öğrencileri aynı çatı altında buluşturan "İş Dünyası Okuyor" etkinliğinin üçüncüsünü düzenledi. Programa iş insanları, akademisyenler, öğrenciler ve kamu kurum temsilcileri katıldı. Katılımcılar, Sâdâbâd Kampüsü Kütüphanesi’nde Murat Ülker’in "Murat Ülker’den Röportajlar" ve şair İbrahim Tenekeci’nin "Uzak İstanbul" kitaplarından pasajlar okuyarak bireysel okuma etkinliğine katıldı. Programda konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İTO ile İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin değişmez ortak paydasının "kitap" olduğunu belirtti. Avdagiç, etkinliğin onur konuğu Murat Ülker’in iş insanı kimliğinin yanı sıra aynı zamanda bir yazar ve çok iyi bir okur olduğunu, kendisinin üslubuyla, sade ve duru Türkçesiyle, yazmada da başarılı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Avdagiç, "Onun sosyal medya hesaplarını takip edenler gayet iyi bilir. Murat Bey, protokol paylaşımlarına yazdığı resmi cümleler dahil, paylaştığı metinlerle yazıda da ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyor. Özellikle sanattan iş dünyasına kadar çeşitli alanlara uzanan metinleri, bana göre okuyucuya yeni bir dünyanın kapısını aralıyor" dedi. "İstanbul’u yaşattıkça, öz değerlerimizi, öz kimliğimizi yaşatacaksınız" Avdagiç, etkinlikte yeni nesil yazarlardan İbrahim Tenekeci’nin "Uzak İstanbul" kitabının katılımcılarla buluşturulduğunu belirterek, üç etkinliğin üç kitabının da İstanbul üzerine olduğunu kaydetti. İlk etkinlikte Yahya Kemal’in "Aziz İstanbul"u, ikinci etkinlikte rahmetli Haluk Dursun’un "İstanbul’da Yaşama Sanatı" kitabının okunduğunu hatırlatan Avdagiç, "Şimdi de şair İbrahim Tenekeci, İstanbul’un yaşadığımız ama fark etmediğimiz yönlerini bize hatırlatıyor. Bir anlamda şair duyarlılığıyla ’Uzak İstanbul’ ile bir zamanlar bizim için yakın olanlara nasıl uzak kaldığımızı ve tekrar nasıl hemdem olacağımızın işaretini veriyor" diye konuştu. Öğrencilere seslenen Avdagiç, İstanbul’da yaşamanın ve İstanbul’da tahsil görmenin kıymetini bilmeleri gerektiğini vurgulayarak, "İstanbul yaşadıkça, İstanbul’u yaşattıkça, öz değerlerimizi, öz kimliğimizi ve barbarlara karşı duruşumuzu yaşatacaksınız" ifadelerini kullandı. "Okuyarak bir bakış açısı kazanıyorsunuz" İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay’ın moderatörlük yaptığı programda konuşan Murat Ülker de bugünü okuyanların geleceği de şekillendirme imkanı sağlayacağını söyledi. İş dünyasının sadece rakamlardan ibaret olmadığını belirten Ülker, "İş dünyasında insan var. İnsanı bilmek, anlamak var. Bunun için de insanın içinde yaşadığı toplumu anlamak gerekiyor. Okuyarak bir bakış açısı kazanıyorsunuz" dedi. İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya da konuşmasında okuma oranı ile gelişmişlik düzeyi arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekerek, gelişmiş ülkelerin aynı zamanda en çok okuyan toplumlar olduğunu ifade etti. Dijitalleşmenin etkisiyle yüzeysel okuma alışkanlıklarının arttığına değinen Kaya, kitabın tamamını okuyarak derinleşmenin önemine vurgu yaptı. İstanbul Valiliği tarafından yürütülen "Ben Okuyorum İstanbul Okuyor" projesi kapsamında kütüphanelerdeki kitap sayısının 13 milyona çıkarıldığını belirten Kaya, okuma kültürünü yaygınlaştırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. İş dünyasının da okuma alışkanlığını güçlendirmesinin, ekonomik ve toplumsal gelişim açısından kritik olduğunu vurguladı. "Güçlü toplumlar ancak bilgiyle inşa edilebilir" İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken, konuşmasında okuma kültürünün toplumun tüm kesimlerine yayılması gerektiğini vurgulayarak, "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" sözünün altını çizdi. Kütüphaneler Haftası’nın yalnızca sembolik bir etkinlik olmadığını, toplumda kitap ve okuma bilincini güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Dr. Erken, rol model isimlerin bu süreçte kritik bir etkisi olduğunu ifade etti. Murat Ülker’in okuma alışkanlığı ve bunu paylaşma biçimiyle önemli bir örnek teşkil ettiğini dile getiren Dr. Erken, güçlü toplumların ancak bilgiyle inşa edilebileceğini söyledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay da üçüncüsü düzenlenen "İş Dünyası Okuyor" programının, kitapla kurulan ilişkinin toplumun farklı kesimlerinde güçlenmesine katkı sunduğunu ifade etti. Programın bu yıl da öğrencileri, akademisyenleri ve iş dünyasının temsilcilerini aynı zeminde buluşturduğunu belirten Dr. İsrafil Kuralay, etkinliğin yalnızca bir söyleşi değil, aynı zamanda bilgi ve tecrübenin farklı kuşaklar arasında paylaşılmasına imkan tanıyan önemli bir buluşma olduğunu vurguladı. Dr. İsrafil Kuralay, iş dünyası, akademi ve gençlik olmak üzere üç farklı perspektifi bir araya getiren bu tür programların, katılımcılara yeni düşünme alanları açtığını ve üniversite ile iş dünyası arasındaki bağı daha da güçlendirdiğini dile getirdi. Murat Ülker’in yalnızca iş dünyasındaki başarılarıyla değil, kültür, sanat ve hayırseverlik alanlarındaki çok yönlü birikimiyle de dikkat çeken bir isim olduğunu ifade eden Dr. İsrafil Kuralay, böylesi örnek şahsiyetlerin öğrenciler için önemli bir ilham kaynağı oluşturduğunu söyledi. "Değişim için okumak bir tercih değil, zorunluluktur" İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek de konuşmasında okumanın bireysel ve toplumsal gelişim açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, "Değişim için okumak bir tercih değil, zorunluluktur" vurgusunu öne çıkardı. Kitapların insanlığın birikimini taşıyan en güçlü araç olduğunu belirten Prof. Dr. Şimşek, üniversitelerin yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil, aynı zamanda düşünceyi derinleştiren ve okuma kültürünü yaygınlaştıran yapılar olduğunu ifade etti. Okuyan bir iş dünyasının güçlü bir ekonomi ve sürdürülebilir bir gelecek anlamına geldiğini belirten Şimşek, üniversite olarak bilginin derinliği ile ticaretin dinamizmini buluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi. İstanbul Ticaret Üniversitesi İdeal Hukuk Topluluğu Kurucu Başkanı Ayça Sena Günay ise iş dünyası ile hukukun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak, okuma kültürünün bu iki alanın kesişiminde kritik bir rol oynadığını ifade etti. Günay, iyi bir hukukçunun yalnızca mevzuatı bilen değil; toplumu, ekonomiyi ve ticari dinamikleri okuyabilen bir birey olması gerektiğine dikkat çekti. Okumanın, özgür düşünceyi ve adalet duygusunu besleyen temel unsur olduğunu belirten Günay, iş dünyasının vizyonu ile hukukun adaletinin ancak bu bilinçle buluşabileceğini dile getirdi.